Abdülbaki Gölpınarlı

Katılım
30 Ocak 2010
#1
"Baki Bey bir aynadır. Ancak tozlu bir ayna. Onun görülebilmesi için üzerindeki tozun kaldırılması gerekir."

Gölpınarlı'yı araştırmaya ve tanımaya başladığımdan beri bazı sebeplerden dolayı hep mesafeli durmam gerektiğini düşünerek belli sınırlar içerisinde hareket ettim. Böyle yapmamda üç esaslı saik vardı: Biri holiganlık derecresinde Caferîliği, diğeri arifi olmadığı konularda yüksek perdeden konuşmayı sevmesi, öbürü de nizam duygusundan yoksun son derece zikzaklı ve değişken fikirleri.
Küçüklüğünden itibaren bir tasavvuf muhitinin içinde doğması, ilk başlarda Mevlebiliğe, sonra Bektaşiliğe intisabı, bir dönem Marksizm'e merak salışı, tezini yazdıktan sonra Muhammed Nur Melamiliğine beslediği hayranlığın Hamzavî-Melamiliğe ilgi duymaya başlamasından sonra tenkide dönüşmesi, Üsküdar eşrafından Eşref Ede, Mustafa Düzgünman, Necmettin Okyay gibi urefadan zevatın bulunduğu bir mecliste "İbn Arabi şeyh-i ekber değil şeyh-i ekferdir" diye haykırması gibi sayfalarca uzatılabilecek zikzakları kendisine temkinle yaklaşılmasını gerektiriyor. Yunus'un Hacı Bektaş mektebinden yetişmiş olduğunu iddia edenleri bir dönem yerin dibine batırırken, aradan belli bir vakit geçtikten sonra eleştirdiği fikri kendisi benimseyip bu sefer Yunus'u Mevlana mektebine bağlayanları yerin dibine batırabiliyor. Yetiştiği ortama rağmen, Divan Edebiyatı Beyanındadır isimli kitabında Divan Şiirine getirdiği, Nurullah Ataç gibi bir adamın bile abartılı ve haksız bulduğu akıl almaz eleştirileri, aradan yıllar geçtikten sonra yerini müthiş bir Divan şiiri hayranlığına bırakabilecektir. Hem değişken fikirli oluşu, hem de fikrini üst perdeden savunuşu ortaya garip bir Gölpınarlı tablosu çıkarıyor. Bu örnekler haricinde, kutbiyyet, gavsiyyet, kamil mürşit gibi konularda ve mutasavvıf şairlerin şiirlerine getirdiği bazı açıklamalarda içine düştüğü çelişkili hal acizane fikrimce, evin içine giremeyip onu tamamen dışarıdan seyretmesinin bir sonucudur.
Bütün bu bahsettiğim şeylere rağmen eski İstanbul'un ve özellikle Üsküdar'ın mayası henüz sönmemiş ortamında yetişen insanlardaki o başkalık Gölpınarlı'da da var. Eski İstanbul'u anlattığı konuşmasını dinleyince bunu hissedebiliyoruz. Veya Sahaflar Çarşısı'nda, uzun süredir peşinde olduğu kitabı görüp parası olmadığını farkettikten sonra kitabı almak için ayakkabılarını satışı ve Beyazıt'tan İhsaniye'ye yalınayak dönüşü mesela... Yahut İsmail Saib Efendi vefat ettikten sonra, cenaze merasiminde yüzlerce kişinin arasından Saib Efendinin üzerine atılıp gözyaşları arasında topuklarını öpüşü... Bir başka hal, bir başka tavır var bu insanlarda.
Gölpınarlı'yla ileri derecede ünsiyet peyda edebilmiş olan iki insandan, Ahmet Güner Sayar'dan ve Memduh Cumhur'dan onu teferruatıyla dinledikten sonra yukarıya alıntıladığım, Şabaniyye ricalinden Yusuf Bahrî Nefesli'ye ait olan sözü daha iyi anladım. Gölpınarlı'nın fevkalade çalışkanlığı ve tasvvufa olan merakı, İstanbul'da kendi zamanında yaşayan ne kadar tasavvuf muhiti varsa salik derecesinde olmasa da muhib derecesinde tanımasına sebep olmuş ve bunu çeşitli vasıtalarla aktarmasına yol açmıştır. Bir dönemin tasavvuf çevresini merak edenler o çevrenin "tozlu" aynası olan Gölpınarlı'ya uğramak durumundadır.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

Sahaflar Çarşısı'nda, uzun süredir peşinde olduğu kitabı görüp parası olmadığını farkettikten sonra kitabı almak için ayakkabılarını satışı ve Beyazıt'tan İhsaniye'ye yalınayak dönüşü mesela

günümüzde böyle insanlar var mıdır?


-pek sanmıyorum.


bir edebiyat öğretmeni kendisi.hocası köprülüzade mehmet fuad bey. günümüzde bu kumaşta edebiyat öğretmenleri var mıdır ?


-belki kumaş olarak vardır ama işleyecek adam yok. nitekim o kadar garip bir eğitim sistemimiz var ki sıradan bir milli eğitim okulunda edebiyat öğretmenliği yapmak çok zor. müşterisiz meta zayidir diyor Ziya Paşa. müşterimiz yok belki bundandır belki de başka bir şeydendir.saf edebiyat,seviye kokan yerler tenha.her türlü seviyesizliğin hakim olduğu yerler ise revaçta.


keşke gelecek kaygısı ile meşgul olmayan yarış atı gibi sınava hazırlanmayan kültürüne aç bir nesil yetiştirsek.öğrenciler sıralarda olmak istemiyor.sıralarda olanların tek gayesi okulu bitirmek sınava girip üniversite kazanmak.sonrasında ne olacağını düşünen yok.


otursak bir ay boyunca Gölpınarlı okusak mesela okulda başka bir ay Necip Fazıl'ı başka bir ay Bâki'yi, Nazım'ı.öyle içler acısı bir müfredatımız ve eğitim sistemimiz var ki bomboş mezun oluyor çocuklar.her şeyi vermek isterken bir bakıyoruz ki hiçbir şeyi verememişiz. belki de bundandır bence günümüzde bu tarz insanların olmaması.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#3
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

ne için kalmadı böyleleri yahut var da haberdar değiliz? bilmiyorum. bildiğim, böyleleri sadece mekteb sıralarında aldıkları şey ile böyle olmadılar. içinde doğdukları cemiyet öyleydi galiba.

"bir kurtlu peynir gibi ortasından kestiğim
buyrun ve maktaından seyredin işte evim"
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

mehmet baki' Alıntı:
ne için kalmadı böyleleri yahut var da haberdar değiliz? bilmiyorum. bildiğim, böyleleri sadece mekteb sıralarında aldıkları şey ile böyle olmadılar. içinde doğdukları cemiyet öyleydi galiba.

"bir kurtlu peynir gibi ortasından kestiğim
buyrun ve maktaından seyredin işte evim"
mektep sıralarında mıdır bu işin sırrı yoksa başka yerde midir bilemem ama adam olacak çocuk ışık verir bence okul sıralarında da.
 
Katılım
30 Ocak 2010
#6
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

UluğBey' Alıntı:
günümüzde böyle insanlar var mıdır?


-pek sanmıyorum.
Alıntılanan kısımla ilgili olarak: Böyle ifrat derecede kitap merakı olan insanlar tanıdım. El'an varlar. Ama bütün olarak Gölpınarlı çapında bir insan tanımıyorum. İnternet, yok.tez.gov.tr, çeşitli kütüphanelerin web siteleri gibi bilgiye kolay yoldan ulaşmanın mümkün olmadığı bir zamanda, geceleri uyumadan mütemadiyen çalışarak, en çetin yazmaları ayıklayarak yüzlerce eseri kim hazırlayabilir? Hatta bugün değil, Gölpınarlı'nın son demlerinde bile bu insanların sahneyi terkedişlerini bizzat kendisi tarif ediyor:

Gurbet ender, gurbet içre olmuşum cânâ garîb
Şimdi âlemde benim ben, bî-emel yektâ garîb

Hânumânım bâde vermiş gird-bâd-ı rûz-gâr
Âşinâ yok derdime, dil gavta-zen, deryâ garîb

Neş'e-i ümmîd nâ-peydâ, şikeste câm-i mey
Kalmamiş yârân bu meclisde bu şeb sahbâ garîb

Hatt-ı nâ-fercâmımı yok bir bakıp fehmeyleyen
Her görüp seyrettiğim sîmây-ı bî-mânâ garîb

Mâ'bedim kâşânelerle sanki gark-âb-ı memât
Kalmamış seng-i mezârım, mevt-i bî-pervâ garîb

Şâhidim, şehdim, şuhûdum, sanki olmuş bir serâb
Düşdüğüm bîgânelik bezmindeki feyfâ garîb

Yok dilimden anlayan bir hemdemim, bir mahremim
Sanki zât-i pâk-i Hakk'la olmuşum râ'nâ garîb

Gök o gök amma ne çâre yer değil artık o yer
Ben bu yerde olmuşum bîçâre vü bîcâ garîb

Nağme-i şevk-u tarâb olmuş cünûna müntehî
Beste çılgın, güfte mecnûn, tenni tennennâ garîb

Dilkurum sa'yiyle oldu defter-i dîvân-ı dîl
Nazmı nesrinden beter her sûret-i inşâ garîb

Hâl-i zâr-ı bî-karâr-ı derd-i bî-dermânımı
Sanki vaktiyle demiş bir âşk-ı şeydâ garîb

"Gâh olur gurbet vatan, gâhî vatan gurbetlenir"
İşte şimdi oldu Bâkıy hâliyâ dünyâ garîb

Gönlüm ister gitmeyi cânâ bu mâtemhâneden
Korkarım ki gittiğim yer de olur ammâ garîb.

mehmet baki' Alıntı:
içinde doğdukları cemiyet öyleydi galiba.
Baki hocama katılıyorum tamamen. Medrese mekteple olacak olan bir şey değil. Çekirdekten yetişmek gerekiyor. Bugün neden divan şiiri yazılamıyor? Ömrünü divan şiiri incelemesine vakfetmiş o kadar insan var. Fuzulî'nin yazdıklarının bir benzeri neden yazılamıyor? Cevap net. O ortamda yetişmedik.
 
Katılım
30 Ocak 2010
#7
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

UluğBey' Alıntı:
mektep sıralarında mıdır bu işin sırrı yoksa başka yerde midir bilemem ama adam olacak çocuk ışık verir bence okul sıralarında da.
Burası çok mühim. Eskiden gelecek vaadeden öğrenciyi hoca ferasetiyle sezer, onu sahiplenir, elinden tutar, gelişmesi için ne gerekiyorsa yaparmış.Şimdi kabiliyeti olan gençler hocalarına kendilerini beğendirmek için göbek çatlatıyor.
Eskiler kitaptan ziyade insana önem vermişler. İmam-ı azamın fikirleri Fıkh-ı Ekber'le mi yayıldı yoksa İmam Muhammed ve Ebu Yusuf'la mı? Kitabın statik olduğunu, insanın ise bilgiyi dinamikleştirdiğini biliyordu eskiler. Meşhur tariftir, satır ilminden çok sadır ilmine önem vermişler. Bunun için eskilerde "insan yetiştirmek" anlayışı hakimdi.
 
Katılım
20 Haz 2018
#8
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

Maziye namzet bu başlığı âti ye taşımak,Eskidikce eksilmeyen değerlerimizi gün yüzüne çıkarmak gayesiyle Abdülbaki Gölpınarlı dan bir söz 'yaşı :
Uyumak için değil uyanmak için kitap okuyun.
 
Katılım
6 Ara 2014
#9
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

Bağcılığı öğrendikten sonra bağcıyı döven sonra da helallik isteyen muthiş bir öğretmen ve edebiyatçıdır.Son dönemin son alimlerindendi mekanı cennet olsun .
"gâh olur gurbet vatan, gâhi vatan gurbetlenir."
 
Katılım
20 Haz 2018
#10
Ynt: Abdülbaki Gölpınarlı

"Gurbet ender, gurbet içre olmuşum cânâ garîb
Şimdi âlemde benim ben, bî-emel yektâ garîb

Hânumânım bâde vermiş gird-bâd-ı rûz-gâr
Âşinâ yok derdime, dil gavta-zen, deryâ garîb

Neş'e-i ümmîd nâ-peydâ, şikeste câm-i mey
Kalmamiş yârân bu meclisde bu şeb sahbâ garîb

Hatt-ı nâ-fercâmımı yok bir bakıp fehmeyleyen
Her görüp seyrettiğim sîmây-ı bî-mânâ garîb

Mâ'bedim kâşânelerle sanki gark-âb-ı memât
Kalmamış seng-i mezârım, mevt-i bî-pervâ garîb

Şâhidim, şehdim, şuhûdum, sanki olmuş bir serâb
Düşdüğüm bîgânelik bezmindeki feyfâ garîb

Yok dilimden anlayan bir hemdemim, bir mahremim
Sanki zât-i pâk-i Hakk'la olmuşum râ'nâ garîb

Gök o gök amma ne çâre yer değil artık o yer
Ben bu yerde olmuşum bîçâre vü bîcâ garîb

Nağme-i şevk-u tarâb olmuş cünûna müntehî
Beste çılgın, güfte mecnûn, tenni tennennâ garîb

Dilkurum sa'yiyle oldu defter-i dîvân-ı dîl
Nazmı nesrinden beter her sûret-i inşâ garîb

Hâl-i zâr-ı bî-karâr-ı derd-i bî-dermânımı
Sanki vaktiyle demiş bir âşk-ı şeydâ garîb

"Gâh olur gurbet vatan, gâhî vatan gurbetlenir"
İşte şimdi oldu Bâkıy hâliyâ dünyâ garîb

Gönlüm ister gitmeyi cânâ bu mâtemhâneden
Korkarım ki gittiğim yer de olur ammâ garîb"

[Abdülbâki Gölpınarlı]
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap