ağıralioğlu ile röportaj

Katılım
17 Haz 2008
BBP MKYK Üyesi Y. Ağıralioğlu İle Röportaj



Habertepe: Büyük Birlik Partisi Nereye Gidiyor?
Ağıralioğlu: Büyük Birlik Partisinin nereye gittiğinden ziyade nereden geldiği çok önemlidir. BBP, Milliyetçi Hareketin kendi içinde kırıldığı gibi lanse edilen bir süreçte kuruldu. BBP bu süreç içerisinde tartışılmaz fikirlere ve tartışılmaz liderlere reddiyelerle kuruldu. İstişareyi ve katılımcılığı esas alan toplumun bütün kesimlerine yayılmak gibi bir iradeyi meclise taşımak gibi bir insiyatifi ortaya koymuştur. Ne yazık ki BBP Enver Paşa talihli bir harekettir ve kurulduğu günden itibaren de fikirlerini ve meşruiyet sahasını oy potansiyeline çevirememiş olmaktan muzdariptir. Bu hareketin aldığı oyla gayrimütenasip bir nufuz sahası vardır. Bunun kaynağı ise milletin ruh kodlarıyla birebir irtibatlı bir hareket oluşudur. Bu manada Büyük Birlik Hareketi bir "aysberg" dir. Yani görünenden ziyade görünmeyen bir gücü ve kökü vardır.

Fakat sonuç ne olursa olsun bu bir fedakarlık hareketidir ve bu topluluk bu uğurda herşeyi göze alabilecek insanlardan oluşmuş bir iradeyi temsil eder. Hiçkimseden destek görmeksizin fedakarlıklar üzerine bina edilerek devam edip gidiyor. Türkiye şartlarında da böyle dürüst siyaset izlemenin de bir bedeli vardır. Muhsin Başkan'da bu bedeli şan ve şerefle ödedi. Bu hareket de bu tavrın bedeli ne olursa olsun ödemeyi şiar edinmiş kadrolarla bu günlere kadar geldi. Kurulduğu andan genel başkanımızın vefatına kadar olan süreçte bu durum böyle devam etti. Muhsin Başkanın vefatında yaşadığımız duygu yoğunluğu ve cenazedeki ihtişam milletimizin nazarında hareketimizin ne anlama geldiğini göstermiştir ve biz de milletimize minnettarız. Muhsin Başkan bütün milleti mümin ve muvahhit olduğuna şahit ederek gitti. Bu şehadet Büyük Birlik kadrolarına yeni bir mesuliyet yükledi. Bu unsurlar altında büyük birliğin nereye gittiği de bu mesuliyeti kaldırabilmekle doğru orantılıdır.

Yaşadığımız süreç içerisinde de hareketimizin teklifsiz ve perdesiz olarak milletimizin lehine olacak hiçbir kavgadan geri kalmayacağı açıktır. Bu minvalde AKP'ye de MHP'ye de CHPye de DTPye de Kürdümüze de Kürtçülere de söyleyecek sözümüz var. Ümidimiz odur ki hareketimizin değerleri önümüzdeki seçimde ve daha sonraki seçimde millletimizin hakim değerleri halini alsın. Gayret bizden takdir Allah'tan.

Habertepe: Muhsin Başkan Nasıl Bir Liderdi? Nasıl Bir İnsandı?
Ağıralioğlu: Muhsin Başkan ismini duyurduğu Ülkü Ocakları başkanlığından vefatına dek tepeden tırnağa cesaret, insiyatif tepeden tırnağa operasyonel bir lider ve adanmışlığı temsil eden bir kahraman gibiydi. Başkanlığın sıradanlığı içerisinde kendi gücünü ve kuvvetini bulmuş bir adamdır.

Muhsin Başkan kurucu iradeyi temsilen milletin başını öne eğdirecek hiçbir tavrın yanında bulunmadı. Cezaevinin en zor dönemlerinde bile Muhsin Başkan'dı 80 öncesi çatışmanın en netameli dönemlerinde de muhsin Başkandı Allah ona başbakanlık ihsan etmiş olsaydı da Muhsin Başkan olacaktı. Yaşadığı hayattaki bu duruşunu biz hep bir şeref payesi olarak kabul edeceğiz. Cenazesini kıldıran hocamızın ifadesiyle: "Muhsin Yazıcıoğlu istikamet ve vakar sahibi bir insandı."

Habertepe: BBP Genel Başkanlığına Aday Olmayı Düşünüyor musunuz?
Ağıralioğlu: Hareketimiz bir olağanüstü kongre zorunluluğuyla bu döneme girdi. Tüzük zorunluluğu olarak yaptığımız bu kongre bizim için bir hüzün kongresiydi. Ve gerçek manasıyla yapılmış bir kongre değildi.

Önümüzdeki süreç içerisinde de ehil kadroların yönetimi eline alabilmesi için bir irademiz var. Başkanlık yarışı bizde diğer partilerden farklı olarak gerçekleşecektir. Rekabet elbette ki olacaktır fakat bizde bu yarış iyilerin yarışı şeklinde olacaktır. Ve memleket hayrına koşabilecek daha fazla enerjisi olanların yarıştığı bir süreç olacaktır.

Bu sürecin benimle ilgili olan kısmına gelirsek şu ana kadar açıklanmış böyle bir irademiz yoktur. Fakat istişarelerimiz devam ediyor. Türkiye'yi dolaşmaya devam edeceğiz. Hareketimizin duruşunu iktidara getirebilecek kadroları bir an önce harekete geçirmemiz gerekiyor. Herşeyden önce koordinasyon gerekiyor. Bu süreçten sonra da benim şahsımla alakalı husus işin detay kısmındadır. Bu iş şahsi hesaplarla gerçekleştirilemez.

Bizim hareketimiz içinde bu tür görevlere talip olunmaz. Biz bir kadro hareketiyiz. Yapılması gereken birşey varsa istişareyle karar verilir. Önceliğimiz ciddi bir teşkilatlanma içerisinde kadrolarımızın tam hareket kabiliyetini hayata geçirmektir. Daha önce de belirttiğim gibi benim adaylığım işin detay kısmındadır.

Habertepe: Sizce Türkiye İyi Yönetiliyor mu?
Ağıralioğlu: Memleket iyi yönetiliyor olsa Büyük Birlik Hareketi'nin varlık iddiası ortadan kalkar. İyi yönetildiğini düşünsek şu anda yönetimde olan iktidar partisinin içerisinde olurduk.

Fakat şunu da söylemek gerekir ki memleketimiz belli konularda kendini aşıyor. Herşeye rağmen Dünyadaki 200 küsür devlet içerisinde ekonomik büyüklük olarak 16'ncı sıradayız. Birinci sıraya çıkmamızı da hiçbir güç engelleyemez. İyi bir yer olabilir fakat burası razı olabileceğimiz bir konum değil.

Yönetim konusunda ne tamamen reddiyeci bir bakış açısı ne de tamamen herşeyi kabul eden bir anlayış doğru değildir. Cumhuriyeti kurduğumuz günden bu güne dek dört başı mamur gelmedik. Ciddi iktisadi bunalımlar yaşadık. Ağır bedeller ödedik demokrasimiz inkıtaya uğradı.

Türkiye büyüyor fakat bu topraklar yangından mal kurtarırcasına kurtardığımız son toprak parçasıdır. Türk'ün elinde kalmış başına miğfer edinecek son devlettir burası. Ama ne olursa olsun ilanihaye bu topraklar elimizde kalacaksa daha çok güçlenmenin, daha çok üretmenin, daha çok bilmenin ve Dünyaya sunabileceğimiz her alanda markalar üretebilmenin zorunluluğundayız.

Türk Devleti'nin maddi manevi ufuk alanını gözönünde bulundurduğumuzda büyük geleceğimiz engellenemez fakat tehir edilmiştir. Burası dünyanın en pahalı coğrafyasıdır. Fakat hayalimizi yaşatmamız gerekiyor. Türküde geçtiği gibi; "yari güzel olanın uyku girmez gözüne." Fakat Sultan Alparslan'ın sözünü de bir bedel olarak hatırda tutmak gerekir: "Elbisemiz kefenimiz." Bu topraklar üzerinde hep yapmak isteyenlerin aklında tutması gereken temel ölçü de budur.

Tarihte çok büyük medeniyetler kurduk ve medeniyetimize bizimle beraber yaşamak iradesi gösteren herkesi kattık ve oluşan kuşatıcı medeniyetin adına Türk-İslam medeniyeti dedik. Fakat bunu oluşturan unsurların Yahudi, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve Rum olmasından imtina etmedik. Bu bize esas olarak düşmanlarımızın verdiği bir tariftir. Biz buraya Diyar-ı Rum derdik. Türkiye ismini bize batılılar verdi.

Habertepe: Kısacası 1000 yıldır haça çarpanın adıdır Türk.
Ağıralioğlu: Bizim kısır siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakmamız gerekiyor. Yapay gündemlerle oyalanıyoruz aslında. Bir Ateş çemberinin içindeyiz burda yıkıldığı için her yerde yıkılmış bir nizam vardır. Murat Bardakçı'nın bir sözünü çok severim " İmparatorluk halen yıkılmaya devam ediyor." Başbakan'ın Davos çıkışı bize birşey hatırlattı. Dünyada Türk bayraklarının altında namaz kılan insanlar gördük. Yitik kaybedildiği yerde aranır. Bütün bu unsurlar içerisinde Türkiye bu devletlerin abiliğine, hamiliğine ve zırhlığına hamledilebilecek her tavırla tarihi koordinatta buluşuyor. Bu devletlerden uzaklaşmaktır Türkiye'nin zaafiyeti.

Dünyanın her tarafında iş yapan işadamlarıız var. Yetişmiş kalifiye ve genç nüfusumuz var. Önümüz açık ama önü bu kadar açık bir milletin de tabiatıyla düşmanları çok olur. Bu coğrafyada hesap yapabilecek herkesin Türk Devleti'ne ihtiyacı vardır.

Başörtüsü, İslami cemiyet nizamı, halifelik gibi meseleler yapay gündemlerdir. Bu tür meselelerin arkasında sanki kaybettiğimiz başka dünyalar var. Biz ihtilal anayasasıyla, PKK sorunuyla uğraşırken Dünyadaki maddi manevi nufuz bölgelerimizde yeraltı ve yerüstü kaynakları paylaşılmaktadır. Türk Devletine de boru hatlarının üzerimizden geçmişliği kalmaktadır. Değiştirici bir iradeye sahip olana dek Türk Devleti iyi yönetiliyor diyemeyeceğiz. İyiye gitsek bile Uluslararası operesyonlara bir tarafımızla açığız. Fakat Türk Devleti bugünleri geçecektir. Çünkü artık yarın kaygısı olan bir nesil geliyor.

Habertepe: Kürt Açılımı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
Ağıralioğlu: Çok netameli bir konudur ve çok ağır bedeller ödedik. Biz bu konuda herkese söyleyecek sözü olan partiyiz.

Güneydoğudan AKP ciddi bir oy aldı. Aldığı oy memleketin bütünlüğünü temsil eden bir oydur.

Açılımın birinci maddesi şudur ki: DTP Kürtlerin meşru temsilcisi yapılmadan böyle bir hamle yapılmalıydı. Yapılan net bir usul hatasıdır. 1984 Eruh baskınının yapıldığı yerde açıklama yapmaya giden DTP'lileri görünce orda aslında iyiniyetten öte birşey olduğunu görüyoruz. Yıllardır çok ciddi şekilde canımızı yakmakta olan terörün sadece kültürel haklar için ortaya çıkarıldığını söylemek gayet açık şekilde saflıktır. O yüzden hiçbir devlet böyle bir mevzuda bütünlüğüne halel getirecek bir pazarlığın içinde olamaz. En net ifadeyle; "Devlet eşkiya ile pazarlık yapmaz." Evet kendi vatandaşlarıyla sorunları olabilir fakat problemi çözmek için belirlenecek yeri kendisine karşı çıkılacak yere olarak belirlemez. Ben savaştım haklarımı kazandım dedirtmemek için belirlenecek alan ihtilal anayasasının değiştirileceği dönemde gündeme getirilecek başlıklardır. O zaman bunları konuşmak sizi PKK ile sizi masaya oturuyor göstermeyecektir. Ama şu süreçte DTP'yi veya İmralı'dan gelecek maddeleri muhatap alarak süreci çok ciddi bir çıkmaza sokarsınız ancak. AKP usul hatası yapıyor.

İhtilal anayasası değiştirileceği zaman toplumun bütün kesimlerinin hakları oturulup müzakere edilir ve bu haklar salimen teslim edilerek sorun kökünden halledilmiş olur. Fakat devlet teröristten özür dileme pozisyonuna düşürülmemelidir. Özür dilenecekse teklifsiz bedel ödeyen şehit ailelerinden özür dilenmelidir.

Tezin antitez ortaya çıkarma ihtimalini gözönünde bulundurursak bizim anladığımız milliyetçilik kalın hatlarıyla vatanseverliktir ve net olarak dışarıya karşı olan bir tavırdır. İç politikaya dönersek milliyetçilik; üretimi canlandırmak, birliğe yönelmek, hoşgörmek ve milleti için fedakarlık duygusuyla hareket edebilmektir. Bu ideoloji resmi ideolojinin kendisini tanımlarken kullandığı argümanlarla bir karşıt ideoloji ortaya çıkarmış olabilir. Türklük bu memlekette hiçbir zaman bir ırk olarak kullanılmamıştır.

Bu devlet bu kadar muhtevasızlığına rağmen dünya üzerindeki bütün Ümmet-i Muhammed'in zırhı durumundadır. Biz insanlık hayrına bin yıldır nadalet ve nizam için çalışıyoruz. Bu sınırlar içerisine sığınmış bütün etnik ve dini unsurlar burada emin olarak yaşamıştır. Burası bütün İslam dünyasında ve bütün dünyada zulüm görmüş insanların sığınacağı yegane limandır. İstikameti böyle olmak kaydıyla bu gemiyi bütün unsurların yönetmeye hakkı vardır. Ve bunun karşısındaki hiçbir görüş kabul edilemez. Dış güçlerin içimizdeki manipule aracı haline gelmiş unsurların varlığı normaldir. fakat Türk Devletinin zaafiyeti üzerinden hesap yapmanın hiçkimseye bir faydası yoktur.

Bugün Kürtlerin hiçbir şekilde -anketlerde de görüldüğü üzre- ayrılmak gibi bir niyeti yoktur. Ama ayrılıkçı unsurların varlığı da normaldir. Ama bu unsurların tahlili iyi yapılmak zorundadır. Devlet önlem almazsa ayrılıkçı unsurlar artacaktır.

Hiçkimseye zorla şu millettensin denilemez. İnsan kendini ne hissediyorsa odur. Fakat ben devlet marifetiyle Kürtçe televizyon açılmasına karşıyım. Devlet insanlarının kendi içerisinde kültürlerini, geleneklerini ve inançlarını yaşatmasına imkan tanır. Kendi yapmaz. Kürtçe televizyonlar açılmalı mı, evet açılmalı fakat devlet tarafından değil. Bu homojenleşmeyi sağlar. sonuçta burası milli bir devlettir.

Hükümet iyiniyet açıklamaları yaparken DTP provakasyon yapmaktadır. Bu yüzden muhatabın DTP olmayacağı bir fikir zemini ortaya çıkarılmalıdır.

MHP ne olursa olsun Kürt açılımının içerisinde olmalıydı. Milletin kaderini tayin edecek böyle bir çalışmanın dışında kalmak doğru değildir.

Türk'ü Kürd'ün aklı bilmek Kürd'ü Türk'ün kuvveti bilmek bizim boynumuzun borcudur. Biz Kürtleri bin yıldır beraber yaşadığımız ve beraberce varolduğumuz uzuvlarımız biliriz. PKK uzvumuza batmış kıymıktır. Bugün uzuvlarımızdaki kıymıklar canımızı yaksa dahi uzuvlarımızı asla kesmeyeceğiz. Çünkü biz vaolmadan hiçbirşey varolamaz. Biz düştüğümüz andan itibaren Bosna yoktur Çeçenistan yoktur, Irak yoktur. Kısacası Türk Devleti huzursuzsa bütün İslam alemi huzursuzdur.

Bu meselede şovenizmle suçlanmaması gereken yegane camialardan birisi biziz. Nitekim Ülkücü camianın kahir ekseriyeti, Kürtçe konuşan bir Allah dostunun dudaklarından feyiz almaktadır ve bu bile başlı başına bir karinedir.

Milliyetçiliği konuşurken ırkı konuşmak çekirdeği konuşmaktır. Elmanın çekirdeği ile elma arasında görüntü itibariyle hiçbir bağ yoktur ve birbirine benzemez. Bu medeniyet artık meyve olmuştur. Bu bakış açısı antitezi de engelleyecektir.

Bu medeniyeti birçok yönüyle ortaya çıkarmış unsurlara bakın. Tatyos Efendi Ermeni'dir, İstiklal Marşı'nın şairi Arnavut'tur. Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurmaylarına bakın birçoğu Çerkes'tir. Türkler burada orkestra şefidir.

Türk'e bir ekaliyet vasfetmek memleketin bölünmesi için pimi çekilmiş bir bombayı ortaya atmaktır. Türk Müslüman olup da vatan tehlikeye girdiğinde elindeki bütün imkanlarıyla karşı koyanın adıdır. Başka türlüsü milliyetçiliğin kendini inkarıdır. Irk ve şecere hayvanlara mahsus bir kavramdır. Hatta diyebiliriz ki Tatyos Efendi bizim yerimize Türk olsun biz onun yerine Ermeni olalım. Said Nursi bizim yerimize Türk olsun biz onun yerine Kürt olalım ne çıkar.

Evine şehit cenazesi geldiğinde Kürt olan karşı komşusuna kaşını düşürmemiş bir milleti kimse birbirinden ayıramaz. Biz Dünya Ahiret birlikte kurgulanmışız.

Siyaset bu işleri maharetle konuşamadığı için bir bölünme fikri varmış gibi gözüküyor. Şu anda AKP'nin yapmış olduğu şey en hafif tabirle söylüyorum bir usul hatasıdır. Bunu bu şekilde yaparsanız hiçbir karşılığı yoktur.

Habertepe: Osmanlı Geri Döner mi?
Ağıralioğlu: Osmanlı geri dönmez. Yerli yerinde ağırdır. Dünya artık çok değişti. Osmanlı geri dönmez ama murad ettiği nizam fikri geri döner demek lazım ki dönebilir. Dünya kan gölüne döndü. 50-100 km ötede Irak'ta 1 Milyon insanın canına okumuştur ABD ve bu durumda bütün coğrafyamızı değerleriyle birlikte yaşatabilecek ve hesap sorabilecek bir iradenin eksikliğini ortaya çıkarmıştır. Türk Devleti de bu iradenin taşıyıcısıdır.

Burda kaybolunca heryerde kaybolan o insani iradeyi canlandırmak Türk Devleti'nin boynunun borcudur. Biz bu misyondan kaçamayız.

-----------------------------------------------------------------
Yavuz Ağıralioğlu Kimdir?
Aslen Trabzon/Çaykara’lı olan Yavuz Ağıralioğlu, 1 Şubat 1972 Yozgat/Sorgun doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimi Sorgun’da tamamlayan Ağıralioğlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. En başından itibaren ülkücü hareket içerisinde yer almış bir ailenin evladı olarak, Rahmetli Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte Büyük Birlik Hareketi saflarında cemiyetçilik yapan Yavuz Ağıralioğlu; Servet Avcı, Emir Kuşdemir ve Süleyman Doğan dönemlerinde Nizam-ı Alem Ocakları Genel Merkez yönetiminde çeşitli görevler üstlenmiştir.

Aralık 1995 yılında Nizam-ı Alem Ocakları Genel Başkanlığı görevine getirilen Yavuz Ağıralioğlu, görev yaptığı dönemde Anadolu’ya ağırlık vererek, yoğun ziyaretler gerçekleştirmiştir. Teşkilatlarca düzenlenen çok sayıda organizasyona iştirak eden Ağıralioğlu, o bölgelerdeki çeşitli radyo ve televizyon programlarına da katılarak röportajlar vermiş, Nizam-ı Alem Ocakları fikriyatının Anadolu insanı tarafından doğru ve net bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.

Ziyaretleri esnasında ocak faaliyetlerini ve yaşanan sorunları yerinde gören Yavuz Ağıralioğlu'nun genel başkanlığı döneminde, teşkilat sayısı hızla artırılmış, daha sağlıklı bir yapılanma düşüncesinin gereği olarak, Türkiye çapında bölge başkanlıkları oluşturulmuş, teşkilat işleyişi yeniden tanzim edilmiştir.

Anadolu’daki ocaklarla genel merkez arasında en önemli bağı teşkil eden Nizam-ı Alem dergisinin kesintisiz bir şekilde yayımlanarak 16.500 tiraja ulaştığı bu dönemde, hem ocak mensuplarının hizmet içi eğitime tabi tutulması, hem de Nizam-ı Alem ülkücülerinin kendilerini ve memleket-dünya meselelerine dair bakış açılarını aynı zaviyeden ifade edebilmesi, teşkilatlarda dil ve tavır birliği sağlanması amacıyla bir kaynak ve rehber niteliği de taşıyan el kitapçıkları da bastırılarak teşkilatlara dağıtılmıştır. Yavuz Ağıralioğlu'nun Nizam-ı Alem Ocakları Genel Başkanlığı, Mart 1997’de düzenlenen bir törenle, kendi döneminde Ege Bölge Başkanlığı yapan Tuna KOÇ’a görevi devretmesiyle sona ermiştir.

Bu dönemden sonra aktif olarak siyasi faaliyetlere başlayan Yavuz Ağıralioğlu, 2002 seçimlerinde Trabzon’dan milletvekili adayı olmuş ve akabinde, Temmuz 2003’te yapılan kurultayda Büyük Birlik Partisi MKYK üyeliğine seçilerek, kongre sonrası partisinde Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır.

Yavuz Ağıralioğlu, Mart 2009 seçimleri öncesinde vefat eden Muhsin Yazıcıoğlu'ndan sonra yapılan ilk BBP olağanüstü kurultayında, genel başkanlığa aday olan Tuna Koç’un listesinden MKYK üyeliğine seçilmiştir. Evli ve 3 çocuk babası olan Yavuz Ağıralioğlu, siyasi faaliyetlerinin yanı sıra, ailesine ait Yozgat / Sorgun’da bulunan kaplıca tesisleri ile Trabzon Çaykara’daki spor tesisi ve Ankara merkezli peyzaj, çevre düzenleme işleri ile iştigal eden inşaat firmasıyla ticari faaliyetlerini sürdürmektedir.