Ahmed Cevdet Paşa

Katılım
30 Ocak 2010
#1
Hukuk tahsil etmem ve buranın bir edebiyat sayfası olması cihetiyle, hem hukukçuluğu hem de edipliği olan bu zâttan biraz bahsedelim diyorum. Hem, kendisine çok büyük bir minnet borçluyuz...
İslâm Tarihi boyunca İslâm Hukuku ahkâmının derlenip toparlandığı bir kanun metni yokken, yüzyıllar boyunca kadı ve müftîler uçsuz bucaksız içtihat denizinden buldukları hükümlerle kaza ederlerken, hem o içtihat denizinde yüzebilecek sayıda alimin kalmaması hem de Fransız Medenî Kanunu'na başlayan meyillerin kuvvetlenmesi üzerine İslâm Hukuku'nun itibarını tazeleyen adamdır Cevdet Paşa. Hazırladığı kanun da 1922'ye kadar Türkiye'de kullanılmıştır. Hatta Suriye'de 1949, Irakta 1951, Ürdün'de 1976, Güney Yemen'de de 1992 yılına kadar hüküm sürdü. Yayınlanır yayınlanmaz birçok dile çevrilmiştir. İsrail bile Mecelle'den çok iktibaslarda bulunmuştur. Berbard Lewis, "Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle'nin hazırlanmasmda önayak olmakla yalnız İslâm hukukuna değil, dünya hukuk hayatına da büyük bir hizmette bulunmuş, hem kendi adını hem de hazırladığı bu mükemmel eserin adını ebedîleştirmişdir." diyor.
Cevdet Paşanın hukukçuluğundan başka edipliği, şairliği, tarihçiliği, sosyologluğu, devlet adamlığı ve dilbilimciliği vardır. İstanbul'da tahsil gördüğü sıralar Murad Molla Dergâhı şeyhi Mehmed Murad Efendiden Mesnevî, Süleyman Fehim Efendiden de Şevket ve Örfî divanlarını okumuştur. Murad Efendiden de Mesnevîhan icazeti almış. Pes! İki koltukta on karpuz... Farsçası ve Arapçası mükemmel derecede, Fransızca ve Bulgarcası da orta düzeydedir.
Divançe-i Eş'ar ismini verdiği bir divançesi var. Hatta bu divançeyi Sultan Abdülhamid Hanın isteğiyle derleyip toparlıyor. Padişaha da bir kaside ve tarihle beraber şu âriza dahilinde divançeyi sunuyor: "Emr ü fermân-ı hümâyun üzere, dağınık ve düzensiz beyitlerimi bir araya toplayarak bu nüshayı meydana getirdim. Ancak otuz seneden beri şiir yazmaktan uzak durduğum için harabelerde antika arayanlar gibi eski evrak-ı perakende içinde perişan şiirlerimi arayıp taradım. Bulduğum âciz ve nâçiz şiirlerimi bir divançe tarzında tertib eyledim. Kullarının şiir meydanına at sürmesi zayıf ve kuvvetsiz bir at ile yarış atları arasına karışmak gibidir."
Şiirlerinden birkaç beyit nakledeyim:

Zannetme hemân çehr-i zerdimde eser var
Hicran eleminden dil-i zarımda neler var
Takrir edemen sû-ı dil ü derd-i derûnum
Söyletme beni hâtır-ı zarımda keder var.

Eden vuslat deminde fikr-i hicran ağlasın gülsün
Dökenler eşk-i şâdî böyle her an ağlasın gülsün
Güli ömrün hazânı kesret üzre hande etmektir
Gülüp güller açıldıkça hezârân ağlasın gülsün.

Talebelik yıllarını anlattığı kısa bir bölüm var. Çok latîf, nahîf bir lisanla kaleme almış. Her okuyuşumda bana çok tesir eder ve tahsil konusunda galeyana getirir. Şöyle: "O devirierde ne güzel günler gördüm! Ne tatlı ömür sürdüm!
Her dem gönül ferahlığı vu iç huzuru bana hem-dem (yoldaş) idi. O âlem ne güzel âlem idi! Dâima talebeden biri, bir veya iki türlü yemek pişirip birlikte yedikten sonra kendi odamda tenha kalıp tatlı tatlı mütâlaa-yı te'lîfât ile meşgul olurdum. Bazan tabiatımın cömertliğine tesadüf ederek şiir yazardım veya münşiyâne bir şey kaleme alırdım.
Ulemâ ve üdebâdan ahbâb u yaranım çok idi. Gece medreseye varmasam arayıp soranım yok idi. Akşam üstü ehibbâdan birine rast gelip de başka mahalleye gidecek olsam, medrese arkadaşım bunu canına minnet bilirdi. Zira hazırladığı yemek kendisine kalırdı. Murad Molla Dergâhı'na tam bağlı olmadığım hasebiyle hangi
tekkeye varsam ikbâlle karşılanırdım. Bilhassa Mesnevîhân olduğum cihetle Mevlevi dergâhlarında büyük hürmet görürdüm. Bazan geceleri dahi Galata Mevlevihânesi'nde kalırdım. Şiir ve inşâya yatkınlığım olduğundan, kalem erbabı ve bazı rical ü kibar ile dostluk ve ülfet peydâh etmiş idim. Bu cihetle bazan İstanbul'un kış gecelerini ediblerin sohbet meclislerinde geçirirdim. Yazın dahi bu vesîle ile Boğaziçi'ne giderdim. Velhâsıl gayet rahat ve gelecek endişesinden âzâde olarak her gün istediğim yerde gezerdim. Hâdiseler deryası ne kadar dalgalansa, ben su üzerine saman gibi yüzerdim. Buna rağmen gençlikte gurbetzedelik insana tesir ediyor Binâenaleyh ara sıra hasret ile yanar ve bu yolda hâlime münâsip şiirler söylerdim."
Rahmetullahi aleyh...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

teşekkürler kardeşim,eline sağlık güzel bir yazı gerçekten.hukuk tedrisatında bu vesile ile tekrar başarılar dilerim. Şehr-i İslambol'a selamlar.

Zannetme hemân çehr-i zerdimde eser var
Hicran eleminden dil-i zarımda neler var
Takrir edemen sû-ı dil ü derd-i derûnum
Söyletme beni hâtır-ı zarımda keder var.

ifadeleri ne kadar hoş bir sada bırakıyor dimağlarda...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#3
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

UluğBey' Alıntı:
teşekkürler kardeşim,eline sağlık güzel bir yazı gerçekten.hukuk tedrisatında bu vesile ile tekrar başarılar dilerim. Şehr-i İslambol'a selamlar.

Zannetme hemân çehr-i zerdimde eser var
Hicran eleminden dil-i zarımda neler var
Takrir edemen sû-ı dil ü derd-i derûnum
Söyletme beni hâtır-ı zarımda keder var.

ifadeleri ne kadar hoş bir sada bırakıyor dimağlarda...
Eyvallah abi. Diyâr-ı İslâm'ın hânesinin de elbet onu dîlhânesinde taşıyanlara selamı vardır...
 
Katılım
20 Nis 2008
#4
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

Osmanlı ne adam yetiştirmiş be, hala aşılmış değildir. mutlaka beslenme çantası gibi yetişir her hükümetin imdadına Mecelle sayfalarını çevirmemiş adam medeni değildir ki.Tarih-i Cevdat de fenadır ama.Çok iyi oldu dahada yazında öğrenelim. Tahsilin hayırlara vesile olsun. Kaçıncı yıl?
 
Katılım
30 Ocak 2010
#5
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

Sağolun hocam, ikinci yılım. Düşe kalka gidiyoruz. Lisede o kadar edebiyat okuduktan sonra hukuka alışması zor oldu ama alıştık.. Şimdiden yüksek lisans-doktora dahi düşünmeye başladım. Hocam, sosyoloji mevzuunda ve malumatınız varsa Hukuk Felsefesi kapsamındaki konularda ve sosyal bilimlerde metodolojik sorunlarla alakalı vakti gelince, çözemediğim sıkıntılarda başınızı ağrıtmayı düşünüyorum. Tabii müsaadeniz varsa :)
 
Katılım
20 Nis 2008
#6
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

Seve seve , Metodoloji ve sosyoloji ve hukuk Felsefesi (Platon tabanlı "basic" ) hazırız efendim :)
Yüksek lisans için hevesli ol ama acele etme ve hocalarının "senin kalbini kıracak" hatta uykunu kaçırtacak sebepler bul."hafif gıcık ol" :) dersine girecek uzaman hatta Doç'a kadar olan hocaların dizlerini titret...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#7
Ynt: Ahmed Cevdet Paşa

Ders 1:
Mahşer' Alıntı:
Yüksek lisans için hevesli ol
Bu ziyadesiyle var.

Ders 2:
Mahşer' Alıntı:
Bu yeni yeni oturuyor.

Ders 3:
Mahşer' Alıntı:
hocalarının "senin kalbini kıracak" hatta uykunu kaçırtacak sebepler bul."hafif gıcık ol" :)
Bunun oluşması için keşkülümün dolmaya başlaması gerekiyor. Keşkülü daha yenice edindik hocam. :)

Ders 4:
Mahşer' Alıntı:
dersine girecek uzaman hatta Doç'a kadar olan hocaların dizlerini titret...
Bu dört yıllık lisans eğitimi için nihaî hedef.

İşin ehli olarak verdiğiniz dört ders fakîrin aklına nakşedilmiştir. Arayıp da bulamadığım cümleler bunlar, sağolun hocam.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap