Aklımıza takılanlar...

Katılım
19 Ağu 2007
#21
Ynt: Aklımıza takılanlar...

ferahsan' Alıntı:
Yanlış hatırlamıyorsam Efendimiz'in (s.a.v.) binek üzerinde nafile namazlarını kıldığı; ancak farz namazlar için bineğinden indiğini bildiren rivayetler var. Özre binaen bu ruhsat veriliyor, sormak istediğim başka bir mesele var; örneğin öğle namazının vakti binek üzerinde bulunulan bir zamana denk geldi. Bunu binekte kılmak mı daha doğru yoksa inildiğinde ikindi ile cem etmek mi? Malum olduğu üzere hanefilerde hacc dışında cem yok; fakat bugün fıkıhçılarımız bu konuda diğer mezheplere uyulabileceğini söylüyor?
ben burada bir soru göremiyorum :p
 
Katılım
26 Nis 2007
#22
Ynt: Aklımıza takılanlar...

O zaman bir doktora gidip muayene olduktan sonra, gözlük kullanmıyorsan gözlük istemeni, kullanıyorsan da numarasını değiştirmeni tavsiye ediyorum sana :) Ya da başka bir yöntem olarak sorulardan kaçıp kurtulmayı yeğlememe metodunu takip edebilirsin :)
 
Katılım
19 Ağu 2007
#23
Ynt: Aklımıza takılanlar...

ferahsan' Alıntı:
O zaman bir doktora gidip muayene olduktan sonra, gözlük kullanmıyorsan gözlük istemeni, kullanıyorsan da numarasını değiştirmeni tavsiye ediyorum sana :)
Benim gözlüklerimle ilgili kaçıncı lafın kardeşiim. Ne olmuş yani sen kendi gözlüklerine bak. Hadi Malcolm'da güzel duruyor ama senin de gözlüklenmeyeceğine dair bi garantin mi var. :p

ferahsan' Alıntı:
Ya da başka bir yöntem olarak sorulardan kaçıp kurtulmayı yeğlememe metodunu takip edebilirsin :)
Senin gibi biri varsa insanın karşısında sorulardan kaçsa da kurtulamıyor zaten. çünkü sen maşallah amazonlardaki yağmurlardan daha sağanak soruyorsun. Bi de soruların içinde cevapları da verip sonra benden aynı cevapları tekrarlamamı istemesen. Neyse bu kadar kusur kadı oğlunda da bulunur ;)

ferahsan' Alıntı:
binek üzerinde namaz caiz mi? Bu gelenekcesi, günümüzcesi ise otobüs, taksi, uçak vs. de namaz kılabilir miyiz? Zorunluluk prensibini ve kıblenin sabit olmaması durumunu da göz önünde bulundurarak??
ferahsan' Alıntı:
Yanlış hatırlamıyorsam Efendimiz'in (s.a.v.) binek üzerinde nafile namazlarını kıldığı; ancak farz namazlar için bineğinden indiğini bildiren rivayetler var. Özre binaen bu ruhsat veriliyor, sormak istediğim başka bir mesele var; örneğin öğle namazının vakti binek üzerinde bulunulan bir zamana denk geldi. Bunu binekte kılmak mı daha doğru yoksa inildiğinde ikindi ile cem etmek mi? Malum olduğu üzere hanefilerde hacc dışında cem yok; fakat bugün fıkıhçılarımız bu konuda diğer mezheplere uyulabileceğini söylüyor?
"Seferde binek üzerinde nafile namaz kilinabileceğine mezhepler ittifak halindedir. Çünkü Resûlüllah Efendimiz kendileri binek üzerinde nafile namaz kılmışlar ve ashabına da kılmalarını emretmişlerdir. Bununla ilgili rivayetler fıkıh kitaplarında mevcuttur.

Bütün bu rivayetleri ve belki de daha başkalarını bir arada değerlendiren fıkıhçılarımız şu
sonuçlara varmışlardır:

Şehir dışına çıktıktan sonra, sefer süresinden daha kısa bir yolda olsa dahi (en az diyenler bunu bir mile kadar indirir) nafile namazlarını, bineği üzerinde, ima ederek kılabilir. Imayı, ruküda biraz, secdede daha fazla eğilmek suretiyle yapar. Çünkü nafileler için belli bir zaman yoktur. Nafile kılmak için bineğinden inmesini söylemek, nafile kılma azmini kırabilir ve yolculuğuna engel olabilir.(Serahsî, I/350)

Binek üzerinde nafile kılmakla hiç bir zarar etmiş olmaz. Halbuki, kılarken sırf dilini koruması,
kendini vesveseden ve kötü duygulardan muhafaza etmesi bile bir kazançtır.(Serahsî, I/349)

Bu mûlâhazalarla nafilenin binek üzerinde her halükarda kılınabileceğine cevaz verilmiştir. Ne
tarafa dönebilirse kıblesi o taraftır. Bineği üzerindeki pislik de ekseriyete göre namaza mani
değildir.(Fethiu l-Kadîr, I/467) Atların çektigi araba da binek gibidir.(agy) Böyle nafile bir namaza yerde başlayıp bineğinde devam etmek namazı bozar ama, binekte başlayıp yerde bitirmek bozmaz.(Serahsi I/251; bu hüküm için gösterilen sebep ilginçtir. Hayvana binmek "amel-i yesîr=fazla bir iş", inmek ise "amel-i yesir=az bir iş" sayılmıştır.

Buna göre günümüzde otobüslere inip binmeyi buna kıyaslama imkanı yoktur. Ya da binme halinde "kuvvetli zayıfâ" inme halinde ise "zayıf kuvvetliye" bina edilmiş olur. Ki, caiz olan ikincisidir denmiştir.) Mes'ele kıyasa muhalif bir mesele olduğu ve böyle durumlarda ona başkası kıyas edilemeyeceği için Imam Azam'a göre binek üzerinde iken şehir içinde nafile kılamaz. Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre kılabilir ancak Muhammed bunun mekruh olacağını söyler.(Serahsî, I/250)
Imam Azam vitiri de binek üzerinde kılamayacağını söylerken bu iki imam onu da kılabileceği
görüşündedirler. Çünkü Resulüllah'ta bu uygulamanın örneği vardır.(Serahsî, I/25:-251)
Kenzü'l-Ummâl da bu doğrultuda Abdurrezzâk ve Ibn Ebi Şeybe'den iki rivayet nakleder.(Kenzül-Ummâl, VNI/386)

Farzlara gelince: Genellikle fıkıhçılarımızın, özellikle de Hanefi fıkıhçılarının görüşü şudur: Sefer süresi yolda dahi olsa kişi, farz namazları, özrü (zaruret) olmaksızın binek üzerinde kılamaz. Çünkü farzların belli vakitleri vardır. O vakitlerde biraz durup namazı kılmak zor değildir. Arkadaşı varsa onlar da zaten ona destek olacak ve beraberinde kılacaklardır.(Serahsî, I/250; Ibn Hümâm, I/463; Ayrıca bk: Ali el-Kârî, Irsâdü's-Sâri, 41) Cabir b. Abdillah hadisinde: "Resulüllah (sav) bineği üzerinde iken, kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılardı. Farz kılmak istediğinde ise bineğinden iner ve kıbleye dönerek kılardı."(el-Hindî, kenzü'1-Ummal, VNI/385) denmektedir. Vitir için indigi rivayeti de vardır.(Serahsî, I/249) Sonra, daha önce de işaret ettiğimiz gibi, binek üzerinde nafilenin kılınması kıyasa rağmen nas ile sabittir. Öyleyse farz ona kıyas edilemez, netice itibari ile de zaruret (özür) bulunmadan binek üzerinde kılınamaz.

Burada, eskilerin binek dedikleri ile, günümüzdeki ulaşım vasıtaları arasında bu konularda fark olmadığını da söyledikten sonra bu mesele için nelerin özür kabul edildiğini görelim: Yol arkadaşlarının inip kendisini beklememesi, inmesi halinde hırsız, yırtıcı hayvan, düşman korkusu bulunması, ortalığın yağmur ve çamur olması, ihtiyar olup, inip binmede yardımcısının bulunmaması, bineğinin huysuz olması... vb. şeyler özür olarak görülmüş ve böyle durumlarda farzların da binek üzerinde (otobüste) kılınabileceği söylenmiştir.(Serahsî agk.; Ibn Hümâm, agk.; el-Hindî Ibn Asakir'den Rasulüllah (sav)'in çok çamurlu bir hengamda bir merkep üzerinde farz kıldığını nakleder. VNI/387)

Buna göre namaz vakitlerinde durmayan bir otobüs yolcusu koltugunda ima ile farzlarını kılabilecek ve bu, şehir dışı için bir ruhsat olmuş olacaktır. Ima ederken ön koltuga secde etme yerine, dönebildiği kadar kıbleye dönüp, rükü için biraz, secde için ise biraz daha fazla eğilerek kılacaktır. Oturduğu koltugun pis olması zarar vermez.

Ama yolcu işin fetvasından önce azimeti deneyecek, şöförü güzellikle iknaya çalışacak, gerekirse yolculardan da destek arayacak, duraklarda namaz kılmayanları huzursuz edecek şekilde geç kalmayacak, diğerlerini namazdan ve namaz kılandan nefret ettirmeyecektir. Böyle bir endişe söz konusu ise bütün sünnetleri bırakıp sadece farzları kılacaktır. Ama şöföre hatırlatma işini her seferinde yapacak ve gerekirse tutumunu, ilerideki yolculuklarında firma seçimi için ölçü alacağını sezdirecek, ama kesinlikle çekişmeye ve tartışmaya girmeyecektir. Güzel bir ikazı nazarı itibara almayan
şöför, huysuz bineğe fevkalade kıyas edilir :D ve bu, farzı arabada kılmak için bir özür sayılabilir. (Allah u a'lem)."
 
Katılım
19 Ağu 2007
#24
Ynt: Aklımıza takılanlar...

ferahsan' Alıntı:
örneğin öğle namazının vakti binek üzerinde bulunulan bir zamana denk geldi. Bunu binekte kılmak mı daha doğru yoksa inildiğinde ikindi ile cem etmek mi? Malum olduğu üzere hanefilerde hacc dışında cem yok; fakat bugün fıkıhçılarımız bu konuda diğer mezheplere uyulabileceğini söylüyor?
Bu konu telfik konusu içinde ele alınıyor. Yani farklı mezheplerin görüşleriyle amel edilebilir mi?
Uzatmak istemiyorum. Bu konuya ilerde ayrıntılı olarak değinilebilir ya da sen telfik konusundaki bilgilerini istifadeye sunabilirsin. Benim şahsi fikrimi sorarsan eğer ben namazlarımı otobüste ima ile kılıyorum ve eve vardığımda da tedbiren kaza ediyorum. Ama erkeklere bu konuda cevaz veremeyeceğim -fetva makamında değilim zaten ama- çünkü eğer mola verilmezse, otobüsü durdurup inebilirler ve otobüs kendilerini beklemese bile başlarının çaresine bakabilirler. bilmem anlatabildim mi :) Kaldı ki çok insan gördüm, ihtiyacı sebebiyle otobüsü durdurup bir kaç dakika mola verdirebilen. İşin garibi seferi kılınan iki rekat namaz tuvalet ihtiyacından daha az vakit alırken, çoğunluğu müslüman denilen bir ülkede imayla namaza ya da cem e fetva arıyoruz. Yazk bize ya hu!
 
Katılım
26 Nis 2007
#25
Ynt: Aklımıza takılanlar...

Tekrar söylüyorum lütfen sorularımı kendi algılarınıza göre şekillendirmeyiniz. Burada bir şey öğrenmeye çalışıyorum ve o şey binek üzerinde kılmak mı yoksa cem etmek mi evla meselesi. (Bu arada bir yerden başıma taş gelmeden kendim belirteyim bir önceki yazımda örneği yanlış vermişim; zira öğleyle ikindi ikindinin değil öğlenin vaktinde cem edilir.) Yine de bilgiler için teşekkürlerimi arz ederim. Ayrıca;

gece yürüyüşü' Alıntı:
Güzel bir ikazı nazarı itibara almayan şöför, huysuz bineğe fevkalade kıyas edilir :D ve bu, farzı arabada kılmak için bir özür sayılabilir. (Allah u a'lem)."
Burası bittiğim andır :D
 
Katılım
26 Nis 2007
#26
Ynt: Aklımıza takılanlar...

Neyse birileri benden önce davranmış, kurtulmuş ;)
Telfikle ilgili bilgim bulunmadığını ve açıklarsan istifade edebileceğimi de belirtmek isterim..
 
Katılım
19 Ağu 2007
#27
Ynt: Aklımıza takılanlar...

ferahsan' Alıntı:
Neyse birileri benden önce davranmış, kurtulmuş ;)
Telfikle ilgili bilgim bulunmadığını ve açıklarsan istifade edebileceğimi de belirtmek isterim..
:eek: ciddi olamazsın. İnanmam vardır kıyıda köşede bir şeyler :p
 
Katılım
26 Nis 2007
#28
Ynt: Aklımıza takılanlar...

gece yürüyüşü' Alıntı:
:eek: ciddi olamazsın. İnanmam vardır kıyıda köşede bir şeyler :p
Haklısın internetin kıyısında köşesinde bir şeyler olabilir, ben de araştırıp öğrenebilirim. Ama şimdi Kant'la randevum var, önemli bir konu müzakere etmemiz gerekiyor, belki başka zaman :)

Not: Baştaki ifadenin burada şaşkınlık değil, tembellik anlamına geldiğini belirtmek isterim ;)
 
Katılım
19 Ağu 2007
#29
Ynt: Aklımıza takılanlar...


ferahsan' Alıntı:
Not: Baştaki ifadenin burada şaşkınlık değil, tembellik anlamına geldiğini belirtmek isterim ;)
Başıma attığın taşlarla sargısız yer kalmadı başımda. En iyisi kolları sıvayıp bir yerlerinden tutmak konunun

İnternete ulaşamayacağım bir mekanda bu satırları yazdığım için kendi dağarımdan başka faydalanacak kaynağım yok. Eksiğim olursa şimdiden affola.

Telfik konusuna geçmeden önce Ferahsanın sorusundan buraya nasıl geçtik onu anlatalım. Ferahsanın sorusu otobüste cem yapılıp yapılamayacağıydı. Cem; zaruret halinde öğle ve ikindi namazını öğle vaktinde iki kametle; akşam ve yatsı namazını da yatsı vaktinde kılmak demektir. Efendimizin namazlarını zaman zaman bu şekilde kıldığına dair –Rasulullah öğleyle ikindiyi ve akşamla yatsıyı cem ederek kıldı şeklinde- rivayetler vardır. Bu rivayetleri farklı yorumlayan müctehid imamların bir kısmı cemi kabul etmiş, bazısı da cemi sınırlandırmıştır. Ebu Hanife’ye göre cem sadece hacda müzdelifede yapılır. Cemi caiz görmeyenler rivayetleri şöyle yorumlamıştır: Efendimiz akşam namazını vaktinin sonunda yatsı namazını da vaktin başında kılmıştır.

Hanefi mezhebine göre müzdelife dışında cem yapılamayacağına göre biz otobüslerde ne yapacağız. Diğer mezheplerdeki cevazı biz de kullansak olmaz mı?

Mezhepler, kendilerine mahsus usulleri olan ve gerekli vasıfları taşıyan imamlar tarafından ortaya konan hükümlerin bütünüdür. İmam malik, Ebu Hanife, İmam Şafi ve Ahmed b hanbel gibi mezhep imamlarına mutlak müctehid diyoruz. Kendi usulleri olmamakla birlikte şartları taşıyan ve hocalarının usulünü uygulayan İmam Muhammed ve Ebu Yusuf gibi imamlara da mukayyet müctehid diyoruz. Bunun dışında mezhepte müctehid, meselede müctehid gibi ayrımlar da yapılıyor. Bunları neden mi anlattım? Müctehidin müctehidi taklidi caiz değildir. Yani İmam Şafii Ebu Hanife’nin bir mesele hakkında verdiği hükmü aynen alamaz. Kendisi ictihad ettikten sonra aynı sonuca ulaşabilir ama ictihad etmeden aynen taklid edemez. Ama müctehid olmayanın imamının verdiği hükümden çıkması da caiz değildir. O vakit buradan çıkaracağımız şey nedir? Bizim gibiler –eğer hanefiysek- Ebu Hanife’nin sözünden çıkamaz.

Akla gelebilir ki; Ebu Hanife zamanından bu zamana ne sular aktı her şey değişti. O zamanda verilen fetvalar bugüne yeterli olmuyor. Ne yapacağız? O döneme hapsolup kalacak mıyız? Bu konuda yapılacak olan da konuda yetkili olanlardan fetva almaktır. Konuya özel fetva alınmalıdır. Fetva verici makam –ne kadar yetkilidir tartışılır ama- günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Diyanet’in otobüste namaz konusunda verdiği fetvayı maalesef bilmiyorum. Ama söylediğim gibi ben ima ile kılıp, sonra kazasını kılıyorum.
-Allah’ü alem-
 
Katılım
19 Ağu 2007
#30
Ynt: Aklımıza takılanlar...

Ben bu satırları yazdıktan sonra televizyonda -sanırım ismi Mustafa Karataş'tı- bir hoca otobüste namaz konusunda eğer cem edilebiliyorsa cem edilmesini, değilse ima ile kılınmasını söyledi. tabi ki mecburiyet durumunda.
Bilet alırken namaz vakitleri göz önünde bulundurularak alınabilir. Ya da mola vaktinde namaz geçmiş olmayacaksa elbette otobüste kılınamaz. Özel arabada ise hiç çıkış yolu yok :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#31
Ynt: Ynt: Aklımıza takılanlar...

eylül' Alıntı:
      Arkadaşlar vakti gelmemiş bir namazı daha önceden kılabilir miyiz? (dışarıda olacağım, işim var, üzerim uygun değil gibi bahanelerle.)
Bu konuda ehil olanların bir şeyler söylemelerini bekledim fakat sanırım soru farkedilmedi. Benim bildiğim kadarıyla -acizane- namaz vaktinde farzdır.Bunu kanıtlayan bir kaç alıntıya yer ver vermek istiyorum:

"Muhakkak namaz, mü'minler üzerine vakitlenmiş olarak farzdır." (en-Nisa, 103)
Her namazın kendi vaktinde kılınması şarttır. Vakti girmeden önce bir namazı kılmak caiz olmadığı gibi, meşru bir özür olmaksızın namazı vaktinden sonraya bırakmak da büyük günahtır. Namazın farzlarından birisi de vakittir. Vaktinde edâ edilmesi farzdır.M. Esad Coşan
Yalnız "Cem-ü taktim" ve "Cem-ü tehir" gibi kavramlar yanlış anlaşılıp kafaları karıştırıyor olabilir. Bu konuda bilir kişilerin bir şeyler söylemesi daha doğru olur diye düşünüyorum. 
 
Katılım
19 Ağu 2007
#32
Ynt: Aklımıza takılanlar...


Hanefi mezhebine göre cemin sadece müzdelifede olacağına dair bilgiyi daha önce vermiştim. Şimdi Dil-şâd'ın sorduğu cem-i te'hir ve cem'i takdim konusuyla ilgili bir iki kelam edebilirim sanırım. Cem'i takdim; öğle ve ikindi namazının öğle vaktinde kılınması demektir. Cem'i te'hir ise akşam ve yatsı namazlarının yatsı vaktinde kılınması demektir.

Haccedenlerin arefe günü akşamı Müzdelife'de akşam ve yatsı namazlarını ister münferit ister cemaatle olsun, yatsı vakti içinde cem'i tehir ile kılmaları, Hanefilere göre vacip; Şafiilere göre ise sünnettir.Bu namazlar yatsı vaktinin çıkmasından endişe edilmedikçe Arafat'ta ya da yolda kılınmaz. Ola ki kıldıysanız, Müzdelifeye vardığınızda vakit çıkmamışsa; imam Ebu Hanife'ye ve İmam Yusuf'a göre yeniden kılmanız gerekir. İmam Muhammed müzdelifeye varılmadan kılınmasını mekruh görmekle beraber iadesini de gerekli görmez. Cem'i takdim ve Te'hir ile kılınan namazlarda, iki farz arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Dolayısıyla -Hanefiler için söylüyorum- Müzdelifede akşam ve yatsıyı cem ederken akşamın sünneti ile yatsının ilk sünneti kılınmaz. yatsının son sünneti ve vitr kılınır. iki namaz tek bir ezan ve kametle kılınır. yatsı için yeniden ezan ve kamet okumaya gerek yoktur.

Hanefi mezhebinde cem; sadece müzdelifede cem'i te'hir şeklinde olduğu için bu kadarla iktifa ediyorum.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap