ankara

Katılım
3 Ağu 2008
#1
ankara'ya kar yağmış. daha dün yağmur yağıyordu. bir önceki gün ise güneşli bir hava vardı. ankara ise havaların renkliliğine inat hep tek renk. gri!

bu şehre ilk geldiğim zaman da ürperiyordum şimdi de. fazlası ile büyük gelmişti veled gözlerime ankara. hiç unutmam sekiz yaşımda ilk evimizin üç-beş yüz metre ötesinde kaybolmuştum. kaybolduğum ve evi bulmak için bir aşağı bir yukarı volta attığım o caddenin meşhur bir cadde olduğunu çok sonraları öğrendim. şimdi o caddeden eser dahi kalmadı. çok değişmiş; tıpkı benim gibi...

ankara'da değişmeyen tek şey: memur! memur yani emir alan. çehrelerinde hep aynı donukluk olan insanlar. düşünüyorum da muhtemelen şehrin grinin her tonunu ihtiva etmesinde müessir işte bu insan tipi. öyle ya; yaradan her şeyi güzel yaratmıştır ve insan eli değmeden sair mahlukatın inkırazı mümkün değildir. ankara renk renk insanlardan müteşekkil olsa idi böyle olur muydu? bu suale cevab aramıyorum ama ne zaman bu suali kendime tevcih etsem bu şehre daha bir acırım.

ankara ile aramda bir sıkıntı var. ne o beni kabul etti ne ben onu kabul ettim. bir nevi zoraki bir izdivac. dünyanın icbarları bu izdivacı kerhen de olsa devam ettirmemi şart koşuyor. bu şehrin de bu izdivacın uzamasından bizar olduğunun farkındayım ama ne onun elinden ne benim elimden şimdilik bir şey gelmiyor.

yahya kemal bey'e atfedilen nükte vardır. yahya kemal'e sormuşlar: "üstad ankaranın nesini seviyorsunuz?" cevaben: " istanbul'a dönüşünü" demiş yahya kemal bey. müthiş ağır bir söz. bundan daha ağır bir söz bu şehre denilebilir mi bilmiyorum.
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#2
Ynt: ankara

Üstadım bence Yahya Kemal'e Ankara yerine Amasya,Bartın,Adana,İzmir veya Trabzon'un -hiç fark etmez başka bir şehrin- nesini sevdiği sorulsaydı o yine aynı cevabı verirdi emin olun.İstanbul onun için bir renk, bir kadın, bir aşk, bir yaşam üslubuydu..Ve ondan başkası yoktu.Ankara güzelliğini ifşa eder edebinden :) Hafifçe gülümser ve bir mendil atıverir ayaklarınızın ucuna; mendili alıp biraz keşfe çalışın bence..
 
Katılım
19 May 2008
#3
Ynt: ankara

Baki hocam anlattıklarınızı okuyunca bu şiir aklıma geldi..Ankara'yı sevdiğini sonradan farkedenlerdenim..Bu şiir pekiştireç oldu biraz..Güzel anlatmış (dört dörtlük bi şiir olmasada).


Ankara

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama,
Çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış gri sisli binalar...

Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.
Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde
Çok sigara içen öğrenciler
Bir daha asla yaşayamayacağı
Aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak ,
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
Soyut bir sevdaya
Beşik kertilmiş olan,
Dağda çoban,
Şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat'ın büyük elleri ,
Ararat'ın kız yelleri ,
Cilo'nun derin nefesleri ,
Hülasa kente hukuk mukuk okumaya ,
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları,
Ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
Belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
Sevdiğimiz kızlar
Çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
Bu kar mevzuu
Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir.
Hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana
Ankara'da,
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha..
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya

Ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı ,
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar,
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür .
Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak
Yollarına hep sevdiğimiz insanların
Adlarını vermediler ama biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar,
asfaltlar ışıldar...
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için değil
Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek,
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
Memurlar.......

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Biz, şimdi kapalı bir kuruyemişçi dükkanının
-ki bütün plan, kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,
Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden
Kavgacı esmer cesur korkak
Çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
Ha sonra belki Ahmed Arifin aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha Ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim,nazlıdır ankara.....

Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
İşte o,en netameli aydır bence.

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
Şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
Elim gönlüm, çocukluğum buz tutar
.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#4
Ynt: ankara

ecrin' Alıntı:
Üstadım bence Yahya Kemal'e Ankara yerine Amasya,Bartın,Adana,İzmir veya Trabzon'un -hiç fark etmez başka bir şehrin- nesini sevdiği sorulsaydı o yine aynı cevabı verirdi emin olun.
Ben bu görüşe katılamayacağım malesef. Bu söz Ankara'ya yakıştığı gibi yakışmazdı diğer saydığın şehirlere. Bana göre sorun şu ki, Ankara bir şaire ilham vermek konusunda cimri hareket etmekte. Yollar soğuk, lambalar soğuk, evler soğuk... Ağaçlar bile yapraklarını rüzgara resmi bir törenle teslim ediyor sanki.Olduğuna serin, olduğuna donuk. mehmet baki hoca diyor ya "her şey gri" aynen öyle. Bağırıyor şehir adeta: Burada herkes vazifesini ifa eder, mesai saati bitince de evine döner, sen de hallet şu işlerini bir an evvel de git artık ait olduğun yere! Az kaldı, sabret Ankara :)
 
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Kıyamet alâmeti Ankara'yı özledim.bundan yıllar önce bu cümleyi kuracağımı söyleselerdi inanmazdım .önce ki cümlem şu idi Hacı Bayram Veli hazretleri olmasa yakardım orayı.
Şimdi ankarayı en çok Hacı Bayram veli hazretlerinin yerini özledim.Karanfil sokağı özledim.yedinci caddeden metroya yürümeyi. Acaib bir memleket ankara hiç anlamadım elinde sopası ile trafik de kavga eden adamlarını,gece hayatına düşkünlüklerini. illa deniz isterim.göremesem de denizin varlığını bilmem lazım .otobüs ile yolculuk ederken ışıklara baktığım da körfezi hayal ederdim ankara da.ışık karşımızda aramız deniz. Öyle büyük bir gerçektir ki hayal kurdurmaz insana...bu yüzden karadenizi de (sadece denizini)sevemem.karşısı yok çünkü .nereye gitsem illa ki gölcüğe benzeyecek bir şekil bir taş ararım.ama ankara bunu vermez insana.kendini göbek yaptığını yol isimlerinden anladım.istanbul yolu ,konya yolu vs.ankara bir göbektir.şişko üşümüs bir göbek. Bir türlü sevemediğim şehri özledim.
Ankara haķkın da ikinci cümlem.
... buradayım yoksa beş saniye durmam.

Şimdi kızılayda saatlerce kesintisiz çay içebilirim.
 
Son düzenleme:

Giriş yap