Aşk Böyle anlatılır...

Katılım
20 Nis 2008
#1
"Her insanın ferdi yapısına göre biribirinden farklı bir aşk anlayışı mı var?" sorusunu Peyami Sefa şöyle cevaplıyor: “Belki; fakat bence asıl ayrılık, her birine teker teker isim koymaktan yorulduğumuz birçok duyguların topuna birden aşk adını vermiş olmamızdan geliyor. Vakıa parlak madenlerin hepsi biribirlerine benzerler ve hep topraktan çıkmışlardır? Fakat hep altın değillerdir. Bunun gibi aşıkane ihtirasların hepsi biribirlerine benzerler ve hepsi cinsi iştiyaktan doğmuşlardır, fakat hepsi «aşk» olamazlar. Aşkın yalnız hayvani olduğunu söyleyen adam, altının maden olduğunda ısrar eden adam kadar haklıdır. Altın şüphesiz madendir ve aşk şüphesiz hayvanidir; fakat altının hassası maden olmaktan ibaret kalmadığı gibi, aşkın hassası da hayvani olmakla kalmaz. Kadın değil, yediğimiz yemekler bile yalnız hayvan tarafımıza cevap vermiyorlar. Eğer sofrada gayemiz yalnız karın doyurmaktan ibaret olsaydı, okkalık ekmeğin, hatta birkaç lüle pişmiş hamurun ne kabahati vardı? Bütün o salçalara, hardallara, yemeğin asli terkibini yapan birçok teferruata lüzum ne?... Doymak gibi tamamiyle biyolojik, hayati ve hayvani bir faliyetin içinde bile ruhun payı varken, aşklarımızı yalnız cinsi kaynaklarında aramak, eksikliği ve kabalığı biribirini aşan bozuk bir düşünüş olur. s.95”
 
Katılım
20 Nis 2008
#2
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

“Fakirlik, çirkinlik, hastalık, evlilik, yahut ortada bir rakibin bulunması, üç bin sene evvel olduğu gibi bugün de aşkı doğuran engeller arasındadır. O kadar ki, aşkı tarif etmek için «Herhangi bir engele çarpan arzu» demek doğru olabilir. Eski zamanların en büyük engellerinden biri sevgililerin birbirlerini sık görmek imkanından mahrum olmalarıydı. Arzuyu yıprandıran temaslar azaldıkça ihtiras artıyor, sevgililer birbirlerinin reel taraflarını, kusurlarını ve zaaflarını göremez olunca her birisi ötekinin gözünde bir ideal sırrına bürünüyordu. Bu türlü aşklarda, sevgilinin vücudunda ve ruhunda kaba olan her taraf, sevenin gözlerindeki dumanla örtünür ve görünmez olur. s.93” “Aşkın mevzuu doğru değil güzeldir; ve güzel, daima insanın muhayyelesinden bir şeyler alır.... hayalin olmadığı yerde şiir değil, aşk değil, insan bile yoktur.”
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#3
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

Yalnızı romanı ne güzel bir kitabdır .Bir tanıdığım insanın vesilesi ile okumuştum bu kitabı orda Meral olabilmek sorun bu...
Ya da merallerin Samim'i değerlendirmesi bilmesi!Samimin simeranyasın da mavi ütopyalar kenti...
 
Katılım
20 Nis 2008
#4
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

“Aşkın doğması için sevgiliyi görmek, aşkın büyümesi için sevgiliyi görmemek lazımdır... Sevgilimiz olmadıkları halde kendilerine karşı sempati duyduğumuz insanlar pek çoktur. Şu var ki hayranlık ve sempati aşkın ilk tohumlarıdır. Bunlarla beraber arzunun doğması için ümide ihtiyacımız vardır. Bir aşk, sonunda ümitsizliğe düşebilir; fakat başlangıçta ümit etmeyen aşk yoktur. Demek aşkın doğması için en az üç şart bir araya gelmeli: Hoşlanma, ümit, arzu. Bu şartlar aşkın doğması için lazımdır, büyümesi için kafi değildir. Çok defa hoşlandığımız, bizi sevmesini ümit ve arzu ettiğimiz insanlara karşı alakamız, birkaç temastan sonra sönüvermiştir. Aşk, sevgiliden uzakta büyür. Bu kanun hiç şaşmaz: Aşkı besleyen, sevgilinin kendisi değil, daima hayalidir. Çünkü hayal hakikatten daima daha güzeldir.s.100” “Her aşk fanidir, geçicidir. Aşık, hakikatle temas ede ede, yarattığı hayal ile sevgilisi arasındaki farkları sezmeye başlayacaktır. Bu aşkın, «Sükutu hayal» yani ölüm devresidir... Her hayali aşkın - ki aşk denince de hep bu türlüsü kasdedilir- sonu bu hayal sükutudur. Fakat, Allah’a şükür, bu hayali aşkların çoğu hakiki sevgiye istihale ederler. Artık buna aşk denemez. Denirse ona klasik manasından başka bir mana verilmiş olur. Hakiki sevgi, dostlar arasında, kardeşler arasında, ana-evlat, karı-koca arsında yerleşen devamlı, ölümsüz, alev gibi parlayıp sönmeyen, az değişiklik ve daha sabit, ılık bir ruh iklimi içinde sürüp giden alakadır. Bu sevgi ölmez, çünkü muhayyilenin yarattığı mükemmel bir hayale değil, bütün kusurları ve meziyetleriyle hakikate bağlıdır; Bu sevgide sevilen şey, eksiklerini muhayyilesinin doldurduğu ideal bir gölge değil, kusurlarını müsamahalı ve filozof bir kalbin affettiği, kabul ettiği insanın ta kendisidir. Bu sevgide hayal yoktur ki sükutu hayal olsun; daha doğrusu hayal, hakikatten ürküp kaçmayacak bir itidal derecesi içinde vardır. s.101”
 
Katılım
20 Nis 2008
#5
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

Nasıl ama yalın ve akıcı değilmi? nedir yahu öle (kemali cemali-aşki...)
Dimağları keşf edecek yöntem bulamayan istediklerini öğretemez.
önce dimağ keşfi sonra öğret neyi nasıl istersen...
 

nahide

Uzak dur benden lain dünya!
Katılım
21 Nis 2008
#6
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık
anla ki yok Allah'tan başkasıyla yakınlık
 
Katılım
29 Ocak 2008
#7
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

nahide' Alıntı:
neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık
anla ki yok Allah'tan başkasıyla yakınlık
Bu sözler bana çok değer verdiğim bir hocamı hatırlattı.
Neye baksam sonunda uzaklık ve ayrılık
Anladım ki yok Allahtan başkasıyla yakınlık
O nunla olan kurbiyetine vesile olması dileğiyle diyerek çok sevdiğim mukaddes bir emanet teslim etmişti...
teşekkür ederim nahide o güzel insanı bana hatırlattın.
 
Katılım
10 Nis 2007
#8
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

Bu dünya bir kuyu havasız çömlek
Daralıyorum!

Kelime manayı boğan bir gömlek
Paralıyorum!

ALLAH ismi varken lügat ne demek
Karalıyorum!

Necip Fazıl K.
 
Katılım
13 Nis 2008
#9
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

aşkı herkes yaşadığı kadar anlatabilir ve yorumlayabilir aşk karanlığa kurşun sıkmaktır aşk sevdiğini mutlu görmek için ondan vazgeçmeyi bilmektir aşk .......
 
Katılım
13 Nis 2008
#11
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

Sadece mektup yazarak duygularını anlatan birbirlerini hiç görmeden aşık olan insanlar gerçek hayatta var mıdır acaba? Bir romanda böyle bir aşkı okumuştum. Yanlış hatırlamıyorsam kadın ya ben çok çirkinsem ne yaparsın diyor. Erkek sen nasıl isen benim için güzellik odur şeklinde bir cevap veriyor. Ama diğer taraftan "Göz gördü, gönül sevdi seni ey yüz-i mâhım" diyen bir şair görselliği önemsediğini belirtiyor. Anlayış ve algılayışlar ne kadar farklı..
 
Katılım
2 Ocak 2008
#12
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

aşk hımmm. aşk sonu uçurum olan bir yola çıkmak ve bu yolda son sürat ilerlemektir.
 

AHSEN

hüzündür elimdeki sarı yaprak...
Katılım
5 Nis 2008
#14
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

AŞK anlatılmalımıdır?
hayır
aşkını kımse bılememelı yüreginde insanın
seviyorsan cümle alem duysun ama
aşkın dökülmesın dudaklarından ...
 
Katılım
17 Nis 2008
#17
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

hayır aşk anlatamam seni
yaşayamam nefesinde
kalbim tutamaz ellerini
gururu ruhunu geçen aşk...
kazanamam bir daha seni
kaybettim her aldanışımda
ne kadar kaybetsemde seni
gelmiyorsun geri aşk...
vermiyorsun hakedene
alıyorsun fazlaca bedenimi
o bir tutam sevginden
tattırmıyorsun aşk...
 
Katılım
13 Nis 2008
#18
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

berceste' Alıntı:
hayır aşk anlatamam seni
yaşayamam nefesinde
kalbim tutamaz ellerini
gururu ruhunu geçen aşk...
kazanamam bir daha seni
kaybettim her aldanışımda
ne kadar kaybetsemde seni
gelmiyorsun geri aşk...
vermiyorsun hakedene
alıyorsun fazlaca bedenimi
o bir tutam sevginden
tattırmıyorsun aşk...
"gururu ruhunu geçen aşk..." istenmeyen bir şeydir sanırım. Aşkın gururu ruhunu geçerse sonuç ne olur sizce? Bu ifade hakkında yorumlarınızı bekliyorum.
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
#19
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

Aşk adına o kadar cümle kurulmasına rağmen tam olarak anlatılamayan şeydir
anlatmaktan aciz kaldığımdır
yaşamaya korktuğum
yaşamadıkça da eksik kalacağımdır...
 
Katılım
26 Nis 2008
#20
Ynt: Aşk Böyle anlatılır...

AŞK tarifi olmayandır.
AŞK ayrılıktır.
AŞK vazgeçmektir.
AŞK kendini düşünememektir.
AŞKı herkes tatmalıdır...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap