baki dayının pazar sohbetleri

Katılım
3 Ağu 2008
#1
merhaba yeğenlerim;

çaylarınızı alın ve yaklaşın yamacıma bakalım. baki dayınız size bu sabah bir gencin hikayesini anlatacak. içli bir hikaye. içi sizi, dışı beni yakacak. o kadar yani... :)

bundan seneler evvel tamı tamına 112 yıl evvel istanbul beyoğlunda bir külhanbeyi ile tanışmıştım. bu civanı beyoğlunda bir kahvehanede gördüm ilk kez. uzun boylu, çatma kaşlı, çatalca bakışlı, kartal burunlu, hafif esmer tenli, sol bileğinde ceylan derisinden mamul bir bileklilk, gömleğinin üstten iki düğmesi açık, sağ kolunda pazubend, elinde has kehribar, ağzında sarma cıgara, kellesindeki fesi hafif sağa yatık hali ile taife-i nisayı perişan edecek kadar güzel gençten bir delikanlı. bakmayın siz külhanbeyi dediğime bu civan has be has delikanlılık kitabından taşmış bir heybet ve vakurun insanı idi. öyle yeniçeri bozması külhanbeyi takımından değildi!

kahvehaneye adımımı atar atmaz dikkatimi celbedecek kadar "farklı" bu genci kahveci cemalden sordum.

-kimdir bu cemalım?
-baki dayı, cevdet derler adına. necidir, ne iş yapar, nerede yatar, nerede kalkar bilinmez.

cemalımdan duyduğum bu söz üzerine cevdet isimli civanın yanına vardım ve:

-merhaba yeğenim.
-merhaba beybaba
-seninle sohbet etmek dilerim. müsaade var mıdır?
-buyur beybaba. başımla beraber....

şeklinde ahbablık kurdum. o gün epey bir hasbihal ettik. ben de bıraktığı ilk kanaat bu civanın sokak adamı olmadığı idi zira memleket meselelerine bakışı epey farklı idi. her ne ise... gel zaman git zaman bizim ahbablığımız epey ilerledi.

bir gün cuma namazını eda eyledikten badehu kahvehanede mutadım üzre cıgara ve kahve izdivacını tamam eyleyor bir yandan da cevdet'imi bekleyorum. akşam namazı vakti gelip cevdet henüz vasıl olmayınca bendeniz pirelendim. halbuki cevdet verdiği sözde duran biriydi. kendi kendime "başına bir gaile gelmeye" demeye başladım. tam ben bu şekilde düşünürken üstü başı isli hatta yanık bir şekilde cevdet içeru girmesin mi!

-hayırdır cevdetim ne bu hal?
-halimde ne var beybaba
-ay oğul daha ne olsun? üstün başın is içinde
-yangındandır beybaba
-ne yangını? anlat hele..
-az dur beybaba. biraz soluklanayım. anlatırım inşallah

"tamam" dedim ve cevdet'i dinlemeye koyuldum. meğer camiin hemen arkasındaki mevkide veledlerin yüzünden yangın çıkmış -ki o mevkii paşazadelerin ikamet ettiği mahaldir- cevdet'im de yangını görünce bir faidem olur deyu hemen olay mahalline intikal etmiş. bakmış herkes salim "bana lüzum yok" deyu geri dönecekken konaklardan birinden "imdat" deyu nida edildiğini duymuş. bakmış konağın cumbasında gençten bir nisa gözü yaşlı, titrek bir şekilde alevler için mahpus kalmış. cevdet bu! bu hali görecekte yerinde duracak ha! mümkün mü bre?! hemen konağın zaten yanmaktan mecali kalmamış kapısına bir omuz atıp alevlere dalmış. içeride bir yandan alevleri yararak bir yandan da yanan eşyaları öte beriye atarak kızın yanına varmış. kızın korkudan ayakta duracak mecali yokmuş. cevdet hemen kızın kolundan tutup atmış omuzuna içeru girdiğinden daha tez vakitte dışarı çıkmış. tabii kıza bir zarar gelmesin deyu alevlerle daha çok boğuşunca vucudunda yanıklar olmuş amma olsun demesine göre "değmiş".

-pekiyi sonra cevdetim
-sonrası yok beybaba. bastım geldim bu tarafa. sana sözümüz vardı. unuttun mu?
-kız kimmiş kimlerdenmiş niye içeride kalmış sormadın mı?
-yok beybaba. sormadım.
-bre oğlum kızı sokağa bıraktın yahu?
-ne münasebet beybaba. etraftakiler kızı getirdiğimi görünce başıma üşüştüler zaten. muhtemelen akraba-ı taallukattan.
-hmmm..mümkündür?

dedim ve cevdet'imin alnından öptüm. böyle koçyiğidin alnı da öpülür ayağı da. -sahte kahramanların arz-ı endam ettiği bu devirde cevdeti kırmızı şamdanlar ile arar oldum. hey zaman! sen nelere kadirsin!-

cevdette o gün ufak bir farklılık sezdim. çatalça bakışlı o civanın bakışlarında mahzunluk peyda olmuş gibiydi. hadisenin sıcaklığından olsa ilk anda bir mana verememiştim amma sonradan bu halin cevdet'te baki olduğunu görünce meseleyi anladım. bir gün cevdeti aldım ve "haydi biraz hava alalım" bahanesi ile onu yangının çıktığı mahalleye doğru götürdüm. yolda havadan sudan konuşurken bir baktım cevdetin gözlerine o mahzun bakıştan eser kalmamış. işte o an hükmü bastım: "bizim civan yangından kızı da kendini de kurtardı ama gönlünü yanmaktan kurtaramadı zahir!" bu nasıl bir yangın olmalıydı ki cevdet gibi koçyiğid bir güzelin yüzünü göremediği için mahzunlaşa. kendi kendime "bu günleri görmekte varmış ey baki" dedim. onun gözleri ışıldadıkça benim gençliğim aklıma geldi de ben mahzunlaştım. her ne ise...

-evladım ne oldu?
-ne ne oldu beybaba?
-gözlerin evladım. ışıldamaya başladı.
-nasıl yani beybaba..
-evladım kendine itiraf etmiyorsun ama yanmaktasın.
-.....
-kızı o günden sonra hiç gördün mü cevdet'im?
-hangi kızı beybaba?
-cevdeeet...bizde geçtik o yollardan. halden anlarız yani!
-.....
-görmemişsin. belli oldu.

diyelim ve keselim...zira çay bitti. :) nasibse hikayenin devamı haftaya pazar gününe kalsın.
 
Katılım
29 Ağu 2007
#2
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Hocam haftaya değil bi daha hiçbir pazar evde yokum ki.Nasıl okuyacağız:( Hikayenin başında Son Osmanlı filmindeki Yandım Ali geldi aklıma...Gönlüne sağlık hocam
 
Katılım
27 Mar 2006
#3
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

sayih' Alıntı:
Hocam haftaya değil bi daha hiçbir pazar evde yokum ki.Nasıl okuyacağız:( Hikayenin başında Son Osmanlı filmindeki Yandım Ali geldi aklıma...Gönlüne sağlık hocam

Sayihim 7/24 sün dediysek eve hiç uğramıyor değilsin ya akşam okursun:)

Hocam çok sade ama bir o kadar etkileyici bir film pardon hikaye... Bekliyoruz heyecanla..
 
Katılım
3 Ağu 2008
#4
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

sayih' Alıntı:
Hocam haftaya değil bi daha hiçbir pazar evde yokum ki.Nasıl okuyacağız
sayih hayırdır?

kardelen' Alıntı:
Hocam çok sade ama bir o kadar etkileyici bir film pardon hikaye... Bekliyoruz heyecanla..
pardon demeye lüzum yok. sinema filmi için senaryo çalışmalarına başlamayı düşünüyordum zaten. Allah söyletmiş. :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Hocam hala düşünüyor musun ?Geç bile kaldınız desem sanıyorum ki en iyi piyes yazarsınız siz :)

Bunu işaret(izin) kabul edin :)
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
#6
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Kaleminize sağlık baki hocam devamını bekliyorum merakla :)
 
Katılım
3 Ağu 2008
#7
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

evla' Alıntı:
Bunu işaret(izin) kabul edin :)
evla muhterem;

izin: yavuzun şah ismaile seferi öncesinde kapıcısının gördüğü rüyadır.
işaret: yavuzun şah ismail üzerine giderken güneş tutulmasının olmasıdır.

izinde ruhsat; işarette murad vardır. her hal-u karda selim gibi olmak lazım ki bu tür hitablara muhatab oluna. daha selim olmadık ki muhatab olalım. amma Allah razı olsun! bakarsın oluruz. ne diyelim!

nasibse gelir hindden yemenden,
nasib değilse ne gelir elden!

nasib meselesi!
 
Katılım
20 Eyl 2008
#8
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Hikâyenin başlangıcı çok güzel olmuş. İnsanda merak duygusu uyandırıyor "Bundan sonra ne olacak?" diye.


Hikâyenin devamını merakla, bundan sonraki pazar gününü/günlerini ise sabırsızlıkla bekleyeceğim. :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Nihayet okuyabildim bugün :) , (Cevdet'in akıbetinden ziyade kızı merak ettim ben)aynı akıcılıkla devam etmesi temennisiyle, ellerinize sağlık. Pazar matinesinde bana da bir koltuk -ortalardan- ayırırsınız artık.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#10
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

merhaba yeğenlerim bir pazar sabahı tekrar birlikteyiz. Mevla'ya namütenahi şükürler olsun ki beni sizlere kavuşturdu. ;D

son olarak cevdet ile yangın yerindeydik değil mi?

evet bu konuşmanın ardından cevdetimi o mahalden uzaklaştırmak vakti gelmişti zira mesele nezdimde vuzuha kavuşmuştu. cemalımın kahvesine revan olurken aklımda tek sual vardı: "cevdet gibi şir'i kükremekten bezdiren dilber kim ola?" Allah biliyor ya, o zamana dek hiç bir şeyi bu kadar merak etmemiştim. kahveye vasıl olanda cevdet ile bir müddet daha hasbihal ettikten badehu cevdet müsaade dileyip bizden ayrıldı.

bu hadiseden sonra cevdet'i bir kaç gün görmedim. kafamda bir yanda cevdet'in nerede olduğu suali, diğer yanda dilberin kim olduğu suali ile iki camii arası binamaz hesabı ne edeceğimi bilemez durumda çayımızı yudumlarken kendi kendime "ey baki! cevdet nazarımızdan kaçıyorsa bir sebebi muhakkak vardır! sen şu dilberin kim olduğunu tesbit et hele" dedim ve hemen yola revan oldum. yangın mahalline varınca etrafa şöyle bir göz gezdirdim. bu göz gezdirme işine keşif derler yeğenlerim. en ince teferruatına kadar eşya hafızaya kazınır ki hamleniz boşa gitmeye. her ne ise.... bütün bir mahalle yangının tesirine girmiş amma tek bir yapı hariç. bir attar dükkanı! hemen dükkana girdim zira esnaf demek şimdiki gibi tüccar demek değildi. esnaf adam aynı zamanda insanları tasnif ederdi. şahsiyet cihetinden değil "kim" oldukları cihetinden. şimdilerde esnaf yüzlere bakmıyorsa esnaflığı "meslek" olarak görmediğinden.

-selamun aleyküm attar efendi.
-aleyküm selam
-geçmiş olsun. yangın kırmış geçirmiş.
-hiç sormayın.
-pekiyi can kaybı oldu mu?
-yok. çok şükür olmadı amma neredeyse oluyordu?
-nasıl?
-şu az ileride sağdaki köşkü görüyor musun? işte orada bir kızcağız neredeyse cayır cayır yanacaktı da son anda kurtuldu.
-nasıl kurtuldu pekiyi?
-vallahi gençten bir civan kızı kaptığı gibi alevlerin ortasından aldı.
-maşallah! kaldı mı bu zamanda böylesi.
-kalmadı amma nora gibisi de kalmadı.
-nora?
-yangındaki kız canım. ismi noradır. hikmet hanımın evlatlığı.
-anlamadım yahu..
-efendi kimse anlamadı zaten. bu nora hikmet hanımın bir ermeni ahbabının kızıymış. ahbabı ölünce kıza hikmet hanım kol kanat germiş.
-kız ermeni yani..
-öyle zahir. sen ne istemiştin bu arada?
-gül yağı var mıdır sende?
-vardır.

tam bu esnada içeri genç bir nisa girdi. elinde tuttuğu pusulayı attar efendiye uzattı. attar tezgahın altından bir şişe çıkartıp kıza verdi ve "sakın ihmal etmeyesin. dediklerimi harfiyyen tatbik et!" dedi. kız başını hafifçe öne eğerek tamam der gibi bir hareket yaptı ve gitti.

-hayırdır attar efendi.
-hayırdır hayır.
-bizim gül yağı ne durumda aceb?
-senin gül yağı hazır da....
-"da"yı anlamadım attar efendi
-bir ara anlatırım.
-inşallah

bu konuşmadan sonra elimde gül yağı merakımı bir parça dindirmiş vaziyette attar dükkanından dışarı çıktım. etrafa bakarken az önce dükkana giren kızın cevdet'in kızı kurtardığı haneye girdiğini görünce kendi kendime "sakın bu kız cevdetimi perişan eden kız olmaya?" deyu nedamet getirdim amma iş işten geçmişti artık.

"nora...demek ismi bu. hem de bir ermeni! cevdet'e söylesem mi acaba? yok yok! şimdilik kalsın. hele biraz daha tetkik edelim bakalım... aceb pusulada ne yazıyordu? kız hasta olmaya sakın? ama hiç de hastaya benzemiyordu yahu. yoksa hikmet hanımda mı bir maraz var? pekiyi niye hiç konuşmadı?" tarzında daha pek çok sual ve istifham ile mekanımıza avdet eyledik. bir baktım ki cevdet gelmiş oturmuş çayını yudumlarken tesbihini şakırdatmakta. hemen yanına vasıl oldum.

-merhaba cevdetim.
-merhaba beybaba
-hayırdır cevdetim yoktun bir kaç gündür.
-gelemedik beybaba.
-sebeb?
-yüzümüzdeki kızarıklık yeni geçti beybaba.

bu sözün üstüne ne denir yeğenlerim. siz bakın şu civandaki edebe. gönlündekinin aşikar olması bile benzinin kızarmasına kafi gelmekte. kalmadı böyleleri. şimdilerde kısa tumanı ile gezen veled bile ar nedir bilmiyor ki edebi nereden bilsin! yüz kızartıcı suç tabiri var ama suçtan yüzü kızaran yok. evvel eyyamda nazar nazara değende bile insan kızarırdı amma şimdi neler nelere değiyor da kızaran yok! va esefa! her neyse...cevdetimdeki edebe hayran hayran aklımı zorlayan pek çok istifham ile çayımızı yudumladık....

bu haftalık da bu kadar...nasibse devamı haftaya köle izauradan sonraki reklamlar kuşağından hemen sonra. baki emminizden bir nasihat: ara ara ebemkuşağına da nazar edin yeğenlerim. ;D
 
Katılım
29 Ağu 2007
#11
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Hocam tenefüsteyiz şimdi okuyamayacağım ama öğle arası inşallah okurum:)
 
Katılım
29 Ağu 2007
#12
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

kız hasta olmaya sakın?

cevdet kızı yangından kurtarıp başka ateşlere mi attı acep :-\
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
#14
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Hocam yüreğinize sağlık..benim aklım nora da kaldı :) acep ne oldu kıza bir daha ki haftayı merakla bekliyorum
 
Katılım
27 Mar 2006
#15
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Baki hocam, bu hafta yeni bölümü göremedik ekranlarda tekrarını mı seyredeceğiz?... En kısa zamanda istiyoruz yeni bölüm... :)
 
Katılım
29 Ağu 2007
#16
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

kardelen' Alıntı:
Baki hocam, bu hafta yeni bölümü göremedik ekranlarda tekrarını mı seyredeceğiz?... En kısa zamanda istiyoruz yeni bölüm... :)
ben de merak ettim hocam ???


merhaba yeğenlerim;

çaylarınızı alın ve yaklaşın yamacıma bakalım. baki dayınız size bu sabah bir gencin hikayesini anlatacak. içli bir hikaye. içi sizi, dışı beni yakacak. o kadar yani...


çaylar tomurcuklu değil ondan mı kızdınız? :(
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#17
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

baki dayı yüreğine sağlık, geç de olsa okuyabildim bu başlığı, güzel olmuş vesselam :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#18
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri


Üstelik yer ayırtmıştık bir hafta önceden, yanıverdi güzelim bilet :)
 
Katılım
3 Ağu 2008
#19
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

merhaba yeğenlerim;

yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. esasında "karıncalı" yayın esnasında dahi türlü hikmetleri faş ettik amma..her ne ise :)

son olarak cevdetim ile konuşuyorduk değil mi? evet! cevdet'in yüzündeki kızarıklık iki güne geçe dursun benim aklımdaki sualler bitmeyor idi. ne ettimse suallere makul ve mantıklı bir cevab veremeyerdum. işte böyle bir gün üsküdar taraflarına temiz hava maksadlı revan oldum. kendi kendime "şu meseleyi halline kavuşturmak lazım!" deyu telkin bumberdumanı edeyor iken ne görsem beğenirsiniz? cevdetimi ateş-i suzan, nora hemen yanıbaşımda dalgalara nazar etmesin mi? yerden mi bitti? gökten mi indi? cinler mi getirdi?... anlamadım. bu suallerin cevabının ne olduğunu da -Allah biliyor ya- merak da etmedim zira o esnada ecdadı hayır ile yad etmek ile epey meşguldum. meşguldum zira tecrübe ile sabit olan sözlerin hikmetini bizzat tecrübe etmiş idim: "körün istediği bir göz Allah verdi iki göz" hatta o dem ben tam tamına dört göz olmuş idim zira kızın nora olduğundan emin olmak iktiza ediyordu. yanıbaşımda biten kızın nora olduğuna iyice kanaat getirdikten badehu "tez kalkan çok yol alır" umdesince hemen vazifeye koyulduk ve:

-merhaba hanım kızım
-merhaba
-hanım kızım rica etsem de yaşlı gövdemi az ilerideki camie kadar sürüklememe yardım etsen. mümkün müdür?
-elbette.
-berhudar ol evladım

diyerek münasebet kesb ettik. camie revan olurken neler konuştuğumuzu merak ediyorsunuz değil mi? dinleyin o halde:

-kızım burada ilk kez görüyorum seni?!
-evet amcacığım. bu taraflarda oturmuyorum. siz buraya sık sık geliyorsunuz galiba?
-hem evet hem hayır!
-nasıl yani?
-canım sıkkın olduğu zamanlar gelirim buraya. zihnimi açar. insana itimad telkin eden garib bir havası vardır buranın
-şu an canınız sıkkın o halde?
-hem evet hem hayır
-ben yine anlamadım!
-sıkkın geldim ama sayende sıkkın gitmiyorum.

bu sözün üstüne kızın çehresinde tebessüm emareleri belirince kendi kendime ecdadı bir kez daha hayır ile yad ettim. boşuna dememişler "tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" deyu. kızın yılan mı çıyan mı peri kızı mı seher yıldızı mı olduğunu bilmediğimden böyle diyorum yeğenlerim. aklınızda hasıl olan istifhamları dehdehleyin. aman ha!

-neye sıkıldınız amcacığım?
-sıkıntı bitmez kızım. sen şimdi beni boşver de kendinden bahset. seni ne düşürdü buralara
-bende aynı derdden muzdaribim amcacığım?
-yahu kızım! sıkıntı sebebimi söylemedim ki aynı dertten muzdaribim diyesin? akıl mı okuyorsun yoksa
-çok yaşayın! okumuyorum elbette
-bilsen ne çok isterdim okumanı!
-anlamadım amca
-camii de göründü...
-evet.

biraz daha beraber yürüdükten sonra camii kapısında beni bıraktı ve iyi dileklerini sunduktan sonra ağır ağır uzaklaştı....

diyelim ve keselim zira dediğim gibi hastalık bünyeye sirayet etmiş. hele bir nekahet devresini atlatalım...ötesi kolay.

ah ah! evvel eyyamda ıhlamur çay kekik bilumum otlar kaynatılırdı da hasta olana içirilirdi. şimdi nerede bu incelik. kaldı mı böyle yeğenler! insanın ağlayası geliyor bazen... :)
 
Katılım
27 Mar 2006
#20
Ynt: baki dayının pazar sohbetleri

Allah şifa versin inşaallah hocam,iyi bakın kendinize siz bize lazımsınız... :)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap