Bestelenmiş Şiirler

Katılım
20 Nis 2008
#1
Dedikodu

Kim söylemiş beni
Süheyla'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptüğümü,
Yüksek kaldırımda, güpe gündüz?
Melahat'i almışım da sonra
Alemdara gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?(orhan veli)

Albüm: Med Cezir
Sanatçı: Levent Yüksel
http://www.youtube.com/watch?v=WdjH94kJ8jY
 
Katılım
13 Nis 2008
#2
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

GÜN OLUR
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!...
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...


Orhan VELİ
Sanatçı: Zülfü Livaneli sanırım.Hangi albüm hiç bilmiyorum.
 
Katılım
20 Nis 2008
#3
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Kaldırımlar
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
(Necip Fazıl)




Aykut Kuşkaya

http://www.youtube.com/watch?v=-yvczH-fqSM
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

OLMASA MEKTUBUN

Olmasa mektubun,
Yazdıkların olmasa
Kim inanırdı
Senle ayrıldığımıza.

Sanma unutulur,
Kalp ağrısı zamanla
Herşeyi unutarak
Yaşanır sanma.

Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır.

Baksana geçmişe,
Ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna,
Nerde sinema

Harcanmış zamanla
Yeniden yaşanmaz ki;
Geç kaldıktan sonra
Arama boşa!

MURATHAN MUNGAN

Yeni Türkü
 
Katılım
28 Tem 2008
#5
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

En son Yaşar, Cahit Sıtkı TARANCI'nın " Şarkı Halinde Kal" şiirini şarkı yaptı..
 
Katılım
3 Ağu 2008
#6
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

“Ezelden âşinânım ben, ezelden hem-zebânımsın;
Berâber ahde bağlandık, ne olsan yâr-ı cânımsın;
Ne olsam zerrenim, kalbimde hâlâ çarpar esrârın;
Gel ey cânân, gel ey can, kalmasın ferdâya dîdârın.”

Güftesi Mehmet Âkif’e ait olan bu dörtlük, Safahat’ın Yedinci Kitabı “Gölgeler” içerisinde yer alan “Gece” adlı şiirin bazı mısrâlarının bestesidir. Ûdî bestekârımız Şerif İçli tarafından hüseynî makamında bestelenmiş olup şarkı repertuarımızın sevilen eserleri arasında yer almıştır. Safahat neşirlerinde bu dörtlüğünde de içinde yer aldığı son on dört mısra tamamen farklıdır. Dörtlük, Mehmet Âkif tarafından Gece adlı manzumeden çıkarılır ve daha sonra Sebîlürreşad Dergisi’nin ilk neşrinde yayımlanır ve böylelikle ebediyete intikal eder gönüllerde.
 
Katılım
7 Haz 2008
#7
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim,
Üşüyorsun ceketimi al,
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal...

Sana gitme demeyeceğim...
Gene de sen bilirsin...
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin....

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, lavinia...
Adını gizleyecegim
Sen de bilme, lavinia...

ÖZDEMİR ASAF
(Feridun DÜZAĞAÇ)
 
Katılım
13 Nis 2008
#8
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Arada şiir yazılması güzel oluyor. İnsan sitenin edebiyat paylaşım sitesi olduğunu hatırlıyor. Tabi ki edebiyat kapsamlı bir şey şiirden ibaret değil biliyorum ama şiir siteye çok yakışıyor. İhmal emeyelim.
 
Katılım
13 Nis 2008
#9
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Beş Dakika Bekle Git

Sen istinyede bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızliğim
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanaımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu
Ben senin olmadığını arıyorum

Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
Hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum

Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
(Yaşar ) Attila İLHAN
 
Katılım
19 Ağu 2007
#10
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

ediplevent' Alıntı:
“Ezelden âşinânım ben, ezelden hem-zebânımsın;
Berâber ahde bağlandık, ne olsan yâr-ı cânımsın;
Ne olsam zerrenim, kalbimde hâlâ çarpar esrârın;
Gel ey cânân, gel ey can, kalmasın ferdâya dîdârın.”
Çok sevdiğim bir dörtlük ve bestelenmiş hali de mhteşem..
 
Katılım
13 Nis 2008
#11
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Evet şarkıyı biliyorum ama şiirin Şeyh Galip'e ait olduğunu düşünmüştüm hep. Onun şarkı nazım şekliyle yazılmış güzel şiirleri var. Mehmet Akif'in olduğunu bilmiyordum. Ya da unuttum.
 

İkiNokta

Kemandaki hüznü taşıyacağım sevgili!
Katılım
21 Ara 2008
#12
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

CENK ŞARKISI
Yurdunu Allah'a bırak çık yola;
"Cenge!" deyip çek ki vatan kurtula.
Böyle müyesser mi gaza her kula?
Haydi levend asker, uğurlar ola.

Ey sürüden arkada kalmış yiğit!
Arkadaşın gitti, yetiş sen de git.
Bak, ne diyor ceddi şehidin işit;
Durma, git evladım uğurlar ola.

Durma, git evladım açıktır yolun...
Cenge sıvansın o bükülmez kolun;
Süngünü tak, ön safa geçmiş bulun.
Uğurun açık olsun, uğurlar ola.

Yükselerek kuş gibi Balkanlar'a,
Öyle Satır at ki kuduz Bulgar'a;
Bir daha Osmanlı'ya saldıra!
Git de gel evladım... Uğurlar ola.

Düşmana çiğnetme bu toprakları,
Haydi kılıçtan geçir alçakları!
Leş gibi yatsın kara bayrakları;
Kahraman evladım, uğurlar ola.
Mehmet Akif Ersoy

Ahmet Kaya
 
Katılım
19 May 2008
#13
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Biliyorum bir gün bir gemi gelecek
Bu sensiz limana ama o gelene dek

Sensiz kalacak bu şehir
Sensiz kalacak bu liman
Sensiz batacak bu güneş

Biliyorum bir gün bir gemi gelecek
Bu yalnız limana ama o gelene dek

Sensiz kalacak bu şehir
Sensiz kalacak bu liman
Sensiz batacak bu güneş

Ta ki o gelene kadar
Gökten yıldız toplayacağım
Senin o salkım salkım saçlarına
Işıl ışıl bir taç yapmak için

Sensiz atacak bu yürek
Sensiz yanacak sigaram
Sensiz solacak bu güller.
Badem
 
Katılım
19 May 2008
#14
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Herşey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak,örneğin uçurtma,mesela
altına konabilir
bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

Bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen en iyisi sana benzemye çalışan
her şeyden
bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim,
Anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla.

Sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizli
gelen giden,açan soran,bere budak yok
bir şiir istersin,
"içinde benzetmeler olan"
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok.

Uzun bir yoldan gelen,
Tedariksiz katıksız bir yolcuyum.
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her şeyi anlattım
olan, olmayan,acıtan, sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercam maviliğine..

Sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır.

Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış,hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır.
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır.

Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzmaya başlar.

Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz.

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Herşey olmaya hazır
Sana bakmak
suya bakmaktır,
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah'a inanmaktır..

YILMAZ ERDOĞAN
mart 2000-bodrum
 
Katılım
24 Haz 2006
#15
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

Attila İlhan

Samime Sanay söyler...
 
Katılım
12 Şub 2009
#16
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Bu başlık adı altında benim mp3 arşivim var.Bestelenmiş şiirlerden bir mp3 arşivi oluşturdum.Mûsıkî ile ilgilenmem bunu yapmakta bana büyük bir kolaylık sağladı...Şimdilik bir iki şiiri yazayım...


İLÂHÎ NEFES

SEGÂH İLÂHİ

BEN YÜRÜRÜM YÂNE YÂNE

Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yunusu bi'çareyim
Dost elinden avareyim
Baştan ayağa yareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi


Yunus Emre

SEGÂH İLÂHÎ

ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu

Salınır tuba dalları
Kur'an okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah deyu deyu

Ol Allah'ın melekleri
Daim tesbihte dilleri
Cennet bağı çiçekleri
Kokar Allah deyu deyu

Aydan aydındır yüzleri
Şekerden tatlı sözleri
Cennette huri kızları
Gezer Allah deyu deyu

Kimler yeyip kimler içer
Hep melekler rahmet saçar
İdris nebi hulle biçer
Subhan Allah deyu deyu

Yunus Emre var yarına
Koma bu günü yarına
Yarın Allah divanına
Varam Allah deyu deyu

NİHÂVEND NEFES

GÜZEL ÂŞIK CEVRİMİZİ

Güzel Aşık Cevrimizi
Çekemezsin Demedim Mi
Bu Bir Rıza Lokmasıdır
Yiyemezsin Demedim Mi

Yemeyenler Kalır Naçar
Gözlerinden Kanlar Saçar
Bu Bir Demdir Gelir Geçer
Duyamazsın Demedim Mi

Gidelim Ali Sırrına
Çıkalım Meydan Yerine
Canı Baştan Hak Yoluna
Koyamazsın Demedim Mi

Dervişlik Ulu Dernektir
Görene Büyük Örnektir
Yensiz Yakasız Gömlektir
Giyemezsin Demedim Mi

Bak Şu Aşığın Haline
Ne Gelse Söyler Diline
Küfür İmanın Yoluna
Sayamazsın Demedim Mi

Pir Sultan Ali Şahımız
Hakka Ulaşır Rahımız
Oniki İmam Penahımız
Uyamazsın Demedim Mi

GÜFTE:YAHYA KEMAL BEYATLI
BESTE:MÜNİR NURETTİN SELÇUK
MAKAM: MAHUR

İSTANBUL'U FETHEDEN YENİÇERİYE GAZEL

Vur pençe-i Alî'deki şemşîr aşkına
Gülbangi asmanı tutan pir aşkına

Ey leşker-i müfettihü'l-ebvâb vur bugün
Feth-î mübîni zâmin o tebşir aşkına

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-î hilâl içün
Gelmiş bu şehsüvâr-ı cihangir aşkına

Düşsün çelengi Rûm'un eğilsün ser-î Firenk
Vur Türk'ü gönderen yed-i takdir aşkına

Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
Fecr-i hücum içindeki Tekbîr aşkına

GÜFTE FUZÛLÎ
BESTE:MÜNİR NÛRETTİN SELÇUK
MAKAM:NİHÂVEND

Ruhsârına aybetme nigâh ettiğimi
Gözyaşı döküp nâle vü âh ettiğimi
Ey pâdşeh-i hüsn terahhum çağıdır
Affeyle ki bilmişem günâh ettiğimi
 
Katılım
12 Şub 2009
#17
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

Şeyh Gâlib Dede'nin "Yine Zevrâk-i Derûnum Kırılıp Kenâre Düştü" gazelinin Mâhur makamındaki Hamâmî-zâde İsmâil Dede Efendi'nin bestesi...
Eseri TRT'nin iki usta ses sanatçısı seslendiriyor.Zuhal Eğilmez Hanımefendi ile Vedat Kaptanyurdakul Beyefendi seslendiriyor.Her ikisini severek dinlerim...Sağ olsunlar.Bestelerin youtube linklerini vermek inşallah site kurallarına aykırı değildir.Meraklısına şarkının Yotube linki:

http://www.youtube.com/watch?v=Ay9Kh0d1Emk

GAZEL

Yine zevrak-ı derunum kırılıp kenare düştü
Dayanır mı şişedir bu reh-i seng -sare düştü

O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kale-i kam
Bize hisse-i mahabbet dil-i pare pare düştü

Gehi zir-i serde desti geh ayağı koltuğunda
Düşe kalka haste-i gam der-i lutf-ı yare düştü

Erişip behara bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahamül dil-i bi karare düştü

Meh-i burc-ı arızında gönül oldu hale mail
Bana kendi taliimden bu siyeh sitare düştü

Süzülüp o çeşm-i ahu dedi zevk-i vasla Ya Hu
Bu değildi neyleyim bu yolum intizare düştü

Reh-i Mevlevide Galib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nam u şane kimi i'tibare düştü

Şeyh Galib

Fuzûlî'nin samimiyet fışkıran bir dörtlüğünü Üstad Münir Nurettin Selçuk Nihâvend makâmında bestelemiş.Şiir de beste de tek kelime ile mükemmel!

Ruhsârına aybetme nihâh ettiğimi
Gözyaşı döküp nâle vü âh ettiğimi
Ey pâdşeh-i hüsn terahhum çağıdır
Affeyle ki bilmişem günâh ettiğimi...


Eseri dinlemek isteyene youtube linki:

http://www.youtube.com/watch?v=4KIuRlM2MXc

Fâruk Nâfiz Çamlıbel'in bu güzel dörtlüğünü yine üstad Münir Nuredin bestelemiş.Makâm Sultânîyegâh.Bu eseri bir zamanlar bizde koroda söylemiştik...
Meraklısına youtube linki:

http://www.youtube.com/watch?v=C21sRjmnoZI&feature=related

Saçının telleri göğsünde parişan yaraşır
Öyle sünbüllere bir böyle gülistan yaraşır
Taç olur ay'la güneş alnına her an yaraşır
Gönlümün tahtına bir sen gibi sultan yaraşır

Üstad Yahya Kemal'in,İspanya'da yazdığı muhteşem şiiri...Bu şiir yazabilmek ve böyle bir beste yapabilmek mi?Aman Allâh'ım...Her ikisi de birbirinden güzel...
Beste Münir Nureddin Selçuk.Makam Kürdîlihicazkâr...

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç def'a kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'

Meraklısına bir çok youtube linki:

1-Nüket Duru ve Timur Selçuk(Üstadın oğlu)
http://www.youtube.com/watch?v=n-_6Y47FkD8

2-Funda Arar
http://www.youtube.com/watch?v=hJjRZTx4fAQ&feature=related

3-Nesrin Sipâhi(Usta bir ses sanatkârıdır.)
http://www.youtube.com/watch?v=eofrpRLZlQ4&feature=related

4-TRT KOROSU

http://www.youtube.com/watch?v=RVcqFKc2mQI

5-Umut Akyürek
1-http://www.youtube.com/watch?v=OzQCVdtCJ88
2-http://www.youtube.com/watch?v=Iol5Y1kqv1A

6-Mehmet Güntekin
http://www.youtube.com/watch?v=wMhkOD6UTTA

Bu kadar yeter sanırım.Youtube'da başka sanatçılardan da dinleyebilirsiniz.
Gönderen Müsvedde zaman: 08:08 0 yorum
15 Ekim 2008 Çarşamba
Dacırak Köyünde Yaşayanlar
Dacırak,Bayburt'un merkezine bağlı köylerden birinin eski ismidir.Yeni adı Yedigöze'dir.Dedelerimiz bu köyde yaşamışlar ve orada vefat edip toprağa girmişler. Molla Kadir dedem ve oğlu Yusuf dedemin mezarı bu köydedir.Yusuf dedemin oğlu olan Ömer dedem ise İstanbul'da Bağcılar Ulu Camii mezarlığında yatmaktadır.

Her ne kadar köyümle pek ilişkim olmasa da köyümü seviyorum.

Dacırak'a iki kere gitmek nasip olmuştu.Birisinde rahmetli babaannem ve amcamla gitmiştim.İkinci ziyaretimiz Musa Abi,annesi ve babamla beraber olmuştu...Bu iki ziyarette de dedelerimin mezarını görme fırsatım olmuştu.Molla Kadir dedemin Osmanlıca yazılmış mezar taşı dikkatimi çekmişti.Zamanın yıprattığı o taşın kitabesini bir iki eksikle zor da olsa okumuştum.Şöyle yazıyordu mezar taşında:

"El-Gâzi,Eş-Şeyh Abdülkâdir Efendi'nin rûhi için El-Fâtiha...

Hicri 1305 (Mîlâdî :1887)

Dedemin ölüm tarihini mezar taşından öğrendim.Yusuf dedem 1882 doğumlu imiş.Bu da çok ilgimi çekti.Ama bu bana yetmedi.Daha fazla bilgi öğrenmek istedim.O devirden başka kimler var diye araştırdım.Bir bilgisayar yazılımı sayesinde köyümdeki birçok ailenin geçmişindeki büyüklerin isimlerine ve doğum tarihlerine ulaştım.

Bu bilgiler bana yetmedi.İnşallah yakında Osmanlı Arşivlerinde köyümle ilgili araştırma yapacağım....
 
Katılım
6 Şub 2009
#18
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden


Yahya Kemal Beyatlı
beste : Münir Nurettin selçuk
 
Katılım
12 Ocak 2015
#19
Ynt: Bestelenmiş Şiirler

BİR BAŞKA TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Yahya Kemal Beyatlı
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap