Beyit şerhi

Katılım
27 Ara 2005
#1
Her güne bir beyit bölümünün açılış gayesi dostlarımızla birlikte her gün bir beyit ezberlemekti. Eski bir başlık idi ve bugün halen güncelliğini korumakta desteğiniz ile. O başlıkta dikkat ettiyseniz genelde sadece beyitler verilmiş ve bunlar nesirlere dahi çevrilmemiş, son birkaç iletide dostların gayretiyle şerh denemeleri yapılmaktaydı. İstedim ki her güne herkes bu başlıktan bir beyit şerh etsin, yani açıklasın. Başlığa kim girmişse ya bir beyit yazsın açıklasın ya da kendisinden önce yazılmış olan beyite açıklamalar ilave etsin. Elbette soru sormanın da serbest olduğu söylememe gerek yok zannımca.Bu muhtevada "metin şerhi" isimli bir başlığımız var farkındayım, ama bu konuyu bir yarışma yeni bir heyecan olarak düşünelim.Diğerinde olduğu gibi...

Her güne bir beyit başlığında ise beyitler ve bunların nesre çevirileri yer alsın sadece...

bakalım bu başlık diğeri gibi bereketli olacak mı?

not: sitemizin anasayfasına baktıysanız orada beyit açıklamalarının yer aldığını göreceksiniz.bunlar üyelerimizin açıklamaları. burada beyitler açıklandıkça bunları da oraya eklemeye gayret edeceğim...

eski dostlar bilir, yeni dostlar diğer başlıklar eski dostların gayretiyle bugün bu muhtevalara ulaştı, haydin herkes el ele versin yine.yenisiyle eskisiyle...

görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler...
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

açılış benden bereket Allah'tan...

bismillah..


Hak budur kim şah divanın temaşa kılmaga
Düzdi tak-i zer-nigara lalden manzar güneş

Ahmet Paşa


tâk-ı zer-nigâr: altın işlemeli kemer
manzar:baklan yer(pencere)


Gerçek budur ki padişahın divanını seyretmek için güneş altın işlemeli kemere la'lden(yakuttan) bir pencere açtı.

Padişahın her zaman devlet meselelerinin görüşüldüğü yerde, divanda bulunmadığı bazen de o divanın bulunduğu kemerin penceresinden, kemerin üzerindeki bir pencereden divanı takip etmesi, kontrol etmesi, seyretmesi söz konusu. Böylece divandakiler padişah her zaman dinliyormuş gibi ciddiyetle işlerine devam ediyor. Beyitin hareket noktası bu, gökyüzü tasviri bizi buraya götürüyor.

Şair gökyüzü tasvbiri yaparken sosyal bir gerçektenhareket ediyor.BUnu güneşi hükümdara benzeterek yapıyor.

Altın işlemeli kemer gökyüzüdür.Yıldızlar (geceleyin) kemer üzerindeki işlemelerdir.Bu kemerde yakut bir pencere söz konusu.Kemerdeki yakut pencere ise şafak vaktidir. Güneş hem pencere hem de arkada divanı izleyen sultandır.

Aslında bu gökyüzünde görmüş olduğumuz güneş padişahın divanı seyretmek için açtırmış olduğu yakuttan bir penceredir.Siz onu güneş olarak görüyorsunuz ama o aslında padişahın açtırdığı bir pencere.



not: bu beyitin yer aldığı kasideyi Ahmet Paşa Fatih'i övmek için kaleme almıştır.Kasidenin tamamına şu bağlantıdan ulaşabiliriz:

http://www.edebiyatturkiye.com/edebiyat/gazeller/der-mehd-i-sultan-muhammed-han/
 
Katılım
12 Şub 2009
#3
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Mir’ata bakma bir iki gün eyle tecrübe
Sabreylemek firâkına müşkil değil midir ŞEYHÜLİSLÂM ÂRİF HİKMET BEY

mir'at: ayna
firâk: ayrılık, ayrı olma

Ey sevgilim, bir iki gün aynaya bakmamayı dene de seni görmeden durabilmenin ne kadar zor olduğunu gör.

Güzellerin ayna ile dostluğu herkes tarafından bilinir. Gidip gelir aynada cemâlini, endâmını seyreder. Kendini görmeden duramaz. Şair burada bir açık yakalamış, bunu koz olarak kullanmak istemiş.
Şu gerçek de vardır ki âşıklar da sevdiklerini görmeden duramaz. Onların güzel yüzlerini, onun bulunduğu yeri, üzerin bastığı toprağı bile öpüp koklamak ister. Sevgili naz madenidir. Naz yapmadan duramaz. Kendisine bakılmasından hoşlanmasına rağmen "Ben senin bildiğin kızlardan değilim, hı'! " diyerek âşığı azarlar. Yahu insafsız! Sen kendine bir iki dakika bakmadan durabiliyor musun ki benden sana bakmamamı istiyorsun...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#4
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

dedeefendi' Alıntı:
Mir’ata bakma bir iki gün eyle tecrübe
Sabreylemek firâkına müşkil değil midir ŞEYHÜLİSLÂM ÂRİF HİKMET BEY

mir'at: ayna
firâk: ayrılık, ayrı olma

Ey sevgilim, bir iki gün aynaya bakmamayı dene de seni görmeden durabilmenin ne kadar zor olduğunu gör.

Güzellerin ayna ile dostluğu herkes tarafından bilinir. Gidip gelir aynada cemâlini, endâmını seyreder. Kendini görmeden duramaz. Şair burada bir açık yakalamış, bunu koz olarak kullanmak istemiş.
Şu gerçek de vardır ki âşıklar da sevdiklerini görmeden duramaz. Onların güzel yüzlerini, onun bulunduğu yeri, üzerin bastığı toprağı bile öpüp koklamak ister. Sevgili naz madenidir. Naz yapmadan duramaz. Kendisine bakılmasından hoşlanmasına rağmen "Ben senin bildiğin kızlardan değilim, hı'! " diyerek âşığı azarlar. Yahu insafsız! Sen kendine bir iki dakika bakmadan durabiliyor musun ki benden sana bakmamamı istiyorsun...
Şöyle bir hikaye anlatılır:

Bir genç, güzel bir kıza sırılsıklam âşık olmuş, kız da oğlana. Büyük aşka gurbet eklenmiş ve bir gün birbirlerinden uzak diyarlara göçmüşler. Ama ikisinin yüreğinde de aşk bütün hararetiyle devam etmektedir. Uzun zaman geçer ve sevgililer bir vesileyle karşılaşırlar. Gözyaşları içinde konuşurlarken kız şöyle der:

- Ah vefasız sevgilim, hani beni severdin, bunca yıl ne bir haber gönderdin ne de mektup.

Âşığın cevabı ise şudur:

- Sevdiğim! Ben uzak diyarlarda senin cemaline hasret iken, o şerefi postacıya mı vereyim?

Sevgilinin cemâlini bu denli kıskananı bu hikayede okudum, ne mertebe?
 
Katılım
12 Tem 2010
#5
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Evvelki mesaj için..

Başta takdir edilecek bir harekete benziyor amma "Bencil"ce bir muhabbetin ifadesi gibi geldi bana...Yani cemalini kıskanırken aslında araya "benlik" giriyor..her neyse..

Böyle bir cevabı bana verse idi firkatiyle gönlümü dağlayan yâr-ı vefasuz, diyecektim ki ,
a be hodendiş, haydi cemal-i cemilinden mahrum eyledin, cemaline nazar etmiş bir çift gözden, eyd-i leyyin'ine temas etmiş bir mektub'tan, hissiyat-ı hicranını şerheden bir kaç çift kelimeden ne diye mahrum ediyorsun....Sen aşık olamazsun, tez yıkıl.. :)
 
Katılım
3 Ağu 2008
#6
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Hammed' Alıntı:
Böyle bir cevabı bana verse idi firkatiyle gönlümü dağlayan yâr-ı vefasuz, diyecektim ki ,
a be hodendiş, haydi cemal-i cemilinden mahrum eyledin, cemaline nazar etmiş bir çift gözden, eyd-i leyyin'ine temas etmiş bir mektub'tan, hissiyat-ı hicranını şerheden bir kaç çift kelimeden ne diye mahrum ediyorsun....Sen aşık olamazsun, tez yıkıl.. :)
aşık ise cevaben: "ey yar! dağlanmayı bileydin bu sözler ile gönlümü dağlar mıydın? söyle bana ey yar kimdir yar-ı vefasuz?!" yahut "cemalinde gayrısının nazarının tozuna dahi tahammülüm yok iken gönlümü toza dumana katmak neden!" derse. :)

ve evet aşkın "böylesi" zaten "benlik"lidir. bu dahi güzeldir.
 
Katılım
12 Tem 2010
#7
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

mehmet baki' Alıntı:
aşık ise cevaben: "ey yar! dağlanmayı bileydin bu sözler ile gönlümü dağlar mıydın? söyle bana ey yar kimdir yar-ı vefasuz?!" yahut "cemalinde gayrısının nazarının tozuna dahi tahammülüm yok iken gönlümü toza dumana katmak neden!" derse. :)
Ağabey "aşk" mülahazalarımızı çarpıştırmak gibi olmasın da :p
Diyecektim ki ;
Hâlâ derd-i enfüs-ü "can"ın tasasındasın, nisyan-ı vücud etmedikçe ne diye nazar-ı gayr'ın telaşındasın, hal o'dur ki henüz sen dahi ağyar diyarındasın...
 
Katılım
3 Ağu 2008
#8
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Hammed' Alıntı:
Ağabey "aşk" mülahazalarımızı çarpıştırmak gibi olmasın da :p
Diyecektim ki ;
Hâlâ derd-i enfüs-ü "can"ın tasasındasın, nisyan-ı vücud etmedikçe ne diye nazar-ı gayr'ın telaşındasın, hal o'dur ki henüz sen dahi ağyar diyarındasın...
aşık der ki:

"bu ne hazin mesafe iki ten arasında
bu hali söyleyenle söyleten arasında."

yahut

"de get!"

;D
 
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

haydin arkadaşlar destek verin biraz haydin ! herkes her gün bir beyit şerh etmeye çalışsın lütfen. Dil-şâd, mehmet baki, ecrin, şeb-engiz, Lamia,evla, Gülsema, Nun,Pejmürde,Levvame,Bayeban,Hammed illaki dedeefendi(zaten destek veriyor hocam Allah razı olsun, devam etmesini rica ediyorum) ve adını sayamadığım tüm dostlar bi el atın ya hu !


Harâbât ehline dûzah azâbın anma ey zâhid
Ki bunlar ibn-i vakt oldı gam-ı ferdâyı bilmezler

Hayâli

duzah: cehennem, tamu
ibn-i vakit: zamana uyan, vakte göre hareket eden


Ey zâhid ! Harabat ehline cehennem azabını anma, ki bunlar ibn-i vakt olduklarından yarının gamını bilmezler.

Harabat ı meyhane,meclis olarak alabiliriz. "Ey" ile seslendiği ise vaiz, zahid, kaba sofu olan kişiler. Burada harabat ehlinin sıkıntı duymayan insanlar olduğu vurgulanıyor.

Tasavvuf ehli insanlar "ibn-i vakt" ve "ibn-i zaman" şeklinde 2'ye ayrılır:

ibn-i vakit: Vaktin yani zamanın oğlu demektir. Mutasavvıflar bu terimi geçmiş ve geleceğini düşünmeyen, gelecek endişesi gütmeyen Allah'ın her emrini yerine getiren gerçek kul, sofi anlamında kullanırlar.

ibn-i zaman:
bu zâhid in karşılığıdır, bunlar daha sonradan elde edecekleri birtakım güzellikleri, yani cenneti,cennet nimetlerini düşünerek onları elde etmek için ibadet edenlerdir.
 
Katılım
6 Şub 2009
#11
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

en kısa zamanda geliyorum merak etmeyin bugünü de atlatayım yoğunum biraz :)
 
Katılım
30 Ocak 2010
#12
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Sayd içün pâyına düşmekden olur mı fârig
Bir nigâhını ganîmet bilen ol âhûnun


Şeyhülislâm Yahyâ

sayd: avlanmak
pây: iz
fârig: rahata kavuşmuş, işini bitirmiş
nigâh: bakmak, nazar etmek
âhû: ceylan

Mânâsı kabaca şöyle: O ceylanın bir bakışını ganîmet bilen (âşık), (hiç) onu avlamak için izine düşmekten vazgeçer mi?

Burda, "âhû", "sayd" ve "pây" kelîmeleri tenâsüb sanatını teşkil ediyor. Zincir gibi birbirlerine bağlanmışlar. İlk bakışta beyitte bahsedilen kişinin, ceylanın izlerinin peşinde olduğu izlenimi oluşsa da, aslında bahsedilen kişinin(âşığın), "ceylan bakışlı güzelin" peşinde olduğu anlaşılıyor. (Burada da istiare sanatı var.)
Âşığın; bir bakışına canlar feda edeceği güzelin, sadece bakışını yakalamak için değil, sevgiliye bütünüyle ulaşmak için neler neler feda edeceğini, bıkmak-usanmak gibi hallere asla düşmeyeceğini hissettiren bir beyit.
Bir de; sanki her kelime cımbızla seçilip müthiş bir ihtimamla yerleştirilmiş.

Not: Beyit şerhedecek kadar bilgimin olmadığı her halimden belli. :D (Böyle muazzam bir beyit üzerinden uzun uzun şeyler yazılabilir.)
Maksadım, bu bölüm boş kalmasın. İlgi-alaka düzeyinde de olsun, beyitlerle bağı koparmayayım. Onun için, mazur görün.
 
Katılım
27 Ara 2005
#13
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

RahgüzaR' Alıntı:
Not: Beyit şerhedecek kadar bilgimin olmadığı her halimden belli. :D (Böyle muazzam bir beyit üzerinden uzun uzun şeyler yazılabilir.)
Maksadım, bu bölüm boş kalmasın. İlgi-alaka düzeyinde de olsun, beyitlerle bağı koparmayayım. Onun için, mazur görün.
kardeşim hakiki anlamda düşünecek olursak benim bırak beyit şerh etmeyi beyitler üzerinde bile düşünmeyi bırakmam lazım:D burada beyitler üzerinde tez hazırlamıyoruz. mühim olan bunlar üzerinde düşünmek. burada düşünmemizin sebeb-i hikmeti ise, daha önce bu deryaya dalmamış olanlara biraz da olsa fikir vermek ve dahi düşüncelerin çeşitliliğinden herkesin faydalanmasını sağlamak. bir beyitte herkes farklı bir anlam görebilir. sonuçta bunlar 2+2=4 değil.kaldı ki mütavaziliğe lüzum yok gayet iyisin. devam :)

Gülsema' Alıntı:
en kısa zamanda geliyorum merak etmeyin bugünü de atlatayım yoğunum biraz :)
hadi bakalım, Allah kolaylık versin. Ama beyit borçların birikiyor ben anlamam.Bugün 2.beyit şerhi. Borç hanene yazıyorum. Diyelim 3 gün sonra geldin, 2 de önceden var 5 beyit şerhi isterim :D ( ne pazarlık yapıyorum ama :p )

Rah-güzar senin de halen 1 beyit borcun var haberin olsun. :) adını zikrettiğim ve zikredemediğim tüm arkadaşlar veresiye defterim açık, yazıyorum hesabınıza, icraya verir yine alırım borçlarımı ben anlamam, faiz uygulamıyorum(şimdilik) :)
 
Katılım
12 Tem 2010
#14
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Peki soru sormak serbest mi :) ?
Mesela Uluğbey ağabeyin


Uluğbey' Alıntı:
Tasavvuf ehli insanlar "ibn-i vakt" ve "ibn-i zaman" şeklinde 2'ye ayrılır:

ibn-i vakit: Vaktin yani zamanın oğlu demektir. Mutasavvıflar bu terimi geçmiş ve geleceğini düşünmeyen, gelecek endişesi gütmeyen Allah'ın her emrini yerine getiren gerçek kul, sofi anlamında kullanırlar.

ibn-i zaman:
bu zâhid in karşılığıdır, bunlar daha sonradan elde edecekleri birtakım güzellikleri, yani cenneti,cennet nimetlerini düşünerek onları elde etmek için ibadet edenlerdir.
bu tasnif'inin mesnedini öğrenebilir miyim?
İmam-ı Rabbani'nin "ibnu'l vakt" izahı ile Kalbin Zümrüt Tepeleri'nde "ibnu'z-zaman" ifadesi zikrettiğiniz tasnife müsait görünmüyor..Yine de en karmaşık ıstılah sofi ıstılahadır diyerekten, böyle bir tasnif te olabilir, ancak kaynak mana yı merak ettim..Kendi tasnifiniz ise biraz daha açarsanız o dahi kabulümdür..
 
Katılım
30 Ocak 2010
#15
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Uluğbey' Alıntı:
kardeşim hakiki anlamda düşünecek olursak benim bırak beyit şerh etmeyi beyitler üzerinde bile düşünmeyi bırakmam lazım:D burada beyitler üzerinde tez hazırlamıyoruz. mühim olan bunlar üzerinde düşünmek. burada düşünmemizin sebeb-i hikmeti ise, daha önce bu deryaya dalmamış olanlara biraz da olsa fikir vermek ve dahi düşüncelerin çeşitliliğinden herkesin faydalanmasını sağlamak. bir beyitte herkes farklı bir anlam görebilir. sonuçta bunlar 2+2=4 değil.kaldı ki mütavaziliğe lüzum yok gayet iyisin. devam :)

Rah-güzar senin de halen 1 beyit borcun var haberin olsun. :) adını zikrettiğim ve zikredemediğim tüm arkadaşlar veresiye defterim açık, yazıyorum hesabınıza, icraya verir yine alırım borçlarımı ben anlamam, faiz uygulamıyorum(şimdilik) :)
:D
Allah razı olsun. Böyle borca can kurban. Muvaffak oluruz inşallah. :)
 
Katılım
12 Tem 2010
#16
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Harâbât ehline dûzah azâbın anma ey zâhid
Ki bunlar ibn-i vakt oldı gam-ı ferdâyı bilmezler..


İki mana anladım ;
Birincisi ;
Ahir zaman'da zirveye çıkan "anı yaşa" manası yahut "hazır zamanın lezzeti"ne perestiş etmek manası ve


كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ
وَتَذَرُونَ الْآخِرَة

"Hayır hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da , Ahireti(gelecek olanı) bırakıyorsunuz."(Kıyamet Suresi 20-21)

ayetlerinde bahsedilen "âcil" elde edilebilen veya elde olanı "âhir" elde edilebilecek olana tercih etmek gibi manaları muhtevi vasıflar ki , hazret "ibnu'l vakt" derken bu vasıflarla mevsuf kişileri kasdetmiş olabilir..Ki bu sıfatlarla mevsuf kişilere zaman-ı uhraya aid manaları, hisleri, hakikatleri, ihsas, idrak ettirmek çok zor'dur.taa ki inayet yetişe...
-----

İkincisi ise ;
Hazret'in ibnu'l vakt'ten kasdı, televvün-ü ahval ve kalb'te sürekli tebeddüller yaşayan güruh'tur ki ân olur intiha'nın iklimine girer, ân olur ibtida'nın koridorlarında dolaşır, ân olur havf televvünlü hal ile, ân olur haşyet televvünlü, ân olur gurbet televvünlü ân olur kurbet televvünlü ahval ile "vakt" in kendi kayıtları içinde seyr-i sülukuna devam eder, işte böyle televvün-ü ahval yaşayan bir ibnu'l vakt ve ehl-i telvin için, "temkin" ve "teyakkuz" manasını işmam eden âhir vakt'in ahvali telkin edilmez..
Bu manasıyla dikkate alınırsa, harabat demesinin sebebi de şiddetli televvün'ün tesiri ile alakalı görünüyor..Virane , istikametini kaybetmiş manaları gibi..
 

Levvame

''âh'' bir iklimse şayet...toprağına tabi'yim...
Katılım
3 May 2010
#17
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

...

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânum sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana (Avnî)
...

Fatih Sultan Mehmed-Fatih Divanı

(Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, gönlümdeki gizli sırlarım gözyaşlarıma gâlip gelir ve sırlar sana aşikâr olurdu.

derûn:İç,öz,gönül
çeşm:göz
giryân:ağlayan,göz yaşı döken
râz-ı pinhân: gizli sır

Âcizâne...
Derdiyle Sevgilinin karşınında Avnî derininde ve harabeler altında kalmış gizli sırlarını,hazinelerini döker...Aşığın hazineleri gönlündedir;göz yaşlarının kaynağı gönlün denizindedir.Hazineler gizlidir; Göz yaşları o gönül denizinin derinliklerindeki incileridir. Avnî gönül denizinin gizlerini(hazinelerini) aşikar edince Sevgilininde o incileri sahiplenme ümidini taşır...
 
Katılım
12 Şub 2009
#18
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Dünyâyı tuttu güfte-i Nâbî terânesi
Bilmem ne hazzider bu Ruhâvîden ehl-i Rûm Yenişehirli Beliğ

Mef'ûlü Fâ'ilâtü Mefâ'îlü Fâ'ilün

güfte: şarkı sözü
güfte-i Nâbî: Nâbî'ye ait şarkı sözü, şiir.
terâne: nağme, âhenk, makam,terennüm, bir şiiri makam ile okuma, şarkı söyleme; rübâîye verilen bir başka isim.
Tekrarlanması durumunda usanç veren söz.
hazz:hoşlanmak, keyif almak.
Ruhâ(Rehâ): Urfa'nın eski ismi.
Ruhâvî: Urfalı
Ruhâvî(rehâvî) mûsıkîmizde bir makâm ismi.
ehl-i Rûm:Osmanlı halkı, Anadolu halkı.

1-Tekrar tekrar okunmasından ötürü bıkkınlık veren Nâbî'nin sözleri her yere yayıldı, bu Urfalıdan Osmanlı halkı ne zevk alır bilmiyorum.

2- Güftesini Nâbî'nin yazdığı şarkı her yere yayıldı, Osmanlı halkı bu Ruhâvî makâmındaki şarkıdan ne zevk alır anlamıyorum.

Edebî sanatlar:

Dünyâyı tuttu: Mübalağa.

Terâne: Bu kelime hem gerçek hem mecâz anlamda kullanılmıştır. Hem şarkı, nağme hem de bıktıran söz anlamında kullanılmıştır. Güzel bir kinâye örneği teşkil etmiştir.

Ruhâvî: Kelilme iki gerçek anlamında kullanılmıştır. Fakat burada makam anlamı değil de Urfalı manası kast edilmiş gibi duruyor. Yani uzak anlam. Tevriye.

Fakat terâne ve Ruhâvî kelimeleri içinde bulundukları beyitin anlamakta okuyucuyu şaşırttığı için Mugalata-yı mâneviyeden de söz edebiliriz.

Sanatkârlar arasında ezelden beridir kıskançlıklar yaşanmaktadır. Eğer birisi sivrilirse diğerleri onu kıskanır, gözden düşürmek için ellerinden geleni artlarına komazlar. Anlaşılan o ki Belîğ, Nâbî'ye gösterilen ilgiden, ona duyulan hayranlıktan rahatsız. Hayâlî'nin Hâletî'yi gözden düşürmek için neler yaptığı ve başarılı olduğu meşhurdur. Bâkî'den nefret eden şairlerin sayısı hiç de az değildir. Itrî'yi çekemeyenler onun için : " Sesi çok çirkindi." derler. Şakir Ağa, Dede Efendi'yi küçük düşürmek için kullanılmamış makamlarla yeni besteler yapmıştır. Beliğ de Nâbî'yi kıskanmış, insanların ona olan ilgisine şaşkınlığını dile getirmek için söz sanatlarıyla bezediği bu güzel beyiti söylemiştir. Sözlerine hayran oldum, fakat Nâbî'yi terâneleştirmesine katılmak mümkün değil.
 
Katılım
12 Şub 2009
#19
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Beyitleri, karınca kararınca açıklamaya çalışıyor, anladığımızı paylaşıyoruz. Gözümüzden kaçan mânâlar elbette olacaktır. Ne olursa olsun yabancılaştırıldığımız bu zengin kültürle ilgilenmenin hem bizlere hem de internette divan şiiriyle ilgili bilgi araştıran kişilere faydalı olacaktır.
 
Katılım
27 Ara 2005
#20
Ynt: Her güne bir beyit şerhi ...

Hammed' Alıntı:
Peki soru sormak serbest mi :) ?
Mesela Uluğbey ağabeyin


bu tasnif'inin mesnedini öğrenebilir miyim?
İmam-ı Rabbani'nin "ibnu'l vakt" izahı ile Kalbin Zümrüt Tepeleri'nde "ibnu'z-zaman" ifadesi zikrettiğiniz tasnife müsait görünmüyor..Yine de en karmaşık ıstılah sofi ıstılahadır diyerekten, böyle bir tasnif te olabilir, ancak kaynak mana yı merak ettim..Kendi tasnifiniz ise biraz daha açarsanız o dahi kabulümdür..
merhaba ! bu konu fakültede Prf.Dr.Sabahat Deniz'in girdiği derslerimizde bizzat onun üzerinde durduğu bir konu.Acaba yanılıyor muyum diye baktığımda ders notlarıma aktardığım şekilde izah edildiği gördüm.Açıkçası "hocam iddialarınızın mesned'i nedir?" deyu sormak da aklıma gelmemişti.. tasavvuf çok derin bir konu ve bir çok âlimin muhtelif düşünceleri mevcut. yani çeşitli izahatlar var. fakat divan şiirinde bahsettiğim şekilde kullanıldığını açıklıkla ifade edebilirim.

şerhinizde dikkatimi çeken; şerhinizin "şerhe" muhtaç olmasıydı :) yanlış anlamayın lütfen. divan şiiriyle bahsedilen her beyit hakkında şekitli izahatlar yapılabilir. İskender Pala hocanın divan şiirini gençliğe sevdirmesinin sebebinin bu şiiri onların da anlayacağı şekilde anlatmasına bağlıyorum biraz. nitekim bu şiiri anlaşılmaz olarak gören ve dahi içinde eski kelimeler geçtiği için kendi şiirine uzak duran bir nesle sahibiz. derdimiz divan şiirini anlamak olduğu kadar bu şiiri bizden sonraki nesle sevdirmek ve onların dahi bir şeyler öğrenmesini sağlamak.belki eğitimci yanımdan dolayı böyle düşünüyorum. dolayısı ile izahatları verirken söylediklerimi göz önüne almak -bence- oldukça faydalı olacaktır. eli sözlüğe gitmeyen ve bundan kaçan birçok arkadaş mevcut, terkibleri verirken ve izahat yaparken kısa kısa bunların karşılıklarını verirsek anlaşılır bir şekilde herkes okurken öğrenecektir...

katılımcı tüm dostlara çok teşekkürler...
 

Giriş yap