Bilen sorar..

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: Bilen sorar..

Geniş açıklama için; http://imandanihsanatasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2bolum-tasavvufi-terbiye-seyr-u-suluk/anefs-ve-tezkiyesi/3-nefsin-mertebeleri/

1- Nefs-i emmare: “Muhakkak ki nefs, kötülüğü şiddetle emreder.” (Yûsuf, 53) Kulu, Rabbinden uzaklaştırarak kötülükleri işlemeye tahrîk eden en süflî durumdaki isyankâr nefstir. “Emmâre” çok emredici demektir. Bu sıfatı hâiz olan nefsin yegâne maksadı, hevâ ve heveslerini ölçüsüzce tatminden ibârettir. Şehvetin esîri, şeytanın avânesi olmuş; keyfine, zevkine, günâha düşkün olan nefstir.
2- Nefs-i levvame: Nefs-i emmâresini pişmanlıkla hesâba çekip, onun çirkin hâl ve hareketlerinden kurtulmak için gayret gösterenler, nefs-i levvâmeye doğru mesâfe alırlarNefs-i levvâme; yaptığı kötülüklerden, Allâh’ın emir ve yasaklarına karşı gösterdiği ihmâl ve kusurlardan pişmanlık duyarak vicdânı muazzeb olan ve bu sebeple de kendisini şiddetle kınayan nefstir
3- Nefs-i mülheme: Nefs-i emmâreden pişmanlık duyarak levvâmeye yükselen mümin, bu merhalede de tevbe, istiğfar, günahlardan sakınmak, mânevî irşâda gönül vermek ve bâzı nefs mücâhedeleriyle mülheme mertebesine vâsıl olur
4- Nefs-i mutmainne: Bu mertebede kötü ve çirkin vasıflar, yerini güzel ahlâka terk etmiştir. Davranış olgunluğunda zirveyi teşkîl eden ve bütün beşeriyyete nümûne olan Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yüksek ahlâkı, târifsiz bir zevk ile güzelce yaşanmaktadır. Kulun kalbi, sabır, tevekkül, teslîmiyet ve rızâ ile taçlanmıştır. Mutmainne, ârif-i billâh olan, takvâ ve yakîn ehlinin nefsidir
5- Nefs-i radiye: “Sen O’ndan, O da senden râzı olarak Rabbine dön!” (el-Fecr, 28) âyetindeki “Sen O’ndan râzı olarak” hükmünün bu makâma işâret ettiği beyân olunmaktadır. Dâimâ Hakk’a yönelmek sûretiyle Allâh ile beraber olma şuuruna erişmiş, hikmetine ve hükmüne râm olarak Rabbinden râzı ve hoşnud hâle gelmiş olan nefstir
6- Nefs-i merdıyye: Râdıye mertebesinde bulunanların, bu mertebenin bütün füyûzâtından istifâde edebilmeleri için, Cenâb-ı Hakk’ın da onlardan râzı olması îcâb eder. Yâni kulun Allâh’tan râzı olması yetmeyip, kâmil bir terakkî için Allâh’ın da kulundan râzı olması gerekir. Diğer bir ifâdeyle Hak’tan rızâmız, O’nun yüce rızâsına mazhar olabilecek bir kıvam ve güzellikte olmalıdır.Allâh onlardan hoşnud olmuş, onlar da Allâh’tan hoşnûd olmuşlardır…” beyânı da bu hakîkatin diğer bir ifâdesidir
7- Nefs-i Kâmile/Nefs-i Sâfiye: Nefs-i kâmile, tezkiye netîcesinde arınmış, sâf, berrak, ulvî ve olgun nefstir. Bütün mârifet sırlarının tahsîl edildiği ve ancak Cenâb-ı Hak tarafından vehbî olarak lutfedilen bir makâmdır; Hak vergisidir, sırf çalışmakla elde edilmez. Kader sırrına mebnî, ilâhî bir ihsândır.Bu makama aynı zamanda irşad makamı da denilir. Cenâb-ı Hak, bu makâmdakilerin hâl ve davranışlarındaki mükemmellikle, insanları gafletten îkâz edici bir tesir halkeder. Böyle zâtlar, bir fâsık ile görüşseler, o fâsığın hâlini anlar, kalbî hastalıklarının ilâcını, hâl lisânıyla kendilerine bildirirler. Fâsık, eğer kalbi mühürlenmemişse insafa gelir ve pişmanlıkla gafletten uyanır.


Tasavvufa girmiş iken benim sorumda ordan gelsin :)
Tasavvufta Kalbin çeşitleri nelerdir?
 
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bilen sorar..

ortaoyununda muhavereye karşılık gelen konuşma biçimi.

ramazan da gündüz vakti susamamak için ne yapılmalıdır?
 
Katılım
30 Kas 2006
Ynt: Bilen sorar..

Uluğbey' Alıntı:
ortaoyununda muhavereye karşılık gelen konuşma biçimi.

ramazan da gündüz vakti susamamak için ne yapılmalıdır?
gece mümkünse börek kızartma yağlı şeylerden kaçınınız ..
bol bol meyve tüketiniz
tatlıdanda kaçınınız ..
.
Hubb-i fillah buğd-i fillah ne demektir?
 
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bilen sorar..

neshden gelir,çoğaltmak anlamına gelir ki bir de nushdan gelen şekli vardır bu da öğüt vermek anlamına gelir...

Kesret nedir?
 
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bilen sorar..

İstihsan ı sormuşsun ben okudum İstinsah :)

sen düzeltmeden ben düzelteyim...

1. Kıyas denilen delîlin iki kısmından birisi olan hafî (gizli, kapalı) kıyas, yâni asl (hakkında açıkça hüküm bulunan şey) ile, fer' (hakkında açıkça hüküm bulunmayan şey) arasında müşterek (ortak) olan ve aslın hükmünün fer'e verilmesine sebeb olan illetin (vasfın, özelliğin), müctehid âlim tarafından kolayca anlaşılamadığı kıyas.

İslâm dîninde din bilgilerinin elde edildiği ana kaynak dörttür: Kitâb (Kur'ân-ı kerîm), sünnet (Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüb de bir şey demedikleri hususlar), icmâ' (müctehid âlimlerin bir işteki sözbirliği) ve kıyastır. Kıyas, müctehid âlimin, fer'in (hakkında açıkça nass yâni âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf bulunmayan bir işin) hükmünü buna benzeyen ve hakkında nass bulunan bir işin (aslın) hükmüne benzeterek anlamasıdır. Aslın hükmünün fer'e verilmesine sebeb olan illet, müctehid âlim tarafından kolayca anlaşılabiliyorsa, böyle kıyâsa, kıyas-ı celî (açık kıyas) denir. Kolayca anlaşılamıyorsa, kıyâs-ı hafîdir (gizli, kapalı kıyâstır). (Serahsî)

2. Müctehid âlimin daha kuvvetli ve dîne daha uygun gördüğü bir husustan dolayı, bir mes'elede benzerlerinin hükmünden husûsî, özel bir hükme dönmesi, küllî (umûmî, genel) kâideye aykırı düşen hükmü alması; başka bir ifâde ile, müctehid âlimin, celî kıyasa aykırı olan delîlin hükmünü alması. Fıkıh ilminde istihsan sözü geçince bu mânâ kastedilir.

İstihsânın dayandığı deliller vardır. Bunlar; âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf, icmâ, kıyâs-ı hafî ve zarûrettir. Meselâ, kıyâs-ı celîye ve küllî kâideye göre mevcut olmayan, yok olan bir şey üzerine akd, (anlaşma, sözleşme) yapmak bâtıldır, hükümsüzdür. Bu sebeble istisnâ' yâni bir san'at sâhibine sipâriş vererek, târif ederek bir şey meselâ bir ayakkabı yaptırmak üzere akd (anlaşma, sözleşme) yapılamaz. Çünkü, ayakkabı akd esnâsında henüz mevcut değildir, yoktur. Fakat bu türlü akde göre muâmele, iş yaptırmak her devirde yapılageldiğinden ve bu hususta icmâ' (müctehid âlimlerin sözbirliği) meydana geldiğinden, kıyâs-ı celî terkedilmiş, böyle bir muâmelenin câiz olduğuna, olabileceğine hükmolunmuştur. (Serahsî)

Zevcin (kocanın) zevcesi(hanımı) için de kendi mülkünden onun izni (haberi) olmadan fıtrasını vermesi istihsânen câizdir. (İbn-i Âbidîn)
imiş
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Bilen sorar..


Bir de fıkıh usulünden gelen hali vardır ki "Zahiren kıyası bırakıp insanların ihtiyacına daha uygun olanı almak." anlamına gelir diye düzeltmiştim ama kurtardın :) Şimdi bu alıntıyı bize özetleyiversen desem ne dersin :D

Kesret çokluk demektir. Tasavvufta önemi büyük olan vahdet anlayışının tersini ifade eder ve fani dünyaya işaretle kullanılır.

İsmail Hakkı Bursevi'nin doğum yeri neresidir?
 
Katılım
4 Mar 2009
Ynt: Bilen sorar..

bulgarıstan aydos diyor ama bilmiyorum dogru mudur?
ben de ziya pasanın babasının dogum yerını sorayım o zmn
 
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bilen sorar..

kendisi bir islam hukuku terimi olup,bu konu hakkında anlaşılır düzeyde bilgi verecek malumatım bulunmamaktadır :) ellerinden öper ferahsan :)

İsmail Hakkı Bursevî, 14 Eylül 1652 tarihinde, Rumeli Vilayet-i Celilesinin Kayılar kazası Aydos karyesinde dünyaya geldi.


Divanın en karizmatik üyesi kimdir :) ?



düzenleme yanıt gelmiş Ziya Paşa İstanbul doğumlu ama babası olsa olsa Erzurumlu'dur :) bugün bir Erzurum rüzgarı aldı gidiyor hayırdır inş :)
 
Katılım
30 Kas 2006
Ynt: Bilen sorar..

Uluğbey' Alıntı:
kendisi bir islam hukuku terimi olup,bu konu hakkında anlaşılır düzeyde bilgi verecek malumatım bulunmamaktadır :) ellerinden öper ferahsan :)

İsmail Hakkı Bursevî, 14 Eylül 1652 tarihinde, Rumeli Vilayet-i Celilesinin Kayılar kazası Aydos karyesinde dünyaya geldi.


Divanın en karizmatik üyesi kimdir :) ?



düzenleme yanıt gelmiş Ziya Paşa İstanbul doğumlu ama babası olsa olsa Erzurumlu'dur :) bugün bir Erzurum rüzgarı aldı gidiyor hayırdır inş :)
ayh tabiki beniim uluğcum beycim :D
sadece karizmatikmiyim peki? hayır bunun yanında, enfes meddahlık, şenşakralık ve bitirimlik azda haytalık veriyoruz :D
var olsun erzurum :D
Efali Mükellefin Ne Demektir?
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Bilen sorar..

Ferahsan gelene kadar bendim demek istedi herhalde :D

Efali mükellefin, mükellefler var ya bizim onların işi gücü demek. Yani İslama göre sorumlu sayılan kişilerin yapması ve sakınması gereken fiiller. (Sosyolojik metinlere o kadar alışmışım ki az kalsın bir sosyal davranışlar örüntüsüdür falan diye bitirecektim cümleyi :D)

Saime nedir?
 
Katılım
4 Mar 2009
Ynt: Bilen sorar..

arapça kokenli olup oruç tutan oruçlu demek(imiş)...

değişik bir soru da benden olsun..yanlıs hatrlamıysam 1930 yılında Lorenz eline siyah renkli cisimler alıyor ve her aldıgında kargaların saldırısına ugruyor.kargaların saldırmasında ki hacet nedir acep? neden kargalar elinde siyah nesne taşıyan Lorenz'e saldırmıştır ? :)
(bu arada lorenz aklını hayvanların davranıslarıyla bozmaya büyük çaba gösteren bir etoloji uzmanı )
 
Katılım
26 Kas 2008
Ynt: Bilen sorar..

ferahsan' Alıntı:
Annemın ismi :))))

çok oruç tutan kimse demektir

Nanhor nedir?
 
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bilen sorar..

şeb-i yelda nın sualinin henüz yanıtlanmadığını hatırlatmak istedim :) suali yanıtlayacak kişi ikisi bir arada yapıp baki abininkiyle yanıtlayıversin :) malum konu belli. bilen sorar. henüz şeb-i yelda'nın suali bilinmediğine göre sual sorma hakkımız yok :)

hürmetler
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
Ynt: Bilen sorar..

seb-i yelda' Alıntı:
değişik bir soru da benden olsun..yanlıs hatrlamıysam 1930 yılında Lorenz eline siyah renkli cisimler alıyor ve her aldıgında kargaların saldırısına ugruyor.kargaların saldırmasında ki hacet nedir acep? neden kargalar elinde siyah nesne taşıyan Lorenz'e saldırmıştır ? :)
(bu arada lorenz aklını hayvanların davranıslarıyla bozmaya büyük çaba gösteren bir etoloji uzmanı )
vesilenizle bu amcayı o kadar aradım ki evliya-yı googlede yüksek lisansımı biyolojiden yapmaya karar kıldım :D
kargalar siyah renkli hayvanlar olduğu için, Lorenz'in elindeki cismi de öldürdüğü bir başka karga zannetmiş olabilirler mi? ve de bu hayvanları intikamcı diye duymuştum kendisi ölene kadar peşinde dururlarmış gari
bu yorumu Lorenz'in, koloni halinde yaşayan küçük karga türünün sosyal organizasyon biçimini, bu topluluk içinde yaşayan bireylerin birbirleriyle birer sinyal niteliği taşıyan davranışlarla kurdukları iletişimi araştırıp ortaya çıkarmayı amaçlaması sonucu başına gelenlerin nişanesi olarak alırsak :):) 1 karganın davranışı diğerini tetikledi gibi. ve de içgüdüsel olarak saldırganlık, kavga etme isteğinin getirisidir gibi gibi :)

tespit doğru mudur?
zira Mehmet Baki hocanın sorularının cevaplarını merak ve araştırmak isteği içindeyim :):)
 

Giriş yap