Biraz da Fıkra...

Katılım
19 May 2008
#81
Ynt: Fıkralar....

ANLAMLI ANLAMLI
Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
-Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.
-Sen ne yaptın?
-Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım. :D
 
Katılım
19 May 2008
#82
Ynt: Fıkralar....

ARABASINI SATMIŞ
Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel'de arabasını satmış.

:D:D
 
Katılım
19 May 2008
#83
Ynt: Fıkralar....

Ali Mısır'da okuyan bir öğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali'ye telefon eder ve sınavların nasıl geçtiğini sorar. Ali de bilmediği halde "çok iyi geçti" der ve bunu üzerine babası onu İstanbul'a işlerinde yardım etmesi için çağırır. Ali gidecektir İstanbul'a ve arkadaşına son olarak şöyle der;
"Ahmet sen notlarımı öğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam çıkarsa "Muhammed'in Ali'ye selamı var" dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu.
" Ahmet notları öğrenir ve arar. Telefona babası çıkar ve Ahmet şöyle der:
- Amcacım Ali'ye söyle ona bütün Ümmed-i Muhammed'in selamı var...

;D ;) ;D
 
Katılım
6 Şub 2009
#84
Ynt: Fıkralar....

Kayseriliye sormuşlar "iki kere iki kaç eder..?"

Kayserli cevap vermiş :


"alcez mii satcez mii..? " :D
 
Katılım
20 Eyl 2008
#85
Ynt: Biraz da Fıkra...

Çocuk
Erzurumlu teyze çocuğuyla dolmuşa biner ve tek kişilik ücret uzatır. Muavin: "Teyze, çocuğunuzun da ücretini alabilir miyim?" diye çıkışır. Teyze şaşırır. "Vışşş. Bir parça uşahtanda mi para alirsiz?" Az sonra dolmuş hayli kalabalıklaşmıştır. Bunun üzerine muavin:" Teyze! Şu çocuğu kucağınıza alında yolculardan biri otursun!" deyince teyze kızar: "O nasıl söz ele oğul? Koskoca uşağı nasıl kucağıma alim ben?"
 
Katılım
19 Haz 2009
#86
Ynt: Biraz da Fıkra...

bir uçak düşmek üzereymiş,yalnız bir kişiden başka her kes bağırıyormuş!
kişiden bağırmamak sebebini sorunca der;
bana ne benim dedemin uçağı değil ki... düşsün :D
 
Katılım
19 May 2008
#87
Ynt: Biraz da Fıkra...

Serçe ile motorcu..

Serçenin biri bir bahar günü uçuyormuş.

Bir anda fark etmiş ki karşıdan Motosikletli bir adam geliyor.

Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar… ama nafile….

Serçe ‘çotaaank’ diye kaska çarpıp düşmüş..

Motorcu koşmuş serçenin yanına.

Serçe baygın yatıyor.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.

Eskiden kalma bir de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş..

Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış….

Bizim serçe bir müddet sonra ayılmaya başlamış..

Daha tam seçemiyor ortalığı.. hafif bulanıklık var yani…

Bir bakmış ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde…

Birden dank etmiş vaziyet:

Hadi yaa, motorcuyu öldürmüşüz …! Tıkmışlar içeri ! ;D
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#88
Ynt: Biraz da Fıkra...

derviş ve baba eren konuşuyorlarmış. derviş bana erene sormuş: "islamın şartı kaç?" baba eren cevab vermiş: "bir". derviş "bre adam. islamın şartının kaç olduğunu bilmeden alimlik taslıyorsun" demiş. baba eren istifini bozmadan cevabı yapıştırmış: "hac ve zekatı siz kaldırdınız; namaz ve orucu da biz. e geriye sadece şehadet kaldı"
 
Katılım
8 May 2007
#89
Ynt: Biraz da Fıkra...

Mumla ararsın...


Fitnat Hanım, çok güzel, henüz sakalı bile çıkmamış bakkal çırağı bir delikanlıya âşık olmuş. Bu nedenle bir bahane bulup sık sık bakkala, delikanlıyı görmeye gelirmiş. Bunu duyanlar delikanlıya,
"Fitnat Hanım gelip sana dikkatle baktığı zaman 'çok bakma güzel, âteş-i hüsnümle (güzelliğimin ateşiyle) yanarsın' de." diye öğretmişler. Gerçekten Fitnat Hanım gelip kendisine bakınca delikanlı bu dizeyi söylemiş.
Şair, hazır cevap Fitnat Hanım da hemen cevabı yapıştırmış:

Hattın (sakalın) çıkınca sen de beni mumla ararsın!
 
Katılım
19 Haz 2009
#90
Ynt: Biraz da Fıkra...

bir Arap'ın çocuğu Amerika'ya üniversiteye gider
bir süre sonra babasına böyle der:
babacım ben burada altın Mersedesimi kulandığımda çok çok utanırım, hocalarım hepsi metroya biniyorlar!

bir kaç gün sonra bir zarf babasından alır ???
içinde bir 100 milion dolar çek ve bir yazı:
kendini üzme canım, sen de git kendine bir metro al :eek: ;D
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#91
Ynt: Biraz da Fıkra...

Boluda bir ilçeye bir kaymakam atanmiş. Kaymakam yanina başçavuşu alip, köylülerle tanişmak üzere köy köy dolaşmaya başlamış, bakmışlar ki yolda bir adam kucağinda bir eşek yavrusuyla gidiyor... kaymakam baş çavuşa demiş ki.. "ben bu köylülye biraz sataşayim" başçavuş kaymakami uyarmış. "aman efendim, bunlar lafta altta kalmazlar. Dikkat edin" "kaymakam bir şey olmaz. Ben yillarca mektep okudum. Kültürlüyüm. Cahil bir köylü mü beni lafta yenecek demiş." arabayi durdurup köylüye yanaşmişlar kaymakam selam verip sormuş ""nereye böyle kucağinda yavrunuzla" köylü bir kaymakama bakmiş, birde başçavuşa "mektebe demiş..mektebe yazdirmaya gidiyorum..."çok okursa kaymakam, az okursa başçavuş olsun diye".
 
Katılım
12 Şub 2009
#93
Ynt: Biraz da Fıkra...

Bu fıkralar ne güzel şeyler anlatıyor. Kaymakamlar ve başçavuşlardan sıkılmış olan halkın onlara bir göndermesi.
Bundan daha güzel anlatılabilir mi?
 
Katılım
20 Nis 2008
#94
Ynt: Biraz da Fıkra...

dedeefendi' Alıntı:
Bu fıkralar ne güzel şeyler anlatıyor. Kaymakamlar ve başçavuşlardan sıkılmış olan halkın onlara bir göndermesi.
Bundan daha güzel anlatılabilir mi?
Ben bu dediğinizi bu fıkranın hiçbiyerinden çıkaramadım,tersdende okudum ama olmadı.
biraz yardımcı olabilirmisiniz?
 
Katılım
20 Nis 2008
#95
Ynt: Biraz da Fıkra...

Aklıma fıkra gibi şu hikaye geldi,paylaşıyım dedim,belki paylaşımdır ama hatırlatma olsun.

Öğrenci yurdunun birin yeni kayıt yaptıracak olan öğrenciyi kapı görevlisi durdurur.
"Sen kaç nımara ayakkabı giyorsun?"
"44" der öğrenci
"İrticaaa!!" der görevli.
"nedenmiş?"
"Şimdş senin ayağın kokar bütün yurdu kaplar ve şikayet başlar,bukadar büyük ayakta fena kokar" demiş
öğrencide demişki "sizde bu kafa bende bu ayak oldukça biz nah ilerleriz bir adım"
 
Katılım
12 Şub 2009
#96
Ynt: Biraz da Fıkra...

Mahşer' Alıntı:
Ben bu dediğinizi bu fıkranın hiçbiyerinden çıkaramadım,tersdende okudum ama olmadı.
biraz yardımcı olabilirmisiniz?
Fıkralar hür düşüncenin eserleridir. Baskı ve zulüm altında gizlenmiş duyguların patlamasının yaşandığı sözlü eserlerdir. Asker, öğretmen, polis, esnaf, memur... Vatandaş kendisine yapılan haksızlık karşısında hiçbir şey diyemediği yerde intikamını fıkralarla alır.

Bilmem hiç kaymakamla muhatap oldunuz mu? Ben öğretmen olmama rağmen dünyanın en aşağılık, en adı mahluku gibi bana ve benim gibilere bakıldığını gördüm mezkûr şahıslarca. Küçük değil, büyük dağları ben yarattım, ben yarattım der bakışları. Çünkü ben kaymakamım. Güç bende artık!
Başçavuşu anlatmama gerek bile yok. Şehir merkezinden biraz uzaklaşınca ödüm kopuyor. Köylerde Erol Taş onlara göre çok daha sevimli ve şevkatlidir.
Vatandaş fıkra ile intikamını alıyor. Fıkra repertuarımın zengin olduğunu düşünürüm, birkaçı hariç hemen hemen hepsinde, müstehçen fıkralar da bile böyle tenkitler olduğunu görmek mümkündür, diye düşünüyorum.

[br]( İletiniz yönetici tarafından birleştirildi.) : 27 Ağustos 2010, 05:17:42 [br]Öğretmen, lise son sınıfa çift dikiş gelmiş bir öğrenciyi tahtaya kaldırmış: "Anlat bakayım İstanbul'un fethini demiş.
Yaşı geçkin öğrenci "ık, mık" mahçup bir eda ile: "Bilmiyorum hocam." demiş.
Hoca hiddetle :" Yazıklar olsun! Fatih senin yaşında İstanbul'u fethetti, sen daha onu bile bilmiyorsun!"
Çocuk: "Ama hocam, Fatih'in hocası Akşemseddin'dir." demiş.
 
Katılım
6 Şub 2009
#97
Ynt: Biraz da Fıkra...

Sabah kahvaltıda kadın;
"Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile..." dedi…
"Tabii, hatırlıyorum"
dedi adam… Çıktı, gitti.

Öğleye doğru kapı çalındı. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı…
Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa kösedeki pastanenin çırağıydı gelen… Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.
Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı…
Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı…

"Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise.. Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı…"
Adam:
"………Hadi beeeeee." ;D
 
Katılım
18 Mar 2009
#98
Ynt: Biraz da Fıkra...

Trabzon'u gezmekte olan turist : -Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş. Temel, burnuna dikkat çekerek : -Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz :)
 
Katılım
20 Eyl 2008
#99
Ynt: Biraz da Fıkra...


Sultan II. Alaaddin verdiği bir iftar yemeğine Nasreddin Hocayı da davet etmiş. Davetli dostlarından birine: “İkindi namazında Hocayı alın, iftar vaktine kadar cami cami dolaştırın. Biraz yorulsun.” diye tembih etmiş.

İftar vaktine yakın; konuklar, saraya gidip hep birlikte iftar sofrasına oturmuşlar. Top patlamış ve sofrada bulunan düğün çorbasından; önce Sultan bir kaşık almış ve öfkeyle: “Şu aşçıbaşına kaç defa tembih ettim yine unları topak topak bırakmış. Böyle çorba olmaz, çabuk kaldırın şunu!” Çorba, doğru mutfağa gitmiş. Ardından sofraya nar gibi kızarmış hindi dolması gelmiş. Sultan hindiden bir lokma koparıp tadına bakmış ve yine öfkeyle: “Aşçıbaşına söyleyin böyle hindi dolması olmaz, kaç defa söyledim ben baharattan hoşlanmıyorum. Bana kasdi mi var nedir!” Hindi dolması da davetlilerin acıklı bakışları arasında mutfağa gitmiş. Derken sofraya koca bir tepsi baklava gelmiş. Sultan bir lokma da baklavayı tattıktan sonra bağırmış: “Bu aşçıbaşı beni öldürecek, hiç aç karnına baklava yenir mi alın götürün şunu gözüm görmesin!”

Baklava mutfağa götürülürken oturduğu yerden sessizce ayağa kalkan Nasreddin Hoca; salonun bir köşesinde hindi dolmasıyla birlikte verilmek üzere bekletilen fıstıklı, üzümlü, etli ve kestaneli pilav tepsisine yaklaşıp kaşık kaşık atıştırmaya başlamış. Sultan: “Hocam hayrola, ne yapıyorsun?” deyince: Hoca: “Sultanım” demiş. “Bana biraz zaman verin. Siz; aşçıbaşının suçlarına göre cezalar tertip edinceye kadar ben şu eski göz ağrısı ile birazcık görüşeyim, halini hatrını sorayım.” Sultan dahil herkes kahkahadan kırılmış.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Biraz da Fıkra...

Birgün bir bektaşi hasta olan ineği için şu adağı adamış:"Ya Rabbi!Eğer ineğim iyileşmeye başlarsa on gün oruç tutacağım" demiş.İnek bir kaç gün içinde iyi olmaya başlamış ve bizim bektaşide oruca başlamış.Tam onuncu gün inek ölür.İneğin öldüğünü gören bektaşi ahırdan çıkar ve yukarıya bakarak aynen şöyle der:"İneği kurbandan oruçuda ramazandan düşmezsem namerdim :D"
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap