~Biz~

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
Sanman bizi kim şîre-i engûr ile mestiz
Biz ehli harâbâtdanız mest-i Elest'iz”


Bağdatlı Ruhi


(Bizi üzüm suyu ile sarhoş olmuş sanmayın. Biz meyhane denen aşk ve şevk âleminin sakinleriyiz ve Elest meclisinin sarhoşuyuz)



Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Ateş kesilür geçse sabâ gülşenimizden”


II.Selim


(Biz ayrılığın gülbahçesinde yakıcı demler çeken bülbülüz; sabah rüzgarı gülbahçemizden geçse ateş kesilir)
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
Elest Meclisi sarhoşları ve sevgiliden ayrılmanın acısı ile yanan bülbüller...
İki farklı şair ama aslında anlattıkları şey aynı
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
“Sanman kim taleb-i devlet-i cah etmeğe geldik
Biz âleme bir yar için ah etmeğe geldik”


(Biz bu aleme zannetmeyin ki makam, mevki, para elde etmek için geldik. Biz bu aleme bir yâr için ah etmeğe geldik)
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
@evla nın bahsettiği “sağlam maya” işte bu beyitlerde saklı. Bu amacı unutmayan ecdad ne yaptıysa “O”nun rızası için yaptı. Sarhoşa bile Allah dedirten şey bu beyitlerde gizli (bence)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
@Mina kalp kalbe karşı ben de diyecektim ki nasıl bir mukadderattır ki bize beyitleri okuyup iç çekmesi kaldı.okuduğun da çakır keyif veren ,gönlünü hoş eden .içine bitmez bir umut ve geç kalmışlığın hüznünü yaşatır.duadan başka silahım yok o kadar yetersizim ki Rabbim toplasın bizi.
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
Bizi dünyâ içün her dûna sanman eylerüz mihnet
Biz ol ‘ariflerüz kim eylerüz dünyaya istigna”


Rûhî

(Bizi dünya için her alçağın, soysuzun kahrını çekeriz sanmayın.Biz öyle arifleriz ki Allah’tan başkasına minnet etmeyiz,dünyaya ihtiyaç duymayız)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Hayretî:

Ne Süleyman'a esirüz ne Selimün kuluyuz
Kimse bilmez bizi bir Şah-ı Kerimin kuluyuz

(Ne Süleyman'a esiriz ne de Selim'in kuluyuz.Kimseler bilmez bizi kerem sahibi bir şahın kuluyuz.)

Zâtî:

Bu dir her beytimiz dâim zebân-ı hâl ile
Hak bilür biz bahr-ı nazmın lûlû-yı lâlâsıyuz

( Her beyitimiz daima hâl dili ile bunu der;biz nazım (şiir) denizinin parlak incisiyiz.)

Cevheri olanlar dünyada anlarlar kadrümüz
Dürlü dürlü nazm ile Zâtî cevâhir kanîyüz

(Bu dünyada bizim degerimizi kuyumcular anlayabilir.Zâti biz yazdığımız türlü türlü şiirlerle cevher ortaya koyan cevher madeniyiz.)

:)
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
Bu âlem-i fânîde ne mîr ü ne gedâyız
Âlâlara âlâlanırız pest ile pestiz

Bağdatlı Ruhi

[Bu fani dünyada ne efendi ne de köleyiz..
Büyüklenenlere büyüklenir, alçak gönüllülerle alçak gönüllü oluruz..]
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Nabi:

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz


Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz(Bu beyit 2018 ÖABT sorusu idi:))

(Zaman bağının baharını da gördük güzünü de; üzerimizden neş’e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da.

Mevki sahibi olunca zafer sarhoşu oluverme; zîrâ böylesine mest (sarhoş) olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşlüğümüz var.)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Bizim kötü huyumuz, masûmiyetimizdi.

Reşat Nuri Güntekin
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfân olan anlar bizi
İlm-i sırrda bahr-ı bî-pâyân olan anlar bizi

Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz
Vech-i Bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi

Dünyâ vü ukbâyı ta’mir eylemekden geçmişiz
Her tarafdan yıkılıp vîrân olan anlar bizi

Biz şol abdâlız bırakdık eğnimizden şâlımız
Varlığından soyunup uryân olan anlar bizi

Kahr u lûtfu şey’-i vâhid bilmeyen çekdi azâb
Ol azâbdan kurtulup sultân olan anlar bizi

Zâhidâ ayık dururken anlamazsın sen bizi
Cür’a-yı sâfî içüp mestân olan anlar bizi

Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek
Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi

Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün
Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi

Halkı koyup lâ mekân ilinde menzil tutalı
Mısrîyâ şol cânlara cânân olan anlar bizi


Niyâzî Mısrî
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Hevâ-yi aşka uyup kû-yi yâre dek gideriz Nesîm-i subha refikiz bahâre dek gideriz

Pelâspâre-i rindî bedûş kâse bekef
Zekât-i mey verilür bir diyâre dek gideriz

Verüp tezelzül-i Mansûru sâk-ı arşa tamâm
Hudâ Hudâ diyerek pâ-yi dâre dek gideriz

Ederse kand-i lebin hâtır-i mezâka hutûr Diyâr-i Mısra değil Kandehâre dek gideriz

Tarîk-ı fâkada hemkefş olup Senâîye
Cenâb-i Külhani-i Lâyhâre dek gideriz

Felek girerse kef-i Nâilîye dâmânın
Seninle mahkeme-i Girdgâr e dek gideriz.

Nâilî
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Sanırım bir kaç izâh birakmak iyi olacaktır:)

Hevâ-yi aşk: Aşk arzusu.
Kûy-i yar: sevgilinin oturduğu yer.
Nesîm-i subh: Sabah rüzgârı.


Pelâspâre-i rindi: Rintlik çulu.
Pelâspâre-i rindîbedûş: Rintlik çulu omuzda olarak.
Kâse-bekef: Çanak (şarap çanağı) elde olarak.
Bedûş ve bekef kelimelerindeki (be)ler Farsçanın bir nesne edatıdır.

Zekât-i mey: Şarabın zekâtı.
Rintliğin, yani hayatin maddî kıymetlerini tanımadan gönül âleminde kayıtsız yaşamanın zevkini anlatan bu beyitte şair, şarabın zekâtı verilen bir diyar demekle, dünyadaki bütün işlere ve hareketlere ancak dinî taassubun dar görüşüyle bakan kaba sofuların sözlerinin geçmediği, şarabın ulu orta haram sayılıp menedilmediği, hattâ muhtaçlara şaraptan zekât verildiği bir muhiti kastetmektedir. Şarap, eski hayatta, dar şeriat telâkkilerine karşı serbest düşünüşün bir sembolü, adeta bir isyan bayrağı hükmündedir. Divan Edebiyatı şairleri, şarabın mahiyetini anlamıyan zahitlere daima tarizlerde, hücumlarda bulunurlar.

Tezelzül-i Mansûr: Mansurun sarsıntısı. 921 de ölen ve Hallâç lâkabıyla tanılan Mansur, meşhur bir mutasavvıftır ki, ruh erginliğinin en yüksek derecesine varıp enelhak (ben hakkım) dediği için, bu sözünün manasını anlamayan şeriatçıler tarafından, Allah’lık iddia ediyor diye asılmıştır.
Tasavvufta enelhak sözünün delâlet ettiği mana, hakla hak olmak dünyaya ait bütün hırs ve arzulardan ruhu temizleyip ilâhî varlığa yaklaşıp karışmaktır.
Arş; eskilerin inanışlarına göre dokuz kat, yahut üstüste geçmiş dokuz kubbe farz edilen göğün en üst tabakasıdır ki buna feleküleflâk, felek-i a'zam ve felek-i atlas da denir. Sâk bacağın dizkapağı ile topuğu arasındaki baldır kısmıdır. Ağaç gövdesi manasına da gelir.
Sâk-ı arş: Arşın direği.
Arşın sâkına Mansûrun tezelzulünu veririz ifadesinin delâlet ettiği mana, Mansur’un davasıyla arşın temel direğini sarsarız, bu idealin akislerini oraya kadar yükseltirizdir.
Pâ-yi dâr: Darağacının dibi.

Kand-i leb: Dudağın şekeri; dudaktaki tat.
Hâtır-i mezâk: Damağın hatırı, düşüncesi.
Hutûr etmek, hatıra gelmek demektir.
Diyâr-i Mısr: Mısır ülkesi.
Gerek Mısır’da, gerek Hindistan’daki Kandehâr eyaletinde şeker kamışı yetişmektedir. Dudağın lezzeti dolayısıyla bu memleketler hatırlanmıştır. Ayrıca kand ile Kandehar arasındaki kelime münasebeti de göze çarpmaktadır. Kand, şeker demektir.

Tarîk-ı fâka: Fakirlik, yokluk, ihtiyaç yolu.
Hemkefş olmak; pabucu bir olmak, aynı ayakkabıyı giymek, ayaktaş olmak, aynı yolda olmak demektir.
Bu beytin manasını anlamak için, Senâî ile Külhanîi Lâyhâr’ın kim olduklarını bilmek lâzımdır:
Hakîm Senâî, X’uncu asırda yaşamış, İran’ın meşhur mutasavvıf şairlerinden biridir ki gençliğinde, diğer şairler gibi, zamanının hükümdarına kasideler yazarken Külhanîi Lâyhâr isimli bir meczubun sözlerinden müteessir olarak şahın methi için yazdığı kasideleri yakmış ve sonra dehasını hikmet ve marifet yoluna çevirerek bu tarzdaki eserleriyle büyük bir şöhret kazanmıştır. Bundan anlaşılıyor ki, Senâî, Külhanîye rastgelmeden önce dünyanın servetine, hükümdarın iltifatına kıymet veren bir adammış; fakat Külhânînin sözleri ona hakikatin kapılarını açmış. Nâilî de bu beytinde bu hadiseye telmih etmektedir.
Külhanî’nin lâkabı olan Lâyhâr kelimesinin lûgat manası "tortu yiyen, şarap tortusu içen” dir.

Kef-i Nâilî: Nâilî’nin eli, avucu.
Mahkeme-i Kirdgâr: Allah’ın mahkemesi.
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Mecrûh idük Allah bilür tîr-i cefâdan
Bin gûşe görürdük ham-ı ebrû-yı kazâdan

(Allah biliyor ya cefa okundan yaralı idik. Kazâ kaşının eğrisini hep bin köşe görürdük. Kazâ daima en çatık kaşlı biçimi ile tecelli ederdi.)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
468


Açılan baslik "BİZ" olunca bunu burda paylaşmak daha doğru olur diye düşündüm.
 

Mina

...
Katılım
5 Ağu 2018
“Medeniyet Aklı” ve “Kalbin Aklı” kitaplarının devamı niteliğinde
Bu kitaplar da “biz kimiz?”sorusunun cevaplarını fazlasıyla veren güzel kitaplardı