Bu kez sadece sinin için ölüyorum

Katılım
23 Haz 2009
#1
...Daha başlangıçta kaybetmiştik oysa.
Sonsuzluğa uzanan arz diyarında,
yasak olan tek şeye kapılmıştı Adem ve Havva.
Kan kırmızıs,ı ten kokulu bir elmanın hasat şenliği havasında
yuvarlak bir kutuda açtık gözlerimizi.
Neydi hata?
Hangi mahkeme?
Yoktu yargılama.
Sadece daha fazla kan daha fazla şehvet.
Her kan için bir bedel.
Sorun yok.
Bedeller çoğaldıkça,
dökülecek daha fazla kan oluyordu
nasıl olsa...


Ben karşı koyamazdım ışığa.
Bu benim doğama aykırı.
Ey tanrım!!!
Sen değil misin?
beni bir sivrisinek gibi yaşama iten.
Bir günlük dünyama
kocaman sevgiler sığdırdım ben.
Böylesi bir olguya sahipken
bir günü daha haketmedim mi?
Bir beden borcum olsun sana.
Ama bunu isteme benden.
Var oluş nedenimi içilen bir damla kana borçluyken,
bir damla kan bir başka hayata bedelken,
Kansız bir bendenle sana meydan okuyorum ben.
Ölmedim.
inandığım erdemler için,
böylede hayatta kalınabileceğini kanıtlamak için
ve
belkide
daha önce döktüğüm
kanların
bedelini ödemek için,
cansız bir bedenle
yanına geliyorum.
İstesende istemesende yine ben.
Sivrisinek gibi her günün gecesinde
tekrar tekrar ölerek geliyorum.
Bir bütün için değil,
küçük bir parça sevgi için,
yaşayarak ölüyorum...

Çok masum,
çok güzel,
çok akıllı,
çok derin...
Bu kez,
yanlız çok "Ç" li kadın için,
kansız ama tok bir bedenle,
sadece eski bir deri
ve
yaşlı kemiklerle
ama
onurlu bir şekilde,
bir kez daha ölüyorum...
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#2
Ynt: Bu kez sadece sinin için ölüyorum

her ölüm yeni bir hayata gebeyken
öldüğünü sandığın anda yeniden doğdun sen
kansız bir vücudu taşımanın önemi var mı sanıyorsun
kansız etsiz kemiksiz olsun ne fark eder
varlığın mayası aşkken
aşkını söndürme yeter
ruhlar elest bezminde verdi sözünü
evet dedi sen bizim Rabbimizsin
adına Tanrı de ya da..
ama sakın unutma ki
sivrisinek olmak için vermedin bu sözü
Âdem İLE Havva'yı idrak etmeden
aldılar ağızlarına
ve adlarına efsaneler çizdiler
ama anlamadılar aynanın arkasındakini
bir âdem vardır âdemden içeri
Havva ile Âdem yasak meyveyi yemekten ötesini yaptılar
ama biz Âdeme adem dedik yok saydık hakikati
kelamı kırmızıya boyarken gönlünden ışığı atma
uzlete çekilmek iyidir ama
asi olanı adi olanla karıştırmamak gerek
çok ç'li bir kadına kan kokusu götürmektense
ellerine kır çiçekleri al :)
 
Katılım
23 Haz 2009
#3
İmzalar gölgem için

Bulunduğum yerden çok uzaklarda başladı hayatım. Küçük bir yetişkinlikten büyük bir sabiliğe indirgendim.Katettiğim yolda katlettim benliğimi. Mutlu bir kederi taşıdım iliklerimde. Bulaşıcı olmayan.Çoşkular, heyecanlar, korkular,gururlar, utançlar ve günahlarımla şeytana bir adım kala buradayım.Bir rahimden sana kadar yaya geldim. Hiç öğrenemedim uçmasını. Hiç olmadı kanat yapacak tüylerim.Ve hiç vaktim olmadı, topuklarımdaki taşları temizlemek için. Şimdiyse yürüyemeyecek kadar acı içindeyim.İşte tam burada sana sırtımı dönmüş, iradendeki boşluktan dışarı çıkmanı bekliyorum.Yorma beni sırtımda boş bulduğun bir yere at imzanı. Zira aynı yere iki bıçak darbesi çok acıtıyor canımı.Üzgünüm; akmaktan yorulan kanlarımı sana sunamadığım için. Onun yerine dondurulmuş göz yaşlarımı al.Yıllar göz yaşlarını bayatlatamayacak kadar aciz bir zaman birimi. Son imzayı atan ihanete aitler.
Boşlukta öylece duran terk sözcüklerinin üzerine bırakmıştım onları. Gelirken alabildiğim kadarını yanıma aldım.Kelimeler hala Amasya garnizonunda, bir ankesörlü telefonun önünde süzülmekte. İbret için astım hepsini ilk hecelerinden.Şimdi olduğu gibi, Başımı eğmeden, dimdik ayakta, bitap bedenime inat bir gülümsemeyle terk ettim onları.


Şu an bir daha asla olamayacağın kadar yakınsın biriktirdiğim imzalara. Her önümde diz çöken şeytana döndüm sırtımı. İhanetin cazibesi döndürür başını. Yalan söyleyerek, nedensiz Çekip giderek, bile bile korkutarak yada kendine özgü bir ihanetle sapla şu bıçağı. Utanma aldığın hazdan. İnsani bir zayıflıktır ihanet. Bedelini unutmak ve yeniden hatırlamak arasındaki zaman dilimi içinde, heyecan ve hazla dolu, aşk sandığın o şeyi yaşıyorsun.Evet. Hatırla. Bir dejavu. Her ihanetinden sonra hatırladıklarını biraz erken yaşatıyorum sana.

Şimdi kendi sırtındaki kesikleri hissedebiliyor musun? Yıllar sonra hala tenini yalayarak akan kanına dokunabiliyor musun? Açtığın her yaranın bir benzerinin de kendi sırtında olması ne kadar rahatsız edici değil mi? Soğuktur ihanete uğramak, hatırlıyorsun. Buz keser tenin kalıp halinde düşersin toprağa. Beyaz yüzüne bakamazsın aynada. Normale dönmenin tek yolu vardır artık senin için.Bir tek onu düşünür diğerlerini atarsın beyninin bir kenarına. Bir ihanette sen bırakacaksın başkasına. Dikkatlice bak önündeki avına. Tüm kibiriyle karşında. Yerden ne kadarda yüksek bir gurur taşıyor omuzlarında. Gökyüzüne doğru eyimli burnuyla kaf dağındaki bir gölege.Çok aşağılardaki sana dönüp bakmayacak kadar özgüvenle dolu. Haketmediği bir mutluluk içinde sana güvenle dolu. Senden aldığı güce layık olabilir mi? Seni bu kadar sevmesine izin verecek misin? Bu küstahlığa daha ne kadar tahammul edebileceksin. Onu bir anda yitikler içinde bırakabileceğini, tüm özgüvenini yerle yeğsan edebileceğini bile bile sana sırtını dayayan bu insan, geçmişindeki ihanetleri unatalı ne kadar oldu dersin?





Sen ve ben aynıyız. Tek fark artık benim unutmuyor olmam. içimdeki güç kadar zayıfım bende. Evet. işte böyle. Kendini kendine ıspatlama sırası sende. Şimdi titreyen ellerine bir iyilik yap ve sapla şu bıçağı, doğur ihaneti, doğur kendini hayata. Kesikten akan ihaneti topla ve bana ver. Sonrada uğruna beni aldattığın egonla bir yastıkta ömür boyu mutlu öl.
 
Katılım
23 Haz 2009
#4
Ynt: Bu kez sadece sinin için ölüyorum

Büyük bir heyecanla seni arayışımın yirmiyedinci yaşını kutluyorum.
Hangi bedene gizlendin kim bilir?
Hangi takvimde gizli seni bulacağım gün?
Sabahın yapışkan halsizliğinde bir kadehlih hayatla düşüyorum yola
Uyurgezer hallerimde karşılaştığım güzel kadınlardan biri olabilir misin?
Hani kirpiklerimin arsından geçip gidenlerden bahsediyorum.
Gazetecide okunası bir şeyler ararken sabahın ilk çayını içenlerden biri misin?
Kafein bağımlısı gözlerim açıldığında ıslık çalarak yürüyüşüme serzenişte kimisi
Seni ararken daha bir neşeliyim.
Sıradan bir yaşamım olmadı hiç.
Her günüm bir önceki günümden daha umutlu.
Umudum olduğun süre boyunca hep dahada neşeli olacağım.
İlk tanışacağımız günü hayal ediyorum.
Belki iş yerinde bir kahvenin hatırına yıllara imza atacağız.
Yada kitapçının elinde kalan son kitap için tartışacağız.
Düşünüyorumda seninle tartışmak bile keyif verici.
sirnirli hallerini seviyorum.
İş gününün sonunda iki kelimelik sokakları arşınlıyorum
Eve dönüş yolunu ezbere yürüyorum aklım bir karış havada.
onbeş dakikalık kafe molasında olası bir senle tanışıyorum.
Biliyorum aslında sen değilsin. Ama inan sana çok benziyor.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap