Bugün gönlünün okuduğu şiir..

  • Konbuyu başlatan gülücüğüm
  • Başlangıç tarihi
Katılım
11 Mar 2010
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Al bu şer nefsi kıl gül-i zarına köle
Şefkatin benzese ummana,gazabın benzer göle
Bilirim düşmüşüm ateşle kaplı,kanlı çöle
AŞK na'rından bir parçada bana ver ne olursun
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

YAĞMUR

vareden'in adıyla insanlığa inen nur
bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
toprağıkirlerinden arındırır bir yağmur
kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
rahmet vadilerinden boşanır ab_ı hayat
en müstesna doğuşa hamiledir kainat

yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

hasretin alev alev içime bir an düştü
değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü
sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

ihtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
evlerin arasına dikilir yeşil bayrak
yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım...

NURULLAH GENÇ​
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

arkadaş dünya için boş yere üzülme
şu hurda dünya için gereksiz yere üzülme
var olan zaten geçti yok da ortada yok
şen ol da var için yok için üzülme
Ömer Hayyam

Hayyam'ın rübaisi bana şunu hatırlattı:Tevehhümle yoktan elem duymak kader-i İlahiyyeye itimadsızlıktır...
 
Katılım
26 Kas 2008
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocu...kça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
 
Katılım
16 Eyl 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Attilâ İlhan [1925-2005]

eski sinemalar

karanlığa dağılan o çocuk ben miyim
beni mi kovalıyor tabancalı adamlar
ıssız sarayların güngörmez prensiyim

yalnızlığımı belki de aşk tamamlar
bilmek zor hangi filmin neresindeyim
ne yapsam içimde o eski sinemalar

galiba tahtabacak korsan gemisindeyim
prensesler cariyem akdeniz bana dar
günlerdir teksas’ta eşkıya izindeyim
hızlı tabanca çeken üstüme kim var
tarzan zor durumda yetişmeliyim
ne yapsam içimde o eski sinemalar

...
bitmiyor nedense başlayan hiçbir film
ne yapsam içimde o eski sinemalar
 
Katılım
16 Eyl 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

şikâyet edemeyiz.
işimizden atmıyorlar bizi.
aç kaldığımız yok.
karnımız doyuyor.
otlar büyüyor,
büyüyor milli gelir,
tırnak uzuyor,
uzuyor tarih.
sokaklar boş.
sağlamca sonuçlandı pazarlık.
canavar düdükleri ötmüyor
n’olsa geçer hepsi.
ölüler vasiyetlerini yaptı.
yağmur seyreldi artık.
daha ilan edilmedi savaş.
acelesi de yok zaten.
otları yiyoruz.
milli geliri.
tırnak yiyoruz.
yiyoruz tarihi.
saklı gizli bir şeyimiz yok.
söyleyecek bir şeyimiz yok.
bir şeyimiz.
saatler kuruldu.
faturalar ödendi.
hepimiz yıkandık.
son otobüs geçiyor.
boş.
şikâyet edemeyiz.
ne bekliyoruz peki?

Hans Magnus Enzensberger
 
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin
Gülten Akın
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Esas-ı hesti-i alem bilinmedi gitti
Nedir vezaif-i adem bilinmedi gitti
Kitab-ı mekteb-i tekvin okunmadı gitti
Bu sır-rı hikmet-i mübhem bilinmedi gitti
Hayri
 
Katılım
16 Eyl 2009
Rabbim, hiç akletmiyoruz oysa ne çok Cahit Zarifoğlu!

Acınacak yerleri var yüzümün, ne zaman yağmura çıksa ıslığım
Issızlığını hisseder di’li geçmiş olan o çıt kırıldım zaman, bunu bana yaz
Yürüdüğüm yollarda kalbimi yol arkadaşı edinmedim,kuşkusu bu ayaklarımın
Olsaydı keşke deyince bir turna yazıklanmasına dilimin,ahlanıyorum biraz daha
Bilseydim dağa yaslandığında herhangi bir omzun sonrasında ölümle söze tuttuğunu
Kesmezdim sözünü kar eşliğinde saçlarımın çıkmazına yağan meleğin

Ne zaman yazacak gibi olsam burnumun dibindeki ayeti, kalbinin en hakir yanıyla vur
Anlatacaklarım yok, anlatmak için susmuyorum, konuşabilseydim adım Hallaç
Talihi olmazdım bir kırlangıcın, artık uçacak kanatları yok, içinde kış korkusu
Dinle diyorum, diyorum dinlemiyor beni gideceğiz son bulmayacak şiirin bize ettikleri
Haklı yanları olurdu vurulduğumuz, yapıştırıldığımız her dosyanın, urganın, çocuk ölülerinin
Rabbim, hiç akletmiyoruz oysa ne çok Cahit Zarifoğlu.


İrfan Dağ
 
Katılım
16 Eyl 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Adamlar

Sönmüş saçlarında son damla ışık,
Bir düşün içinde gibi her akşam
Ve yüzleri duman kadar dağınık
Geçer bu sokaktan binlerce adam.
Umut gözlerinde ölü bir bakış,
Çığlık bir bükülüş dudaklarında;
Bulamadıkları nedir ki, yaz kış
Dolaşırlar şehrin sokaklarında?

Sanki yalvaran bir duadır onlar,
Belki tanrılara açık vesvese,
Bir nehir. Bu nehir her akşam akar
Derinden ruhları çağıran sese.


Ahmet M. DIRANAS
 
Katılım
16 Eyl 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..


BİR SORU İŞARETİ

Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde
Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte
Ve sabah türkü gibi yayılır
Salyangozların izleri uzar toprakta
Otların arasında gider kaybolur
Bir salyangoz kadar olamadım, der şair
Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm
Trenle geceyarısı geçilen kentleri..
Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada.
Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere
Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının
Kulak vererek cırcırböceklerinin sesine
Bu şiiri uyku haliyle yazdım
Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede
Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık
Sonra bir kitap okurum, ya da çiçekleri sularım.


Ahmet ERHAN
 
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

söz ola kese savaşı
söz ola kestire başı
söz ola ağulu aşı
yağ ile bal ede bir söz - emrem yunus

zannetme ki şöyle bir böyle bir söz
gel sen dahi söyle böyle bir söz - şeyh galib

ufacık bir haşiye: türkçede söz ve laf kelimeleri çok zaman aynı manaya gelecek şekilde kullanılsa dahi mana farklıdır. laf, ağızdan çıkan manasız sese; söz ise bir mana ile yoğrulmuş sese denir. insana düşen, bir mana etrafında yoğrulmuş sesler çıkarmaktır. bu nükteye dikkat etmek lazım. borazanın dahi işaret ettiği bir mana vardır. makam ile üflendiği vakit bir mana ifade eder. borazanı üfleyen değil de borazan olmamak için "ses"i kullanmayı bilmek lazım.
 
Katılım
17 Haz 2008
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

QARA DASTAN

Kimsə bilməz Tanrıdağın yaşını,
Duman almış Altayların başını,
Uçurmuşdur başdan dövlət quşunu,
Sətvətinə yüz çevirmiş zaman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Dörd bir yana dağılmış Türk soyları,
Sönmüş ocaq, köçüb getmiş boyları,
Dərdli-dərdli axar bozqır çayları,
Saxlar içdən gizli ümid, güman hey…
Qoca Türkün düşdüyü gün yaman hey…

Ağ alnına qara yazı yazılmış,
Yaylalarda düyün-dərnək pozulmuş,
Gəlinlərin gur saçları çözülmüş,
Yada qalmış, dilər eldən aman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Dağdan-dağa çarpıb getmiş doğanlar,
Qayalarda iz buraxmış al qanlar,
Ordulara buyruq verməz elxanlar
Nərdə qalmış Sədlər yıxan fərman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Xarab olmuş Buxarası, Başkəndi,
Matəm tutmuş Səmərqəndi, Daşkəndi,
Kəndi söylər, tökər gözdən yaş kəndi
Nə ozan var, nə yazan, nə şaman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Qazan, Başqurd batmış, Qırım sürülmüş,
Mənim çəkik gözlü yarım süzülmüş,
Qonum-qonşum, bütün varım sürülmüş,
Bulunurmu Sibiryada iman hey?
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Türk elləri bir-birinə yadlanır,
Qazax, qırğız, türkmən, özbək adlanır,
Azəri Türk yanar, içdən odlanır,
Ana yurdun içdən halı duman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Orqun çağlar, yatmış ellər ayılmaz,
Tarım çayı doğru yola qoyulmaz,
Hey səslənir Amu-Dərya, duyulmaz,
Sır-Dəryada qalmamışdır dərman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Xəzər coşar, xəbər salar Kürünə,
Axıb gedər Kür sürünə-sürünə,
İdil ağlar, Altın Ordu yədinə,
Aral kəndi varlığında peşman hey…
Qoca Türkün düşdüyü dərd yaman hey…

Azərbaycan dərd içində doğulmuş,
Sevənləri diyar-diyar qovulmuş,
Ağla, şair, ağla, yurdun dağılmış,
Nərdə qopuz, nərdə qırıq kaman hey?..
Nərdə böyük Vətən - nərdə Turan hey!..

Almas Ildırım
 
Katılım
19 May 2008
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Niyet Ettim

Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle
Seni sevmeye karar verdim.
Herşeyin başıdır, bende dedim:
...Bismillâhirrahmannirrahim..!
Kalbimi araştırdım,
Ruhumu dinledim...
Ellerimi yüzüme sürdüm,
İçim dışıma vurdu...
Derin bir nefes çekip,
Adını dilimde zikrettim.
Allah'a şükürler olsun;
Hepsi de "sen" çıktı...

" Niyet ettim Allah rızası için seni unutmamaya..!
(alıntı)
 
Katılım
19 Şub 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Köşe

Leyla diyorsam kesik yanaklarıyla Leyla
Üç köşeli dünyasıyla
Okuyla yayıyla yaylasıyla acımasıyla
Leyla diyorsam şu bizim gerçek Leyla

Sezai Karakoç ...
 
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

KADINLARIMIZIN YÜZLERİ

Meryem ana Tanrıyı doğurmadı
Meryem ana Tanrının anası değil
Meryem ana analardan bir ana
Meryem ana bir oğlan doğurdu
Âdemoğullarından bir oğlan
Meryem ana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde
Meryem ananın oğlu bundan ötürü kendi oğlumuz gibi
yakın bize

Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır
acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan
karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

Ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların
göllerde ışıyan seher vakıtları gibi.

Hayallerimiz yüzlerindedir sevdiğimiz kadınların,
görelim görmeyelim karşımızda dururlar
gerçeğimize en yakın ve en uzak.


1962

Nazım Hikmet
 
Katılım
6 Şub 2009
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Sendin
Doğduğum gün
Bana ezan okuyan

...Boyun kocaman
Kolların güçlü
Bir hamlede kaldırıyorsun
Üçümüzü

Her sabah gidersin
Ekmeğimiz için
Her akşam
Yorgun
Ama yüzün güleç
Dönüşün bir düğün

Biraz büyüsem
Şöyle diyeceğim
Yoo baba
Bu sabah bende sıra
Sen otur evde
Annemle
Dinlen

Ben
Koşacağım sokakları
Rızkımız için

Akşam
Elimde kocaman
Bir somun
Sevineceksin
Kimbilir nasıl
Yoo
Teşekkür etme
Dedim ya
Sıra bende. ..

Cahit ZARİFOĞLU
 
Katılım
24 Eyl 2007
Ulu Orta



'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
nazlanırsın ama bir gün gelirsin'


düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah,unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe,benim için dua et;
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy,sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci
 
Katılım
24 Eyl 2007
Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme…
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme!!

Şems’in gidişinden sonra Hz. Mevlana’nın dilinden dökülen sözler
 
Katılım
30 Ocak 2010
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Bir Mevlanâ şiiri de benden. :)

Galiba, bugünlerde bana yapılan en güzel ikaz.

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?
 

Giriş yap