Çocuk Edebiyatı

Katılım
26 Nis 2007
@ferahsan hocam siz daha iyi bilirsiniz de mesela çoğu kitapta iyi bir davranışı öğrenecek diye çocuk bir sürü kötü davranışlar örnek veriliyor, en son iyi davranış dile getiriliyor. Yalancı çoban gibi mesela.. yalan söylüyor söylüyor, en sonunda kimse inanmıyor, ve çıkarılan sonuç da eğer çok yalan söylersek bir süre sonra kimse bize inanmaz şeklinde. Halbuki yalanı Allah söylemeyin dedi diye söylememeli değil mi çocuklarımız... bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz, bunu da kastettiniz mi ama..
Pedagojiye dair de sadece çocuk edebiyatında değil de genel olarak kafamda ayrı ayrı bir sürü soru işareti var. Konuşulabilir aslında..
Bu tarz kitaplardan ben de rahatsız oluyorum zaman zaman. Bu durum pek çok çocuk masalı için de geçerli. Hayvanlardan biri kötülük yapar yapar sonra diğeri ona dersini verir vs. Tabir-i caizse eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek gibi. Ancak söz konusu davranışları zaten sergileyen çocuklar için etkili bir yöntem olabilir. Nihai gaye ile ilgili söylediğinizde haklısınız fakat soyut düşünce evresine geçmemiş küçük çocuklar için "Allah söylemeyin dediği için söylemiyoruz" cümlesi bir şey ifade etmeyebilir. Bunu hatırlatmak ama hikayelerden masallardan yararlanmak gerekli kanaatimce. Yalan örneğinden devam edeceksek en güzeli çocuğa hiç kimsenin yalan söylememesi tabii :) Çocuk kitaplarında siz de bilirsiniz çok daha sıkıntılı durumlar var, belki @UluğBey de "saçma sapan" ifadesiyle bunu kastetmiştir.
Öte yandan çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanabilmesi için ondan bir keyif alması da gerekir; sığ, zevksiz, heyecansız içeriklerle kendisine bir duygu katamayan kitapları çocuk ne yapsın?

Geçenlerde bir masal kitabı aldım içinde saçma sapan masallar çıktı yine. Oturup masal yazsam diyeceğim ama @ferahsan in dediği gibi çocuğu olan masal yazıyor. Bu kadar niteliksiz kitap yüzünden varsa arada nitelikli olanlar da kayboluyor.bakanlık da artık kitap önermeme kararı verdi önerdiği kitaplarda yeterince inceleme yapılmadan onay verildiği için. Piyasa resmen kötü.
Piyasa kötü ama eskisinden daha kötü değil sanırım. Çok güzel çocuk kitapları var. Ancak çocuklar dahil hepimizin ideolojik tehlikelere daha önce olmadığı şekilde açık olduğumuz bir dönemdeyiz. Senin tabirinle aradaki nitelikli olanları bulmak, okumak, okutmak belki de boynumuzun borcu.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
Evet hocam size katılıyorum ve aynen öyle düşünüyorum.
Ucuz ve çeviri çocuk kitaplarında yanlışları daha çok görüyoruz sanki. Bi de kitap almaya küçük yaştaki çocuklarla gitmemek daha iyi :) marketlerde de kıyıya köşeye yığıyorlar zeynep de bir şey zannediyor.Allahım bi fareli köyün kavakcısını aldık böyle dörtlük şeklinde de yazmışlar kafiyeli kafiyeli. Ben hiç öyle bilmezdim bu hikâyeyi. Canice ve para odaklı...
Bilge minik dergisini alıyoruz. Bunu konuşmuşmuyduk? Hem uygun fiyata hem çeşit çok hem yanlış yok. Montessori tarzı etkinlikler de mevcut. Nihayet, cins dergisiyle vs.. Aynı zihniyetteki insanların elinden çıkıyor.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
bazen durup da düşünmüyor değilim çocuklar için aşırı koruyucu muyuz neyiz.nitekim şahsen benim anne babam bizim uyguladığımız yöntem ve tekniklerin dikkat ve rikkatin onda birine dikkat etmiyorlardı.fazla koruyuculuk yarardan çok zarar getiriyor sanırım. ölçüyü nasıl ayarlayacağız bilmiyorum.
 

EnesBey

NesBey
Katılım
28 Ara 2007
A haberi izletin en iyi masala 10 ceker
 
Katılım
26 Nis 2007
bazen durup da düşünmüyor değilim çocuklar için aşırı koruyucu muyuz neyiz.nitekim şahsen benim anne babam bizim uyguladığımız yöntem ve tekniklerin dikkat ve rikkatin onda birine dikkat etmiyorlardı.fazla koruyuculuk yarardan çok zarar getiriyor sanırım. ölçüyü nasıl ayarlayacağız bilmiyorum.
Çocukların ne okuduğuna dikkat etmek koruyuculuk mu bilemiyorum. Bunlar genelde meleke haline gelecek ahlakın temelini oluşturan durumlar. Ebeveynlerin, eğiticilerin, öğretmenlerin yapması gereken de aslında iyi ve kötü arasındaki ayrımı yapma yetisi kazandırabilmek. Bizim için sorunlu olabilecek kitaplar direk buraya saldırıyor, muğlaklaştırıyor. Postmodernizmin her şeyin birarada olabileceği iddiası edebiyat, sanat, kültür ve gündelik hayat praitkleri dahil olmak üzere her yeri kapsıyor; iyi ve kötünün sınırlarını da yok ediyor. Bunlar yalnızca çocuklar için değil bizim için de geçerli. Ancak en azından hakikatin, iyinin, güzelin arayışını yerleştirebilmek için çabalamak gerek.
Öbür türüsü black mirror sezon 4 bölüm 2 :)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Çocukları korumak çok zor. Dış dünyadan tamamen ayırmak gerekiyor bunun için bazen. Momo diye bir şey çıkmış bizim çocuklara varana kadar etkiledi. Evde dikkat etsen okulda dışarda bir şekilde çıkıyor kötü şeyler karşılarına. Bizim zamanımızda ya kötülük daha azdı ya da halinin altındaydı pislikler sanırım. Devlet desteği olmadan hep eksik kalacak bu. Anne baba eğitimi desem, bunlar eğitimli bile olsa dediğim gibi koruyamıyor tam olarak. Bu iş Avrupa'da nasıl acaba? Bu Avrupalı veletlerin öz güvenleri daha bi sağlam gibi geliyor bana. İşte bunda da sanırım yine koruyuculuk olayı karşımıza çıkıyor. Okulda ataist bi arkadaş var. Dünyaya niye çocuk getireyim ki mevcut sahipsiz çocukları sahiplensem daha iyi diyor. İlginç bir bakış açısı bence.


Black mirror efsanedir ama ben görünce hatırlayanlardanım. Şu an hatırlamıyorum o bölümü
 
Katılım
26 Nis 2007
Momo'nun gerçek olmadığına dair bir yazı okumuştum, Mavi Balina'nın aksine. Olmayan haliyle dahi çocukları etkilemeye yetti tabii. Avrupa ve özgüven meselesinde dikkat etmek gereken husus şu kanaatimce: çocuk içinde yaşadığı toplum ve kültürden bağımsız yetişemez. Avrupalı o özgüveni vermek için yolda yürürken çocuğunu çekiştirip durmaz mesela; zira bilir ki yaya geçidinde yaya varsa araç durur, şehir içinde hız sınırı aşılmaz vs. Burada aynısını denemek mümkün mü? Ailesinden izinsiz bir çocuğa dokunmak, yemek vermek bile suçken, buralarda iki dakika bıraksan mutlaka biri eline bir şey tutuşturmuştur; isterse çocuk alerjiden hastanelik olsun kime ne? Çocuğu korumak bir sokağın, mahallenin, toplumun ortak meselesi olsaydı ebeveynler için bu kadar koruyuculuğa gerek kalmazdı.

Okulda ataist bi arkadaş var. Dünyaya niye çocuk getireyim ki mevcut sahipsiz çocukları sahiplensem daha iyi diyor. İlginç bir bakış açısı bence.
Niye duruyormuş peki?
  1. Ayinesi iştir kişinin söze bakılmaz.
  2. Elhamdülillah müslümanız; Efendimiz'in (sav) ümmetinin çokluğuyla övünecek olmasındaki hikmete inanırız.
  3. Yetimlerin sorumluluğu üzerimizdedir, çocuğu olan da olmayan da elinden geldiğince bu sorumluluğu yerine getirmelidir.
Black mirror efsanedir ama ben görünce hatırlayanlardanım. Şu an hatırlamıyorum o bölümü
Çocuğunun kafasına çip gibi bir şey yerleştirip onun gördüklerini kontrol eden bir anne vardı, o bölüm.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Evet hatırladım bölümü. İlk başta mantıklı gibi gelse de sonraki gelişmeler bunun ne kadar yanlış olduğunu göstermişti. Hatta ben de bir ara çocukların odasına kamera koymuştum işte gece üstleri açık mı ne haldeler bakayım diye. Baktım sonu iyi gitmiyor sattım kamerayı :) ama gps li saatler konusunda pozitifim.

Çocuk konusunda ilgili arkadaş zaten dine inanmadığı için 2 nolu maddeyi kafadan eliyor. Ona göre çok insan çok sorun. Yetimlerin sorumluluğu evet üzerimizde ama kaçımız ne yapıyor bu konuda . Misal adamın 1 çocuğu var işte en fazla 2 çocuğa iyi şekilde bakarım diyor 2.çocuğunu yetimlerden seçmiyor, seçemiyor. Uzaktan uzağa çoğu insan yetime sahip çıkmalıyız diyor.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
Momo konusunda yazı okumadım ama bana ilk gönderildiğinde hah dedim paylaşa paylaşa izlemeye gerek kalmayacak zaten.
Ferahsan hocam Allah razı olsun sizden.
Uluğbey hocam siz de ne tiltetikmişsiniz :) üst açıklığına kamera filan...
 
Katılım
26 Nis 2007
Ben de zaten bizim perspektifimizden yazdım @UluğBey kardeşim. Yapmayan çocuk sahibi olmasa da yapmıyor, dilde kalacaksa her türlü dilde kalıyor. Biri diğerine bağlı değil benim gözümde. Kamera meselesi de hakikaten abartıymış kınamıyorum Allah'ım sen koru Rabbim :)
Ecmain inşallah @Hikmet
 
Katılım
26 Nis 2007
Yetimlerin sorumluluğu evet üzerimizde ama kaçımız ne yapıyor bu konuda . Misal adamın 1 çocuğu var işte en fazla 2 çocuğa iyi şekilde bakarım diyor 2.çocuğunu yetimlerden seçmiyor, seçemiyor.
Gayet doğal değil mi? Burada yine ateist arkadaşını bağlamayacak birkaç durum söz konusu: İslam'da evlatlık yoktur. Yetimlerin bakımı ancak himaye yoluyla üstlenilebilir. “Allah, evlatlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır.” (Ahzâb, 33/4)
Dolayısıyla,
  1. Modern hukuk müsade etse de çocuğun nesebini üstlenmek mümkün değildir.
  2. Mahremiyet meselesi. Çocuk ergenliğe girdikten sonra dinen evin içindeki "yabancı" konumunda.
Sonuç olarak yeniden; biri diğerine bağlı değil benim gözümde. Zira mesele rızık meselesi değil, öyle olursa işler hepten daha fena :)