çölün kumlarında altın zerreleri arayan adam:Paul Gauguin‏

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
Katılım
26 May 2008
#1
"Bu bir kitap değildir" diye başlıyor Gauguin "Önce ve Sonra'"ya, bu leitmotiv zaman zaman çıbanbaşı gibi çıkıyor anılarının ortasında- Magritte o cümleyi tanımamış olabilir mi?
1903 tamamlamış kitabı, "Nereden Geliyoruz? Neyiz Biz? Nereye Gidiyoruz?"dan altı yıl sonra. Resmin soruları, geçen yüzyıl sonunun en ağır soruları: Bu yüzyıı önceden çentikleyen işaretler:Ama kimi yanıtlar apaçık, kimileri dölüt halinde bekliyorlar orada;göz, hizin, bellek sökmeli(ydi) onları, yaşadığımız çağın altüst edici özelliklerini, kendini altüst edişini anlayabilirdik, anlayabiliriz.

Uygarlığı terkediyor Gaıguin, sağlam göç gerekçeleri derlemiş. Avrupa uygarlığı, ne kadar sallanacağını bazı öznelerinden öğrnebilirdi: Rimbaud'dan, Nietzsche'den, bir de Tahiti'ye giden bu adamdan. Onunkisi de bir firar değil özünde:Kaçıyor gibi gittiği doğru; eşikten atlama hizasını en yakın dostundan, Van Gogh'dan okumuş- "önce" o var, birkaç sayfada, "olay'ın tek gerçek tanığı çığlık, çiğ, yaralayıcı bir anlatımla söylenmsi gerekeni söylüyor.

Öcü'yü görmüş Gauguin. Bir sonuç, bir seçenek Vincent'in ki:Şakülden inhiraf, ağır bir intihar. Onun büyük enerjisi bunu seçmesinde, sonuna gidişte. Gauguin'ın enerjisi de büyük:Şimdi gitmeliyim:Dünya'nın ucuna. Böylesine gitmek, az rastlanan bir köktencilik. Çağdaşları arasında, öteki dünyayı tek tanıyan odur.

Öcü'yü tanımlıyor Gauguin:Anladığı ama adlandıramadığı bir şey değil kötü-lük. Onun bünyesinde Ahlak var, farketmiş bunu. Gücünü eritebilecek bir kentin etikası: Bütün bu ikiyüzlüğün, Van Gogh'da asit etkisi yaratan bu kem dünyanın bir tersi var :Yola çıkmış, uzakları seçmiş ve istemiş...

İki hırçından biri kendini yoketmekte karar kılıyor;hırçınlığın ötesi bu:Van Gogh düpedüz kuduruyor. Ya da, Artaud'un dediği gibi, Toplum onda (ve başkalarında) kuduruyor.

Gauguinin kendini sevme gücü yüksek;haklılığına inançlı; yok edilmeye hazırlandığını görüp tası tarağı topluyor. Resminin büyüklüğünü hemen hemen kimse farketmiyor. Sergi katoloğu için Strindberg'den özsöz istiyor, kuzeyli hırçından dörtdörtlük bir yanıt geliyor mektubuna.

Ne diyor Strindberg?Aslında, güçlü bir resimle karşılaştığını kavramış, gelgelelim kapıdan içeri giremiyor.Olanca açıklığıyla ifade ediyorum:Yazmam ben, diyor, yazamam:Resimlerinize ulaşamıyorum.Kendi de resim yapan; izlenimcileri ilk keşfedenler arasında yer alan biri:Nietzsce'yle yazışıyorlar da,Van Gogh'u göremiyor- olabilir.

Yapayalnız Gauguin. Tek dostu (Van Gogh) paramparça etmiş kendini. Yalnızlığını hala tutamıyoruz gerçekte- resimleri başköşedeymiş, ne değişir?

devam ederiz...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap