Denizin Sesi

fazıl hilmi

"Bana öyle geliyor ki" diyebilmeyi istiyorum.
Katılım
23 Nis 2011
#1
Seyret, simsiyah bir gökyüzü içinde ufka asılmış gibi duran kocaman ve göz kamaştırıcı bir yıldızın suya bıraktığı yakamozu, dolunayın üzerinde yaydığı loş ışığın altında parlayan altın rengi kum zerrelerini. Biraz da arkana bak. Hafiften çiseleyen yağmurun altında, şemsiyelerini açmış, titreyen sesleriyle sohbet ederek, yavaş yavaş yürüyen yaşlı çiftin yüzlerindeki tatlı tebessümü. Ve tekrar önüne bak.

Gör, daha önce hiç göremediğin şeyleri. Suyun yüzüne bakma sadece. Derûnuna in. Çünkü göremeyen delâletin sancısını hissedemiyor, ağrı çekmeyen kanser hastası gibi, kendini iyi hissettikçe kötüleşiyor. Nicedir, tam aradığını bulmuşken, onu fark edememek kadar talihsiz bir körlük yok çünkü.

Kapat gözlerini, başın sapından kırılmış bir çiçek gibi önüne düşsün. Birden bire, içine, o mavi hayale inanılmaz biçimde aşık olduğunu hisset. Çünkü, gözlerini kapatıp görmezden gelsen de o hayal içine yerleşir.

Hisset, masmavi denizin masmavi hayalinin içinde uyandırdığı kıpırtıları. Ay ışığında parlayan kumların içine yaydığı serinliği. O güzelliğin sırrı, aşk suretinde kalbine bir an dokunup geçsin. Ama unutma ki, kalbinin de daha ileri gidemediği bir yer var. Hayal zamanlarında yıkılmış beldeler… gözlerini o beldelerde gezdir; gezdirirken de asla gölge üstü gölgeye takılmasın. En tatlı ziyalarla aydınlık; en güzel elmaslarla, yakutlarla süslü beldelerin güzelliğiyle dolsun için. Ama dikkat et! Zordur güzelliğin taşınması, zorlanma. Niceleri kendi güzelliğinde boğulup gider bu dünya kitabında. Sen de onlardan olma.

Kulak ver! Duyduğun çığlığa uzat elini, tutmayı başardığında parçalarına ayır ve yerleştir bedenine. Çığlık tüm bedenini sarınca sessizlik bedeninde en kuytu köşelere çekilecek ve sonsuzluk girdabında, duyamadıklarını görmek, hissetmek veya en azından hayal kurup onlarla yaşamak için var olmayı deneyeceksin. Var olup yokluk ummanından sıyrılmayı başardığındaysa ölmeyi isteyeceksin. Öldükten sonra tekrar var olmayı…

Kapattığın gözlerini artık açabilirsin.

Şimdi dinle; tenini okşayarak hafiften çiseleyen yağmurun yere düşerken çıkardığı sesleri. Ve denizi… Dalgaların, kumların üzerinde kayıp giderken çıkardığı hışırtıları… Ve tekrar geriye dönerken, kumların üzerindeki baloncukların uyanma seslerini… Dev dalgaların eşsiz nağmelerine, rüzgârla birlikte hareket ettiğinde ayrı bir beste oluşturan hafif nemli kum zerrelerini… Kendine gelmeye çalış, bu musikiyi dinlerken. Derin bir uykudan sahici bir rüyaya uyanır gibi… Saklı incilerdeki ölümsüz güzelliklerden kendi hayatına dön. Yaprak titrerken gölgenin de titreyeceği gölge dünyasına…

Kendine gel! Bir kez daha yitiver ve can evinden başlayıp bitiver. Kendini korumak için, korunaksızlığını artırmaktan başkaca bir işe yaramayan şeyi, en iyisi susmayı bil.

Nihayetinde her şarkı kendi sonuna kadar var ya, artık sen de sonlandır bu eşsiz nağmeleri. Çünkü, başını taştan taşa vurup da bîtap düşen dalgalarla beraber sen de yoruldun. Senin de, sonsuzluğa kalkan masal gemisiyle beraber bu mavi rüyadan ayrılma zamanın geldi.

Bin an geldi, talim etti. Bir an geldi talim bitti.

Selametle.


İkibindokuz [fazıl hilmi ve rahgüzar]
 
Katılım
30 Ocak 2010
#2
Ynt: Denizin Sesi

Nice zamandır hâfızamda değilmiş bu, görünce çok mutlu oldum.
Büyüklerin kitaplarından bazı yerler iktibas etmişiz ama netîcede lise başındaki hâlimiz bu, yine de güzel bir şey çıkmış. ;)

Hoşgeldin kardeşim. :)
 

fazıl hilmi

"Bana öyle geliyor ki" diyebilmeyi istiyorum.
Katılım
23 Nis 2011
#3
Ynt: Denizin Sesi

Hoşbuldum kardeşim :)

Olsun, herşeyin bir güzelliği var. Hangi safhaları yaşadığımızı hatırlamak ayrı bir zevk. ;)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap