Divan şiiri dersleri

Katılım
27 Ara 2005
#21
Sen niye vermiyorsun iki gözüm.
Ağabey ben de yanıt vereceğim ama dileğim odur ki diğer edebiyatçı arkadaşlar da konuya dahil olsun. Çorbada tuzu olsun. Bir elin nesi 2 elin sesi meselesi. @Semender @Dilhun @Mina edebiyatçı bildiğim kadarıyla. Dört koldan yazılır ve misal verilirse konu daha bi güzel olur diye düşündüm. Ben zaten yazarım sıkıntı değil ben önce yazınca kimse ses etmiyor bu sefer önce meslektaşlarım yazsın müsaitlerse ben sonradan dahil olayım didim. Yok cevaplamamayı tercih ederlerse ben cevaplarım :)

Hatta özellikle kalıplar konusunda @adlena ağabeyin de bilgisi olduğunu tahmin etmekteyim:)
 
Katılım
20 Haz 2018
#22
Merhaba
talebeniz bir parça

nadan ile sohbet zordur bilene
zira nadan ne gelirse söyler diline.

iikliğindeki gibidir diyelim ve sohbet tarzında ilerleyelim. :) ben cahilane sual edeyim siz sabredip cevab verin.

1- ilk sualim kalıplara misal için yazdığın beyit.

"Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
. . - - / .--./.---/.---


Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün"

açıklık ve kapalılık kuralına göre ben anladığımı yazayım.

be-ni can-dan / u-san-dır-dı / ce-fâ-dan yâr / u-san-maz mı?
. . - - / . - - . / . - - - / . - - -

yazdığın kalıp 1 açık 3 kapalı hece üzerine kurulu. "beni candan" ve "usandırdı" kelimeleri nasıl mefâîlün oluyor?

2- aruz ölçüsü bulunurken yahut aruz ile yazarken kelimenin kökeninin tesiri var mı? mesela Ali ismini A ile yazıyoruz ama osmanlıca da Ayn ile yazılıyor. bu tarz yazılışların tesiri nedir?

3- yukarıda yazdığın aruz kalıpları olmazsa olmaz mıdır?

4-
Bâğ-ı dehrin / hem hazânın / hem bahârın / görmüşüz
- . - - / - . - - / - . - - / - - -
Biz neşâtın / da gâmın da / rûzgârın / görmüşüz
- . - - / . - - . / - - - / - - -

bu gazelin ölçüsü "Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" imiş. amma bir türlü tutturamadım. ilk mısraı tamam ama ikinci de pot veriyor nabi mübarek. :) tevbe estağfirullah.

"da gamın da" kısmı fâilâtün nasıl oluyor anlamadım. "rûzgarın" kısmı zaten ölçüye uymuyor. aklıma "rûzgârın" kelimesi "rûzigârın" mı acaba diye geliyor. yahut şu uzatmalar ölçüye tesir mi ediyor? kafamda deli sualler.

sabr edeceksiniz hocalarım artık.


Cevap 1 :) İmâle yapılarak mefâîlün oluyor.
İmâle ne diye sormadan açıklık getireyim;aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ,vezne uydurmak için kısa (.) olan heceyi,uzun (-) okumak demektir.Yani açık /ünlü olarak değil kapalı /ünsüz olarak okumaktir.

Be - ni can - dan ( . - - - )

u-san - dır- dı ( . - - . )

"ni " ve " dı " hecelerinde imâle yapıldı.

Cevap 2 :) Ayn harfini belirtmek için transkripte (') işareti ile sembolize edilir.Bilmemek değil sormamak ayıptır @UluğBey hocama uonlendirdim bile soruyu :)

Cevap 3 :) Bir çoğumuzun divan edebiyatinı sevmemiz manasını anlamadığımız beyitlerde bile kulağa gelen o hoş aheng ,ritim sayesinde.Aheng ise ancak vezinle mümkün zannimca.Olmazsa olmaz:)

Cevap 4 :) rûzgâr ın kelimesinde Med var.
Med : Aruz ölçüsünde ölçü gereği iki kapalı hece arasında açık bir gecenin bulunması gerekiyorsa bu ancak medle mümkün.Bir gecenin bir açık bir kapalı okunmasidir. Tecvit öğrenen arkadaşlar kelime manasinin uzatma olduğunu hatirlayacaklardir.

Genellikle Arapça , Farsça kelimelerde görülen medd ,vezin gereği Türkçe kelimelerde de göze çarpmaktadır.

Nerde medd yapılabilir :

- İki ünsüz yan yana ise : derd (r ve d) , rahm(h ve m ünsüzleri )

- Bir şapkalı harf ve ünsüz yan yana ise - rûz, yâr kelimelerinde.
rûz gâr ın ( - .- -) okunur.

Not : İmâle aruz kusurları arasındadır.

Dipnot : Eksik veya yanlış bilgi varsa yüze vurulmayıp düzeltile :)
 
Katılım
27 Ara 2005
#23
@Dilhun kardeşime cevaplar için teşekkür ederim. Pekiştirmek amaçlı Dilhun hocamızın anlattıklarının üzerinden ben de geçeyim madem. Anlaşılmayan hususları sorabilirsiniz elbette. Dilimiz döndüğünce bilgimiz yettiğince yanıtlarız. Tek başıma değil ama, meslektaşlarım mutlaka @Dilhun gibi destek olmalı konuya. Zira bu terazi bu sıkleti çekmez.​


Sual 1:
yazdığın kalıp 1 açık 3 kapalı hece üzerine kurulu. "beni candan" ve "usandırdı" kelimeleri nasıl mefâîlün oluyor?

Tek bir mısraya bakarak vezin tahmininde bulunamazsın, bulunursan da hata yapma ihtimalin vardır. Dolayısıyla gazelin ya da şiirin birkaç beyitine bakarak vezne karar vermek lazım. Diyelim ki 5 beyitli bir gazel var elinde. 4 beyit normal şekilde vezne uyuyor ama 1 beyitte sorun var. O zaman yapacağın şey o beyitteki aruz kusurlarını tespit etmektir. Bazı aruz kusurları basittir Fuzuli bile kullanmaktan çekinmez bazı kusurlar da daha ağır kusurdur. Misal "uzatma"anlamı taşıyan "imâle" çok büyük bir kusur sayılmaz. Fakat "med" yani hecenin bir buçuk hece değerine çıkarılması daha ağır bir kusurdur.​

Aruz ölçüsü bulunurken yapılması gereken ilk iş nedir?

El cevap: Tıpkı hece ölçüsünü bulurken yaptığımız gibi heceleri sayıp yanlarına mısranın kaç hece olduğunu yazmalıyız, böylece hangi veznin şiire uygun olabilme ihtimalini bir nevi tahmin etme imkanımız doğar.​

Suale devam edelim.​

Gamım pinhân dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı


aynı şiirin yukarıdaki beytinde dikkat buyurursanız imaleye gerek olmuyor. ga-mım derken açık kapalı şeklinde devam ediyor. Yani mantığımızı yürütecek olursak diyelim ki şairin şiirinin bütün beyitlerinde hep ikinci heceler kat'i suretle kapalı ise ya da açık ise ona göre davranmak lazım. Diyelim 14 beyitin 2.hecesi hep kapalı ama 1 beyitte uymuyor.İşte o beyitte aruz kusuru aramak lazım.

Kural: Bütün beyitlerin son hecesi açık bile olsa her zaman kapalı kabul edilir. Yani usandırdı daki "-dı" eki normalde başka bir yerde yer alsa idi açık olacakken beyit sonunda yer aldığı için otomatikman kapalı. "be-ni" ifadesinde de @Dilhun kardeşimin ifade ettiği gibi "-ni" ekinde bir "imale"yer almış yani okurken Benî şeklinde okuruz.​

Sual 2 :
aruz ölçüsü bulunurken yahut aruz ile yazarken kelimenin kökeninin tesiri var mı? mesela Ali ismini A ile yazıyoruz ama osmanlıca da Ayn ile yazılıyor. bu tarz yazılışların tesiri nedir?

Kelime kökeni sadece sizin anlamını bilmediğiniz bir kelimenin anlamını çıkarmanıza yardım eder. Misal olarak "evrak" kelimesinin anlamını bilmiyorsun, kök harflerini bulursan "vrk" ve ef'al in de çoğul anlamı taşıdığını biliyorsan bunun bu "vrk" yani "varak" ın çoğulu olduğunu bilirsin. Aruz ölçüsü bulmada ya da aruzla yazmada bunun bir hikmeti yoktur.​

Aruzu düzgün bulabilmek için

a) metin düzgün ve doğru olarak transkiribe edilmesi gerekir.​
b) metnin orjinalinden aruzu bulmak gerekir.​

yani elinizde Latin alfabesi ile yazılmış bir gazel var. Ama bir yerde tıkandınız. O zaman metnin orjinaline bakmakta fayda var. Örneğin:​

"ne olaydı" ifadesi ile "nolaydı" ifadesi arasında anlamca fark yoktur. 2.sinde vezne uydurmak için şair "e"yi kullanmamış. Ama transkiribe eden kişi bunu yazdıysa sıkıntı olur.​

Şairler bile bu konudan muzdariptir. Üstad Fuzuli:​

“Kalem olsun eli ol kâtib-i bedtahrîrin/ Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şûr eyler/ Gâh bir harf sükûtuyla kılar nadiri nar/ Gâh bir nokta kusûriyle gözü kör eyler.” Biraz sadeleştirelim. “Çirkin yazı yazan kâtibin eli kalem gibi kurusun./ Ki yanlış yazması düğünümüzü (sûr), kavga (şûr) eyler./ Bazen bir harf eksiğiyle nâdiri nâr (ateş) yapar./ Bazen bir nokta kusuru ile gözü, kör eyler.”

hazretin ne demek istediğini anlamak için Osmanlı Türkçesi bilmek gerekir.​

گوز : Göz​
کور : Kör​

yine "sûr" ile "şûr" arasında sadece 1 harf fark vardır. yani metnin düzgün yazıya geçirilmesi gerekir. vezin için de bu geçerlidir.​

Aruz hece değeriyle alakalıdır. Aruzu en iyi şekilde orjinal dilinden yani Osmanlı Türkçesinden bulmak gerekir.Ama düzgün transkiribe edilen bir metin de elbette olur. Ali ismini Latin alfabesinde "Ali" şeklinde yazıyoruz evet. Kaç hecedir? = 2 Hece değeri nedir? Açık-Açık ( Eğer orjinalinde "A"da uzatma varsa o zaman kapalı-açık. Yani 2 hece. علی ise Osmanlıca yazım şekli. Yani bunu traskiribe ederken yine 2 hece ile ederiz. Dolayısı ile hece sayısında değişime sebep olmaz bu durum. عالی şeklinde olsaydı o zaman yazılan ifade âli olacaktı o zaman da kapalı-açık olacaktı. Umarım açıklama yeterli olmuştur. Olmadıysa söyleyiniz efenim.​


Sual 3 ve 4 e yeni bir ileti ile devam edeyim. Çok uzun olmasın bu ileti okuyucu sıkılmasın :)
 
Katılım
27 Ara 2005
#24
Sual 3
yukarıda yazdığın aruz kalıpları olmazsa olmaz mıdır?
Şiir yazmak için mi yoksa yazılmış şiirlerdeki kalıpları bulmak için mi?
Eğer şiir yazmak içinse hepsini bilmesen de olur. Eğer sadece gazel yazacaksan çok kullanılan birkaç kolay kalıbı ezbere bilirsin kelime dağarcığında buna müsait ise onunla şiirler yazabilirsin. Ama farklı türlerde yazacaksan misal rubai yazacaksan gazelde kullanılan bir kalıbı kullanman kural hatası olur. Dolayısı ile türler arasındaki katı ayrıma dikkat etmek gerekir.​
Yazılmış şiirlerdeki kalıpları bulmak içinse evet kalıpları ezberlemek gerekir ya da kalıp listesini çıktı alırsın, açık kapalı durumlarına göre uygun kalıbı bulmaya çalışırsın. Divanları inceledikçe şairlerin en çok tercih ettiği vezinleri tespit edebilirsin. Misal A şairi gazellerinin genelinde bir ölçüyü tercih etmişse onun bir şiirini okurken önce o kalıba göre mi yazılmış ona bakarsın. Bu açıdan kolaylık sağlar.​
Aruz kalıpları divan şiirinin bel kemiğidir. Peki ne işe yarar bu? Usulüne uygun okumanı sağlar. Aslında şair şiirini yazarken seçtiği kalıpla sana şiiri nasıl okuman gerektiğinin işaretini veriyor yani bestesini yapmış oluyor. Misal Tevfik Fikret'in "Yağmur" şiiri aruzla yazılmıştır. Eğer usülüne uygun okumayı becerebilirse kişi yağmurun pencere camına dokunduğunda vermiş olduğu sese benzer bir ses çıkar. Yani gazellerin divan şiirinin kalıplarını bulmadaki sebep biraz da budur. Ama bunu usulüne uygun okumak ustalık ister.​
 
Son düzenleme:
Katılım
27 Ara 2005
#25
ek bilgi: Divan ve Tanzimat şiirinde imale kusur sayılmaz ama Serveti Fünun ve sonrasında kusur olarak görülür. Fuzuli bile kusurlu şiir yazmış dememek için ilave etmiş olayım. Büyük divan şairlerinde kısmen daha az kusur görülüyor.​

Soru 4​
bu gazelin ölçüsü "Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" imiş. amma bir türlü tutturamadım. ilk mısraı tamam ama ikinci de pot veriyor nabi mübarek. :) tevbe estağfirullah.

efenim saydığınızda birinci mısra 15 ikinci mısra 14 demekki 2.mısraya bir medd uzatma ilave etmek lazım. @Dilhun uzatma yapılabilecek yerleri yazmış.​


medd nerelerde yapılır?
- İki ünsüz yan yana ise : derd (r ve d) , rahm(h ve m ünsüzleri )​

- Bir şapkalı harf ve ünsüz yan yana ise - rûz, yâr kelimelerinde.​
rûz gâr ın ( - .- -) okunur.​
suale net yanıt verilmiş yani ilave edecek ifadem yok hakim bey :)

böylece sualleri bitirdik. diğer arkadaşlar da katkı sunmak isterse buyrun meydan açık.​

selam ve hürmetler.​
 
Katılım
3 Ağu 2008
#26
Allah cümleten razı olsun. tabii işim bitmedi daha. :)

1- med için hece sayısına bakmayı salık vermişsin(iz). medin bulunması nisbeten daha kolay. mesela imalede "beni candan usandırdı" aslında "benii candan usandırdıı" gibi mi oluyor yani? şu halde imaleyi görmek/anlamak/yakalamak için bir kıstasımız var mı? yoksa saç baş mı yolmamız lazım? yoksa sair beyitlerde ölçüyü belirledikten sonra uymayan kısım için "ha! şurada da imale var" mı diyeceğiz?

2- "da gamın da" için bir şey söylememişsin(iz) yoksa ben mi anlayamadım?
 
Katılım
27 Ara 2005
#27
Allah cümleten razı olsun. tabii işim bitmedi daha. :)

1- med için hece sayısına bakmayı salık vermişsin(iz). medin bulunması nisbeten daha kolay. mesela imalede "beni candan usandırdı" aslında "benii candan usandırdıı" gibi mi oluyor yani? şu halde imaleyi görmek/anlamak/yakalamak için bir kıstasımız var mı? yoksa saç baş mı yolmamız lazım? yoksa sair beyitlerde ölçüyü belirledikten sonra uymayan kısım için "ha! şurada da imale var" mı diyeceğiz?

2- "da gamın da" için bir şey söylememişsin(iz) yoksa ben mi anlayamadım?
1- tek bir beyite mısraya bakarak değil de şiirin geneline bakarak yorum yapılır. Uymayan kısımlarda sadece aruz kusuru aranır. Diyelim ki sadece tek bir yerde bu tarz bir durum var ve hiçbir aruz kusuru yok. O zaman ya yazım hatası vardır ya vezin yanlış bulunmuştur ya da şair çok usta değildir. Yani aruz kusurları her şekilde kullanılmaz. Med her yerde yapılamaz. A burda bir yerde hece eksik bir med koyuvereyim olmaz. Med yapmaya müsait olması gerekir. Şairin bunu düşünmüş olması gerekir med yapılacak alan bırakması gerekir. Önce şiirdeki vezni bulup sonra varsa kusurlara bakıyoruz yani. Her ünlü harfle biten heceye imale yapılabilir ama bu imale kullanılmış anlamı taşımaz. Opsiyon sadece.

Kural gereği son heceler hep kapalıdır okunurken de normal değerinde okunur. Yani kapalı hece yaptık diye uzatılmaz. Bütün şiirlerin son hecesi açık da olsa kapalı da olsa kapalıdır.

2- evet atlamışız orayı.

Bâğ-ı dehrin / hem hazânın / hem bahârın / görmüşüz
- . - - / - . - - / - . - - / - - -
Biz neşâtın / da gâmın da / rûzgârın / görmüşüz
- . - - / . - - . / - - - / - - -

bu gazelin ölçüsü "Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" imiş. amma bir türlü tutturamadım. ilk mısraı tamam ama ikinci de pot veriyor nabi mübarek. :) tevbe estağfirullah.

da gamın da = -da imale yani uzatma. açık olan heceyi kapalı yaptık. Fâ kısmı tamam

gâ => normalde uzun kapalı olması gerekir ama vezin açık olacak diyor o zaman uzun heceyi kısacağız yani zihaf kusuru devreye girer. Normalde uzun olan heceyi kısa gibi kabul etmek kusurunun adı "zihaf (kısma)"tır.

sonra gelen "-da" da da imale yapmak zorundayız vezin gereği.

yani şöyle olur


dâ gamın dâ
- . - -
Fâ i lâ tün

şair zorlanmış anlaşılan bu mısrada birkaç tane kusura yer vermiş. imaleleri kusurdan saymayalım ama zihaf ve med kusurdan sayılır.

konu anlaşılmıştır inşallah :)
 
Katılım
27 Ara 2005
#28
Aruz ölçüsünü bulmak zordur aruzla şiirler yazmak daha zordur. Ama bir de sehl-i mümteni var. Okursun gazeli ya da şiiri çok kolay yazılmış gibi gelir sana. Vezne de şırrak diye oturur. Anlamına bakarsın baya derin. İşte kolay gibi gözüken ama yazılması zor olan bu tarz şiirlere "sehl-mümteni"örneği denir. Fuzuli şiirlerinde bununla sık karşılaşılır.

Konu dışı :

-ne var bunun gibi yazmaya ben de yazarım .
-yaz da görelim bakalım
-hınk hunk imm ımm
-olmadı mi?
-olmadı
-hiç şaşırmadım :)
 
Katılım
29 Tem 2018
#29
Bu konu çok ciddi ve üzerine hakkıyla eğilinmesi gereken bir konudur hepimizin bildiği üzere.
Günümüzü ve tarihi karşılaştırdığımızda en büyük farklardan biri de sabır konusudur.Divan Edebiyatını anlamak için bulunması gereken ilk özellik sabırdır.Sabrı olmayan aşamaz bu okyanusu.Okyanusu aşamayan da yeni dünyayı keşfedemez.
Divan şiiri üstadlarının geneline baktığımızda sabırda doruk noktaya ulaşmış nicesini görürüz adını andığımız zaman bizi farklı bir iklime çeken.Fuzuli Şeyh Galip Nâbi Bâki...
Üniversite bitirme tezimin konusu "Gönül"mazmunu idi.4 farklı divanda bu mazmunu bir buçuk yıl boyunca inceledim.Günlerce düşünüp kafa yorduğumu uykularımın kaçtığını hatırlatıyorum.Divanlardan biri de her yerde bulunmayan 500 sayfalık Muhibbi Divanı idi. Bulmak için hayli zorlanmıştım.Bir buçuk yılın sonunda ortaya beş yüz sayfalık bir tez çıkmıştı.Yazilsa daha yazılabilirdi.
Bu tez bana şunu öğretti:Divan Edebiyatını ya da Divan Şiirini anlayabilmek,oradaki sanatlara duygulara dokunabilmek için ciddi bir sabır gerek.Mesela bir şairin hayatını,yaşadıklarını,aile hayatını,gezdiği yerleri,sevdiği şeyleri,karakterini hatta yeri geldiğinde zaaflarını bilmeden,istediğin kadar kelime haznen olsun,kurallara vâkıf ol o şairin yazdıklarını anlayabilmek mümkün değil .Çünkü Divan şiirine genel olarak baktığımızda her ne kadar kurallar,sanatlar, mazmunlar vs çok olsa da bunların en derininde duygular ve hayatı algılama anlayışı vardır.Buradan kastım bırakın usulü, kuralı;şairleri tanıyın demek değil elbette iki durumu birlikte götürmek gerek .Tarihi de iyi biliyor olmak ve bazı durumları karşılaştırabilir derecede bilgilere hakim olmak lazım.Bilhassa Osmanlı tarihini iyi bilmek,yaşam şekilleri hakkında hatta alet edavatları hakkında da bilgi sahibi olmak gerek (Haddeden geçmiş nezaket yâl u bâl olmuş sana,Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana)beytindeki hadde kelimesinin anlamını,haddenin ne işe yaradığını vs bilmeden bu beytin derinliğini kavrayabilmek çok zor.(Merak edenler araştırıp sırra vâkıf olabilir hayret makamında görüşelim )
Velhâsıl-ı kelâm hepimiz birer talebeyiz bu dîvânda benim hayat anlayışıma göre ölene kadar da talebeliğim bitmeyecek.Daha geniş bir zamanda-öğretmek ne haddimize estağfirullah -öğrendiklerimi paylaşmayı çok isterim elbette.
Yalnız daha önce de belirtildiği gibi divan şiirinde bir konu belirleyip -mazmun olabilir bir şairin şiirini tahlil olabilir vs- onun üzerinden gidersek daha hedefine yönelik olacağına inanıyorum paylaşımların yoksa konu dağılabilir ve nasiplenemeyiz.
 
Katılım
24 Eyl 2007
#30
İşte anlatmaya çalıştığım bu yaptıklarınız idi.hislerim çok şükür yanıtmadı ağzımız tadlandı keyfimiz yerine geldi Efendimizi anmış gibi...biliyorum buradakilerin taşmaya hazır olduğunu daha buradan ne hikmetler çıkacak lütfen anlatın hem sadakayı cariye olur inşaellah ...
Konfüçyuş emminin dediği gibi
Sen de bir yumurta var ben de bir yumurta var ben yumurtayi sana verdim sen bana verdin yine kendimiz de bir yumurta var.sen bilgini bana verdin ben sana verdin sen de iki bilgi var ben de iki bilgi var.(cok uzun söylemiş dimi) inşallah bizim görevimiz sual etmek sizin ki sabr etmek.
 
Katılım
5 Ağu 2018
#31
Divan şiirini anlamak için her şeyden evvel “gelenek” kavramını ve “geleneğimizi” çok iyi bilmek gerekir...
Mazmunlar,vezin vs hepsi bunun üzerine bina edilecek şeyler...
 
Katılım
24 Eyl 2007
#32
Divan şiirini anlamak için her şeyden evvel “gelenek” kavramını ve “geleneğimizi” çok iyi bilmek gerekir...
Mazmunlar,vezin vs hepsi bunun üzerine bina edilecek şeyler...
Mehmet bakiyi bekliyorum.kalıpları iyice çözsün diye.yoksa mazmunları bana uzun uzun anlatın derdim.daha onun sualleri bitmemiştir.konu bölünsün istemiyorum
.mektep usülü ders ders gitsin.kaĺıp örnekleri verebilir siniz dilerseniz.
 

Giriş yap