Divân şiiri'nde İstanbul

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#1
İstanbul..

Osmanlı İmparatorluğu'na uzuun yıllara asitânelik etmiş bu şehr-i muazzam.. Osmanlı Şiiri'nde yer etmemiş mi hiç? olmaz olur mu..

Devlet ricâline musahiplik eyleyen veyahut İstanbulumuzun fethi sonrasında olduğu gibi bize sığınan ilim adamları mevcutluğunca İstanbulumuz ilim ve irfan kaynağıdır..

havası benzersizdir.. -bizde de şöyle bi tabir var; İstanbul havası gibisin: kararsızsın :D şaka bi yana; orası bi başka kokuyor..-

güzelleri ile meşhûrdur..

güzel dedik de; her şeyin en güzeli ancak orada bulunur..

amma şikâyet de edilir ondan..

gel gör ki o yine de İstanbul'dur :)

Lâtifi'nin Risâle-i dervasf-ı belde-i tayyibe-i Konstantiniyye'si İstanbul'un vasıflarını anlatır..
Cafer Çelebî, Heves-nâme adlı eserinde, İstanbul'un meşhûr semtlerine değinir..
Fennî Mehmed Dede, Sevahil-nâme'sinde
Taşlıcalı Yahya, Şah u Geda'sında
Nâbi, Hayriyye'sinde İstanbul'a ail intibalarına yer verirler..

biz de elden geldiğince beyitlerimize serpiştirilen bu şehr-i güzinin kokusunu takible bulup burada paylaşmayı deniycez;
Vira Bismillah..

Şehr-i hoş âb ü hevâ ya'ni Stanbul ki eğer
Tarhını görse behişti unuturdu âdem


nesir: Bu şehr-i İstanbul öyle bir hoş havası ve suyu olan yerdir ki; insanoğlu onun bir çiçekli bahçesini görse cenneti unuturdu..

mübalağaya da bakın..

buyurunuz bu başlığımız da hayırlı olsun
İstanbul'suz olmazdı :)
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#2
Ynt: Divân şiiri'nde İstanbul

hasret çekilen şehr-i güzin..

Çeşm-i pür-hun ile bu cây-ı meşakkatte Beliğ
Tûtiyâ oldu bana hâk-i reh-i İstanbul

Beliğ

Pür-hun: Kan içinde. Kan dolu.
Cây: Yer, makam, mevki.
Beliğ: Belâgatli kimse. Meramını tamamen, noksansız ve güzel sözlerle anlatmağa muktedir olan.
/ Kâfi derecede olan. Yeter olan
Tûtiyâ: eski zamanlarda gözleri kuvvetlendirmek ve güzel görünmesini sağlamak için kullanılan toz sürme, çinko veyahut kömürdendir.
hâk: toprak
reh: yol

nesir: Beliğ'nin bu zorlu yolda kandolu gözleri vardır; İstanbul'un toprağı ise -benim bu hasta gözlerime- iyileştirici ilaç olmuştur.
hasretten ağlayan ağlamaktan kan çanağına dönen gözlerin şifası da derdi olan İstanbul toprağıdır.. hani ya yüz süreriz ya toprağa deyimlerimizde.. işte Beliğ Efendi öylesine özlemiş İstanbul'u.. olsa da yüz sürsem toprağına, taşını toprağını öpsem, onun güzelliğine eğilsem saygıyla.. onsuz geçen yaşantımın verdiği ızdırabı o geçirecektir yine.der.. gözümün kanlı yaşı da bu yaşın kurutucusu da İstanbul'dur; onsuzluk elem o sürur kaynağıdır.vesselam..
 
Katılım
20 Haz 2018
#3
Nedim 'in Sadrazam İbrahim Paşa için yazdığı kasidede İstanbul için :

Bu şehr-i Stanbul ki bi-misli ü behadur
Bir sengine yekpare Acem mülki fedadur


(Bir benzeri daha bulunmayan ve değeri ölçülemeyen İstanbul’un bir taşına İran’ın tamamı feda olsun.)
 

Giriş yap