Dost bir sesti Kemal, inandıran bir ses.‏

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
Katılım
26 May 2008
#1
Konuşmak bir arayıştı onun için, bir vuzuha varmak cehtiydi. Hayatın belli merhalelerinde, belli hatalara düşmenin mukadder olduğunu çok iyi biliyordu. Uyanık bir şuurdu Ke­mal, her an zenginleşen bir şuur. Ve okşayan bir ses... dost, ılık, ışıltılı.

Ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişirmiş?. Kemal'i ıstırap yarattı. Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir. İhtiraslar, cangıldaki canavarlar gibi diş gıcırdatır hapishanede. Faziletler de günahlar kadar samimidirler, samimi ve cıplak. Kemal, Türk insanını böyle bir laboratuvarda tanıdı, bütün giriftliği, bütün sefaleti ve ihtişamıyla.

Hapishaneden önce, çapkın ve şımarık bir İstanbul delikanlısıydı. Sağlam bir iştiha, diri bir tecessüs, diri fakat toy ve serseri. Ülkemiz bir geciş devresinin hummaları ve yasakları içindedir. Mukaddeslerin can cekiştiği bir devir. "İzm"lerin gittikçe kesifleşen tarruzu karşısında bütün setler yıkılmış. Mazi yok, istikbal meçhul... Tutunacak dal arayan genç zekalar, mücerredin cazibesine kapıldılar, mücerredin yani meçhulün. İçtimai recetelerin en ucuzu, en yalınkatı, en aldatıcısı elbette ki büyüleyecekti onları.

Gerceğin çelik pençesi, şairane hayallerden ayırdı delikanlıyı. Çılgın ümitler, yerlerini çetin bir murakabeye terkettiler. Hapishane hapishane dolaştı. Yokolmamak için, bir hayvan terbiyecisinin gergin ve sürekli dikkatine muhtaçtı. Hatalar bıçakla düzeltilir "dam"da. Kemal, o çetin tecrübelerden yüz akıyla çıktı; yüz akıyla yani hem kendini hem insanımızı tanıyarak. En sağlam bilgilerini o acılar ummanından devşirdi. Kitaplar, bildiklerini vesikalandırmasına yarayacaktır.

Hayata karışan Kemal Tahir'i, peşin hükümlerin esaretinden de kurtulmuş görüyoruz. Nass'Iarın peçesini sıyırıp, gözleinin içine bakabiliyor. Fikir adamı için namus, abesde direniş değil, hakikate teslimiyet. Kemal yaşayan adamdı. Yaşamak tekamül etmektir.Çocuklukta dinlenen masalları, ölünceye kadar ciddiye alamazdı. Putları kırılanlar öfkelendiler.

"Sol"daki tefekkür sefaletini bütün buudlarıyla açıklıyordu, Kemal: "Hiçbir sey bilmediğimiz meydana çıktı", diyordu... "yeni bir şey getiremezdik biz... yazı yazanlarımız orta-da. Hiç fikirleri yok adamların. Zor, bizim fikrimizin olması... Gerçekleri araştıramıyoruz, fikrimiz nereden olacak?" Tecübeli bir hekim soğukkanlığıyla teşhisini koyuyordu.

Her kitabı bir bombaydı Kemal Tahir'in; hiyanet kalesinde kapanmaz gedikler açan bir bomba. Her sözü bir tokattı; hamakatin çehresinde şaklayan bir tokat: "Hümanizma dünyanın en namussuz sömürüsü olan burjuva sömürüsünü örtbas etmek için ileri sürülmüş. bir duman perdesidir" diyordu.

Kemal'in romanları, hiçbir kilisenin sözcülügünü yapmaz, herhangi bir tarikatın değil, hakikatin emrindedirler. Zaten Kemal'i de, siyasi bir doktrine hapsetmek yanlış. Sağ ve sol tasnifi, o büyük ve coşkun yaratıcı için degil "ulema- ı rüsum’umuzun mumyalaşmış kafaları için geçerli. Sosyalizm Kemal’de bir gençlik hatırası; daha doğrusu onun sosyalizmi alıştığımız sosyalizmlerden çok başka.

Dost bir sesti Kemal, inandıran bir ses. Ama bu yumuşak sesin arada bir korkunçlaştığına da şahit olurduk. Bir vicdanın sesiydi bu. Melanetlere meydan okuyan bir sayha idi. Yalanları silip süpüren bir firtına. Kemal, her namuslu aydının yol arkadaşıydı, yol arkadaşı ve zaman zaman kilavuzu. Hataları, hepimizin hataları. Vahşi cenk çığlıkları atarak birbirlerine saldıranlar, onun husumet duvarlarını yıkan büyük sabrından ve anlayışından ders almalıdırlar.

Kemal, bu ülkenin yani hepimizindir. Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap