Ecdâdın manevi şahsına hakaret!...

Katılım
10 Ağu 2007
“Bugüne kadar bu ülke yararına ne yaptınız?” sorusuna “Koca bir hiç!” cevabını alacağımız özel bir TV kanalımız (Show TV) bugünlerde yeni bir diziyi yayına koydu. Dizinin adı “Muhteşem Yüzyıl”. İçeriğini bilmeyen birisi birkaç dakikalık düşünmeyle Osmanlının en muhteşem asrı olan Kanuni Devri’nin anlatıldığını tahmin edebilir. Ancak adı geçen kanalın misyonunun “hayra hizmet” olmadığını bildiğimiz için temkinli yaklaştık ve bekledik. Dizinin ilk bölümü 5 Ocak 2011 Çarşamba akşamı seyirciyle buluştu. Tahminlerimizde yanılmadık. Dizi ecdâdına hayranlık duyanlar için hayal kırıklığıyla başladı. Öncelikle padişahın tipi tuhafıma gitti. Yapımcılar hiç mi tarih kitabı okumamışlar. Bırakın okumayı, internette arama motorlarından görsel arama yaptığınızda karşınız yüzlerce Kanuni fotoğrafı çıkar. Ancak dizideki gibi kirli sakallı, açık alınlı biri ile karşılaşmazsınız. Her zaman ihtişam kelimesiyle beraber anılan bir sultan daha vakur olmalıydı. İkinci ve en önemli tuhaflık padişahın kadın düşkünü, şehvetinin esiri biri olarak lanse edilmesi. Avrupalıların bile “Muhteşem Süleyman” dediği, heykelini diktiği tarihimizin en ihtişamlı sultanlarından birini; günümüzün bayağı insanları gibi şehvet müptelası olarak anlatmak. Bu ecdâdın manevi şahsına hakarettir.
Hangi ülkede yaşıyoruz? Burası Ermenistan mı, Yunanistan mı? Neden bu karalama yarışı? Neden milletin hassasiyetleri dikkate alınmaz? Ama biz şaşırmadık. Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz… Çirkini arayan göz güzeli göremez. Bu yüzden yıllarca Ulu Hakan Abdülhamit’i, son sultan Vahdettin’i bu millete zalim, hain diye anlatmadılar mı? Osmanlının yıkılış devri olduğu için ve alınan mağlubiyetlerin de etkisiyle belki bu karalamalar sineye çekilmiş olabilir. Artık yeter! Devir değişti. Zaman Abdülhamit Han ve Vahdettin Han’ın bırakın zalimliği vatanperver olduklarını açığa çıkardı. Bu yüzden Kanuni Sultan Süleyman Han’ı karalamalarına izin vermeyelim.
Bizlere tarih yıllarca yanlış öğretildi. Öğretilmedi dayatıldı. Okullardaki ideolojik, kuru, sıkıcı tarih derslerinin yüzünden insanımızda tarihe karşı bir sevimsizlik ve nefret oluştu. Bir de özel gayret gösterilmeyince tarihe dair bilgilerimiz kulaktan duyma, TV’den görme oldu.
Ama artık değişme zamanımız geldi. Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını başkaları çizer.
Birçoğumuz Osmanlının en ihtişamlı devrinin sultanı Kanuni’yi hiç tanımıyoruz. Tek bildiğimiz Hababam Sınıfı filminden kalma Hürrem-Kanuni aşkı ve Hürrem’in “Kanuni! Kanuni!” seslenişi. Bir de geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda restorasyonu tamamlanan Süleymaniye Cami’nin Kanuni tarafından yaptırılmış olduğu. Hoş onu da ismi padişahla aynı olduğu için biliriz ya.
Kaç kişi bilir Osmanlının en uzun süre tahtta kalan hükümdarının kırk altı yılla Kanuni olduğunu? Yetmiş yaşında siyaset yapanlara şaşırıyoruz. Kanuni’ni yetmiş üç yaşında at sırtında, seferde vefat ettiğini kaç kişi duymuştur? Kanuni Devri’ne “Türk asrı” dendiğini; ömrü at sırtında geçmesine rağmen nice şairlere taş çıkartacak şiirler yazdığını; bahçesini istila eden karıncaları temizlemek için bile Şeyhülislam’a danışacak kadar hassas biri olduğunu; Şeyhülislam’dan aldığı fetvaları bir sandıkta biriktirdiğini ve sandığı mezarına koydurduğunu kim bilir? Günümüzde birçok sağlık kuruluşunun sağında solunda okuduğumuz “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beytinin sahibinin Kanuni olduğunu kim işitmiştir? Döneminde çıkardığı kanunlar ve adalete bağlılığından “Kanuni” lakabını almış bu sultan için Avrupa üniversitelerinde kürsü kurulmuşken neden ülkemizde hiçbir üniversitenin Hukuk Fakültesi’nin adı Kanuni değil? Neden hiçbir Hukuk Fakültesi’nde “Kanuni Kürsüsü” kurulmuyor? Bunu soran niye yok?
Geçenlerde Habertürk gazetesinin tarih ekinde tarihçi yazar Erhan Afyoncu’nun bu diziye danışmanlık yaptığını da öğrendim. Saygı duyduğum bir tarihçi olan Afyoncu’yu da ecdâdın manevi şahsına saygısızlık yapanlara “yardım ve yataklık” ettiği için kınıyorum.
Kanuni bizim zirvemiz. O'nu beğenmezsek kimi beğeneceğiz?
Meziyetleri tarihe sığmayan bir sultana iade-i itibar yapmamız gerekirken hala eski şarkı: karalama…
Evet, artık yeter. Biz sizden tarih öğrenmek istemiyoruz. Gölge etmeyin başka ihsan istemez.
Geçmişine layık olamamanın ezikliğini yaşayan herkesi bu diziyi RTÜK’e şikayet etmeye davet ediyorum.