Ellerimizin büyük boşluğu

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#1
Ellerimizin Büyük Boşluğu

Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık
Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
Sana gelmek
Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
Başımızın okşanmasını gözyaşımızın silinmesini,kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
Rüzgarın sesini, ırmağın sesini
Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk
Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, olduğu bir dünyayı yeniden isterken
Seni istiyoruz aslında.Bunu söyleyemiyoruz

Her yer gece, çok gece
Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
Çok yenildik yetmez mi ?
Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı

Gece gece gece
Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi
Bilmiyoruz
Çünkü
Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan
Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları
Yusuf’u düşüneceğiz, Yakup’u, Musa’yı
İsa’yı düşüneceğiz, Nuh’u ve öbürlerini
Ve Efendimizi
Efendimizi

Kuyular kuyular kuyular kazdık
Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık
Kestik kendimizi deldik yaktık
Sonra sana değil dünyaya aktık
Dünya ki mescid dir biz onu otel yapmışız
Kalktık ki yenilmişiz değişmişiz azmışız
Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok
Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız

Bir çocuk oyuncağını alamamış
Bir kız sevdiğini saramamış
Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
Bir adam paramparça bir çift göz için
Birisi ekmek götürememiş evine
Birisi aşk
Birimiz dünyayı kurtaracak
Birimiz yarını
Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor

Geldik işte bunlar ellerimiz
Açılmış bak bilirsin ne diye
Ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik
Açtık işte bunlar ellerimiz
Burası dünya
Şu biziz
Bunlarda ellerimiz
Öyle açık öyle acemi öyle boş
Öyle mahcup öyle dalgın öyle boş
Öyle boş

Senin değil miyiz hepimiz
Senin değil mi her şey
Alırsın kime ne verirsin kime ne
Ve bu açtığımız eller senin değil mi
Senin değil miyiz hepimiz Rabbim
Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar

Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak birşey arıyoruz kime
Merhamet istiyoruz kime
Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil misin
Yorgunuz kaybetmişiz dalgınız kırgınız küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol olduk sana geldik
Ne getirdim deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur.

Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu
Beş duygum harap, altı yönüm harap
On parmağımda on acı Ya Rab
Denize dalan bir desti nasıl tahammül etsin suya
Fırlattın beni dünyaya
Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma
Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor
Kapı açılacak yoksa niye var
Rahmet örtecek günahı
Geride kalacak gazabın adımları
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz
Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz

Ol dedin olduk senden
Gel dedin geldik sana
Başımız yerde
Açtık ellerimizi sevgilinle birlikte
Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan
Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından
Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım
Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım
Elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına
İnşirah inşirah inşirah
Ayetin değil miyiz senin Ya Allah


(ibrahim sadri)​


Bu şiiri her okudğumda veya dinlediğimde ciğerimden bir parça kopuyor!
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#2
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

Allah Allah Desem Gelsem
Allah Allah Desem Gelsem

Hakkın Divanına Dursam

Ben Bir Yanıl Alma Olsam

Dalında Bitsem Ne Dersin

Sen Bir Yanıl Alma Olsan

Dalımda Bitmeye Gelsen

Ben Bir Gümüş Çövmen Olsam

Çeksem İndirsem Ne Dersin

Sen Bir Gümüş Çövmen Olsan

Çekip İndirmeye Gelsen

Ben Bir Avuç Çavdar Olsam

Yere Saçılsam Ne Dersin

Sen Bir Avuç Çavdar Olsan

Yere Saçılmaya Gelsen

Ben Bir Güzel Keklik Olsam

Bir De Toplasam Ne Dersin

Sen Bir Güzel Keklik Olsan

Bir Bir Toplamaya Gelsen

Ben Bir Yavru Şahin Olsam

Kapsam Kaldırsam Ne Dersin

Sen Bir Yavru Şahin Olsan

Kapıp Kaldırmaya Gelsen

Ben Bir Sulu Sepken Olsam

Kanadın Kırsam Ne Dersin

Sen Bir Sulu Sepken Olsan

Kanadım Kırmaya Gelsen

Ben Bir Deli Poyraz Olsam

Tepsem Dağıtsam Ne Dersin

Sen Bir Deli Poyraz Olsan

Tepip Dağıtmaya Gelsen

Ben Bir Ulu Hasta Olsam

Yoluna Yatsam Ne Dersin

Sen Bir Ulu Hasta Olsan

Yoluma Yatmaya Gelsen

Ben Bir Can Alıcı Olsam

Canını Alsam Ne Dersin

Sen Bir Can Alıcı Olsan

Canımı Almaya Gelsen

Ben Bir Cennetlik Kul Olsam

Cennete Girsem Ne Dersin

Sen Bir Cennetlik Kul Olsan

Cennete Girmeye Gelsen

Pir Sultan Üstadın Bulsan

Bilecek Girsek Ne Dersin

Pir Sultan Abdal/Ruhi Su​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#3
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu




İnsanı eğleyen

Ne ud haya erkân,ne yol ne görgü,
İnsanı eğleyen İmandır İman.
Hangi kanun yol alanı eğler ki?
İnsanı eğleyen İmandır İman.

Sen kendine akıl erdiremezsin,
İyiliğin daim sürdüremezsin,
Tam olmana karar verdiremezsin,
İnsanı eğleyen İmandır İman.

Hem Dünyanı hem Uhranı nur eder,
Kıymet verir insanlığın var eder,
İnançsızlık işin ahuu zar eder,
İnsanı eğleyen İmandır İman.

İnsan fıtratında inanmak vardır,
İmansız yaşamak Dünyada zordur,
Kişinin iyide durması kârdır,
İnsanı eğleyen İmandır İman.

İmansızlık kesafettir karadır,
Her olayın sana yönü yara dır,
İmanda her daim haz huzur vardır,
İnsanı eğleyen İmandır İman.

İnsanın başına bekcidir İman,
İnkişaf'a değer ekcidir İman,
Ömer Çetinkaya Hak'cı dır İman,
İnsanı eğleyen İmandır İman.

Ömer Çetinkaya

 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

Ağlama Gözlerim Mevla Kerim'dir

Gurbet elde bir hal geldi başıma, geldi başıma
Ağlamagözlerim Mevla Kerim'dir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir.

Huma kuşu yere düştü ölmedi, düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir.

Kağıda yazarlar ufak yazılar, ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Derdi yüreğinde olan sızılar
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir.

Abdal Pir Sultan'ım böyle buyurdu, böyle buyurdu
Ayrılık dınların biçti geydirdi
Ben yarılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir.


Pir Sultan Abdal​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu




BenYürürüm Yana Yana

Ben yürürm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akîlem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akarsularım çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
O yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus bîçâreyim
Baştan ayağa yâreyim
Dost ilinden âvâreyim
Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#6
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

Dokuz Felek

Dokuz felek bizim sayvanımızdır
Yedi kat yeryüzü seyranımızdır

Zira insan suretidir tonumuz
Kamu alem bizim hayranımızdır

Hakikat ol kadim sultan ki derler
Biz ona vücuduz ki canımızdır

Daim bu surete gelmeyi varmak
Yolumuzdur daim mihmanımızdır

Gözün aç bak bu vücut sadefinde
Kıymetli gevherüz Hâk kanımızdır

Senin hayale düştügün ey münkir
Bizim bu suret-i imanımızdır

Bize bu saadet Hâktan erişti
Zira biz kuluz o sultanımızdır

Aşıklarız baş oynarız bu yolda
Hâk'ı inkar eden düşmanımızdır

Var ey münkir nice anlarsan anla
Severiz ışık bizim imanımızdır

Ser-âgâz eyle çağır el Sarayi
De ki bu ışık bizim imanımızdır

Kaygusuz Abdal​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#7
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevlaya aşık oldum
Anın için inilerim

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim

Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba ıayık gördüler
Derdim var inilerim

Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben mevlaya duacıyım
Derdim vardır inilerim

Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim var inilerim

Dülgerler her yanım yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim

Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseğe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır inilerim

Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim var inilerim​

Yunus Emre
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#8
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu




Benim Rabb'im

Benim Rabb’im benim Rabb’im;
Sen’den başka yoktur Rabb’im!
Dostluğunda vefa gördüm;
Sen’in vefan çoktur Rabb’im!
Kapında bendeler Sen’in,
Muradı Sen’sin cümlenin,
Aradan kaldır hicabı,
Görsünler cemâlin Rabb’im.
Ma'rûfsun bilinmez Zât’ın,
Herşeyi kaplamış tahtın;
Görenler görmüştür Sen’i,
Gözsüzlere pinhân Rabb’im!
Bildim diyenler aldandı,
Bilmeyenler nâra yandı;
Gönlümde kenzen bilindin;
Âşıklara sübhân Rabb’im!
Ruhlara ışıktır adın,
Meclislere huzûr yâdın,
Ariflerin son durağı,
Dertlilere derman Rabb’im!
Cürmüm pek çok yok tâatim,
Belki yaklaştı saatim,
Etmezsen inâyet eğer
Kimden ola gufran Rabb’im!

Fethullah Gülen

 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#9
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu




Yâ Rab hemîşe et lutfunu reh-nümâ mana

Gazel

Yâ Rab hemîşe et lutfunu reh-nümâ mana
Gösterme ol tarîki ki gitmez sana mana

Kat'eyle âşinâluğum andan ki gayrdur
Ancak öz âşinâlarun et âşinâ mana

Bir yolda sâbit et kadem-i i'tibârumı
Kim reh-ber-i şerî'at ola muktedâ mana

Yok mende bir amel sana şâyeste ah eger
A'mâlüme göre vere adlün cezâ mana

Havf-i hatâda muztaribem var ümîd kim
Lutfun vere beşâret-i afv-i hatâ mana

Men bilmezem mana geregin sen hakîmsen
Men'eyle verme her ne gerekmez sana mana

Oldur mana murâd ki oldur sana murâd
Hâşâ ki senden özge ola müdde'â mana

Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr
Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fenâ mana

Fuzuli

 
Katılım
29 Ağu 2007
#10
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

Bir dönüşle dönüyoruz
Hiç yağmur yağmıyor kum taneleri uçuşuyor üstümüze
Bir dönüşle dönüyoruz
Yorgunuz
Tenimiz esmer
Içimizde mağrur bir hüzün
Yaralarımız var
Ezcasi olmayan vurgunlar
En cok kadınlarımıza yakışan ağlamakla
En çok erkeklerimize dokunan caresizlikle
Yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
Biraz daha yaklaşıyoruz
Bir el uzatımında
Akşamın alacasıyla
Bu, senin gidişinin hemen ertesinde
Dudaklarımızın kuruduğu
Suların cekildiği
Kızıldenizin diclenin
Önümüzde Musa elimizde asa ile yarıp geçtigimiz nilin
Ve eteklerimizi savura savura tükettiğimiz birlikteliğimizin ardından
Kayıp giden yıldızların şarkısı gibiyiz

Bir dönüşle dönüyoruz
Ne güzel oluyordu
Sağımıza dönüp seni görünce
Ne güzel oluyordu düştüğünde önümüze
Adı safranlara sarılı bir aşk gibi maceramız
Adı kıskanç kervanların zümrüt yüklerinde yazılı
Adı leyla
Bir vaveyla kadar dokunsanız ağlamaklıyız

Bir dönüşle dönüyoruz
Belki baksak arakamıza ordasındır
Bu efsunu kaybetmek istemiyoruz
Hiç bir şeyini istemiyoruz aslında dünyanın
İncisini yakutunu ipek yumuşaklığını yastıkların
Bebeğin yüzümüze dokunuşunu istemiyoruz
İşlerimizin limanlığını
Ocağımızın sıcaklığını bile istemiyoruz

Bir dönüşle dönüyoruz
Seni unutmamak icin şaşkın
İnanmamak için ölümüne inanıyoruz

Gittin mi aramızdan
Elini çektin mi üzerimizden
Bizi yetim şehrini öksüz bıraktın mı
Ne yapalım işte ağlamamayı beceremiyoruz
Isırdıkça kanıyan dudaklarımızdan dökülen boş sözlerle
Birbirimize soruyoruz
Hava nasıl saat kaç
Yine çayırların yeşlliğinde otlayan kuzuların arasındayız
Yine cayırların üstünde matem işliyoruz
İnceldiği yerden kopan dünya
Bir araftan yol bularak başımıza düşüyor
Gök kubbe patlıyor tepemizde
Hissediyor anlıyor ama anlatamıyoruz

Bir dönüşle dönüyoruz
Bırakıp gittiğin kadarız Hiç yağmur yagmıyor
Yorgunuz
Tenimiz esmer
İçimizde mağrur bir hüzün
En çok kadınlarımiza yakışan ağlamakla
En çok erkeklerimize dokunan çaresizlikle
Yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
Ne yapalım
Hiç yağmur yağmıyor
Sensiz yürüyünce
Bir dönüşle dönüyoruz
Kıyamet bize
Kıyamet bize
Sen yinede merhamet et bize
Merhamet et bize
Merhamet bize

İbrahim Sadri
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#11
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

GEL EFENDİMİZ (SAV)-1-

Gel ey Mushaflı sevdamızın sembolü
Sonsuz nûruyun gönül semamıza tulû için gel,
Sen ki, koskoca kainatımızın solmayan gülü
Ey sevgili,en sevgili efendimiz ne olur gel.

Rahmet yağmurlarından ıslatmak için gel
Şerha şerha yarılan ruhumuzu yeşertmek için gel,
İslam güneşinden bizi yeniden aydınlatmak için gel
Ey sevgili, en sevgili efendimiz ne olur gel.

Gel ey sonsuz nûr olan gönüller hünkarı
Küfrün katran gecelerini aydınlatan tek ışık
Kulluk şerefine bizi kavuşturan güzel rehber
Ey sevgili, en sevgili efendimiz ne olur gel.

Gel ey kutlu emanetin “emin” mimarı
Sen ki ; vukû bulan varlığın en büyük itibarı,
İki cihanın batmayan güneşi,ümmetin baş tâcı
Ey sevgili, en sevgili efendimiz ne olur gel.

Nefret ve Zulüm ateşini söndürmek için
Zamanda rüzgarlara dayanmış ebû cehilleri
Her gün artan yalnızlığımızın hitamı için
Ey sevgili, en sevgili efendimiz ne olur gel.

Gel ki, dönsün dünyamız ikliminde kardeşliğe
Şereflensin cismimiz,muhabbetinle sevginle
Sana olan Hicranımı vuslata erdirmek için
Ey sevgili, en sevgili efendimiz ne olur gel.


Süleyman KARACABEY​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#12
Ynt: Ellerimizin büyük boşluğu

GEL EFENDİMİZ (S.A.V)-2-

Gel ey sevgililerin en sevgilisi efendimiz
Mazlum ümmete insanlığın tek müjdecisi
Pas tutan gönüllerimizin sönmeyen ışığı
Muhtacız sana kimsesizlerin kimsesi efendimiz.

Miracından yeniden iner gibi gel zamanımıza
Hasretle geçen asırların hüznünü bitirmek için gel,
Cemalinle ümmetini ferahnâk edip huzur için
Gel ey sevgili, en sevgili efendimiz gel.

Sensiz yıldızlar bile ışık saçmıyor âsumâna,
Zifiri karanlık hükümran oluyor onca zamana
Sızılar hiç eksilmiyor sensiz kanayan yaramızda
Ey nebiler nebisi kanayan yaramızı sarmaya gel.

İsmini yad ettiğim zaman nefesim gül kokuyor
Ümmetin hasretini çekip senin için göz yaşı döküyor
Sensin bizim gönlümüzün tek sultanı tek mihmânı
Gül kokunla aleme rahmet için yeniden gel efendimiz.

Gel ey hâtemül enbiya tacının sahibi,
Gel ey yaratılmışların en yücesi efendimiz,
Gel ey rabbimizin gül kokulu habibi,
Gel ey alemin mutluluk bestesi efendimiz gel.

Süleyman KARACABEY​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#13
Ne çok sevdin bu dünyayı

Her bir hizmetini icra edersin

Ne çok sevdin bu dünyayı ey gardaş

Düşüp arkasına bile gidersin

Bağrın onun ile olmuştur bağdaş.



İsmiyle müsemma denî dünyadır

Su üzre kurulmuş taklit binadır

Bu bir mezradır dâr-ı fenadır

Şarabı kan olmuş gıdasıdır baş.



Hayatı memattır mematı hayat

Yüz bin renk gösterir aslı bir nevat

Asla sözlerinde bulunmaz sebat

Yoktur onun gibi bir rind-i kallâş.



Ezelden böyledir hükm-i kalemi

Elemdir her kime kılsa keremi

Daim birbirine çarpar alemi

Gece gündüz işi cenk ile savaş.



Eşcârı dikendir gülleri hârdır

Aldanma balına arısı mârdır

Yediğin giydiğin cümlesi nârdır

Sana lezzet veren helva ile aş.



Büyük düşmanımız nefs-i emmâre

Takmış kemendini cezbeder nâre

Cehd et ki bulasın sen sana çâre

Ellerin aybını gözleme gardaş



Terk et seni doğru râha var yürü

Pîr-i Sâmî gibi şaha vara yürü

Halâs ol zulmetten mâha var yürü

Ara bul kendine bir sadık yoldaş.



Salih Baba (d. 1846 - ö. 1907)



Bile gidersin: Birlikte gidersin.

İsmiyle müsemma denî dünyadır: İsminden bellidir alçak dünyadır. (Dünya’nın kelime anlamı “en aşağı olan” demektir.)

Bu bir mezradır dâr-ı fenâdır: Dünya bir tarladır, fanilik yeridir.

Memat: Ölüm.

Nevat: Çekirdek, atom.

Rind-i kallâş: Hilekâr, üçkağıtçı.

Ezelden böyledir hükm-i kalemi: Ezelden beri dünyanın kaderi böyledir.

Eşcâr: Ağaçlar.

Hâr: Diken.

Mâr: Yılan.

Nâr: Ateş.

Râh: Yol.

Pîr-i Sâmî: Pîr-i Sâmî Erzincânî hazretleri, Salih Baba’nın mürşidi.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap