Etimoloji

Katılım
12 Şub 2009
#1
Varşova aslen Türkçe bir isimdir. Zamanla asli şeklini değiştirmiş
Varşova halini almıştır. Şimid kelimeyi inceleyelim:

Malum olduğu üzere Türkler düzlüklere ova derler. Bu düzlükler de
çevre şekillerine ve üzerinde yetiştirilen mahsüllere göre
isimlendirilirler. Çukurova, Pamukova gibi.

Keramet sahibi cetlerimiz Varşova'nın istikbâlde barış yeri olacağını düşünerek bu düz şehre
Barışovası demiş. Türkçemizde b>v, v>b değişimi görülür. Ayrıca ikinci
hecelerdeki dar ünlüler de düşme eğilimi gösterir. Kavuşak-kavşak misalinde olduğu gibi.

İşte Barış-ovası zamanla Varış ovası'na dönüşmüştür. Dar ünlü düşünce
Varşovası olmuş. Tamlanan eki "-sı" da son yıllarda ceza sahasında düşürülünce VARŞOVA olmuştur.

Her türlü kelimenin etimolojisi yapılır... :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#2
Ynt: Varşova Etimolojisi

dedeefendi' Alıntı:
Her türlü kelimenin etimolojisi yapılır... :)
müracaat dedeefendi :)
Hocam müracaat kelimesi dönülecek yer olarak da kullanılırmış doğrumudur?Neden avamda "başvuru" olarak kalmıştır.
Dakka bir sual bir :)
 
Katılım
12 Şub 2009
#3
Ynt: Varşova Etimolojisi

"Müraca'at: geri dönme; müraca'ât: geri dönmeler " anlamına gelir. Türkiye'de en çok kullanılan mürteci ve irtica kelimeleri de bu kelime ile aynı kökten gelir: rücû'. Hattâ merci' kelimesi de bu köktendir ki aslında dönülecek yerdir, fakat Türkçemizde baş vurulacak yer anlamında kullanılır. Kelimelerin zaman içinde kazandığı anlamla ilişkili bir durumdur. Mezkûr kelime Türkçemizde baş vurulan, danışılan yer anlamında kullanılır.

Tabutların üzerinde bir âyet vardır: "Kullü nefsin zâikatü'l-mevt ve ileynâ turceûn."

Her nefis ölümü tadacaktır, ve dönüş onadır."

Not: Bizimki mizahi bir etimolojiydi. Etimoloji dükkânı mı açmış olduk?
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: Varşova Etimolojisi

dedeefendi' Alıntı:
Not: Bizimki mizahi bir etimolojiydi. Etimoloji dükkânı mı açmış olduk?
Hocam siz konu başlığını etimoloji olarak değiştirin :)
 
Katılım
12 Şub 2009
#5
Ynt: Varşova Etimolojisi

Düzeltemiyorum, öyle bir menü açılmıyor.
 
Katılım
12 Şub 2009
#6
Ynt: Varşova Etimolojisi

Amerika keşfedilmeden önce güney taraflarında gezinen Türkler Amazon'u görmüşler. Hayatlarında böyle geniş, böyle uzun bir nehir görmemişler. "Amma uzun!" demiş birisi. Bu sözü duyan yerliler, adı geçen nehre, bizden aldıkları Amma uzun ismini vermişler. Zaman içinde nehrin toprağı aşındırdığı gibi kelimeler de aşınmış ve Amazon hâlini almış.

Türkler kuzeye geçmişler. Niyagara Şelalesi'nin olduğu yere gelmişler. Bir de ne görsünler, sular öyle çağlıyor, öyle çağlıyor ki kendi konuştuklarını bile duyamamışlar. İçlerinden biri "Ne yaygara!" demiş. Bu isim öylece kalmış. Yerli dillerinin tesiriyle, Amerika ingilizcesinin etkisiyle Niyagara şeklini almıştır.

Yıllar önce okuduğum bir metinde Samih Rıfat'ın böyle bir çalşmasını okumuştum: Akademi kelimesini şöyle çözümlüyor. Ak-adam-evi. Yani akademi insanları aklaştıran evlerdir. Türkçe ak-adam-evi kelimesinden Batı dillerine geçmiş ve böyle bir kelime meydana gelmiştir diyor.

Espri mi yapmış bilmiyorum. Ama Güneş Dil Teorisi adı altında her dilin Türkçeden meydana geldiği düşüncesinden yola çıkarak böyle uydurmalar yapılmıştır. Ak adam evindeki adam kelimesinin Türkçe olmadığını da bildiğinden eminim. Fakat bütün dilleri Türkçe kabul ettiklerinden bir mahzur görmemiştir.

Bu çalışmalarda bizim de tuzumuz biberimiz olsun dedim.
 
Katılım
12 Şub 2009
#7
Ynt: Etimoloji

Grönland adasının ismi nerden geliyor hocam?

Orta Asya bozkırlarından kalkıp çelik çomak oymamak için Amerika'ya göçen dedelerimiz, yazın sıcağından bunalıp kuzeye doğru ilerlemişler
Sıcak onları ite ite günümüzde adı Grönland olan buzullarla kaplı adaya götürmüş. Bu adadaki buzlullar dedelerimizi yeterince serinletmiş.
Geri dönmek istemişler, fakat aniden kış bastırmış. Kar, tipi, fırtına. Güneş batmış, bir daha görene aşk olsun! Aylarca güneşi görememişler.
Kendisinden kaçtıkları güneşe hasret kalmışlar. Yanlış bir iş yaptıklarını düşünen atalarımız toplanmışlar ve en büyük şamanın bir şeyler yapmasına karar vermişler. Şaman elindeki asası ile bir buz tepesine çıkmış. Güneşin sıcak yüzünü göstermesi için koşuklar söylemiş, ağlayarak sagular patlatmış, büyülü sözler fısıldamış,
ama nâfile. Türk boyunun bütün fertleri buz tepesinin dibinde şamanı sözlerini can kulağıyla dinlerken onun söylediklerini tekrarlamaya başlamışlar.
Yaşlı şaman karizmayı çizdirmekten korktuğu için "Görün lan, görün lan!" diye kendi kendine seslenmiş, fakat bu sözleri duyanlar olmuş. Başlamışlar "Görün lan! Görün lan!" diye bağırmaya.
Bu sözlerin tılsımlı kelimeler olduğunu düşünen buzullardaki Türk boyu her gün toplanıp güneşin doğması için "Görün lan! Görün lan!" diye bağırmış.Oranın adı Görün lan olmuştur.
Fakat daha sonra bu buzul adası başka milletlerin eline geçtiği için Türkçenin dışında şekil almış ve Grönland olarak tesmiye edilmiştir.
 
Katılım
6 Ara 2014
#8
Pilav
Farsça pilāv veya pulāw پلاو "pirinç yemeği" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Sanskritçe pulāka "pirinç kâsesi" sözcüğünden "alıntıdır. "
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap