Etimolojik Tahliller

Katılım
6 Ara 2014
#23
@Mina hocamın verdiği anlama uygun kelime 'kâim' yani yerine geçen anlamında.'kâimakam'kelimesi bu kökten gelmiştir ve Arapçadır
Reca ederim efenim fakat bir hususa daha dikkatlerinizi celp etmek isterim ki
o da arapça (kame-ayağa kalktı) fiilinden türemiş olan Kaim kelimesidir (ismi fail ) manası da yerine geçen değil (ayağa kalkan).dır.
 
Katılım
29 Tem 2018
#25
Reca ederim efenim fakat bir hususa daha dikkatlerinizi celp etmek isterim ki
o da arapça (kame-ayağa kalktı) fiilinden türemiş olan Kaim kelimesidir (ismi fail ) manası da yerine geçen değil (ayağa kalkan).dır.
Dikkatimizin celp edilmesi üzerine bir açıklama borçluyuz Dîvân-ı meşverete bilhassa @adlena'ya:'kâim' Arapça kelimesinin birden fazla anlamı vardır bir anlamı da yerine geçen anlamıdır örneğin kâimmakam:makam yerine geçen , asıl makamı temsil eden anlamındadır kâime:kağıt para,ferman anlamında kullanılır asıl para yerine geçen,para yerine kullanılan anlamı vardır .Sizin de dediğiniz üzere bir diger anlamı da ,ayakta sağlam durandır.
 
Katılım
6 Ara 2014
#26
Kaim ve makam kelimeleri tamlama yapıldığı takdirde bağlaç olarak eliflam kullanılır.
Kaim-ül makam şeklinde okunur ve buradaki mana makamı ayakta tutan kimse olarak tercüme edilir ki ilk ve en sık kullanılan anlamı da budur.yerine geçmek ise farklı bir kalıp olan istif'al vezniyle (bdl ) kökünden türemiş olan استبدال kelimesidir.Mevzu bahis قَامَ fiilinin ismi mekan hali olan مقام kelimeside ayakta durulan yer anlamı taşır.Kıyam kamet kıyamet kayyum gibi türkçede kullandığımız kelimelerin tamamı da özgün manası olan ayağa kalkma anlamıyla kullanılırlar.Ayrıca musıkide kullanılan "makam " kelimesi terimsel anlamıda yine özgün manası üzerinenden yola çıkılarak kullanılmaktadır.Nereden çıktı efendim bu yerine geçmek :)
 
Katılım
24 Eyl 2007
#27
(Okuduğum kitap da denk geldim.Taşın altın da gücümüz kadar elimiz olsun diyerek ...)

Nasihat,bugünkü dilde "öğüt demektir.Fakat aslında bugün bildiğimiz şekliyle sadece "tavsiyede bulunmak"demek demek değildir. Nasihat kelimesinin kökü nushtur ve "yapılan işin şaibelerinden korunması"dır.Seyyid Şerif El-Cürcâni(r.a.)Ta'rîfât'ta nushu böyle tarif etmiştir.
Cürcâni(r.a.)burada nasihati de,"İçinde doğruluk olana çağırmak ve içinde fesat olanı engellenmek"olarak tarif etmiştir.Bu tarife göre nasihat sadece öğüt vermek değil ,aynı zaman da yanlış olanı engellemek demek oluyor.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#28
Ayol tabiri ay oğul tabirinin bozulmuş hali. Şimdilerde kullanımı erkekler için yasaklanmış kelime. Cümle içinde kullanımına misal: necip fazılın lügatınde olan bir kelimeyi artık kullanamaz olduk ayol!

Serbest ise ser ve best kelimelerinden müteşekkil. Başı düğümlü başı bağlı manasına ama ne hikmetse başıboş özgür ve sair manada kullanılıyor. Bakınız başörtüsü serbestliği.

Yavuz ise kötü yararsız manasında lakin yiğit kuvvetli gözüpek manasında kullanılır olmuş. - Eee bazen makam adamı adam eder bazen adam makamı makam eder. -
 
Katılım
20 Haz 2018
#29
Bazı kelimeler çok güzel:)
ya’aburnee, Arapça’da; “yokluğu ile yaşamanın acısına dayanamayacağından, sevdiği kişiden önce ölmeyi dilemek” demek. ...
 
Katılım
6 Ara 2014
#32
Bazı kelimeler çok güzel:)
ya’aburnee, Arapça’da; “yokluğu ile yaşamanın acısına dayanamayacağından, sevdiği kişiden önce ölmeyi dilemek” demek. ...
Yine müdahele etmek zorundayım zira Türk diline verdiğim kıymet kadar Arapçaya ve kabile dilleri dahil diğer bütün dillere 9. kaide gereğince kıymet verip o dille alakalı doğru bilinen yanlışları hasbelkader düzeltmeyi boynumuza borç biliriz :)
Sevgili @Dilhun un paylaştığı "ya’aburnee " ile kastedilen kelimenin kök hali قبر dır. Bizim de çok sık kullandığımız kabir makber kabristan kelimeleri de aynı kökten gelmekte olup sözlük anlamı da "gömmek,toprağa vermek,mezara koymak, "dır.
Sevdiği kişiden önce ölmek isteyen yani sevdiğinin ölümünü görmemeyi, o anın ve yokluğunun acısını yaşamamayı dileyen kimse , bu hali
"" تقبرنى "tagbirnii " (beni sen göm ) deyimini kullanarak ifade eder.
 
Son düzenleme:
Katılım
27 Ara 2005
#33
Yine müdahele etmek zorundayım zira Türk diline verdiğim kıymet kadar Arapçaya ve kabile dilleri dahil diğer bütün dillere 9. kaide gereğince kıymet verip o diile alakalı doğru bilinen yanlışları hasbelkader düzeltmeyi boynumuza borç biliriz :)
Sevgili @Dilhun un paylaştığı "ya’aburnee " ile kastedilen kelimenin kök hali قبر dır. Bizim de çok sık kullandığımız kabir makber kabristan kelimeleri de aynı kökten gelmekte olup sözlük anlamı da "gömmek,toprağa vermek,mezara koymak, "dır.
Sevdiği kişiden önce ölmek isteyen yani sevdiğinin ölümünü görmemeyi, o anın ve yokluğunun acısını yaşamamayı dileyen kimse , bu hali
"" تقبرنى "tagbirnii " (beni sen göm ) deyimini kullanarak ifade eder.

Nette birçok yerde @Dilhun un verdiği şekilde yer almış kısaca araştırdım. Galat-ı meşhur olmuş yani. Bu durum nerden ve neden çıktı acaba @adlena ? ya aburneee değişik bir ifade, zaten duymamıştım daha önce.
 
Katılım
6 Ara 2014
#34
Nette birçok yerde @Dilhun un verdiği şekilde yer almış kısaca araştırdım. Galat-ı meşhur olmuş yani. Bu durum nerden ve neden çıktı acaba @adlena ? ya aburneee değişik bir ifade, zaten duymamıştım daha önce.
Bu kelimenin yapısal olarak Arapça olduğunu söylemek zor zira ögelerine ayırdığımız zaman ortaya kendi içinde tutarsız bir ifade çıkıyor.

1- "ya aburnee " baştaki ya harfi şimdiki zaman ve geniş zaman için kullanılan bir kip ekidir ama hitap ünlemi olan " ya " değildir ,
2- sondaki "nee" ise 1.tekil şahıs zamiridir.
3- Geriye abera (عبر) fiil kökü kalıyor.Bu ifadenin ne fasih Arapça'da ne de diğer Arap lehçelerinde "sevdiği kişiden önce ölümü isteme " anlamı vardır.
Bugün, biri Suriyeli diğeri Iraklı olmak üzere ana dili Arapça olan iki arkadaşa da sordum.Daha önce bu ifadeyi duymadıklarını belirttiler fakat bu ifadeye benzeyen Ya'birni (يعبرنئ) kelimesinin bulunduğunu ve bu kelimenin de yine yukarıdaki kökten türeme başka bir deyim olduğunu , yardıma muhtaç birinin başkasından yardım isteme anlamı taşıdığını söylediler. Son olarak ; "Kişinin sevdiğinden önce ölme isteği " ni hangi kelimeyle ifade ettiklerini sorduğumda dün size de belirtmiş olduğum " تقبرنى "tagbirnii " cevabını verdiler.
 
Son düzenleme:
Katılım
6 Ara 2014
#36
Macarca tábor ordugâh ~ Kıp/Çağ dapkur/ṭapkur asker safı, dizi ~ Moğ dabkur saf, sıra, dizi, kat ≈ Moğ dabta- katlamak

Not: "Arabaları saflar şeklinde birbirine zincirleyerek oluşturulan istihkâm veya ordu kampı" anlamında 17. yy Macaristan savaşları sırasında yaygınlık kazandı. Macarca sözcük Tatar/Çağatay Türkçesinden ve nihai olarak Moğolcadan alıntıdır. WOT sf. 837-839. • Taburcu deyimi muhtemelen "saflara geri dönen" anlamında asker argosudur.
Kaynak
 
Katılım
6 Ara 2014
#37
Arapça "şvr " kökünden gelen meşveret مشورة kelimesi danışma, görüş alışverişinde bulunma anlamı taşımakta olup
" şāra شار . gösterdi" fiilinin mastar halidir. İşaret ve te'şir kelimeleri de yine bu kökten gelmektedir fakat te'şir kelimesi mana itibariyle doğru kullanılsa da yazım olarak yanlış kullanılmaktadır.
 
Katılım
5 Ağu 2018
#38
Arapça kbr kökünden pek çok kelime türetilmiştir ve bunlar "yücelik, büyüklük" anlamlarını vermektedir:

Kebir= büyük, ulu
Ekâbir= en büyükler
Ekber= en büyük, en yüce
Kibar= büyük, şerefli
Kibir= büyüklük, azamet
Tekebbür = büyüklük taslama
Kübra= büyük, üstün
Tekbir= yüceltme
 
Katılım
6 Ara 2014
#39
Arapça kbr kökünden pek çok kelime türetilmiştir ve bunlar "yücelik, büyüklük" anlamlarını vermektedir:

Kebir= büyük, ulu
Ekâbir= en büyükler
Ekber= en büyük, en yüce
Kibar= büyük, şerefli
Kibir= büyüklük, azamet
Tekebbür = büyüklük taslama
Kübra= büyük, üstün
Tekbir= yüceltme
hımm :)
 

Giriş yap