Fatih Divanı ve Şerhi

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1

Divan-ı Sultan Muhammed Rahimehu'llah

Fatih Sultân Muhammed Divanı ve Şerhi


* Bu konuda verilen beyitler ve dahi şerhlerde İstanbul Üniversitesi profesörlerinden sayın Muhammed Nur DOĞAN'ın Erguvan yayıncılıktan çıkarmış olduğu konu adını taşıyan çalışmasından faydalanılacaktır.
İlgili kitabın künyesi :

DOĞAN, Muhammed Nur, Fatih Divanı ve Şerhi( Metin, Nesre Çeviri ve Şerh)
Erguvan Yayıncılık,Mayıs 2004,İstanbul




Konunun işlenişi şu şekilde olacaktır:

Divanda yer alan bazı beyit/gazeller verilecek ve dahi bunların önce nesre çevirileri ve sonra şerhleri yapılacaktır. Şerhler üzerinde ve nesre çeviriler üzerinde üyelerimiz tarafından ekleme ya da düzeltmelerde bulunulabilecektir. Ayrıca kimi beyitler verildikten sonra bunun şerhini yapması için bazı arkadaşları seçebilir ve dahi beyitler üzerinde yorumlar isteyebiliriz.

Bismillah deyip başlayalım...



Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânum sana
Âşikâr olurdı gâlib râz-ı pinhânım sana

Nesir:( Ey sevgili ! ) Yaşlı gözlerim içimdeki dertleri dökerek karşında ağlasaydı, ancak o zaman gizli sırlarım sana aşikâr olurdu.

{ Kısa bir hatırlatma, beyitleri nesre çevirirken öncelikle izlememiz gereken aşamalar şunlar arkadaşlar:

1-Beyitte Cânâ, Fuzûlî gibi 'nida' türünden sözcüklerin olup olmadığına bakılacak
2-Eğer 1. maddedeki sözcükler var ise bunlar cümlenin başına koyulacak.
3-Beyitlerdeki bilinmeyen sözcükleri bulmak için yanı başınızda bir sözlük açık olacak ya da netten www.osmanlicaturkce.com sitesi açık olacak.
4-Önce terkiblerin karşılığına bakılacak şayet yok ise kelimelerin karşılığına bakılacak ve mana çıkarılacak
5-Diyelim ki şair sevgiliye seslenmiş ama bunu bariz bir şekilde 1.madde de olduğu gibi yapmamış, o vakit kendi eklediğimiz tüm cümleleri eklemeleri parantez içerisinde vereceğiz.Yani şair kalıba uydurmak için bazı bağlaçları ya da yüklemleri kullanmamış olabilir,buna takılmayacağız, mana derinliğini bozmamak kaidesiyle eklemelerde bulunabiliriz ve bunları parantez içine alarak bunları kendimizin eklediğini belirtebiliriz.

}


Beytin ilk mısraında geçen 'ağlasa' sözcüğü, gözün yaşları boşaltması anlamında değil; içteki dertlerin dışa vurulması anlamanında kullanılmıştır.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

'Işk derdidür cihânda 'aşıka maksûd olan
Vasl-ı dilberdür hemîn bu dâr-ı dünyâdan murâd


Nesir :Âşık olanın cihanda yegane arzusu,aşk derdi(ne tutulmak)tır.Zaten bu dünya evin(e gelmek)ten murat da sadece sevgilinin vuslatına ermek değil midir?



Tasavvufta varlığın vücuda gelişi,aşk ile izah edilir. Devir nazariyesi içerisinde seyr-i uruca(yükselme seyri) başlayan insanın,fenafillaha ulaşıp insan-ı kâmil mertebesine yükselebilmesi,ancak aşk sayesindedir.Hayatın gayesi,ilahi vuslata erişmek ve mutlak varlık ile birlik hâlini yaşamaktır.Bu sebeple âşık bu yolda her türlü belâ sıkıntı ve derde gönüllü olarak taliptir. Tıpkı Fuzûlî'nin:

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb
Kılma derman kim helâkim zehri dermanındadır

dediği gibi...
 
Katılım
12 Şub 2009
#3
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

Fâtih'in divanını okumadık daha.O divanı da bir gün alırız inşallah
 
Katılım
6 Şub 2009
#4
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

"Vefâ görmedin ölürsem eğer ben gül-'izarumdan

İrişe dem-be-dem bûy-i vefâ hâk-i mezârumdan"


nesir : Eğer ben o gül yanaklı sevgilimden vefa görmeden ölürsem , toprağımdan devamlı olarak etrafa vefa kokusu yayılır...



--sevgiliden göreceği vefa ve bağlılığın hasreti ile yaşayan aşığın varlığına işleyen bu duygu , ölümü ile birlikte toprağa karışacak ve mezarının üzerinde biten otlara ve çiçeklere geçerek buradan etrafa yayılacaktır...
 
Katılım
6 Şub 2009
#5
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

Dün bu konuyu açmayı düşünmüştüm ki ne göreyim konu çoktan açılmış :)
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#6
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

Gülsema' Alıntı:
ölümü ile birlikte toprağa karışacak ve mezarının üzerinde biten otlara ve çiçeklere geçerek buradan etrafa yayılacaktır...
tenasüh gibi mi?
 

heyula

vâizin nâr-ı cehennem dediği firkat imiş...
Katılım
20 Ocak 2008
#8
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

tenasüh inancı diyebilir miyiz bu duruma acaba...

fuzuli su kasidesinde kuze eylen toprağum sunun anunla yare su derken de bu tarz bir düşünceye mi kapılmıştır...

ilginç bir konu olur bu tenasüh mevzuu....
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#9
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

Ben beyitlerin tenasühle ilgisi olduğunu zannetmiyorum.
Ruhtan ayrılan bedeni, toprak kendi içine alacak. Bedenler çürüyüp toprak olacak. O vakte kadar da mezarlar dümdüz olacak. Ve insanoğlu o topraklarda tekrar ekip biçecek, evini, yolunu yapacak, köyünü kuracak. Sonra o da aynı toprağa girecek. Bu böyle devredip gidecek. Böyle olmasaydı yeryüzü mezarlıktan geçilmezdi... Bu gerçeklik üzerine kurulmuş beyitler bence. İnsan toprağı daima işleyecek...
 
Katılım
6 Şub 2009
#10
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

sadece bir geçiş olduğu için demiştim
 
Katılım
6 Şub 2009
#11
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

"Mesned -i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pây-mâl

Mûr hâlin niçe 'arz ide Süleymânum sana"


NESİR : Sen güzelliğinin tahtında oturmaktasın , ben ise yolunun üzerinde ayaklar altında kalmışım...Ey benim Süleyman'ım ( Aciz bir) karınca , halini sana nasıl arz etsin ki..?

Beyitte Kuran-ı Kerim'in Neml suresinde geçen Hz.Süleyman kıssasına telmih vardır.Bu kıssada Hz Süleyman ile karıcaların beyi arasında geçen bir hadiseden bahsedilmektedir.Şair sevgiliyi güzellik güç , kudret ve ihtişam açısından Süleyman Peygamber'e ; kendisini ise, Hz Süleyman 'ın orduları altında ayaklar altında ezilmemek için endişelenen aciz bir karıncaya benzetmektedir.
 
Katılım
18 Mar 2009
#12
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

heyula' Alıntı:
tenasüh inancı diyebilir miyiz bu duruma acaba...

fuzuli su kasidesinde kuze eylen toprağum sunun anunla yare su derken de bu tarz bir düşünceye mi kapılmıştır...

ilginç bir konu olur bu tenasüh mevzuu....
Kesinlikle şol sebebden mütevellid. :)
 
Katılım
6 Şub 2009
#13
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

"Her zeman 'aşıklara varmak derd-i cânâna güç
'Arz-ı hâl itmek gedâlar hazret-isultâna güç"


nesir :

(sevgilinin kapısına herzaman yaklaşmak aşıklara çok zordur.Tıpkı dilencilerin ulu padişahlerın huzuruna çıkmalarının mümkün olmadığı gibi)


yukarıdaki beyite benziyor sanırım bu beyit..sevgili sevene cevr eder ..Bu divan edebiyatının en belirgin özelliklerinden biridir..Maşuk aşığa bitmez zulümlerde bulunur.Bu aşığın kaderi olduğu gibi sevgilisinin onu hatırlamasıdır da..aşık bu cevr ü cefalar katlandığı ölçüde değeri artar.cevr etmek aşığa münhasırdır..aşık hep hasret çeker..bu cevrlerin sonu vuslattır ama bu gerçekleşmez..bu beyittede maşuk gücü ve kudreti bakımından ulu bir padişaha aşık da dilenciye benzetilmiş bir bakıma..aşık vefa ister..sevdiğinin onu birkere hatılamasını halini anlamasını ister.ama bu hiçbirzaman olmaz..nasıl ki dilenciler ulu padişahların huzuruna çıkamazlarsa aşıklarda sevgililerinin huzuruna çıkıp arz-ı hal edemezler..
 
Katılım
6 Şub 2009
#14
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

"Dimezem vuslat ümidiyle beni şâd eylegil
Râzıyam cevr ü cefâ kılmağ içün yâd eylegil "


( Ey sevgili sana demiyorum ki beni vuslatının ümidi ile sevinçlere gark et ! Eziyet ve cefa etmek için bile hatırlayıversen buna da razıyım )

aşık sevgilisinden hiçbirzaman vefa görmez..devamlı cefa görür..hasret çeker kavuşamaz..fakat bu bile onu mutlu etmeye yeter..sevgilisinin cefalarını aşık onu hatırlayıp ilgi gösterdiği yönünde telakki eder..cevr ü cefa etmek için bile hatırlasa mutlu olur..
 
Katılım
6 Şub 2009
#15
Ynt: Fatih Divanı ve Şerhi

panaroma 1453 müzesinden..Fatih'in çocukluk defteri,biraz değişiklik olsun dedim:)






 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap