Fatma tü Zehra Kanar

Katılım
1 Tem 2010
#1
Gözlerini Kapat "aşk" Tutuklusun Gönlümde


Gözlerinden sevgi okumak isterdim kendi alfabemin çekingen harfleriyle
Oysa gözlerin defalarca kullanılmış “ihanet” mührü vurulmuş gözbebeklerine

Uzatmanı beklerken zeytin dalını ayrılık sundun garip gönlüme
Yüreğimde ki silahlar susmaz artık kurban gideceksin Molotof kokteyli aşk terörüne

Her zaman ki gibi silahların yetişti imdada gözlerin kanlı bir ayrılık akşamı
Üzgünüm sevgili artık karnım tok bunlar süslü timsah gözyaşlarının bir parçası

Sevgili gene tüm yolları imkânsızlıkta birleştirdin tebrik ederim!
Hangi limandan yola çıksan hep karaya vurur zaten senin gemilerin

Zorun değerini ne bildin ki imkânsızlıktan bahsediyorsun?
Kendi denizine bir damla yararı olmayanın başkasının okyanusunda bir damla yeri olacağını mı sanıyorsun?


Sevgili bilmez misin ki:

Hak etmediğin bir sevgi er ya da geç elinden alınmaya mahkûm edilir
Hangi aşk yalana uğrasa geri dönüşünde nefretle pişmanlık arasında debelenir

Şimdi eski zamanlardan kalma küflü ayrılıklar yüklüyorum zulana
Belki o zaman anlarsın ayrılık ne ağır bir yükmüş insanoğluna

FATMA TÜ ZEHRA KANAR
 
Katılım
1 Tem 2010
#2
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Kalesi Yıkılmış Bir Şehrin Fatih’i Olsan Neye Yarar?

Dün seni görmüşler sahilde, Hasan Amca’nın Balıkçı Teknesinde,
Hayattan bezmiş biçare, solgun ve derin kederler içerisinde,
Nerede demişsin kısık bir sesle? Nerede beni seven o kız, nerede?
Bunca zamandan sonra hangi fırtına attı seni de düştün yollara,
Seni de Yar mı yaraladı da geri dönüş yaptın bana,
Şimdi soruyorum sana;
Kalesi yıkılmış bir şehrin Fatih’i olsan neye yarar söyle bana?

Bazen kendimi vuruyorum sabah ezanında yollara,
Kokunu arıyorum şehrin tüm sokaklarında,
İhtimal bu ya , ola ki karşılırız bir cadde ya da sokak başında,
Oysa sokakta benden başka ne bir ses var ne de seda.

Şimdi diyorsun ya bana;

Kıymetini geç anladım, affet beni ne olur?
Bende diyorum ki sana;
Şu saatten sonra gelsen ne olur gelmesen ne olur?

Gözyaşlarını içine akıtmak ne demek bilir misin sen?
Kimse görmesin diye cefayı sefa gibi yaşamak,
Yürek kan ağlarken gözlerinde yalancı mutluluklar yaşatmak nedir?
Ve nedir her gece dört duvar arasında yapayalnız nefes almak?

Nefes almaksa yaşamak; Sen yaşa şimdi, sen tutun acılara
Diyorsun ya bana;
Pişman oldum bak lütfen inan bana
Şimdi soruyorum sana;
Kalesi yıkılmış bir şehrin Fatih’i olsan neye yarar söyle bana?

Fatma tü Zehra Kanar
 
Katılım
1 Tem 2010
#3
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Aşk, Ayrılık, Gözyaşı ve Ölüm

Tüm aşk sözcükleri beklemekten yoruldukları için teker teker fire vermeye başladılar sevgili.

Önce ilk sırayı “aşk” aldı. Ben olmasam diğerlerinin ne anlamı kalırdı ? dedi geceye kendinden emin tok bir sesle.

Gece şöyle bir silkindi uzun uzun aşkı seyrettikten sonra sözü devraldı dedi ki:

Ey aşk !Tüm aşklar geceleri dile gelir ve yüreklerde meydana gelen duygusal kıvılcımların özü bende gizlidir. Sen damla damla yağarken gönüllere geceleyin, dört duvar arasında insanlar benim sayemde gözyaşlarından ummanlar meydana getirir.

Sen kendini benle bir mi tutuyorsun ey leyl-i küstah diye şahlandı “gözyaşı”
Benim kalpte sızıların çağladığı umman, benim gönüllerden kopup gelen sevdanın ilk durağı olan kahraman.

Ben olmasam yumuşar mı sanıyorsunuz gönüller? Öz yanacak ki göz ağlasın göz ağlayacak ki aşıklar birbirine daha çok bağlansın.

Sen ağlayana değil ağlatana bak dedi “ayrılık”

Benim aşık ile maşukun arasını açan düşman. Eninde sonunda tüm aşklara bir yerden bulaşır yakarım canlarını.
En kötü düşman benim! Benden daha kötü kim olabilir ?

Ben diye cevap verdi bir ses. Bu öylesine soğuk öylesine korkunç bir sesti ki aşk ayrılık gözyaşı hepsi bir anda sus pus oldular.

Ben dedi : Ben ansızın çalarım kapıları
Ne aşk bırakırım orta da ne gece ne gözyaşı ne ayrılık
O kadar yakarım ki canı kavururum kalpte sızı aşkları

Kimim ben diye merak edenlere söyleyeyim.

“ölüm”’üm ben.

Ben gelmeden itiraf edin sevginizi tez elden

FATMA TÜ ZEHRA KANAR
 
Katılım
1 Tem 2010
#4
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Pardon bayım!Anlayamadım



Ansızın kapıyı çarpıp gidişiniz kanıma dokundu bayım!

Oysa her aşık olası bir hatayı göz önünde bulundurup yedekte bir af saklar yüreğinde

Fakat siz Özür dilememenin küstahlığını erkekliğin şanı sayarak gittiniz bayım!



Bakıyorum da Şimdi bana süslü cümleler kurmaya kalkışıyorsunuz ya bayım!

Oysa ben sizden önce öznesi siz olan tüm sözcükleri satın aldım Türk Dil Kurumundan

Şimdi "siz " diye birşey kalmadı kendinize cümle dışı unsurlarda bir yer beğenirsiniz artık bayım!



Yardımınıza muhtaç olduğum zamanlarda kayıplara karıştınız bayım!

"Aradığınız aşka şuan ulaşılmıyor lütfen daha sonra tekar deneyiniz"

Denemekten yoruldum olmayacak aşka zorla güzellik yapmaya kalkıştık zorla güzellik olmadığı gibi

Kalbinizin pisliği de yüzünüze vurmaya başladı üstelik artık kokmaya başladınız bayım!



Yüzünüzde bir seri katilin cinayet sonrası paranoyak gamzeleri var bayım!

Siz aşkı bile maddiyata dökmüş beden avcısı sefil bir katil iken

Maktülünüz olarak daha fazla kalamayacağım kusuruma bakmayın firar ediyorum kalbinizden bayım!



Bana siz diye hitap etme yakışmıyor sana demiştiniz ya hatırladınız mı bayım?



Ben sizi başıma tac edip saygıda kusur etmezken

Sen demeyi dahi kendi kendime yakıştıramazken

Ve ben size bu kadar değer vermiş iken

Beni ezip geçmeyi tercih ettiniz bayım!





Ben acaba "sen" desem daha ne iğrençlik yapardınız kim bilir bayım!

Şimdi susun ve gidin bayım!

Hala utanmadan aşktan mı bahsediyorsunuz

Pardon bayım! bu ne küstalıktır Anlayamadım.



FATMA TÜ ZEHRA KANAR
 
Katılım
1 Tem 2010
#5
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Mavi bir gecenin hatırası

Mavi denizlerde yüzerken yorulmayacağımı sandığım bir sandala uzandığıma bakma,
Daha gönül yorgunluğunu kaldıramamışken ilerisi bataklıktı dengemi sağlayamadıım yarınlarıma,

Ağlamaya yüz tutan göçmen kuşların yalnızlığıyla savaştım ilk adımlarımı seninle attığımda,
Vedalaştık mavi dünyamdaki düşlerime boyun eğen kızıl ufuklarınla..

Bağışla beni, ruhuma sahip çıkamadım gecenin karanlığından siyahlara yelken açtığımda.
Mektuplarını da alevlere saldım bir rıhtımda kara kara dumanlar arasında,

Sakladığım baharıma gömdüğüm kırmızı gülün tek hatırasındaki vasiyetle beni,
Yarın bitmez bugün hasretinle beraber kalbine göm artık bu benliğimi..

Fatma tü Zehra Kanar
 
Katılım
1 Tem 2010
#6
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Aylardan Eylül Mevsimlerden Sonbahardı

Eylüldü...

Nadasa bırakmıştım yüreğimi
Kızıl sonbaharlarda terk-i diyar etmiştin düşlerimi
Kırkikindilerdi yağan sağnak sağnak
Bu bana kurmuş olduğun en büyük tuzak...

Bana sensizliği armağan ettiğin zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..

Ben seni hiç bulmadım ki sevgili hep aradım,hep aradım
sokakların seni çıkarmadı karşıma görüş mesafesini sıfırladı
son durak son hayallerimin son merkezi olmaya çalıştı hep
Şimdi bu kaçıncı sokak bu hangi şehir ey yar nerdeyim?

Kokunu miras bıraktığın zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..

Düşen her bir yaprak korku salıyor yüreğime
Aklıma düşüyorsun ; bir sus sarıyor bedenimi
bir sus yar bir sus yüreğimi kanatan bir sus....
Susuşumun Özne'si sen yüklemi kayıp bir sus
Susma sırası bende artık...

Cümlelerim öksüz kaldığı zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..

Mezarlığın karşısından bir uğultu geliyor
Beni çağırıyorlar vakit geldi diyorlar vakit geldi
Sende bizdensin diyorlar ; sende aşk şehidisin...
Bu Eylül bu bahar bırakmaz beni ey sevgili

Feryadıma umutlar yeşerttiğim zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..

Hüzün yağmaya başladı şehr-i İstanbul'a
Sensizlik çakıyor yine nimbus bulutlarında
Şimdi kanıyorum en derinden
bedenim nerden geldiği belirsiz şimal rüzgarlarına kapıldı

senin beni kara kara topraklara bıraktığın zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..

(20.07.2008 22.10)

Fatmatü Zehra Kanar
 
Katılım
1 Tem 2010
#7
Ynt: Fatma tü Zehra Kanar

Üşüyorum

Sensiz daha karanlık burda geceler korkuyorum.
Yıldızlar soluk gecelerde bense yine aynı dertte sende...
Her an seni düşünmek ne kadar zor
Başımvucudum heryerim ağrıyor yorgunum
Seni düşünmekten özlemekten beklemekten
Sana ait ne varsa yıkıp gittiğin ve sana dair ne varsa beslediğim
Hepsi birer nöbetçi kapımda
Senden kurtuluş yok bana
Onlar mı bırakmıyolar yoksa ben mi gitmek istemiyorum? bilmiyorum...




Bilmek neye yararki bunca vakitten sonra
Seni kaybettim!!!
Kayıp gittin avuçlarımın arasından
Yerin doldurulmaz acın unutulmaz
Bu yaralar nasıl iyileşir orası mechul birde canımı nasıl yakıyor bu yaralar bir bilsen..
Ama yınede umudum var vuslata dair
Nedensiz olsada kendimi kandırıyor olsamda var
Belki o da üzgündür diyorum onunda yaraları kanıyordur
Ya seviyorsa diyorum ya seviyorsa?
Geçmi kaldık herşey için bitti mi hikayemiz?



Cevap yok...
Ama yinede şunu bilmelisin;
Bana gözyaşı borçlusun
Göz yaşlarımdan sen sorumlusun

Fatmatü Zehra Kanar
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap