Gençliği Bekleyen Tuzaklar ( Bir Feryat)

Katılım
10 Ağu 2007
#1
“ Flört ne demektir? Bir delikanlının ile bir genç kızın beraber birkaç ay veya sene arkadaşlık yapıp bu zaman süresince eğer birbirimizi beğenirsek evleniriz yok beğenmezsek ayrılırız. Ve bu zaman sürecinde evlilik dışında her şey olur. Yalan olan yüzlerini kapatıp güzel yüzlerini ortaya koyarlar ama evlendikten sonra da yalan olan yüzleri de ortaya çıkınca aile bozulur ve boşanmalar meydana gelir..
Geçenlerde, sabah namazına gitmek için caminin yolunu tutmak üzere evden çıktım…sabah saat dörtte bi baktım genç bir delikanlı dışarıda dolaşıyor, gitti bir evin camını tıkladı. Cama genç bir kız çıktı ve sohbet etmeye başladılar. Ben de sabah olunca hanımı o eve gönderdim dedim ki git onlara söyle henüz ofsayta düşmeden kendilerine dikkat etsinler. Hanım döndükten sonra evin kızı peşinde bizim eve geldi ve diyor ki..
“ Belki ben o olmak istiyorum. Ben ofsayta düşmek istiyorum size ne.”
Zor zamanda yaşıyoruz besbelli… Asrımızdaki insanlar adeta ateşle barut arasında yaşıyorlar. İnsanlık göz göre göre hayat değirmeninde öğütülüyor. İslam’ın ruhunu hayattan çekip koparmaya çalışıyorlar. Pınarlarımızın suyu yukarıdan bulandırılıyor.
Çağın Yusuf’ları, derunu boşaltılmış Züleyha’lara kalbini ve ruhunu teslim ediyor. Zamane İbrahim’lerinin dünya hevesleri ağır bastığı için ateşlerde yanmayı göze alamıyorlar. Ateşlerde cayır cayır yanan, bedeni ayakta tutan maneviyatlar oluyor. İnsanlık ruh sermayesini alabildiğine tüketiyor.
Günah harmanları her geçen gün biraz daha yükseliyor. Binalar yükseldikçe insanlar alçalıyor. İnsanlık büyük yalnızlığa ve ferdiyetçiliğe sürükleniyor. Çoklu hayatlar tekli hayatlara dönüştürülüyor. Küçüğü, büyüğü asabileşiyor, sevgi ve hoş görüden uzaklaşıyor. Nefreti ellerimizle besliyor, besili bir düşman haline getirip sevginin karşısına dikiyoruz.
Zamanı bile tersine çevirdik. Gündüzleri: uyuyor, geceleri kıymetli vaktimizi televizyonun başında geçiriyoruz. Ulaşım vasıtaları çoğaldı, hızları arttı ama dost ziyaretleri bunun aksine iyice azaldı. Toplumsal iletişim, vasıtalarının gelişmesine rağmen, bir adım ileri gidemedi. Bunun aksine iletişim kopuklukları yalnızlığımızı çoğalttı.
Hayatı korku, endişe ve telaş panayırına döndürdük. Ayrıntılara dikkat etmediğimiz için güzellikleri kaçırıyoruz. Ömür sermayesini hoyratça yiyip bitiriyoruz. Ben merkezli hayat, vicdanlarımızı köreltiyor. İnsanlık her geçen gün yaşadığı topluma ve kendi kendine yabancılaşıyor. Kimliksiz ve kişiliksiz varlıklara dönüşüyoruz. Aynadaki suretimizden ürkecek bir görünüme bürünüyoruz.
Hayata hayat katan, onu güzelleştiren, sıradanlıktan ve manasızlıktan kurtaran şüphe yok ki İman’dır. İman nimetinden mahrum olanlar, bolluk içerisinde yüzse de bütün nimetlerden mahrumdurlar aslında.
Günümüzde maddi nimetler bol olsa da bereket hasıl olmuyor hayatımızda. Çünkü hayatımız isyan ve şer bulutlarıyla çepeçevre sarılmıştır.
Her türlü sapık inançlar gençliğin imanını tehdit ediyor. Kötüler ile iyiler sarmaş dolaş olduğu için farkı fark etmek iyice zorlaşıyor. Gençliğe her gün yeni tuzaklar kuruluyor, bu tuzaklar da insani ve imani duygular avlanıyor. Günahlar ferdi tercih olmaktan çıkıp çok kere süslenerek güzel gösteriyor, bazen dirayetli ruhlara bile toplumsal zorlamalarla kabul ettiriliyor. Günümüzde hainlerin, münafıkların iman ve ahlak karşıtlarının en büyük hedefi güçlü bir yapıya sahip olan aile geleneğimizdir. Evlilik müessesesini ortadan kaldırıp günü birlik ilişkileri yaymak isteyenler, “ flört ” denen illeti başımıza musallat ettiler.
Gönül eğlendirmek ve gönül hoşnutluğu üzerine kurulan ilişkiler, aile yapısına en büyük darbeyi vuruyor.
Flört, gençler arasında her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Yazılı ve görsel basın vasıtalarının çoğu flörtü güzel gösterip yaygınlaştırmak propagandası yapıyorlar. Dizilerde örnek diye sunulan hayatlar gençliği zehirliyor. Üstelik bunlar modern hayatın cilveleri olarak sunuluyor bizlere.
Kendileri gibi düşünmeyenleri “gerici” “yobaz” gibi sıfatlarla tavsif ediyorlar.
Kimse “kalbim temizdir” deyip çıkar yol aramasın. Kulu en iyi Yaradan bilir. Toplumdaki kavgaların ve cinayetlerin önemli bir kısmı kadın erkek ilişkilerinin sağlıksız yürümesinden kaynaklanmaktadır. Gençleri ölçü üzere evlendirip yuva sahibi yapmak gerçek çözümdür.
Evlilikte yaşanması gereken heyecanlar, flört dönemlerinde yaşandığı için evliliğin tadı ve heyecanı kalmıyor. Flört eden gençler bir anda evlilikten vazgeçiyor ve gemilerini yeni limanlara sürüyorlar. Yeni heyecanlar aranıyor. Durum böyle olunca ipin ucu kaçıyor. Devamında gayrı meşru ilişkiler ve zina geliyor.
Günümüz toplumlarında gençliği zehirleyen en büyük felaket, zina afetidir. Batılılar ülkemizi cephelerde yenemediler. Bu sefer bizi içten çökertmeye çalıştılar. Bunda da büyük başarı sağladılar. Hedeflerinde olan gençlik kalesi düştü. Toplumun en küçük parçası olan aileyi ifsat ettiler. Aile bozulunca toplumda bozuldu. Gençlik süfli heveslerin peşinde dolaştırıldı.
Zina, gençler arasında önceki dönemlere nazaran ürkütücü düzeyde arttı. Zinanın sıradanlaştığı, suç olmaktan çıktığı, aile huzursuzluklarının ve boşanmaların çığ gibi arttığı zamanımızda, gençliğin iffetini ve bir mum misali eriyen İman’ını nasıl geri getireceğiz?...İnşallah özümüze dönerek, iman kalesine sığınırsak imanlar yeniden filiz verecek, vatana millete;ahlaklı ,dürüst ,ahde vefalı tertemiz bir nesil yetişecek inşallah...

Televizyon derken, yeni belamız bilgisayar!
Gençliğimizi tehdit eden bir başka tehlike de bilgisayardır. Bilgisayar da tıpkı doktorun elinde şifa olduğu halde, hırsızın elinde öldüren bir araca dönüşen bıçak gibidir. Gençlerin önemli bir kısmı, odalarına çekilip saatlerini bilgisayarlarının başında geçiriyorlar. Böylelikle gençlik anti sosyalleşiyor, toplumdan kopuyor.
Neticede kimseyle konuşmayan, dertlerini paylaşmayan, içine kapanık bir kuşak doğuyor. Bu durum, ilerde ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açıyor. Çocuklarımız bilgisayarlarda daha çok oyun oynuyorlar. Bir kısım strateji oyunları, gençleri üç-beş saat bilgisayara kilitliyor.
Bilgisayarlarda gençleri bekleyen bir başka tehlike de müstehcen sitelerdir. Bu siteler, yarınlarımızın teminatı olan gençlerin ruhlarını karartıyor, insaf, basiret ve izan hissiyatını öldürüyor. Bu hususlarda ailelere büyük görevler düşüyor. Anne-babaların çocuklarını denetim ve gözetim altında tutmaları gerekiyor.

Batılı hayat tarzı, uçuruma götürüyor!
Günümüzde dinî duygular ve hassasiyetler rafa kaldırılmak isteniyor. Gençlerin iman boşluğu dünyevî hazlarla doldurulmaya çalışılıyor. Eğlencede sınır tanınmıyor. Ölçüsüzlük ölçü olunca, eğlence hayatı uyuşturuyor körpe zihinleri. Rüzgârın önüne atılmış, hedefsiz kuru bir yaprak misali sürükleniyor ümitlerimiz ve hayallerimiz…
“Batılı hayat” denen, ne olduğu belirsiz, bize uymayan bir yaşam tarzı dayatılıyor bize. Bu tarzı benimsemeyenler dışlanıyor, ötekileştiriliyor. Değerlerimizi içine sindiremeyenler, hayatlarımıza pusu kuruyorlar.
Daha çok kazanma, daha çok harcama ve daha çok eğlenme, sınır tanımama anlayışı, düzenlerin altüst olmasını beraberinde getirdi. Özentiler, kişilikleri ifsat etti.
Kısa yoldan zengin olmak için bütün yollar meşru gösterildi, hak ve hukuk hassasiyetleri kalmadı insanlarda. ‘Para gelsin de nerden, nasıl gelirse gelsin’ anlayışı, her türlü yolsuzluğu ve kanunsuzluğu da beraberinde getirdi. Acıma ve yardımlaşma duyguları iyice köreldi. Ne yazık ki fırsatçılık anlayışı meşru bir hâl aldı. Bu durum aile bütünlüğünü de ciddi biçimde zedeledi.

Zamanımızda gençleri bekleyen en önemli sıkıntılardan birisi de alkol, uyuşturucu ve sigaradır. Bu zararlı maddelere başlama yaşı ilkokul seviyesine kadar düşmüştür. Uyuşturucu müptelası olan gençler, geçmişlerini reddederek uçurumun eşiğindeki bir hayata adım atmaktadırlar. Bu maddeleri bulmak için her türlü yolu meşru görerek, kimliksiz ve kişiliksiz fertler olup çıkmaktadırlar. Bu maddeleri alan gençlerde, iradeler devre dışı kalmaktadır.
Türkiye ve dünya gençliği inançlardan ve ideallerden yoksun bir hayat yaşıyor. Bu hayat onların dünyalarını zindana döndürdüğü gibi ahiret hayatlarını da mahvetmektedir. Dünyada huzur bulamayan bu fertlerin, ahiret huzuru da tehlikededir.
Ne olur gençliğe sahip çıkın!…
(alıntıdır)
 
Katılım
20 Haz 2018
#2
Paylasanin elleri dert görmesin.Ayagina taş ,gözüne yaş değmesin.Cok güzel bir paylaşım olmus:)

Gençliği Bekleyen Tuzaklari tek madde ile açıklarım o da " AŞK".Hani Can Yücel diyor ya Aşkın gelişi aklın gidişi.Ask olsun (amin) zaten Mevlana da demiyor muydu Ask olmayan kalp ya deliye aittir ya da ölüye.Sorun aşk değil aşk sanılan geçici heves.Ve maalesef ki geçici insanlar kalıcı dersler bırakır hayatımıza.Bir de hepimizin sosyal medya hesaplarında burdayım diyen ve dilimize pelesenk olan şu cümlenin gerçekliği :

"Harama mutluluk deyince mutluluğun haram olur ".
Aşk;
A ciya
Ş ikayetsiz
K atlanmaktir derler.

Hani nerede tohum toprağa gizlenmezse yeşermez düsturu.Rahman hepimize hayatımızda milâd dediğimiz Aşk devrinde Yusuf iffetinden nasiplendirsin.İlkimiz son olsun.Bizlerin ki de anlatılıp dilden dile düşen değil anlatilmayip yürek deşen olsun.


Yavuz Sultan Selim ve cariyesinin o güzel hikayesi.İyi DİN'lenmeler ...:)
 
Katılım
28 Ara 2007
#3
Aşik helal haram bilmez bilse Aşik degildir zaten yegen:D
 
Katılım
28 Ara 2007
#5
Ask diyorduk hani uc harf tek nokta divanin ve halkin siirlerde anlata anlata bitiremedigi. Zina da nerden cikti
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap