Gitmek

Katılım
12 May 2007
#1
Tırtılların yaprakları kemirdiği o yaz akşamı...


Serinliğinde kendimi kaybettiğim bahardan kalma bir kış günü...

Ellerime vuran keman telleri ve seni dinlemek içimdeki karanlıkta... İşte aydınlandığım an bu demek, her şeye ve herkese rağmen, yenilmedim diyebilmek çirkinliklerime, çirkinleştiğimi bilmek hayatla bir olmak için.


Dizlerine kapanmak elde edebilmek için hayallerimi, elde ettiklerimi küflü odalarda saklamak; kaybetmemek için, kaybettiğimde yanmak, onları kazanmak için yaptıklarıma...

Hayat; tırnaklarıma bulaşmışken kesif kokulu çamurlar, daha fazlasına dayanamamaktır, dayanacağın kadar dayanmışsındır...


Kepenklerini kapattığında yaşanmışlıklarının, altından sızan gün ışığına hasret kalırsın geceler boyu, biraz aralamak için tutuşur tenin, bedenine isyan bayrağını çektiğinde nefsine karşı ilk kez galipsindir. Kulaklarında yankılanır duymamak için direndiğin ne varsa, sonrasında duyduğuna pişman olmadığını anlarsın, nasılda rahatlar ruhunda sıkışıp kalmış çocukluğun..

Koşturursun eskimek bilmeyen merdivenlerinde geçmiş günlerinin... ve tırtılların yaprakları yiyişi gelir gözlerine, hep karanlıkta kalmış anıların, aydınlığı o denli özlemiştir ki; sıkı sıkı tutunur sana... Bırakma dercesine takılı kalır görüntüler...

Köpüklerin arasında sana el sallayan yunuslar, tepeden tırnağa beyaza boyalı bir gökyüzü, hiç eskimeyen bir yüzle, ”İşte yaşadım” demek istersin aslında, işte yaşadım ve gidiyorum, gitmek; nereye ve ne için bilmeden, gitmek öylece, en hesapsız kalanlarını bile götürmek yanında, gitmek; kimse gitmeyi istemediği halde, umarsızlık kepenklerini indirdiğinde korkuların hoyrat sevişlerine, gitmek; kalmayı seçmek diye bir şey olmadığından.

Sabahı özlemeden yattığında kuş tüyü yastıklarına, “hiç uyanmamak nasıldır?” diye sormak, uyanmamak nasıl ağırdır anlamaktır gitmek, yüreğindeki yaraları saramadan, kanayan gözyaşlarına aldırmadan, özleyenlerine elveda diyemeden gitmek...

Yaşamak, asılı kalır koynunda...

Yaşamak ağırdır kollarında...

Ama yaşamak güzeldir tüm karanlığıyla...

Dizlerine çektiğinde başını, gövdende hissettiğin acıyı özlemek, özleyememektir gitmek...

Tırnağına bulaşan yorgunlukları, tenine ettiğin eziyetleri hiçe sayarcasına, gitmek... Aslında hiç istemeden.

Sabırla ördüğün bir hayatın, sabırsız bir çocuğun şımarık isteklerine boyun eğmesi gibi, üzgün ama çaresizdir duruşu... Gitmek; kalanlarına ettiğin eziyettir aslında, kalanların kalmaya niyeti yoksa da, kalmaktır ellerinden gelen, seninse elinde olmayan!



Talan Ayşe Kanca
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap