hal u keyf

Katılım
3 Ağu 2008
#1
"gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere
ayağım takılıyor yerdeki gölgelere"

evvelen bu şiirde zarureti görürdüm. dünya ile hemhal olma zaruretini. hata etmişim. daha doğrusu görmem lazım gelen asıl şeyi görememişim: niyaz ve ıstırap. zannediyordum ki asıl niyaz ve ıstırab takivimdeki denizde. heyhat! takvimdeki deniz bu beyitin yanında ancak o niyaz ve ıstırabın mukaddimesi olur.

varlığından haberdar olduğunu görmek de nasib meselesi. elbette görmeyi dilemek de lazım amma bir şartla; göremeyeceğini bilerek, gösterilmeden görmenin muhal olduğuna iman ederek dilemek. yani hiçliğini görmek ve dahi evvelen hiçliğinin gösterilmesi. yoksa ki en keskin projektör ile dahi bakılsa görmek muhal. muhali mümkün kılan Allah azimüşşan'a (c.c.) sonsuz kere hamd olsun.

"Rahman Rahim Allah'ın adı ile...

Allah'a hamd olsun. O, öyle yüce Zat'tır ki: imkanı vücubun aynası kıldı; ademi dahi vücudun mazharı eyledi."

bir de müceddid-i elf-i sani imam-ı rabbani ahmed faruki serhendi (k.s) hazretlerinin bu beyani ile nazar et şiire. et ve şairin ıstırabından ve yürek yakan niyazından haberdar ol. gözyaşlarını gör. hakiki manada davasının ne olduğunu gör. ve sonra cihad-ı ekber hadis-i şerifini hatırla ve oradan ehl-i tarik'in ibn vakit tabirine revan ol. elindeyse bütün bunları yaparken aslında hiç birinin manasına toplu iğne ucu kadar vakıf olamadığın şuurunu kaybetme ve ben denilen şeyin aslında bir gölge olduğunu gör. şimdi tefekkür et. aklının almayacağını bile bile tefekkür et. "lev enzelna hazel kurana ala cebelin" kapısına gel. akıl almaz ve insanın sadrını zorlayan hakikat ile sarsıl ve dudaklarına iki kelime kondur: Allahu ekber! ve işte burada, tam hakikatin önünde elindeyse rükua gitme, elindeyse rükuun kafi olmadığını düşünüp secdeye varma. elindeyse secdede ağlama. sonra bir vakit tekrar başa dön: şiire.. yani ıstıraba, yani niyaza, yani secdeye... namaz kılmazdı denilen şairin, şiirinin dahi secde etiğini gör ve kendine şunu sor:

"ben hakiki manası ile secde edemiyorken namaz kılmayan bir adam nasıl olurda şiirine secde ettirir?"

ama şimdi bütün sualleri, fikirleri, oluşları v.s. ne varsa sadrından çıkar ve at zira vakit, ağlamak vakti. O'na (c.c.), hiçliğinden haberdar edene niyaz vakti; ıstırab vakti... ne zannediyordun kolay mı olacaktı?!
 
Katılım
3 Ağu 2008
#3
Ynt: hal u keyf

çukura düş. sonra çıkmak içim çırpın. biraz tırman ama sonra derinleşmiş/derinletirilmiş çukura tekrar düş. her seferinde aynı şey... neticesi: her seferinde herşeyden ve herkesden nefret!
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Ynt: hal u keyf

gene gene.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#6
Ynt: hal u keyf

Hal u keyf nasıl mı ?
Kişiler ,bireyler,
bir eyler bir eyler... neyse cıvımayalım...zat-ı muhteremler keyfleri bırakdı.keyf dediğin saniyelik aralarda kişinin içinde ki "hı" "hı" olduğunu iddia edebilirim.bu aralar anlam boyutları bana göz kırpıyor...bir garip cilveleşiyoruz kelimelerle.neyse rahat olun yedek çakmağımı buldum.herşey çok karışık gibi...sanırım ki ne zaman o "gibinin" ne demek olduğunu çözeceğiz işte o gün biz de çözüleşeceğiz.kelime hatası yaptığımı sanmayın çözülmeyeceğiz.çölüşeceğiz.bu kelimeyi çöleşmekden türettim :) ne zaman çöl olacağız o zaman yağmur inecek her bir hücremize ne zaman yağmur düşecek işte o gün hayl u keyfli olacağız.
Ya Rahim.Ya Rahman.
 

Levvame

''âh'' bir iklimse şayet...toprağına tabi'yim...
Katılım
3 May 2010
#7
Ynt: hal u keyf

“Onu, herşeyi terk ederek, herşeyi göze alarak, yaktığım gemilerde ben de yanarak, yıktıklarımın enkazı altında ben de kalarak sevdim. Hiçbir şeye akıl yetiremeyen çocukların berrak sevinciyle sevdim. Onu, ömrümün bundan sonrasına dair kuş gözü kadar bir ayrıntıyı dahi merak etmeyecek kadar mutlu olarak sevdim.”
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap