HAYÂL

sûz-i dil

"men harabem,huzur nedarem..."
Katılım
31 Ocak 2011
#1
Keskin mürekkep kokusu çekti hayâllerimi, siyah-fâm gecenin koynundan ak kâğıt üzerine. Kalem nazlı nazlı değdi elime. Sanki elime yüzüme sürüyor,diyordu ki: "Sen,ey âdem! Boğazıma düğümlenen harfleri sıraya koy. Beni şu öğeleri birbirine girmiş cümlelerden soy. "Israrcıydı kokusu ile kalem. Yazmak istemiyor değildi bu âdem. Aldı kalemi eline ve sürdü kelâmı kâğıdın üzerine.
Gecenin koynunda yatırdığı düşleri aldı geceden. Hayâller, mürekkep kundağında bir bebek misali emanet edildi kalemin beşiğine. Kelâmlar sallayacaktı şimdi harflerin ninnisiyle düşleri. Düşler, derin bir uykuya düşecekti. Düşecekti ki sevgiliyi düşleyecekti. Makâm-ı hüzzâmdan başladı ninni. O anda misk kokusuyla beliriverdi sevgili!
Saçları denizin dalgasını giyinmiş sanki gözleri yosununu, sesi sesini. Deniz gibi çekti âşığı bakışlarının girdabına sevgili. Şimdi her ikisi de bir bakışın içinde misafirdi. Âşık, sevdiğinin gözlerini içine çekti nefes gibi. Artık yoktu orada iki vardı bir gözde iki kişi. Onlar düşlerin en güzel çifti.
Birden zaman oldu tan vakti. Düşlerden düşmenin vakti geldi ey sevgili dedi güzelin sesi. Âşık, üzülmüyorum dedi, haydi git geldiğin gibi. Değil mi ki ben gözlerinde misafir oldum, bakışlarınla gönlümü doyurdum. Artık gözlerinin hayâli benim yurdum. Susadıkça içerim yudum yudum.
Yazıcı bitirdi, kelâmlara sevindi mi bilemedi. Lakin bunlar sadece bir hayâlin iziydi. (sûz-i dil)
 

Giriş yap