Hikayelerle Musıki..

Katılım
19 Ağu 2007
#1
Bildiğiniz, ulaşabildiğiniz beste, güfte hikayeleri...


İlki benden gelsin.

Sultan III.Murad bir sabah namazında uyuyakalarak vakit geçirmiş ve bu durum onu ziyadesiyle üzüntüye gark etmiş...

Bu üzüntüsünü de mısralara böylece aktarmış...

Bu sözleri bestelediği de rivayet olunur ancak günümüzde icra edilen şekli muhayyerkürdi olduğu için

ve bu makamın da o dönemde henüz terkip edilmediği bilindiği için

bestenin zamanla icra değişikliğine uğradığı kabul edilmektedir.​

GÜFTE


Uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
azrail’in kastı canadır inan
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

seherde uyanırlar cümle kuşlar
dillu dillerince tesbihe başlar
tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

semavatın kapuların açarlar
müminlere rahmet suyun saçarlar
seherde kalkana hülle biçerler
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

bu dünya fanidir sakın aldanma
mağrur olup tac-u tahta dayanma
yedi iklim benim deyu güvenme
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

benim, murad kulun, suçumu affet
suçum bağışlayub günahım ref’et
resul’un sancağı dibinde haşret
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
 
Katılım
19 Ağu 2007
#2
Ynt: Hikayelerle Musıki..


Şarkı olarak bildiğimiz ve dinlerken kim bilir neler düşündüğümüz "Muhabbet Bağı" isimli eserin aslında Efendimiz'e yazıldığını biliyor muydunuz? hikayesi şöyle:

Saadettin Kaynak birkaç gün ortalarda gözükmeyince dostları merak ederler. Nerede olduğunu sormak üzere yanına giderler kendisi şöyle anlatır:

'Resulullah’la beraberdik. Artık o günlerde, bir daha dünya işleriyle alakadar olamadım'der hadiseyi çözemeyenler tekrar sorunca
'onu görmek ancak rûyalarla mümkündür.Bende geçen gece vuslata erdim'

bu şarkı o gecenin sabahında yaralı bi yürekle yazılmış meğer.

Muhabbet bağına girdim bu gece,
Açılmış gülleri derdim bu gece,
Vuslatın çağına erdim bu gece;
Muhabbet doyulmaz bir pınar imiş.
Ararım, ararım, ararım seni her yerde;
Sorarım ıssız gecelerde, sevgilim nerde?

Açılmış bahtımın gonca gülleri,
Gönül bağında öter bülbülleri,
Aşkıma sarayım hep gönülleri,
Muhabbet doyulmaz bir pınar imiş.
Ararım, ararım, ararım seni her yerde;
Sorarım ıssız gecelerde, sevgilim nerde...
 
Katılım
19 Ağu 2007
#3
Ynt: Hikayelerle Musıki..

“..Yine bu yıl ada sensiz..
…Göze mi geldim sen mi unuttun?
…Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin gibi muhteşem bestelerin ustası Osman Nihat AKIN (1905-1959) zamanında PTT müfettişliği yapıyor. Bir gün bir şubeye teftişe gider..Teftiş sonunda evrak üzerinde alınan netice ile kasa içindeki para birbirini tutmaz. 25 lira eksiktir. Osman Nihat Bey müdüre, şubenin yan tarafındaki malmüdürlüğüne gitmesini, nihai sayımın onu tarafından yapılmasını ister. Malmüdürü gelir sayım yapılır ve para tamam çıkar. Teftiş de olumlu biter.

Aradan birkaç ay geçer. Teftiş odasında iken, bir mektup gelir. Mektubu gönderen teftişe gittiği şube müdürüdür. Mektubu hem okur, hem ağlar. Merakla oradakiler sorunca anlatır. Mektupta şöyle diyordur: …Beni malmüdürünü çağırmaya gönderdiğinizde 25 lirayı siz cebinizden tamamladınız, haliyle kasa tamam çıktı. Evet, parayı ben almıştım. Hanımım çok hasta idi, ilaç ve doktor parası yapıp sonra iade edecektim. Siz aniden gelmiş oldunuz. Yerine koyamadım. Sizin ince ve hassas kalbiniz durumu anladı ki; bana mesele yaşatmadınız. Bu yüzden size minnettarım.. Herkes duygulanır ve üstadı hararetle tebrik ederler.. Daha sonra içlerinden biri üstadı ispiyonlamış, vazifeyi suiistimal ette ve yolsuzluğa çanak tuttu diye. Üstadın karakteri herkesçe bilindiğinden, bir şey yapılmamış. Ama bu durum üstada çok koymuş, o da tutmuş “BİR İHTİMAL DAHA VAR…O DA ÖLMEK Mİ DERSİN?.. isimli unutulmaz eserini bestelemiş.” (10)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: Hikayelerle Musıki..

Bu konuyu gözden kaçırmışım,

gece yürüyüşü' Alıntı:
“BİR İHTİMAL DAHA VAR…O DA ÖLMEK Mİ DERSİN?.. ”
Her gün hiç ihmal etmeden dinleme ihtiyaçı duyduğum bir parçadır.Nasıl hazin hikayesi varmış ama nedense bana hep vefayı hissettirirdi.Bir ömre bedel herhalde "iyilik"olmalı o zaman.
 
Katılım
12 Şub 2009
#5
Ynt: Hikayelerle Musıki..

gece yürüyüşü' Alıntı:
“..Yine bu yıl ada sensiz..
…Göze mi geldim sen mi unuttun?
…Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin gibi muhteşem bestelerin ustası Osman Nihat AKIN (1905-1959) zamanında PTT müfettişliği yapıyor. Bir gün bir şubeye teftişe gider..Teftiş sonunda evrak üzerinde alınan netice ile kasa içindeki para birbirini tutmaz. 25 lira eksiktir. Osman Nihat Bey müdüre, şubenin yan tarafındaki malmüdürlüğüne gitmesini, nihai sayımın onu tarafından yapılmasını ister. Malmüdürü gelir sayım yapılır ve para tamam çıkar. Teftiş de olumlu biter.

Aradan birkaç ay geçer. Teftiş odasında iken, bir mektup gelir. Mektubu gönderen teftişe gittiği şube müdürüdür. Mektubu hem okur, hem ağlar. Merakla oradakiler sorunca anlatır. Mektupta şöyle diyordur: …Beni malmüdürünü çağırmaya gönderdiğinizde 25 lirayı siz cebinizden tamamladınız, haliyle kasa tamam çıktı. Evet, parayı ben almıştım. Hanımım çok hasta idi, ilaç ve doktor parası yapıp sonra iade edecektim. Siz aniden gelmiş oldunuz. Yerine koyamadım. Sizin ince ve hassas kalbiniz durumu anladı ki; bana mesele yaşatmadınız. Bu yüzden size minnettarım.. Herkes duygulanır ve üstadı hararetle tebrik ederler.. Daha sonra içlerinden biri üstadı ispiyonlamış, vazifeyi suiistimal ette ve yolsuzluğa çanak tuttu diye. Üstadın karakteri herkesçe bilindiğinden, bir şey yapılmamış. Ama bu durum üstada çok koymuş, o da tutmuş “BİR İHTİMAL DAHA VAR…O DA ÖLMEK Mİ DERSİN?.. isimli unutulmaz eserini bestelemiş.” (10)
Osman Nihat Akın'ın nihaved bestelerinin hepsi de mükemmeldir. "Bir İhtiamal Daha var" şarkısı mükemmel ötesi bir eserdir.O kadar çalıp söylediğim hâlde böyle bir hikâyesinin olduğunu bilmiyordum.Teşekkür ederim.
 
Katılım
12 Şub 2009
#6
Ynt: Hikayelerle Musıki..

Rivayete göre eski İstanbul hanımefendilerinden Melahat Pars Hanım 40-50 yaşlarında iken 20-25 yaşlarında bir delikanlıya mûsıkî dersi vermektedir.Haddeden geçmiş bir nezaketle ders veren Melahat Hanıma genç talebesi aşık olur.Çocuğun tavırlarından kendisine âşık olduğunu anlayan Melahat Pars Hanım o meşhur bestesiyle o gence bu işin olamayacağının mesajını vermiş:

"Ben gamlı hazan,sense bahar dinle de vaz geç
Sen kendine kendin gibi bir tâze bahar seç..."

Hicaz makâmının güzel örneklerinden biridir.
 
Katılım
12 Şub 2009
#7
Ynt: Hikayelerle Musıki..

gece yürüyüşü' Alıntı:
Bildiğiniz, ulaşabildiğiniz beste, güfte hikayeleri...


İlki benden gelsin.

Sultan III.Murad bir sabah namazında uyuyakalarak vakit geçirmiş ve bu durum onu ziyadesiyle üzüntüye gark etmiş...

Bu üzüntüsünü de mısralara böylece aktarmış...

Bu sözleri bestelediği de rivayet olunur ancak günümüzde icra edilen şekli muhayyerkürdi olduğu için

ve bu makamın da o dönemde henüz terkip edilmediği bilindiği için

bestenin zamanla icra değişikliğine uğradığı kabul edilmektedir.​

GÜFTE


Uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
azrail’in kastı canadır inan
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

seherde uyanırlar cümle kuşlar
dillu dillerince tesbihe başlar
tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

semavatın kapuların açarlar
müminlere rahmet suyun saçarlar
seherde kalkana hülle biçerler
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

bu dünya fanidir sakın aldanma
mağrur olup tac-u tahta dayanma
yedi iklim benim deyu güvenme
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

benim, murad kulun, suçumu affet
suçum bağışlayub günahım ref’et
resul’un sancağı dibinde haşret
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
Bu eseri repertuarımıza Murat Bardakçı kazandırmıştır.
 
Katılım
30 Ocak 2010
#9
Ynt: Hikayelerle Musıki..

Kemanî Tatyos Efendinin "Bu akşam gün batarken gel!" isimli uşşâk şarkısı mâlumunuzdur. Aynı şekilde, Ahmed Rasim ile Tatyos'un dostluğu da. Ve yine, beraber tertîb ettikleri işret alemleri de..

Bir akşam yine Ahmed Rasim, mûtad olduğu üzre işret âlemine gitmek için evden çıkıyormuş. Onun bu hâlinden artık bezmiş olan hanımı dayanamamış, kapıya gitmiş ve, "Bu akşam gün batarken gel, ne olur, artık erken gel!" diye seslenmiş. Onun bu seslenişi Ahmed Rasim'e dokunmuş, lâkin o âlemi bırakabilmek kâbil mi?
Tatyos'a uğramış ve beraberce yola koyulmuşlar. Giderlerken, hanımının sözü kulaklarında çınlıyormuş. Böylece düşünürken onun sözlerini kafasında şekillendirmiş ve mûsikîye meyilli dimâğında güfte olacak hâle gelmiş.
Gece yemişler, içmişler. Bu sözleri Tatyos'a da aktarmış ve bugün zevkle dinlediğimiz eseri o gece beraberce meydana getirmişler.

Bu şarkıyı Melihat Gülses'ten dinlemesi ayrı bir zevk, ondan dinlemenizi tavsiye ederim.
 
Katılım
5 Haz 2011
#10
Ynt: Hikayelerle Musıki..

Fuat Edip, 19-20 yaşlarında iken rüyasında çok güzel bir kız görür. O gördüğü kıza gönlünü kaptırır. Yıllarca o
kızı bulma hayaliyle yanıp tutuşur fakat bulamaz. Ailesi ona baskı kurar ve zorla evlendirilir.
Bir bahar akşamı Fuat Edip'in yolu, Acıbadem'deki Çamlıca Kız Lisesi'nin önünden geçer. Okul zili çalmış ve
öğrenciler evlerine gitmek üzere dağılıyorlardır. Tam bu sırada Fuat Edip'in gözüne bir kız ilişir. Bu kız, yıllar
önce rüyasında gördüğü kızdır. Şair, adeta donakalır, kendinden geçer. Onun bu halini fark eden öğrenci de
mahcubiyetten boynunu eğer. Fuat Edip, artık yaşlanmış haliyle kıza bakar kalır. Fakat artık her şey için
çok geçtir. Adeta beyninden vurulmuş bir halde yoluna devam ederken şu mısraları mırıldar:
"Bir bahar akşamı rastladım size" usta bestekar Selahattin Pınar'ın uduna nağme olur.

Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz?
İçimden uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın işte bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz?
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap