hüznün adı

Katılım
4 Mar 2009
#1
yüzümde hüzünden gölgeler varsa
yüzümde ki hüzün yüzündendir olsa olsa

diyen saire sevgilinin yüzüdür hüzün.kimine su sesi, kimine bebeğin masumiyeti,bazen gidenin ardında ki gölgesi bazen de bekleyenin simasında zamanın izi. Aşığın maşuğuna beslediği hasreti, nedensiz ağlama isteği ,sayısız hüznün tarifesi..

hüzün, sen gittiğinde geldi
ya da hep buradaydı
sen gittin
o kaldı

konar gönlümüze muteber misafir , ve serap misali bir tezahür eder, bir gider...

Damla damla yağmurdan
Boynu bükük çiçeklerden
Daha hüzün verici ne ola
Sonbahar yaprağından
Hele akşam güneşinden
Daha içimi burkan ne ola

güneşin güne vedası ve ardından gökyüzünün simsiyah yası. bence koynunda hasretı ve kasveti barındıran gece hüznün en zifir adı...

nedir hüznün sizde ki yansıması ya da size yansıyan hüznün adı?
 
Katılım
26 Kas 2008
#2
Ynt: hüznün adı

hüzün bir gözyaşı ...
 

Dirvas

Bir çocuk rüzgar gibi, kenti terk ediyor.
Katılım
27 Tem 2007
#3
Ynt: hüznün adı

"Verdiğimiz her sözün ardındayız sevgili!
Her yeminin, her düşünü kurduğumuz ülkenin ardındayız.
Kanla mühürlenmiş yüreğimiz ve ancak sevgilinin gözleri açabilir yüreğimize vurulan kilidi.
Kilit ki yazgısı mecnunun, göz ki leyla amadır.
Saçımızdan dökülen her bir tel,
Sevgiliye uçurulan ak bir güvercinden başkası değildir aslında.
Karanlık sözler söylüyorsak ve ağzımızda yanık bir türkü dolaşıyorsak kenti köşe bucak,
Mutlu resimler çizemiyorsak dünya tuvalinde,
Yılkı atlar gibi dolaşıyorsak başıboş; sebebi malumdur.
Bil sevgili,
Bil ki savruk dolaşan her yılkının bir doru tarafı vardır.
Ve her yılkı sevgiliyi arayan mecnundan başkası değildir aslında.
Ve her kentin ve her karlı dağın ve her ovanın ve yüreğin her bir sızlayan,
Bir çöl tarafı vardır.
Ve her çöl mecnun için bir leyladır aslında.
Ağaç leyla, taş leyla, gün güneş leyla, gece en zifirisinden ve fırtına yüreğinde kopan mecnunun, serap değil leyladır.
Kansa akacak olan, kansa boşalacak olan damardan,
Leyladan başkası değildir aslında.
Lakin sen anlamazsın sevgili!
Ağlamayı unuttuğun gün, anlamayı unuttuğun gündü.
Sen ağlatmayı seçtin...
Karanlığın en koyusu güneşe muhtaç,
Meryem İsa’ya gebe,
Yusuf aydınlığa mahkumdu bilemedin.
Ve kent henüz ne mecnunun türküsünü söyledi,
Ne kentin Allah’a açılan ellerinden bir sala yükselir sevgili!
Ve ne de mecnun için ağıt yakılır biline.
Haberin yok biliyorum.
Sen anlamasan da ben söyleyeyim sevgili;
Yüreğim yüreğindedir”.
Bil ki yüreğinde hüzün,
Bil ki yüreğinde acı duyuyorsan arasıra,
Yüreğinde hüzünden başkasına yer yoksa kimbilir,
Bil ki hüzün yakamızda iyi durduğundandır... "
 
Katılım
19 Haz 2009
#4
Ynt: hüznün adı

ne sen misafirsin ne hüzün,
bu köyün insanları da...

suyun üstündeki köpüğe and olsun,
ve geçen şenliğin kısalığına...

hüzün de geçecek.
 

Dirvas

Bir çocuk rüzgar gibi, kenti terk ediyor.
Katılım
27 Tem 2007
#5
Ynt: hüznün adı

HÜZÜN Kİ EN ZİYADE YAKIŞANDIR BİZE

Hüzün, bir hazin kelime. Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde. Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla.


Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza. Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları.
Aziz-i vakt idik a'da zelil kıldı bizi.

Hüzün gözyaşı olur, bazan bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazan bir Kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır. Paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazan, bazan kandil gecelerinin pişmanlıklarına dökülür yüreklerimizden. Kimi zaman bir bayram sevincinin ardına gizlenen yetimin gözünde acı; kimi vakit fersudeleşmeye yüz tutmuş gülün yaprağında kırağı sıfatında belli eder kendini.

Hurşide baksa gözleri halkın dola gelir

Hüzün söz olur, yarı yollarda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin peçesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine. Bir mücelled güldeste olur yazılsa tüm hüzün sözleri ve binbir geceyi dolduran tutilerin dilinde şeker niyetine çiğnene çiğnene tutar şöhreti alemleri. Sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazan ve bazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi.

Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir

Hüzün mevsim olur, böler bir uykuyu bazan; bazan bir paranteze alır acıları. Güz mü, eylül mü bilinmez; ortası mı sonu mu anlaşılmaz anın. Şakaklarına düşen benek benek karlar mı densin yılların gölgesini taşıyan, başında gül rengi bulutlardan Lahuri tüller mi olsun Hicaz şarkılarında bestelenen?!.. Hüzün karanlıktır, yalnızlıktır, korkudur. Ve hüzün bazan en büyük umutlara gebedir.

Bir mevsim-i hazanına geldik ki alemin...

Hüzün renk olur, son dalın son yaprağında sararırken yakar içimizi; son fırtınanın son dalgasında köpürürken kanatır yüreğimizi. Mavi gecelerin ve kurşuni bulutların örtüsüdür hüzün. Hatırlamanın mestliğinde eflatuni bir ırmağın hasret yarasıdır, gül gül olup açan ateşin kederlerin masum çiçeğidir. Sahilde bir gurubdur o, ufukta bir şafak. Perde perde solan hayatımız...

Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, caybar ateş

Hüzün sevda olur, hayalini getirir annelerin, yavruların ve süveydaya durup melankolisini yaşatır sevenlerin, sevgilerin. Fuzuli'lerin Galib'lerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır, bülbüllerin kumruların şeyda tenasüpleri ve mecazları ona dillendirilir. Umman gemicilerinin ufuklarında deniz feneridir hüzün, semavat müneccimlerinin kadrlerinde Ayyuk.

Mahabbet bir bela şeydir giriftar olmayan bilmez
Hüzün alışkanlık olur, acıların yol dönemecinde azığını kuzgunlara kaptıran gönüllerin ömre süren Selva'sıyla tartılır. Yüzbin yıl sonra yeşerecek tohumlar için saklayıp suyu, vahalardan kurumuş dudaklarla geçer delikanlıca. Mermer beyazında ayetlere teslim olmuş bir buhur-ı Meryem'in nazenin tebessümüne Namus-ı ekber vasıtasıyla gelen nefestir o.

Hazan ki durmadan evrakı su-be-su dökülür

Hüzün, Kureyş'te Süheyb-i Rumi; Yemen'de rahip Bahira, Konstantinepol'de Ulubatlı Hasan olmaktır.

Hüzün, mazlumlar adına bir saman çöpüyle devleri yere sermektir.

Hüzün, Şeyh Şamil toprağında alnından vurulan bir çocuktur.

Hüzün, harflere sığmayan bir nimet-i İlahi'dir.

Hüzün, her hale şükretmenin diğer adıdır.

Hüzün, seyerandır maverada.

Hüzün, özleyiştir.

Hüzün ki en ziyade yakışandır bize!..

İSKENDER PALA
 
Katılım
19 Haz 2009
#6
Ynt: hüznün adı

ben senden rica ettim:
benimle kal...

ve sen cevab verdin:
hiç bir zaman
hiç bir zaman...

ve beni öldürdü
bu "hiç bir zaman"ın hüzünü...!!!
 
Katılım
6 Ara 2014
#8
Ynt: hüznün adı

Eskiden sadece; kışlar soğuktu. Şimdi ise, İnsanlar soğuk, yürekler soğuk...
Cahit Zarifoğlu
 

Giriş yap