İmam-ı Rabbanî 292. mektup

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#1
İmam-ı Rabbani Hz.nin Mektubatında 292. mektupta şöyle bir ifade var:


Şeyhinden her ne sudur eder ise., onu doğru bilmelidir; onu isterse zahiren doğru görmemiş olsun. Zira o, yaptığım ilham ve izin ile yapar. Böyle olunca da, itiraza mecal kalmaz.

Bazı suretlerde, onun ilhamına hata düşse dahi, ilham işindeki hata, içtihaddaki hata misillidir. Onda ayıplama ve itiraza ver yoktur.


İçtihaddaki hata nasıl değerlendirilir? İlham işindeki hata ile karşılaştırabilmek için soruyorum.

Bu konularda bilgisi olan var mı?
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#2
Ynt: İmam-ı Rabbanî 292. mektup

"nasıl değerlendirilir" derken ne kasd ettiğinizi anlayamadım ama içtihadda tutturana 2, tutturamayana 1 sevab yazılır. (hatta yanlış hatırlamıyorsam imam-ı rabbani (k.s.) hazetleri tutturana 10 sevab vardır gibi bir ibare kullanmıştır mektublarından birinde.)

"nasıl değerlendirilir"i biraz daha açarsanız büyüklerimize bu sualinizi tevcih edebilirim inşallah.
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#3
Ynt: İmam-ı Rabbanî 292. mektup

İlham işindeki hatayı anlayabilmek için itihaddaki hata hakkında biraz bilgiye ihtiyacım var. İmam-ı Rabbani hz. içtihaddaki hata misillidir demiş çünki. İlham işindeki hatayı tam olarak anlayabilmiş değilim. İlham işindeki hata, şeyhinden gelen ilhamı yanlış algılamak mıdır? İyice kafam karıştı!
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#4
Ynt: İmam-ı Rabbanî 292. mektup

şeb-engiz' Alıntı:
Şeyhinden her ne sudur eder ise., onu doğru bilmelidir; onu isterse zahiren doğru görmemiş olsun. Zira o, yaptığım ilham ve izin ile yapar. Böyle olunca da, itiraza mecal kalmaz.
bu kısımda şeyhten sudur edenin -her ne ise artık- hatalı görülmesi, sorgulanması, kabulunun zorlukla olması vardır. yani cümlenin bu kısmı sizin "yanlış algılamak" olarak anladığınız kısımla alakalı. şeyhten bazen öyle bir şey sudur eder ve bu müride öyle gelir ki o fiil olmazlardandır yani müridin zahiri hesablarına göre o fiil, o iş, o emir, o hareket hatalı görünür. iş bu halde teslim olan mürid tıpkı teslim olmamış ve halkanın dışındaki bir insan gibi şüphe ile hemhal olur. yalınız buradaki şüphe şeyhe karşı değil şeyhten sudur edene karşıdır. (aman dikkat. bu kısım mühim.)

bir misal verelim:

şeyh seyyid muhammed raşid el hüseyni (k.s.) hazretleri bir gün bir kapıyı tamir etmeye koyulur. müridleri ve hizmetliler etrafında. müridlerden bir tanesi içinden şöyle geçirir: "etrafında bu kadar hizmetli ve mürid varken bu işi ne diye kendisi yapar ki?" tam bu esnada cezbeli bir sofi ulu orta şöyle der: "onun rahmete ihtiyacı yok mu?" ve bu sözün üzerinden muhammed raşid el hüseyni (k.s.) hazretleri şüpheye düşen müride keskin bir nazar atar.

imam-ı rabbani (k.s.) hazretlerinin buyurduğu hakikatin asli misalini asr-ı saadette bulmak da mümkün. iki misal verelim:

1- hudeybiye muahedesi ile ashabı kiram'ın (r.a.) Efendimiz'e (s.a.v.) karşı takındığı tavır. dikkatli incelenirse zahiri sebebler planında Efendimiz'den (s.a.v.) sudur edene karşı bir tavırdır. mesele teşmilen malum...
2- hz. Aişe (r.a.) anamızın Efendimiz'in (s.a.v.) çokca gece ibadet etmesinden mütevellid Efendimiz'e (s.a.v.) tevcih ettiği: Ya Resulallah! gelmiş ve gelecek bütün günahların bağışlandığı halde ne için bu kadar ibadet ediyorsun?" sualine Efendimiz (s.a.v.): "ya Aişe! Rabbine çokca şükreden bir kul olmayayım mı?" cevabını vermesi.

tasavvuf erbabı Efendimiz (s.a.v.) ile her meselede mutabaat halindedirler. diyen güzel demiş: "tasavvuf, peygamberlerin batınıdır!"

şeb-engiz' Alıntı:
Bazı suretlerde, onun ilhamına hata düşse dahi, ilham işindeki hata, içtihaddaki hata misillidir. Onda ayıplama ve itiraza ver yoktur.
bu kısım ile alakalı olarak ise soruşturalım inşallah. yanlış bir söz demek istemem zira netameli bir mevzuu. hata yapmak istemem. elbette ilk kısımdakileri de soralım ki hatamız varsa rücu edelim.

selam ile...
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#5
Ynt: İmam-ı Rabbanî 292. mektup

İlk kısmı, ben de anlattığınız gibi anladım . O konuda kafamı kurcalayan bir şey yok. "Şeyh, müridinin evveliyatını bildiği gibi ahirini de bilir" i de bu konuya bağlayabiliriz sanırım.
İkinci kısmı da bekliyorum inş.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#8
Ynt: İmam-ı Rabbanî 292. mektup

sualin ikinci kısmını "bunu nasıl anlamamız lazım" şeklinde yunus demirkıran ağabeyimize sordum. kendisi "evet öyledir. büyük alimler, müctehid imamlar bir mevzuda ictihad edebilirler ve ettikleri ictihad hatalı dahi olsa 1 sevab alırlar. eğer hatalı değil de isabetli hüküm verirlerse sevabları 2 olur. işte mürşid-i kamillerde tasavvuf yolunun müctehidleridir. onların da tasavvufi olarak ictihadları vardır. keşiflerine ve ilhamına hata düşse ve o hata ile amel etse dahi tıpkı zahirin müctehid imamlarının durumu gibidir. zira onlarda tasavvuf yolunun müctehidleridir." dedi.

kelimesi kelimesine yazamadım ama söylediği bu. inşallah bir faidesi olmuştur.

yunus demirkıran ağabeyimiz semerkand tv'de sohbetler yapmaktadır. seyretmenizi tavsiye ederim. biraz reklam oldu ama olsun. :)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap