İşte Öyle Bir Dem

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#1
kudümler neylerle sarmaş dolaş inlemede
buğular tenlerden sıyrılıp zor bela
arşa doğru haber vermede...
demekte ki Ey binbir Hu'nun Sahibi
üç beş divane aşkına geda olmuş
kamış kamış inlemede seni zikretmede
yokluk merdiveninde birer buğu olup
selam eylediler beni sana
topraktılar önce şimdi oldular senden bir parça
onlar saman sarısı bir dem'in yolcuları
öyle kutlu bir dem ki o dem
Elifle Yorgun He'yi birleştirip sana doğru Âhh üfüren
her bir âhh'ta yorgun he'yi daha bir yoran dem'in yolcuları
huzuruna kabul eyle onları Ey Sahibe'l meydan
kabul eyle onları huzuruna...
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#3
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Mevla hepimizin yüreğine zeval vermesin...Teşekkür ederim:)
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#4
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Heyhât dedi o gece bütün uzuvlar heyhât!
Eşya denen şey o yolculara bi-vefâ gösterdi.
O gece varlığa ait ne varsa sarı ışığı cılızlaşan bir muma dönüştü.
Yücelerin Yücesi bilinmek için yaratmıştı ya hani onları;
Onlar da o dem'de bildiler işte Tek olanı.
Önlerinde iki yol vardı onlara kucak açan.
Ya bileceklerdi Hû'yu, yaşayan ölü olarak çağrılacaklardı sûr'un sesiyle;
Ya da bilmeden gafilâne sürüklenip, yaşamayan diriler olacaklardı.
İşte o geceden sonra, bir kere tattıktan sonra şarabların en güzelini;
Hiç diri olmayı seçebilirler miydi varlıktan sıyrılanlar,
Vazgeçebilirler miydi kamışın götürdüğü derûni râyihadan...
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#5
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Kan ter içinde fecr vaktine bir nefes kala
Anlamamıştı kuşlar varlık dolu serzenişlerin nedenini
Oysa yolcular pervane olmaya hazırlamaktaydılar kendilerini
Ellerinden bir avuç suyla akıtmışlardı kirini dünyanın
Ve o elleri arşa doğru açarak dua dua avuçlamışlardı Tekliği
Onlar işte böyle bir demdeyken hûşûnun derinliğinde biteviye
Yolları serzenişle kesişen bir grup beşerle karşılaştılar
O beşer ki birbirlerinin hatalarını avuçlamaktan yorulmuşlardı
Hem de ölesiye bir yorgunluktu onlarınki
Çünkü yolcular gibi lâ'l kesilmemişti onlar
Dişlerini birbirlerine geçirmişlerdi huzursuzca
Oysa yolcular yoklukta erimekten yorgun düşmüşlerdi
Yorgunluklar bile farklıydı işte bu dem'de
Ve hükmedilemeyecek kadar bir fark vardı ortada
Hükmedilemeyecek kadar...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#6
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

ecrin ilk zamanlarda senin mısralarında bir farklılık sezmiş idim.Ki öyle zatn.Özellikle "küçük attar dükkanı" isimli karalamanı beğenmiş idim, daha sonraki dönemlerde ise daha çok şiiri denediğini görüyorum. bunun özel bir sebebi var mı?




soru sordum siteden kaybolmuşsun :) olmadı bak...
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#7
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

bu sıralar çok karışığım hocam...şiir kontrol edemediğim öfkemi dizginlememi sağlıyor.yoksa baş edemem hissettiklerimle.hocam bu sorunuz şiiri bırakıp nesre mi yönelmem gerektiğini işaret ediyor?
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#8
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

ecrin' Alıntı:
bu sıralar çok karışığım hocam...şiir kontrol edemediğim öfkemi dizginlememi sağlıyor.yoksa baş edemem hissettiklerimle.hocam bu sorunuz şiiri bırakıp nesre mi yönelmemi işaret ediyor?
Teşrif ettiniz demek muhterem ecrin, teşekkürler !

Şiiri bırak demiyorum, sadece şiir ve inşa'nın neden sadece şiir tarafıyla ilgilendiğini sordum. İmdi şiir neden yazılır, cevaplar mısın bunu benim için ? Ya da şiir ve inşa' arasındaki fark nedir?


kendini sınavda hissetme ama, öyle sorunun yanında puan yazmıyor dikkat edersen :) sadece son günlerin meşhur kelimesi olan "meşveret" i uygulamak maksadındayım
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#9
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

İç döküntüsüdür şiir...Ademoğlu taşıyamayınca içindekileri kağıda akıtır mısra mısra...Şiirde serbestsindir,kurallar yoktur,cümlelerle hapsetmezsin hissettiklerini.Bazen bir kelimeyle açığa çıkartırsın içindeki çocuğu,kadını ya da dervişi.İçinde her ne varsa...İnşa öyle değildir.Sınırlar vardır kırmızı çizgilerle.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

ecrin' Alıntı:
İç döküntüsüdür şiir...Ademoğlu taşıyamayınca içindekileri kağıda akıtır mısra mısra...Şiirde serbestsindir,kurallar yoktur,cümlelerle hapsetmezsin hissettiklerini.Bazen bir kelimeyle açığa çıkartırsın içindeki çocuğu,kadını ya da dervişi.İçinde her ne varsa...İnşa öyle değildir.Sınırlar vardır kırmızı çizgilerle.
Ne güzel söyledin ecrin.Şiir bir iç döküntüsüdür, şiirle dünyayı bile değiştirebiliriz. Bir üstad ile konuşurken Sait Faik'in bir hikayesinden bahsetti ve orada Sait Faik'in bir yerde "yazmasaydım, çıldıracaktım." dediğini söylemişti.İşte yazmak bu.Bunda hemfikiriz. Peki nasıl yazmak ?Kuralsızlık bir sınırlama mıdır? Yoksa sınırlamanın kendisi kuralsızlık mıdır ?
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#11
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Bu söz benim için söylenmiş gibi...Yazmasaydım,çıldıracaktım!
Hocam affınıza sığınarak sualinizin cevabını ertelemek durumundayım.Elimde olmayan sebeplerden dolayı çıkmam gerek.Müsait bir zamanda cevabımı geciktirmeyeceğimden emin olabilirsiniz.Tekrar özür dilerim.Selametle
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#12
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Gönül isterdi ki bu suale arifâne bir cevap verelim fakat daha fazlasıyla ham olduğumuzu biliyoruz çok şükür :)
Benim naçizane ve acizane cevabım şudur kabul buyurursanız:Bence kuralsızlık diye birşey söz konusu değil.Şiirde bile yazanın dahi göremediği şeffaf kurallar mevcuttur..Kuralların kiminin altı çiziliyken kimileri erimiştir dahil olduğu şeyin bünyesinde.İşte bu yüzden kimileri altlarındaki kalın çizgiyle sınırlandırırken insanı,kimilerinin farkında bile olmayız.
 
Katılım
13 Nis 2008
#13
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

UluğBey' Alıntı:
Ne güzel söyledin ecrin.Şiir bir iç döküntüsüdür, şiirle dünyayı bile değiştirebiliriz. Bir üstad ile konuşurken Sait Faik'in bir hikayesinden bahsetti ve orada Sait Faik'in bir yerde "yazmasaydım, çıldıracaktım." dediğini söylemişti.İşte yazmak bu.Bunda hemfikiriz. Peki nasıl yazmak ?Kuralsızlık bir sınırlama mıdır? Yoksa sınırlamanın kendisi kuralsızlık mıdır ?
Şiir coşkulu bir anlatım şekli. Dökülüveriyor insanın yüreğinden ama Sait Faik'e 'yazmasam deli olacaktım' dedirten ve Burgazada çalılıklarından kopardığı bir dal parçasını hayata batırarak yazdırtan o yazma aşkı şiirin yanında küçümsenecek bir özellik ve yetenek değildir. Pek çok şiire değişmeyeceğim lezzetli nesirler çıkmıştır neticesinde...
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#14
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Mürdüm rengi hummalarda
Yol aldık iklim iklim yolculuklara
Ateşli çemberlerden geçerken üşüdük
Üşüdükçe daha bir yandık soluk soluk
Yıkık dökük duvarlarla şahit olduk varlıktan sıyrılışlara
Duvar duvar yıkıldık dayanamadık da
Az gittik uz gittik dönemedik bi türlü
Çünki bu öyle bir akrebiyyetti ki Tek olanla
Davetkârdı, fakat pişmiş olanlara
Nefes nefes menzilleri vardı, fakat sarhoş olanlara
Mahurdu, fakat gaflet uykusu değildi uzandığı
Terennümlü hafif,eller vardı naif
Uzansanız tutacak gibi olurdunuz da bu rüyayı
Birden görüverirdi avludaki taşlardan kalkmayan gözleriniz
Anlardı yabancılığınızı uzun yolculuklara
Ve bilirdi ki uzatamayacak kadar çirkindi elleriniz
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#15
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

devran öyle bir devrandı ki,
nefesimin hengamesinden utandı gönlüm.
günahlarla beraber çürüdü içimin kiri.
aktı kara kara, söylenenlerle beraber..
dem öyle bir demdi ki,
gözümden akan yaşı silmeye utandı ruhum.
ledünni bir havayla yitirdim nefsimin emmaresini.
savurdum oraya buraya..
taki kalmasın içimde tek bir damla..
ben öyle bir bendi ki,
ben demeye utandı dilim.
ve kalmadı eski zamandan,
eski mekandan ve eski varlıktan eser.
ebruli bir demde kaybettim kendimi..
ve sonra orda bırakıp herşeyi
döndü içim fani olana.
herşey bir lahza imiş,
bilemedim..
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#16
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

iyi olan nefse ruh derlermiş sizin oralarda
ey tiryandafil kokulu söyle bana ruhum nerede benim?
sen diye birşey yok cihan O'ndandır dedin
öyleyse neden türkü niyetine bir bendir tutturup gidiyorum
ben döküntülerimin adını ta elestteyken ben koymuşum
koymuşum ki dilime dolanmakla kalmayıp
çürütmüş ışk denilen sarmaşığı...
o halde ne yapmak gerek ey Yokluktaki Varlık?
Niyazi'ye nasip etttiğin düşlerden bir katre
sadece bir katre damlatır mısın mahmur nefsime?
kendimden kendime bir yolculukta bir dem kurtarabilir misin beni benden?
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#17
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Canımı al artık ey Sahibe'l Meydan dedin
O can ne zaman senin oldu dediler
Anladın mı şimdi sen diye birşey yokmuş cihanda
Elindeki tesbihi bırak, can ipini yakan mumun var senin
Gönülden bir hûû çek doksandokuz niyetine
Kapat gözlerini,gönül şaha kalkmış neler fısıldar
Ruhunun çeşmesi kulak dayar bu fısıltıya da
'Yürü' der verdiğin sözleri tutmaya belâ yoluna
Menzil menzil duraklar var önünde niçin bu susmalar?
Küll olmaya gelmişken bu diyara
Kül olup yazık etme içindeki pervaneye
 
Katılım
27 Eki 2007
#18
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

neyleyeyim böyle canı
seni anmayan cananı
Hakkı bilip Hakkı yaşamayanı
senin olup da bunu bilmeden yaşayanı
huu çek öyle bir huu ki nefesinle beraber yüreğin gelsin ağzına
öyle bir huu ki içinden yer gök anlasın sevdanın içerden aktığını
dilinle değil yüreğinle dile geldiğini
o huu çektiğinin sevdan değil
basit bir sevda gibi değil yaşam pınarın olduğunu
esas sevdanın nasıl olduğunu huu ları duyan bilsin
tanıyan tanımayan bu huu nun etkisiyle bir an seni ansın anımsasın
senin lafzını hatırlasın
bu lafzla beraber sana olan imanı pekişsin sevdası alevlensin
seni bilmeyen bu huu yu çektireni merak edip imana gelsin
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#19
Ynt: İşte Öyle Bir Dem

Nefsime mahmur derken iltifat etmiş dilim..
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap