İtiraflar

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#1
Ruhum,şuurum,beynim hassasiyetini kaybetti.Sevgi,merhamet,şefkat benden uzak.Fert olarak mevcut değilim.Istırabım da yok,saadetim de.Sadece insanken ne kadar bahtiyardım.Niçin bu bahtiyarlığı kaybettim?
NAZIM HİKMET
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#3
Ynt: İtiraflar

mehmet baki' Alıntı:
nazım ne vakit etmiş bu kelamı?
ecrin de bu soruyu cevaplayacaktır muhtemelen ama bu kelamlarla ilgili bir yazı okumuşluğum var, onu buraya alıntılayayım izninizle:

Nâzım ve bazı kavramlar


Daha önce temas etmiştim, şimdi daha etraflıca anlatmaya çalışacağım. Biz ilk gençliğimizden beri şunu duyardık: “Nâzım Hikmet, yürekli, kabadayı ruhlu bir adamdır. Bir gece Atatürk kendisini çağırttığı halde, o (ben başkalarına benzemem, davete icabet etmiyorum arkadaş; zorla mı?) diyerek reddetmiş!”

Bunu yapabilir mi Nâzım efendi? Akıl var, mantık var. Zaten burada bir kabadayılık konusu yok. O daveti alan birinin, kim olursa olsun icâbet etmesi gayet tabii ve gerekli bir davranış olurdu. “Ben falancaya benzemem, çekilin gidin başımdan” diyebilmek ihtimali akıl dışı bir şey. Belli şeylerle karşılaşacağını düşünüyorsan; gidersin, vereceğin cevaplarla şahsiyet gösterirsin.

Ama bu palavra yıllar boyu tedavül edip durdu. Nâzım efendi güya şöyle demiş sonradan verilen tafsilata göre: “Ben Deniz Kızı Eftelya değilim!” Eftelya, bir Rum şarkıcısı. Ve bu öyle bir ret cevabı ki; had bildiriyor, protesto ediyor. Nâzım o zamanlar, 30’lu yaşlarda var yok. Abdülhak Hamid’le görüşmesinden önce olduğuna göre, o kadar da yoktur. Olacak şey mi? Rivâyeti daha da keskinleştirenler vardı: “Arkadaş yanlış kapı çaldınız. Ben Eftelya değilim. Siz gidin onu çağırın.”

Neden sonra; bu konuya Hasan İzzettin Dinamo yedi ciltlik Kutsal Barış’ında bir açıklama getirdi. Yıl 1976’ydı. Daha sonra Mehmet Kemal Cumhuriyet’te yazdı, ayrıca bu açıklamalar Aziz Nesin’in Edebiyat Yıllığı’nda yer aldı. Yine çıt yok! Meselâ Mina Urgan’ın hatıralarında “Eftelya” palavrası yine kullanıldı. Türkiye Şarkısı Nâzım’da bu efsâne daha da ballandırılır: Atatürk sabaha kadar beklemiş, niye gelmediğini sormuş, sebebini söylememişler, “İçinizde doğru dürüst bir adam vardı, o da gelmedi.” diyerek Nâzım’ı övmüş!

Bütün bunlar külliyen uydurma! Ve ortalıkta dolaşan bu efsanevî yalandan Nâzım’ın haberi var. İbrahim Balaban’ın yazdığına göre, Refik Erduran’ın sorması üzerine, Nâzım, “Paşa’ya selam söyleyin, ben Deniz Kızı Eftelya değilim deyip kapımı kapattım.” demiş.

... Gelelim madalyonun öbür yüzüne:

Hasan İzzettin Dinamo, “1938 yılında Ankara mapushanesinde birlikte yatarken olayı Nâzım’a sordum.” diyor. (K.B. 7/187) Eftelya masalı diye bir şey yok! Yalova kaplıcalarında bir karşılaşma oluyor, “Ali Fuat Cebesoy Paşa’nın yeğeni” olan Nâzım, bir elçi ile çağırılıyor ve Nâzım, bağışlanma dileyerek siyatik ağrıları dolayısıyla kendini zorla sürüklediğini, çok acı çektiğini söylüyor. Mehmet Kemal daha da tafsilatlı olarak yazdı olayı: “Paşa hazretlerinin masasına çağrılmak benim için çok büyük bir şereftir. Ne yazık ki bacaklarımdaki siyatik öyle sıkıştırmaya başladı ki, şuradan şuraya gidecek hal komadı. Lütfen söyleyin beni bağışlasınlar.” Böyle dediğini anlatıyor ve şunları ekliyor Nâzım: “Ben aklımı peynir ekmekle mi yedim ki Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın en büyük kahramanına böyle kaba bir söz söyleyeyim. Halk böyle efsaneler uydurmayı sever.” 1976’da, 1977’de, 1978’de, önce kitapta (KB), sonra gazetede (Cumhuriyet) daha sonra bin sayfalık Edebiyat Yıllığı’nda yayınlandı bu bilgiler. Ama hâlâ yeni yayınlanan kitaplarda, sol; aynı yalanı kullanıp duruyor! Üstelik İbrahim Balaban, Refik Erduran’ı da şâhit göstererek bu yalanı Nâzım’ın da doğruladığını iddia edebiliyor. Sorunuz Refik Erduran’a; bakalım doğrulayacak mı, yahut nasıl bir yorum getirecek? Bir yalan, yıllarca dolaştırıldı ortalıkta; üstelik bu yalan Nâzım’ın Atatürk’le ilgili bir tavrı hakkındadır! Böyle şey olur mu? İç yüzü açıklandığı halde, sol bunu hiç duymamış gibi davrandı. Zekeriya Sertel, Nâzım’ın banyo yapmayı sevmediğini yazdı; ayağa kalktılar. Aziz Nesin, Nâzım’ın bazı yalanlarını yazdı; ayağa kalktılar. Ama Hasan İzzettin Dinamo’nun ve Mehmet Kemal’in, “Eftelya” balonunu söndüren açıklamaları yok sayıldı! İşte bu ‘Keşanlı Ali Destanı’nı çağrıştıran balonlarla, Nâzım’ı “Ruhum, beynim, şuurum hassasiyetini kaybetti. Sevgi, merhamet, şefkat benden uzak. Fert olarak mevcut değilim.” deme noktasına getirdiler. Solun ürettiği Nâzım Efsanesi ile Nâzım gerçeğinin hiçbir alakası yok.

Ahmet SELİM
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#4
Ynt: İtiraflar

Ben bunu okuduğum kaynağa bir kere daha bakayım o zaman..Sanırım yanlış oldu Nazım Hikmet'in hakkına girdik :-\ Ama şunu anlamadım solun Nazım Hikmet'in dilinden böyle bir itiraf uydurması işlerine gelmez ki ???
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#5
Ynt: İtiraflar

Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek,hey koca Sultan,
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasi Padişahına!

Divane sen değil,meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz!
Sade deli değil edepsizmişiz!
Tükürdük atalar kabrigahına!
.
.
.
.
RıZa TeVfİk BöLÜkBaŞı
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap