Kayseri'den genç bir dergi

Katılım
16 Eyl 2009
#1
"Amele Pazarı’ndaki güzelim Anadolu insanının travmatik ama aynı zamanda kozmik serzenişini duyumsayınca, insanın içinden greyderlerin geçmemesini gayr-i akli bir tavır addedip; bu durum beni ve yağız delikanlı arkadaşlarımı harekete geçirmiştir. Binaenaleyh, eldeki imkânlarla yola koyulmamız bunu icap ettirdi ki bizler beşer olarak bir yerlerde çadır kurup konaklamaya meyyal varlıklarız."

 
Katılım
16 Eyl 2009
#2
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Ben Sana Çok Yazdım / Şevket Kadıoğlu

"Ben sana çok yazdım. Yavrusuna yeni kavuşmuş, ceylan gözlü, şafak dudaklı seherlerin mavi gülüşlü titreyişini yazdım. Kuğu boyunlu akşamların, ay ışığına uzanırken yavaş yavaş, yaşadığı masalsı serüveni yazdım. Ben sana çok yazdım. Sevda karasına endeksli geceler, kıvrılıp yatarken bir kedinin gözlerinde, biz yeni renkler aşırırdık karanlıktan; ben sana o renkleri yazdım. Ben sana, buğday tarlalarına bile yutkunarak bakan, gözleri koca koca kara kimsesiz çocuklara, her şeye rağmen onurlu olmayı öğütleyen bilge gökyüzünü yazdım. Ben sana, edalı çalımlı kiraz bahçelerine ermetik şiirler ışıklayan filozof yıldızları yazdım."

"Ben sana çok yazdım. Yalın bir sevinçti serçeler pencerelerde. Şeftali lekesiydi yüreklerde, sararmış fotoğraflarda gülümseyen dost yüzleri. “Yakalanmış” bir düştü çiçekler saksılarda. Dokunulmamış, berrak bir sevdaydı çiy taneleri yapraklarda. Uzaktan kulağımıza çarpan arkadaş sesleriydi sıcak çay buğuları bardaklarda. Ben sana çok yazdım; kavanozlarda taze çilek reçeli gibiydi söyleşiler. Sesler aydınlık, uysal, yalın ve manidar nakışlar çizerken zamana, taze çilek tadında leke bırakırdı yüreğimizde."
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#3
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

hadi bakalım yolunuz bahtınız açık olsun.
 
Katılım
16 Eyl 2009
#4
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

evla' Alıntı:
hadi bakalım yolunuz bahtınız açık olsun.
Amin abla, sağolasın... : ) İnternete yazıların tamamı verilmiyor ama ben buraya ekleyeceğim inşallah..
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#5
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Hayırlı uğurlu olsun. "Ben sana çok yazdım" daki gibi, çok çok yazın, çok çok okunun ve doğru anlaşılanlar olun...
 
Katılım
16 Eyl 2009
#6
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Dilşâd' Alıntı:
Hayırlı uğurlu olsun. "Ben sana çok yazdım" daki gibi, çok çok yazın, çok çok okunun ve doğru anlaşılanlar olun...
Teşekkürler abla : ) Amin, inşallah...
 
Katılım
16 Eyl 2009
#7
Zulmette Keder Besleyen Gamlı Köpekler'e

Zulmette Keder Besleyen Gamlı Köpekler'e

süt yekindi
iskele bir halat daha doğurdu
eğri büğrü bir halat
gün düzdü
biraz daha beklerim
koynumda taş soğuğu
günlerden güne
iklimlerden iklime atladım

çıktı geldi
ışıklar kör hüzünler
ve iştahla uyanan
bal yüzlü güvercinler
çekirdeği kırdım
kumaşları kucakladım
koynumda taş iskele halatları
ellerimi ısırdım

esnedi
incecik damarları
gül yapraklarının
evleri kireçlerden
ağaçlardan izledim
uzandım uzattım ekşidim uyudum
tutunmak istemiyor
hiçbir şeye kollarım


Veysel Karani Tur
 
Katılım
16 Eyl 2009
#8
Sevgili edebiyat!

Sevgili Edebiyat;

Bu mektubu sana boş odamdan yazıyorum. Tatlı sonbahar güneşi perdenin tek kanadını kapadığım halde içeri girmekte ısrarcı davranıyor. Böyle bir mevsimde, böylesine ısrarcı bir güneşin sevecen ve yumuşak dokunuşları bir dostun yüreğinin samimi ama ısrarcı olmayan devinimlerini anımsatıyor.

Böyle bir güneşle ben bir sonbahar mevsiminde bir başka yerde daha karşılaşmıştım. Bir kiraz bahçesinde... Ama oradaki yürek buradaki gibi hatırlanan değil, sahici idi. Güzeldi aynı zamanda. Işıltılıydı. Yalındı da. Ama o bahçedeki böylesine cömert bir güneşin esrarının senin güneş yüreğinin alçak gönüllü ürperişlerinde gizli olduğunu neden sonra anladım. Bu savruk güneşten kıyafetlerime, saçlarıma, gözlerime, ellerime bulaşmış mahcup lekelerle eve döndüm her akşam. Bana açtığın yüreğin tadını çıkaramadım. Bu seninle ilgili değil. Sana yük olmanın utangaçlığını yaşadım sürekli. Seni bıktırmaktan korktum. Oysa sen bana, dünyanı, yüreğinin sayfalarını bütün samimiyetinle, bütün dürüstlüğünle, bütün cömertliğinle açmıştın.

Sevgili Edebiyat! Seninle paylaşımımız üşütür korkusuyla ince ruhumuzu çıkarmaya çekindiğimiz kısa süren güneşli sonbahar gibi aktı gitti. Farkında olmadan. İşte o nedenle nerede bir kiraz bahçesi görsem, bir sonsuzluk vaadini kötüye kullandığım için yüreğim burkulur ve mutluluk müjdesi olan bilge bir gökyüzü altında canlı tutmayı beceremediğim bir çiçeği hatırlarım. Sevgili Edebiyat! Sayfaların o çiçeği koruyup kolladıysa eğer, kurumasına izin vermediyse, onu çok özlediğini söyler misin? Rengine, kokusuna, tatlı sesine, dokunuşlarına, dostluğuna her zamankinden daha fazla ihtiyacım olduğunu söyler misin?

Sevgili Edebiyat! Ağzını ara bir; bana yine yüreğini açar mı acaba?


Şevket Kadıoğlu
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#9
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

İnci hayırlı olsun çalışmanız; zaman bulunca burayı okumaya çalışacağım...

yüreğinize sağlık
 
Katılım
16 Eyl 2009
#10
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Uluğbey' Alıntı:
İnci hayırlı olsun çalışmanız; zaman bulunca burayı okumaya çalışacağım...
yüreğinize sağlık
Teşekkürler hocam sağolasınız.
 
Katılım
16 Eyl 2009
#11
Ben hiç kimseyim! Sen kimsin?

Ben hiç kimseyim! Sen kimsin?
Sen de hiç kimse misin?
Öyleyse iki kişiyiz, söyleme sakın!
Biliyorsun, sürgün yeriz.

Bir kimse olmak ne kadar da kasvetli!
Ne kadar da aleni, bir kurbağa misali
Bitmek bilmeyen bir günde ismini söylemek
Sana hayran bir bataklığa!


Emily DICKINSON
Çeviren:Muharrem Yeni
 
Katılım
16 Eyl 2009
#12
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Haikular - Muharrem Yeni

bit

öyle bir bit ki
kafamı kaşındıran
çözümsüz soru


kızıl

gökyüzü kızıl
bedenler de öyleymiş
ve mahşer yeri


çare

karnı çok açtı
attı elini cebe
yoktu hiçbir şey
 
Katılım
16 Eyl 2009
#13
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Fetret Rengi

Fonda kanıma dokunan patavatsız bir perşembe
Yokuş aşağı iniyor cuma hep düzlükte yürüsün diye!
Frenleri tutmayan bir ağlamaya bindim gidiyorum
Bana frenleri tutmayan bir yalnızlık çarptı
Ölüyorum!
Her yerde kar var, kalbim benim bu gece...


Nisa Güneş
 
Katılım
16 Eyl 2009
#14
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Ünlem

Kilit sesine alışmak garip
ve en çok yalnızken konuşup;
en çok
ölümü hatırlamak marifet:
ardarda duran 3 noktada
adını görebilmek
ve tek başına duran noktada
hayatı görebilmek
hem nokta olmakta ne var ki canım;
önemli olan
ünlem olabilmek!


Mustafa Kılınç
 
Katılım
16 Eyl 2009
#15
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Bize son atın yerde ölüme kıvrandığını söylediklerinde, Hunat’ın arkalarında bir yerde çömelmiş, güneşin batarken alnımıza vurduğu yalımlarla, gümüş nalların hayalini kuruyorduk. Esrarı bir hiçin göğünden sağdık. Esmer uzun bir ulak, bir deniz yolculuğundan döndükten sonra yanımıza sokulup, Atlas okyanusunun güneyinde bir yerde suyun yüzeyinde gördüğü bir dergi yaprağından bahsetti bize. Ona da biraz simit verdik.

Üç sayı yuvarladık karanlığa. Ve dünya üzre şiir izlerini takip etmeye devam ediyoruz. Bu sayıda Iraklı şair Sinan Antoon’ın iskelesinden açılıyoruz. Ve eskimez bir şarkı olan Rimbaud şarkısının sözlerini tekrar hatırlamaya çalışıyoruz.

Karşımızdan bir bisikletli geçiyor. Ve bileğindeki mürekkep lekesini fark ederek onun bir matbaacı olduğunu düşünüyoruz. Biraz daha iniyor güneş. Ve güneşin batan bir şey olmadığını bilen yüzlerimizde gri birer tebessüm bırakıyor. Kendimizi sırtında yokuş, göğsünde iniş taşıyan Sisifos’la değil, her öldürüldüğünde tekrar çıkagelen, muzip bir canı olan Circis’le ifade ediyoruz. Başlarken bitirmemiz bundan:


''Eğer beni Circis'leyin yetmiş kez öldürür isen
Dönem girü sana varam zira ki arım yok durur''


(Yunus)


Dağıtım Noktaları --- http://www.esrardergisi.com/dergi-dagitim.php
 
Katılım
16 Eyl 2009
#16
Ynt: Kayseri'den genç bir dergi

Bir bekleme oyunu nasıl yapılır?

Tepetaklak olmuş bir oyun bu
ve asların ortada olmadığı bir oyun
hiç açmayan nadir ve pahalı bir çiçek alın
kapak renklerine göre tekrar düzenleyin kitaplarınızı
kilitleri açmayan anahtarlarınızı toprağa gömün
bunlar bu oyunun kuralları değil yalnızca bir kaç tavsiye
pek çokları için işe yaramış tavsiyeler
mesela kızının nota kağıtları üzerine
kır resimleri çizen adam bunlardan biri
masanızın üzerine koca bir kaya yerleştirin
ama sakın bu kayaya bir isim vermeyin
saatlerdeki sayıları sökün ve onları
kredi kartı şirketinize postalayın
saatleri bir uçurtmaya iğneleyin
sorular sorun her gece bir cevap duyana kadar


Jennifer K. Sweeney
 
Katılım
16 Eyl 2009
#17
Boşluk

BOŞLUK

adını koyamadığım bir yanım var
-sağ sol durun beni de alın
nereden sağdan soldan-
sen soldan gel
yandım

depremin çığlığını duymadım hiç
nerden geldim nereye giderim
kulağımın memesini emzirdiler
annemi tanımak istedim

anne
ayaklarım nerede nasıl ezildi
gelemedim
ay nergisle ne zaman evlenecek
kokunu özledim

dehlizler aydınlık ben kör
sen beni rüyanda gör

bir aralık ben gelirim

kapıdan

-iyi bilirdik
-amin!!!


Faruk KOÇ
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap