kemal tahir'e dair...

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
#1
Konuşmak bir arayıştı onun için, bir vuzuha varmak cehtiydi. Hayatın belli merhalelerinde, belli hatalara düşmenin mukadder olduğunu çok iyi biliyordu. Uyanık bir şuurdu Ke­mal, her an zenginleşen bir şuur. Ve okşayan bir ses... dost, ılık, ışıltılı.

Ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişirmiş?. Kemal'i ıstırap yarattı. Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir. İhtiraslar, cangıldaki canavarlar gibi diş gıcırdatır hapishanede. Faziletler de günahlar kadar samimidirler, samimi ve cıplak. Kemal, Türk insanını böyle bir laboratuvarda tanıdı, bütün giriftliği, bütün sefaleti ve ihtişamıyla.

Hapishaneden önce, çapkın ve şımarık bir İstanbul delikanlısıydı. Sağlam bir iştiha, diri bir tecessüs, diri fakat toy ve serseri. Ülkemiz bir geciş devresinin hummaları ve yasakları içindedir. Mukaddeslerin can cekiştiği bir devir. "İzm"lerin gittikçe kesifleşen tarruzu karşısında bütün setler yıkılmış. Mazi yok, istikbal meçhul... Tutunacak dal arayan genç zekalar, mücerredin cazibesine kapıldılar, mücerredin yani meçhulün. İçtimai recetelerin en ucuzu, en yalınkatı, en aldatıcısı elbette ki büyüleyecekti onları.

Gerceğin çelik pençesi, şairane hayallerden ayırdı delikanlıyı. Çılgın ümitler, yerlerini çetin bir murakabeye terkettiler. Hapishane hapishane dolaştı. Yokolmamak için, bir hayvan terbiyecisinin gergin ve sürekli dikkatine muhtaçtı. Hatalar bıçakla düzeltilir "dam"da. Kemal, o çetin tecrübelerden yüz akıyla çıktı; yüz akıyla yani hem kendini hem insanımızı tanıyarak. En sağlam bilgilerini o acılar ummanından devşirdi. Kitaplar, bildiklerini vesikalandırmasına yarayacaktır.

Hayata karısan Kemal Tahir'i, peşin hükümlerin esaretinden de kurtulmuş görüyoruz. Nass'Iarın peçesini sıyırıp, gözleinin içine bakabiliyor. Fikir adamı için namus, abesde direniş değil, hakikate teslimiyet. Kemal yaşayan adamdı. Yaşamak tekamül etmektir.Çocuklukta dinlenen masalları, ölünceye kadar ciddiye alamazdı. Putları kırılanlar öfkelendiler.

"Sol"daki tefekkür sefaletini bütün buudlarıyla açıklıyordu, Kemal: "Hiçbir sey bilmediğimiz meydana çıktı", diyordu... "yeni bir şey getiremezdik biz... yazı yazanlarımız orta-da. Hiç fikirleri yok adamların. Zor, bizim fikrimizin olması... Gerçekleri araştıramıyoruz, fikrimiz nereden olacak?" Tecübeli bir hekim soğukkanlığıyla teşhisini koyuyordu.

Her kitabı bir bombaydı Kemal Tahir'in; hiyanet kalesinde kapanmaz gedikler açan bir bomba. Her sözü bir tokattı; hamakatin çehresinde şaklayan bir tokat: "Hümanizma dünyanın en namussuz sömürüsü olan burjuva sömürüsünü örtbas etmek için ileri sürülmüş. bir duman perdesidir" diyordu.

Kemal'in romanları, hiçbir kilisenin sözcülügünü yapmaz, herhangi bir tarikatın değil, hakikatin emrindedirler. Zaten Kemal'i de, siyasi bir doktrine hapsetmek yanlış. Sağ ve sol tasnifi, o büyük ve coşkun yaratıcı için degil "ulema- ı rüsum’umuzun mumyalaşmış kafaları için geçerli. Sosyalizm Kemal’de bir gençlik hatırası; daha doğrusu onun sosyalizmi alıştığımız sosyalizmlerden çok başka.

Dost bir sesti Kemal, inandıran bir ses. Ama bu yumuşak sesin arada bir korkunçlaştığına da şahit olurduk. Bir vicdanın sesiydi bu. Melanetlere meydan okuyan bir sayha idi. Yalanları silip süpüren bir firtına. Kemal, her namuslu aydının yol arkadaşıydı, yol arkadaşı ve zaman zaman kilavuzu. Hataları, hepimizin hataları. Vahşi cenk çığlıkları atarak birbirlerine saldıranlar, onun husumet duvarlarını yıkan büyük sabrından ve anlayışından ders almalıdırlar.

Kemal, bu ülkenin yani hepimizindir. Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
 

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
#2
Kemal Tahir 1910'da doğdu. Kemal Tahir o neslin bütün vehimlerini taşıyordu kendinde. 1936'da genç bir adamdı. Dergi çıkardılar mahkum oldu. Onüç sene yattı içerde. Gençliğinin en güzel yıllarını hapishanede geçirdi. Çorum Hapishanesinde. Malatya Hapishanesinde, hapishaneden hapishaneye dolaştı. Fakat kuvvetli bir iradesi vardı. Yenilmedi ve yıkılmadı.

1953'te hapisten çıktığında çok güç durumdaydı. Onüç sene hapishanede yatmış bir adamın, hapishaneden çıktıktan sonra gözetim altında kalması mukadderdi.

Eski arkadaşları terk ettiler. İş bulma imkanı yoktu. Zaten hapishaneye girmeden öncede avukat katipliği yapıyordu. Galatasaray'ı bitirmemişti, tahsili yoktu. Bir ara ye'se düştü ve Mayk Hammer tercümeleriyle yaşadı. Bu tarafı üzerinde durulması Kamal Tahir'in. Halbuki durulmaya layık bir taraftır. Senelerce Mayk Hammer tercümeleri yaptı. Hayata küskündü. Fakat teslim olmadı ve yolunu buldu. Tabii bir çok tavizler vermek zorunda kaldı cemiyete. Mecburdu vermeye. Uydurma dilin çok alehinde olduğu halde T.D.K'den ödül aldı. Yunus Nadi'den ödül aldı. Bunlar bir adam için çok kirleticiydi. Çirkin şeylerdi. Kemal Tahir'e katiyen yakışmaz. Fakat mecburdu. Eğer ödül almasaydı, öteki romanlarını bastırmak imkanı da bulamazdı.

Yani Kemal Tahir bu alçalısı merdiven yaptı ister istemez. Başka hiç bir çaresi yoktu. Hakikatte Kemalistler tarafından kabul edildi.Kabul ettirmek içinde kendine bazı şeyler yapmak istedi. Başka çaresi yoktu. Ne memur olabildi, ne malı mülkü vardı; nasıl yaşayacaktı?Ve bunları en az yaptı hattızatında. Asgarisini yaptı.

Kemal Tahir, bütün kepazelikleri, bütün rezillikleri görmüştür. Hapisaneyi, yapılan rezilliği. Batılılaşmayı çıplaklığıyla, acılarıyla etinde yaşamış ve aşağı yıkarı ilk defa olarak Türkiye'de nasıl bir oyuna geldiğimizi, nasıl bir açmaza girdiğimizi söylemiştir.

Bir aydının namusunu muhafaza etmesi son derece güçtür. Bir yerde en güç şey aydının namuslu olarak yaşaması ve ölmesidir. Adate mümkün değildir.
"Cogito s.309""
 

Dilhun

Gafile kelâm Nafile kelâmdır.
#3
Ynt: kemal tahir'e dair...

Cemil Meriç in yorumuyla "bir neslin yüz akı " Kemal Tahir.Babasinin görevi nedeniyle ilkokulu muhtelif şehirlerde okuyan Tahir , annesinin ölümünden sonra liseyi yarıda bırakıp çalışma hayatına atilmistır.Evet lise mezunu bile degildir.Lakin verdikleri eserler kârî'i mest eden takdire şayan eserler. ..Bulunduğu tespitler bizlere cevher mahiyetinde değer arzeden yapıdadır. Yaptığı tespitler, günümüzde hâlâ geçerliliklerini korumaktadir.
BUYRUN:

"İnsanın en güçlü yönü alışması...En güçsüz yönü de bu"
(Yorgun Savaşçı, s.230)

"Gücü gücü yetene dünyası bu dünya!"
(Bir Mülkiyet Kalesi ,s. 291)

"Her ölen insan, yaşayanların bir parçasını da beraber öldürmüş olur."
(Esir Şehrin İnsanları, s. 211)

"Ne demişler: "Zengine güle güle giy, fakire nereden buldun?"

"Bizim memleket ıstıraba katlanmasını iyi beceriyor da ona karşı gelmesini bilmiyor."
(Esir Şehrin İnsanları)

TAHİRliğiyle galip gelen Türk Tarihi Kemal ile Kemâle erdi.