Kitap eleştirileri

Katılım
18 Mar 2009
#21
Ynt: Kitap eleştirileri

modeli olmalı ve çağdaşlaşma nasıl gerçekleşmeli hakkındaki fikirleride güncelliğini koruyan tartışmaya yazar penceresinden bir bakıştır.
İslam tasavvuf geleneğinin düsturlarından biri olan ‘fakr’ konusunda kitapta çok ilgimizi çeken bilgiler yer almaktadır.Bu düsturun diğer güçlü medeniyetlerden bizim İslam medeniyetimize nasıl ve ne şekilde ve hangi değişikliklere uğrayarak geldiğini okuyucuya anlatan yazar,aynı zamanda bir kültürün nasıl oluştuğunuda bir nevi anlatmış olur.Ayrıca yazar,merkezinde fakr olan bir hayatın zıddı olan yaşam şeklinide çeşitli medeniyetlerdeki ve bizdeki boyutları ile ele alıyor ve ilginç benzerlikleri ortaya çıkarıyor.Kitap bu yönüylede dikkatleri üstüne celb ediyor.Tasavvuf ve Yunus Emre başlığı altında tasavvufun tarihi gelişimini ve hangi coğrafyada filizlenip ve Anadolu’ya nasıl ve kim tarafından geldiğini güzel bir üslup ile anlatan yazar, Anadolu’daki medrese ve tekke arasındaki fikir uyuşmazlığından dem vururken bu uyuşmazlığı Yunus Emre’nin nasılda mütevazı bir üslupla ortadan kaldırmaya çalıştığını verdiği örnek dörtlükler ile biz okuyucularına gösteriyor.Tüm bunları okuduktan sonra Yunus Emre’nin halkı irşad görevinin yanında başka hangi görevleri üslendiğini görmek pekte zor olmuyor.
Divan şiirinin önemli simalarından biri olan Taşlıcalı Yahya Bey’in sülalesini yani Dukaginoğullarını tarihi kaynaklara dayanarak anlatan yazar,daha sonra okuyucularına Taşlıcalı Yahya Bey’in ictimai,askeri ve edebi hayatını etraflıca yapılmış bir çalışmanın ürünü olarak kitabından bizlere naklediyor.
Bilindiği gibi divan edebiyatında mesnevi türünün önemi bir başkadır.Neden derseniz size vereceğimiz cevap şu olur:çünkü mesnevi türünde yazılmış hayvan hikayeleri toplumdan soyutlanmış olarak adlandırılan divan şairi ve şiirinin nasılda toplumsal bir çarpıklığa parmak bastığını görmemizi sağlar.Özellikle doğu medeniyeti ülkelerinde görülen bu hayvan hikayeleri son derece eleştirel,didaktik vede ibret-nümadır.İşte bu türün bizdeki önemli temsilcilerinden biri olan Şemsi’nin Deh Murg(On Kuş) adlı mesnevisi yazar tarafından okuyucusuna tanıtılıyor.Şemsi’nin hayatından tutunda mesnevinin çeşitli nüshalarına kadar herşey dikkatle kitaba yerleştirilmiş.Deh Murg’un muhtevası hakkındada bilgi veren yazar,özellikle ‘Deh Murg’un Değerlendirmesi’ başlıklı bölümde son derece inandırıcı veriler vererek divan edebiyatının toplumla nasılda içli dışlı olduğunu okuyucularının gözleri önüne seriyor.
Osmanlı tarihinin önemli müverrihlerinden biri olan Gelibolulu Mustafa Ali’nin hayat hikayesi ile birlikte o dönemde yaşanmış bazı önemli gelişmeler Gelibolulu Mustafa Ali’nin eleştirel tarih anlayışıyla biz okuyuculara aktarılmıştır.Bugünün tarihçileri tarihi eleştirel bir anlayışla irdelemektedir.Aynı anlayışın Gelibolulu Mustafa Ali’de de olması kitabın geçmiş ile günümüzü kaynaştırma amacında olduğunun en basit göstergesidir.Yazar bunu verdiği örneklerle çok iyi bir şekilde gerçekleştirmiştir.
Osmanlı devletinin kuruluşundan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar geçen süreçte eğitim sistemimizin vede eğitim dilimizin hangi gelişmeler sonucunda değiştiğini ve hangi ictimai ve siyasi olaylar neticesinde medeniyet değiştirdiğimizi ve bu değişikliğin edebiyatımıza nasıl etki ettiğini hikaye tadında anlatan yazar,aynı zamanda batılılaşma sürecimizin bir tarihçesinide yazmıştır.
Divan şiirinin satır aralarında tarihi gelişmeleri ve gerçekleri görmeniz elbette mümkündür.Çünkü yazarında dediği gibi her şair yaşadığı çevrenin ve döneminin adamıdır.Elbetteki divan şairide yaşadığı dönemin ve ortamın her türlü gelişmesine ve şahit olduğu gerçeklere kayıtsız kalamazdı.Aynen öyle oldu ve divan şairi tüm bunlara kayıtsız kalamayarak ve sanki bir vaka-nüvist gibi tarihi gelişmeleri beyitlere nakşetti.İşte buna örnek teşkil etmesi için yazar,Taşlıcalı Yahya Bey’in kasidelerindeki Yavuz Sultan Selim Han ve Kanuni Sultan Süleyman Han dönemlerindeki bazı önemli gelişmeleri içeren beyitleri kitabına almıştır.Bunları okurken adeta o zamana ve o devre gideceksiniz.Hele hele Şehzade Mustafa’nın katledilmesi üzerine yazılan mersiyeleri okudukça divan şairi hakkındaki görüşleriniz ve divan şiiri hakkındaki olumsuz kanaatler değişektir.İpucu olması bakımından şöyle bir şey söyleyebiliriz:Unutmayınki divan şiiri sadece zevk u sefa ürünü değil aynı zamanda ictimai gelişmelere eleştirel yaklaşım gösteren bir gelenektir.Bize bunları söyleten yazarın kitapta anlattıklarıdır.Tabiki herkesin bu kitaptan alacağı ders farklıdır.Bizim kanaatimiz bu yöndedir ve bence yazarda bu yönde olmasını istemiştir.Çünkü yazarın bize söylettikleri divan şiirine yöneltilen bazı eleştirilere cevap niteliği taşır.Böylece yazar amacına ulaşmış olur.
Divan şiirinin toplumdan uzak,kopuk olmadığının başka bir göstergeside ebced hesabıdır.Önemli kişilerin doğum ve ölüm tarihleri,kazanılan zaferlerin ve alınan mağlubiyetlerin tarihleri,yeni imar edilen mimari eserlerin hizmete sunuluş tarihi ve bunun gibi toplumu yakından ilgilendiren gelişmelerin tarihi harfler vasıtasıyla beyitlerin içine gizlenmiştir.Yazar kitabında, ebced hesabı ile ilgili mühim bilgiler vermiş ve buna örnek olması bakımından Taşlıcalı Yahya Bey’in Süleymaniye camiisininin ibadete açılış tarihi ile ilgili beyitlerini kitaba almıştır.
Atasözleri,deyimler ve kalıplaşmış sözler divan şiirinin içinde adeta lafı gediğine oturturcasına öylesine ustaca kullanılmıştırki sanki o deyim,o atasözü beyitin bütünüyle yeni bir deyim yeni bir atasözü meydana getirir.Kitabın içeriğinde divan şiirinin bu özelliğine bir numune olması bakımından yine Taşlıcalı Yahya Bey’in beyitlerine başvurulmuş ve birçok beyitte deyim,atasözü ve kalıplaşmış sözlere rastlanılmıştır.Yazar kitabının devamında Türk edebiyatında hammamiye geleneğini bizlere anlatmak için bu türde usta olan bazı divan şairleriyle beraber onların beyitlerinede yer veriyor.Doğu-islam medeniyeti için ve batı medeniyetinin kökeni olan antik-yunan medeniyeti için büyük bir öneme haiz olan rüya konusunda bilgi veren yazar,bu medeniyetlerin rüya hakkındaki yorumlarınıda açıkca kitabında dile getirmiştir.Bu konunun divan şiiri ile olan bağlantısını Taşlıcalı Yahya Bey üzerinden gerçekleştiren yazar,bir kez daha toplumu ve divan şiirini bir araya getirmiştir.
Kitapta divan şiirinden sunulan bazı beyitler ile Osmanlı toplumunda kadın ve erkeğin konumu belirlenmiş ve aynı zamanda divan şiirinde cinsiyetinden tamamen soyutlanmış olan sevgili kavramı hakkında bir açıklama yapılmıştır.Yazar bunları yaparken yine Taşlıcalı Yahya Bey’in beyitlerinden faydalanmıştır.Kitabın son bölümünde ise gazavatnameler hakkında bilgi verilmiş ve Beypazarlı Maazoğlu Hasan’ın gazavatnamelerinden örnekler sunulmuş.

Hani ‘Seyahatname’ yazarı Evliya Çelebi Bursa’yı anlatır,anlatır ve en sonunda şöyle der ya:’’El-hasıl Bursa demek,sudan ibaret bir kelamdır.’’Bizde ister istemez bu tanıtım yazısının hatimesinde şöyle diyoruz:’’El-hasıl bu kitap ispattan ibaret bir kelamdır.’’Gerçektende öyle,ne bir eksik ne bir fazla.Divan edebiyatına karşı yöneltilen eleştirilerin en popüler olanlarına daha başka bir ifadeyle ağızlara sakız yapılmış bir takım dayanaksız tenkidlere güzel bir cevap niteliğ taşıyan adeta bir tekzipname.Yazarında kitabın arka kapağında ifade ettiği gibi ‘Divan edebiyatı Ve Toplum’ adlı kitap meraklılar ve edebiyat öğrencileri için önemli bir kaynak.
 

Giriş yap