Küçürek Öykü Günlüğüm

Katılım
6 Ara 2014
#1
Soğuk kış günlerinin başladığı şu günlerde yeni bir konu başlığı ile gönül dostlarına , fırından yeni çıkmış,buğusu üzerinde sıcacık bir merhaba olsun.
Yazmak ölümden çalmaktır der bir düşünür.Peki ne yazmak nerede ve niçin yazmak ?
İkinci sorudan başlayacak olursak ;
İnternetin devasa dünyasında özellikle de tivitır, feysbuk instagram gibi kopyala yapıştır metoduyla hayatını idame ettiren
gönül ,fikir ve düşünce dünyasını çarşamba pazarından beter hale getirmiş sanal bir güruhun içerisinde elbetteki sizi diğerlerinden ayıran en belirleyici vasfınız özgünlüğünüz olacaktır.Bu özgünlük emek ,sabır ve vefa ile bir araya geldiğinde ise karşınıza yazmaya değer bir muhabbet diyârı çıkacaktır.

İlk ve son soruya kısaca cevap verecek olsursak;
Hayata ve hayati değerlere anlam katan, bizi biz yapan her hali;
yazanın veya okuyanın aklına gönlüne müspet manada dokunup düşündürsün bazen duygulandırıp bazen de tebessüm ettirsin,
geriye dönüp bakıldığında ise - hoş bir sadânın nağmelerinin gönül kubbesinde çınlatsın diye yazmak- diyebilirim.

Her gün yüzlerce insanla karşılaşıyor belki farkında olmadan yüzlerce ayrı hikaye yaşıyoruz. Ben de bu hikayelerin bazılarını kendi mutfağımdaki malzemelerle harmanlayarak takdirlerinize sunacağım.Sizin öykücüklerinizi de aynı başlık altında okumaktan pekâla memnun olurum.

İlk öykücüğüm yarın :)
 
Son düzenleme:

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#2
Meşveret divanının müthiş ve yerinde çıkışlar yapan,kendine özgü üslûbuyla listede 'Acaba bu sefer neler yazdı?' sorusuyla gözlerin sürekli onu aradığı,her zaman farkındalık oluşturmayı başarabilen,us'uyla yeni ufuklar açan @adlena üstaddan böyle bir konu başlığı görmek şaşırtıcı olmadı.Başlığın bile bu kadar güzel ve merak uyandırıcı olduğu öyküler ne kadar güzel olur biz düşünelim artık ;) Sabırsızlıkla bekliyoruz efendim.
 
Katılım
26 Nis 2007
#3
Ben feysbukta serbest çağrışım öykümsü denemelerimi paylaşıyordum zaman zaman niye gömdük ki şimdi :)
Öykü okumayı severim, iyi bir öykü hem edebi bir ziyafet yaşatıyor, hem insana dair hassas noktaları hatırlatmayı başarıyor hem de bonus olarak bir şeyi bitirmenin hazzını yaşatıyor :) Merakla bekliyoruz.
 
Katılım
6 Ara 2014
#4
Kelepçe.
Beş tur olmuştu ve peşini bırakmamıştı Muco. Kaçan kovalanır manzarasını çaylarını höpürdeterek izleyen cadde esnafı da kuruyemişçinin Muco'yu atlatabileceği konusunda hemfikirdiler.

Mücahit otuz dokuz yaşında ...Küçük kentte onu tanımayan yok..Kendi gelmeden sesi gelir ama konuşamaz sadece ses tonuyla ifade eder duygularını..Acıkmışsa kır pidesi sarıverirler eline,yaz günüyse dondurma ,meşrubat, kış günüyse çorba, ekmek arası ikram ederdi esnaf .O da dükkanını açana kapayana ,mal indirene kendince yardım ederdi
O gün kuruyemişçinin ona yaptığı kelepçe hareketinden (yumrukları sıkıp bilekleri yanyana getirme) sonra yine deliye dönmüş nefes almadan 5 tur kovalamıştı onu.Çünkü Mücahit on dokuz yaşında on yedi ağustos depremine nezarette yakalanmış 4 gün sonra diğer herkesin öldüğü demir kafesten bedeni sağlam aklı cezbedilmiş bir şekilde kurtarılmıştı.
Geçmişe geçmişine dair hatırladığı ,hatırlatıldığında deliye döndüğü tek şey kelepçeydi.Zaten deli değil miydi ? Hayır meczuptu,
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Müracaat bendeki meczup
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#10
Post Öykü iyidir. Güray Süngü daha iyi.
Yazabiliyor olmanız güzeldir. Bizimle paylaşmanız daha güzel. : )
 
Katılım
6 Ara 2014
#11
Zaman tik..tak..tik..tak geçiyorken tık.. tık.. tık azalıyordu kum saatinn kumları.Ne kadar acele etse de yetişmek için , o kadar geç kalıyordu hayata..Beklenmedik bir şeyin gerçekleşeceği umuduyla kırpıyordu gözlerini..Mutluluk gibi...
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#12
Zaman tik..tak..tik..tak geçiyorken tık.. tık.. tık azalıyordu kum saatinn kumları.Ne kadar acele etse de yetişmek için , o kadar geç kalıyordu hayata..Beklenmedik bir şeyin gerçekleşeceği umuduyla kırpıyordu gözlerini..Mutluluk gibi...
Acele etmek çoğu zaman geç kalmaktır;otobüse,insanlara,hayata...
 
Katılım
6 Ara 2014
#13
Av mevsimiydi, olmasa bile onun oltasına yasak yoktu.Büyük kırmızı bir kova bile doyurmayacaktı gözünü.Oltasını bir hışımla sallayıverdi denize. Şamandırasıyla birlikte içi de titriyordu zira büyük bir balığın kancaya takılacağı hayaliyle avlanıyordu sürekli.
Sürekli avlanıyordu .
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap