Lale Hakkında

Katılım
20 Kas 2006
#1
1- Lalenin anavatanı Orta Asyadır. İlk Türkmenistan'da yetiştiği sanılmaktadır.

2- Arapça harflerle yazıldığında Lale kelimesi le Allah kelimesi aynı yazılmaktadır. Ebced hesabında da iki kelimenin aynı sayıyı vermesi ilk fark edildiğinde büyük heyecan uyandırmıştı.

3- Arap harfleriyle yazılan Laleyi tersten okursanız Hilal kelimesi ortaya çıkıyorki bu da biliyorsunuz Osmanlı bayrağının, ambleminin sembolüdür.

4- Fatih Sultan Mehmet aynı zamanda bir bahçıvandı. Bu meslekte çok önemli bir yeri vardı. İstanbul’un Fethi’nden sonra, şehir imar edilirken, bizzat Fatih’in emri ile yeniden düzenlenen bahçeler (parklar) lâlelerle süslenmiştir.

5-Avrupalı yazarlar ilk dönemlerde lâleyi tanımadıklarında bu çiçeği, bir çeşit zambak olarak kabul etmiş ve bu düşünüşe göre isimlendirme yapmışlardı. Lale, Avrupaya Türkiye'den gitmiştir. Fakat Lâlenin Türkiye’den Avrupa’ya hangi tarihte götürüldüğü kesin olarak bilinmemektedir.

6- Vakti zamanında bir Avrupalı İstanbul'a gelir. Bir bayanın tülbenti üzerinde lale resimleri dikkatini çeker ve sorar. Tercüman çiçeğin değil de tülbentin sorulduğunu zannederek 'tülbent' cevabını verir ve oradan lale Avrupada 'Tulipan', kısaca Tulip olarak anılmaya başlar.

7- Avrupa’ya giden lâle, özellikle Hollanda ve Almanya’da aranan bir meta haline gelmişti. Lâle merakı bir ara kelimenin tam manasıyla çılgınlık haline gelmişti. Bu dönemde bir lale soğanına bütün servetini yatıranlar vardı.Schinler 1922’de yazdığı bir eserde, “Bir lale soğanın 9000 altın Mark’a satıldığı olmuştur” diyor, üstelik lale devrinden çok önceki yıllarda, “Naibi Krali” adındaki bir lalenin soğanı için şunları verdiğini söylüyor: “2 araba yulaf, 4 araba arpa, 4 semiz öküz, 12 semiz koyun, 8 semiz domuz, 2 fıçı şarap, 4 fıçı bira, 2 fıçı tereyağı, 50 kilo peynir, 1 karyola, 1 kat elbise, 1 de gümüş vazo.”

8- Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Tam bir lâle tutkunuydu. Pasarofça Anlaşmasıyla başlayan barış devri, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın gayretleriyle bir Lale Devri haline geldi. İstanbul'un her tarafına lale dikildi. Lalelerin yanına mum konup geceleri mum ışığıyla lalenin dansı seyrediliyordu. Lâle Devri’nde lâle ticari bir mal haline geldi. (Lâle Devri adı Yahya Kemal Beyatlı tarafından Meşrutiyet’ten sonra verilen addır.)

9- Nadir lâle soğanı elde etme tutkusu, kısa bir sürede 17. yüzyıl başlarında Hollanda’da ki benzer bir delilik halini aldı.III. Ahmed devrinde lâle merakını anlatmak için lâlenin 2 binden fazla formunun elde edildiği söylene bilir.Eskilerin Lâle-i Rûmî dedikleri Osmanlı Lâlesi denilen cinsin yaklaşık 2 bin tanesinin adları, özellikleri ve yetiştiricileri çiçek tezkirelerinde ve lâle mecmualarında kayıtlıdır. Lâle-i Rûmî Avrupa lalelerinden çok farklıdır.


İşte lale bu özellikleri ve tabiki büyüleyici güzelliğiyle tarihimize ve edebiyatımıza damgasını vurmuş en önemli, en değerli çiçektir.
 
Katılım
8 Mar 2007
#2
Ynt: Lale Hakkında

Lale ,

Ne güzelde tarif edilmiş . Paylaşım için teşekkürler ..

Sevg ...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: Lale Hakkında

2- Arapça harflerle yazıldığında Lale kelimesi le Allah kelimesi aynı yazılmaktadır. Ebced hesabında da iki kelimenin aynı sayıyı vermesi ilk fark edildiğinde büyük heyecan uyandırmıştı.

Özellikle bu madde ilgimi çekti,4 senedir Osmanlıca ile uğraşmama rağmen bu durum dikatimi çekmemişti.Diğer maddeler de çarpıcı.
Kimilerinin sadece bir çiçek olarak gördüğü lale ne anlamlar ifade ediyor...

Ol mâhiler ki derya içredürler deryayı bilmezler.


Bu güzel bilgilendirme için çok teşekkür ederim.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#4
Ynt: Lale Hakkında

Lale,
zaten hayranı olduğum çiçekler arasındaydı.
Bir de yukarıdaki tevafukları okuyunca hayranlığım daha da arttı.
Ecdadın bu çiçeğe bu kadar değer vermesinin böyle güzel sebepleri varmış meğer.

Teşekkürler...
 
C

cengaver

#5
Lale Hakkında


Bir zamanlar istanbul'la özdeşleşmiş bu güzel çiçeğin özelliklerini paylaştığı için arkadaşımıza müteşekkirim..





Özellikle ikinci ve üçüncü maddeler dikkate şayan,Dilşad'ın dediği gibi tevafuk olmuş... Gerçekten çok güzel bir çiçek ama tabi güL'den sonra... İkinci diyebilirim...!


Saygılar...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#6
Ynt: Lale Hakkında

Bu mevzu ile ilgili Arif Nihat Asya'nın birkaç sözü takıldı gözüme, ve konuyu güncellemekte fayda gördüm.

"Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten izâhı zor bir şuur, o zamanın yazılarında lâle kelimesi ile Allah kelimesini aynı harfler meydana getirirdi. Üstelik ebcedde hilâl, lâle, Allah aynı sayıyı verirdi.
Biri güzelliğiyle yurdumu, biri ulviliğiyle dinimi, biri şerefiyle istikbalimi anlatan... Kelimelerdeki ebced beraberliği, sizi bilmem ama ben tesadüf deyip geçemeyeceğim
."
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap