Lezzet-i gazel

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#1
Berceste mısra dedik, berceste beyit dedik, bütünlüğünü bozamadığımız ve okuduğumuzda gönlümüzde hoş lezzetler bırakan gazellerin köşesi de burası olsun. Bir tane ile başlayalım:


Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var

Ne sağ olmak murâdımdır ne ölmekten kaçar cânım
Cihânda hasta-i aşk olalı bir hoşça hâlim var

Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki
Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var

Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân
Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlim var

Cihân fânidir ey Yahyâ Hüvel-Hayyü Hüvel-Bâkî
Değişmem atlas-ı çarha benim bir köhne şâlım var


Taşlıcalı Yahyâ

[Mal-mülk sahibi değilim; gönlüm aşk ile zengin. Yâra kavuşma arzusu da taşımıyorum, ayrılıktan gam çektiğim de yok.]

[Sağ olmak arzum da yok, ölmekten korkum da. Şu dünyada aşk hastası olduğumdan beri bir hoş haldeyim.]

[Aşkın hasıl ettiği hayranlıkla öylesine yitirdim ki aklı ve idrâki; âlemden de kendimden de haberim yok.]

[Hüzünler kulübesinde bulunma arzum olmadığı gibi; ham softa-kaba yobaz tipindeki sığ ve mürâî dindarı eleştirmeye de bakmam; kavga-gürültü içinde de değilim.]

[Her şey fânî; Bâkî olan yalnız Allah. Dilenci kıyafetini andıran elbisemi, paha biçilmez kumaşlara vermem ben. Rıza makamındayım.]
 

meddah

Divan Üyesi
#2
Ynt: Lezzet-i gazel

Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir
Ben kimem saki olan kidir mey i sahba nedir

Gerçi canandan dili şeyda için kam isterem
Sorsa canan bilmezem kam ı dil i şeyda nedir

Vasl içün aşıkı müstağni eyler bir visal
Aşıka maşuktan her dem bu istiğna nedir

Hikmeti dünya VÜ MAFİHA BİLEN ARİF DEĞİL
Arif odur bilmeye dünya vi mafiha nedir

Ah u feryadın fuzuli incidiptir alemi
Ger belayı aşk ile hoşnudsan gavga nedir

bu bölüm harika .
 

dedeefendi

Divan Üyesi
#3
Ynt: Lezzet-i gazel

Misli var mı kaddünün didüm didi Tûbâ meğer
Yâ yüzün mânendi dir mihr-i cihân-ârâ meğer

Ölmüş iken bir nefesden yini cân virdi bana
Kimse cân-bahş olmaya la'lün gibi Îsâ meğer

Dün gice deryâya düşdüm düşde gark oldum sanup
Uyanup gördüm gözüm yaşı imiş deryâ meğer

Bûse umsam lutf ile ferdâ diyü virür cevâb
Bildüm âhir kim kıyâmet imiş ol ferdâ meğer

Nağme-i efgân-ı Cem'den her seher ta'lim olur
Nâlişimden hâlet aldı bülbül-i gûyâ meğer


Açıklamaya gerek yok sanırım.Açık ve net.Cem Sultan'ın dili birçok şiirinde böyle sade.
Cem Sultan Dîvânı'nı okuyan böyle içli şiirler görebilir.Dîvânı okurken beni en çok etkileyen beyitin olduğu bu gazeli sizlerle paylaşmak istedim.

"Dün gice deryâya düşdüm düşde gark oldum sanup
Uyanup gördüm gözüm yaşı imiş deryâ meğer"

Cem Sultan Dîvânı'nı çamaşır gibi sıkın gözyaşı ve kan akar.Büyük acılar çekmiş birisinin bu güzel şiirlerini herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.
 

meddah

Divan Üyesi
#4
Ynt: Lezzet-i gazel

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı

Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı

Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Ne temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#5
Ynt: Lezzet-i gazel

"Bir insanin kalbindeki sevgiyi bir kelime ile simgeleştirip bunu sevilene söylemesi hayatın olağan vakalarından biridir...Günümüzde; gülüm, aşkım, canım, hayatım, bitanem gibi anlamı müspet ama sıradan olan sözcükler bu olağan vakalarda kullanılmaktadır.Sıradan anlama sahip sözcükler dışında ise; kuşum, balım, böcegim, tırtılım gibi lakayt sözcükler de günümüzün anlamsızlığı içinde anlamlıymış gibi kullanılmaktadır.Peki eskiler sevilene sevgilerini hangi sözcüklerle ifade ederdi?..Gelin bu sorunun cevabını 14. yüzyılda Anadolu'da yaşamış olan Seyyit Nesimi'den alalım..."


GAZEL

Nigârım dilberim yârim nedîmim munîsim cânım
Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım

Şehim mâhım dil-ârâmım hayâtım dirliğim ruhum
Penâhım maksadım meylim medârım fikrim u cânım

Kamer-çehre perî-rûyum zarîfim şûhum u şengim
Semen-bûyum gül-endâmım zihî serv-i gülistânım

Zarîfim nâziğim hûbum habîbim turfa mahbûbum
Hicâz'ım Ka'be vü Tûr'um behiştim hûr u rıdvânım

Gülüm reyhânım eşcârım abîrim anberim 'udum
Dürrüm mürvâridim kânım akîkim la'l u mercânım

Dil-efrûzum vefâ-dârım ciğer-sûzum cefâ-kârım
Hüdâvendim cihân-dârım emîrim beğim u hânım

Çerâğım şem'im ü nûrum ziyâ'ım yıldızım şemsim
Hezârım bülbülüm kebkim Nesîmî-i hoş-elhânım

NESİMİ
 

meddah

Divan Üyesi
#6
Ynt: Lezzet-i gazel

Çıkalu göklere ahum şereri döne döne
Yandı kandil i sipihrün ciğeri döne döne

Ayağı yer mi basar zülfüne ber-dar olanun
Zevk ü şevl ile virür can u seri döne döne

Şam ı zülfünle gçnül mısrı harab oldu diyü
Sana iletdi kebuter haberi döne döne

Sen durup raks idesen karşuna ben boyun eğem
İne zülfün kuca sen sim-beri döne döne(*)

Ka'be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nahar
Eylamezlerdi tavaf ol güzeri döne döne

Sen olasın diyü yir yir asılup ayineler
Gelene gideni eyler nazarı döne döne

Ey NECATİ yaraşur murtibi şeh meclisinün
Raks urup okuya bu şi'r-i teri döne döne
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
#7
Ynt: Lezzet-i gazel


GAZEL

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne

Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lutfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne

Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne

Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne


Râsih Bey
 

meddah

Divan Üyesi
#8
Ynt: Lezzet-i gazel

N'ideyin sahn ı çemen seyrini cananum yok
Bir yanumca salınur serv-i hıramanum yok

Emdürür gerçi lebin vaslına canlar virene
Leb-i can-bahşını emsem dimeğe canum yok

Bağrumun başına dağ-ı gamı odlar yakalı
Kaldum ayakda kara başuma dermanum yok

Nice da'vet ideyin ol periyi da'ireye
Hatem'i la'li gibi mühr'i süleymanum yok

ENVERİ gülşen'i kuyunda figanlar eyler
Dime iy gonca-dehen bülbül'i nalanum yok
 

meddah

Divan Üyesi
#9
Ynt: Lezzet-i gazel

Lale hadler yine gülşende neler etmediler
Serviyi yürütmediler goncayı söyletmediler

Taşradan geldi çemen mülküne bîgâne deyu
Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler

Adet-i hûbların cevr ü cefadır ammâ
Bana ettiklerini kimselere etmediler

Hamdülillah mey-i can-bahş ile sâkîlerimiz
Ab-ı hayvân ile kevser suyun istetmediler

Hele oy kaşları ya okları peykânlarını
Sîneden çekmediler yüreği oynatmadılar

Bin güzeller bulunur Yusuf' mânend ammâ
Bu kadar var ki bular kendilerin satmadılar

Ey Necâtî yürü sabr eyle elinden ne gelir
Hûblar cev ü cefâyı kime öğretmediler
 

meddah

Divan Üyesi
#10
Ynt: Lezzet-i gazel

Noldun inlersin felek hercâyi canânın mı var
Her makamı seyreder bir mâh-ı tabânın mı var

Benzini ey bûstân fasl-ı hazân mı etdi zerd
Yoksa başı taşra bir serv-i hırâmânın mı var

Ağlayıp feryâd edersin her nefes andelib
Hâr ile hem-sâye olmuş verd-i handânın mı var

Yoluna canâ revân etsen gerek canım dedim
Yüzüme bin hışım ile bakdı dedi canın mı var

Zülf-i dilber gibi ey Zâtî perişansın yine
Cevr-i bî-had yoksa bir yâr-ı perişanın mı var
 

eylül

Divan Üyesi
#11
Ynt: Lezzet-i gazel

Değil Mi
Bu dünyada nice bir fahr edersin
Cihân dar-ı gam ü mihnet değil mi?

Niceler tâc ü taht ü mülkü koyup
Giderler son demi hasret değil mi?

Götür başına aklın eyle insaf
Sana benlik büyük külfet değil mi?

Tükenmekte ömür mihnet tükenmez
Safanın ahiri kasvet değil mi?

Karâr-gâh sanma âlem bir güzer-gâh
Yerin çün kabr-i pür-zulmet değil mi?

Koma dünyayı kalbe ver suâli
Nedâmet çekilir elbet değil mi?

Geri kalma süvâr-ı esb-i aşk ol
Merâmın menzil-i cennet değil mi?

Bilip derdine dermân derd-i aşkı
Feragât cümleden hikmet değil mi?

Yakın ol Hakk'a dûr ol halkdan kim
Sana bir nâzır ol hazret değil mi?

Siyeh rûyunla yalvar Âdile gel
Ubûdiyyet yolu devlet değil mi?
Adile Sultan
 

meddah

Divan Üyesi
#12
Ynt: Lezzet-i gazel

Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var

N'ola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü
Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var

Kıl tefâhur kim senün her var men tek âşıkun
Leylî'nin Mecnûn'u Şîrîn'ün eger Ferhâd'ı var

Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
Derde yoh sabrı anun her lâhza min feryâdı var

Öyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var

Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var

Ey Fuzûlî ışk men'in kılma nâsihden kabûl
Akl tedbîridür ol sanma ki bir bünyâdı var
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#13
Ynt: Lezzet-i gazel

Her kimin kim hem-demi gül yüzlü bir cânân olur
Hanesi Cennet gibi dâim bahâristân olur

Hâr-ı müjgânımda fi'lhâl açılır nesrîn-i eşk
Bâğ-ı çeşmimden çün ol gül yaprağı pinhân olur

Baş koyar benzer sabâ ol gül'izârın zülfüne
Ki ayağı bastığı yer sümbül ü reyhan olur

Ey şerâb-ı nâb içip azm-i hârâbat eyleyen
Her kime uğrarsan anın hanesi vîrân olur

Âşık u ma'şûka benzer âsmân ile zemîn
Kim biri ağladığınca birisi handan olur

Tîr-i gamzen andığıyçün Ahmed-i dil-hasteye
Müddeînin sözleri her biri bir peykân olur


Ahmet Paşa
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#14
Ynt:ağladım (gazel)

Yâd-ı hayâl-i yar ile gülzâra baktım ağladım,
Andım şemim-i kâkülün ezhâra baktım ağladım,

Kalbim esir-i aşk-ı yâr gönlüm hevayı bî-karar,
Eşkim misâl-i cuybar asâra baktım ağladım.

Hicrân ile dil oldu hun bahtım yaman, tali’ zebun,
İkbali gördüm ser-nigun idbâra baktım ağladım.

Müstekbelim olmuş hebâ hâlim belâ-ender belâ,
Mâzideki bî-intihâ a’sâra baktım ağladım.

Bir bî-kesim, bî-hânımân şimdi bana dağlar mekân,
Feryâdıma ma’kes olan kühsâra baktım ağladım
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#15
Ynt: Lezzet-i gazel

GAZEL

Gerçi sen bu lebler ile halk-ı âlem cânısın
Sorduğum ayb eyleme billâh kimin cânânısın

Tâc-ı devlettir meğer başında miskîn kakülün
Kim güzeller şâhısın hem hûblar sultânısın

Mürdeye cânlar bağışlar söze geldikçe lebin
Onun için sana âlem der ki âdem cânısın

Gözümün nûru ve gönlümün sürûrudur kapın
Hasta gönlüm çâresisin derdimin dermânısın

Ey güneş kendini uşşâk içre yüksek tutma kim
Ol kamer yüzlü nigârın sen de ser-gerdânısın

Gerçi nâziktir Necâti hûblar sayd etmede
Diller almakta velî sen de cihân fettânısın

NECATİ BEY
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#16
Ynt: Lezzet-i gazel

Azm-i sefer ettin dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ bu dil-efkârı unutma

Gâhîce uyandıkça şebistân-i safâda
Şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma

Vardıkça şeker-hâba girip bister-i nâza
Ne zehr içer dîde-i bîdârı unutma

Ben sabr edeyim derd ü gam-i hecrine ammâ
Sen de güzelim ettiğin ikrârı unutma

Ağlatmayacaktın yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrâr-be-tekrârı unutma

Yok tâkati hicrânına lûtf eyle efendim
Dil-haste-i aşkın olan Esrârı unutma


Esrar Dede
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#17
Ynt: Lezzet-i gazel

Çün sana gönlüm mübtela düştü
Derd ü gam bana aşina düştü

Zühd ü takva'ya yar idim evvel
Aşk ile benden hep cüda düştü

Vaiz eydür gel aşkı terk eyle
Bendeyim sabrım bi-vefa düştü

Nice terk etsin aşkı şol aşık
Ana karşı sen mehlika düştü

Vechini görsem dağılır aklım
Zülfün ana çün mukteda düştü

Kim seni buldu,kendi yok oldu
Vaslına ey dost can baha düştü

Aşka uşşakın davet etmişsin
Can kulağına ol seda düştü

Bu Niyazi'nin hiç vücudunda
Zerre komadı hep yaka düştü


Niyâzî-i Mısrî
 

dedeefendi

Divan Üyesi
#18
Ynt: Lezzet-i gazel

Dil-şâd' Alıntı:
Çün sana gönlüm mübtela düştü
Derd ü gam bana aşina düştü

Zühd ü takva'ya yar idim evvel
Aşk ile benden hep cüda düştü

Vaiz eydür gel aşkı terk eyle
Bendeyim sabrım bi-vefa düştü

Nice terk etsin aşkı şol aşık
Ana karşı sen mehlika düştü

Vechini görsem dağılır aklım
Zülfün ana çün mukteda düştü

Kim seni buldu,kendi yok oldu
Vaslına ey dost can baha düştü

Aşka uşşakın davet etmişsin
Can kulağına ol seda düştü

Bu Niyazi'nin hiç vücudunda
Zerre komadı hep yaka düştü


Niyâzî-i Mısrî
Bu şiir Niyâzî Mısrî'nin mi yoksa başka bir Niyâzî'nin olabilir mi?
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#19
Ynt: Lezzet-i gazel

dedeefendi' Alıntı:
Bu şiir Niyâzî Mısrî'nin mi yoksa başka bir Niyâzî'nin olabilir mi?
Başka bir Niyâzî? Bu şiiri "şu veya bu Niyâzî de yazmış olabilir" diyebilecek kadar çok 'Niyâzî' tanımıyorum malesef. Hoş Niyâzî-i Mısrî ile de "bu şiir kesinlikle ona aittir" şeklinde bir iddiada bulunabilecek kadar ayrıntılı ilgilenmedim. Fakat karşıma çıkmış olan kaynakların çoğunda, şairin biyorafisinden sonra sıralanan şiirler arasında "düştü" redifli gazel de genellikle yer alıyor. Ne yazıkki elimde şairin divanı mevcut değil, fakat bu şiir de dahil olmak üzere birçok şiiri notlarım arasında bulunuyor.
Bu sorunuzun, yani şüphenizin bir dayanağı olmalı diye düşünüyorum. Merakla bekliyorum.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#20
Ynt: Lezzet-i gazel

Ve şairinin en iyi bilinen gazellerinden biri daha:

Dermân arardım derdime derdim bana derman imiş
Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş

Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem deyû
Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş

Öyle sanırdım ayrıyam dost gayrıdır ben gayrıyam
Benden görüp işideni bildim ki ol cânân imiş

Savm u salât u hacc ile sanma biter zâhid işin
İnsân-ı kâmil olmağa lâzım olan irfan imiş

Kanden gelir yolun senin ya kande varır menzilin
Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş

Mürşid gerekdir bildire Hakk'ı sana hakk'al yakîn
Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş

Her mürşide dil verme kim yolunu sarpa uğradur
Mürşidi kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş

Anla hemân bir söz dürür yokuş değildir düz dürür
Âlem kamu bir yüz dürür gören anı hayrân imiş

İşit Nîyâzi'nin sözün bir nesne örtmez Hak yüzün
Hakdan ayan bir nesne yok gözsüzlere pünhân imiş


Niyâzî-i Mısrî