Lezzet-i gazel

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Gam artar dilde cânâ eylesem seyr-i çemen sensiz
Olur baktıkça giryân dîdeme her gül diken sensiz

Esîr-i dâm-ı aşkın olalı ey Yûsuf-ı sâni
Gülistân-ı cihân oldu bana beytü’l-hazen sensiz

Lebin bilmem ne efsûn etdi kim bî-tâb-ı gam ile
Dagıldı akl u fikrim nâleden lâl oldu ben sensiz

Belâ-yı hicr ile peygûle-i mihnetde her saat
Gelir beyt-i dile bin türlü âlâm u mihen sensiz

Amânım kesme kurbân oldugum bilmez misin hâlim
Ki meftûnum sana gelmez bana gamsız gelen sensiz

Ne var gel bir dem ol derd-i dil-i bî-çâreme dermân
Tenimden çıkmadan cân ey gül-i nâzik-beden sensiz

Dem-i subh-ı ecel hoşdur benimçün şâm-ı firkâtden
Hayâtımdan usandım istemem dünyâyı ben sensiz

Yazıp rengîn gazeller hâk-i pâye arz eder ammâ
Perîşândır bu günler Hâmî-i şîrîn-sühan sensiz


Hâmi (Gaffar Baba)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Cânâna yet ey cân desem hicrân duyar

Cânâna yet ey cân desem hicrân duyar
Nâlemi gül-zâra arz etsem gül-i handân duyar

Pertev-i hüsnündeki zevki gönül idrâk eder
Zâhiren ol vuslatı gör dîde-i giryân duyar

Nâme yaz Muhyî şeker-leb teşneler tek yârına
Gizli tut ağyârîden esrârını noksân duyar

"Fakru fahrî" kisvesidir kisvemiz ammâ bugün
Ma'rifet gencînine vermez zarâr ihsân duyar

İhtilâf olmaz sözün bir mâyesidir ol melek
Aldığın sermâyeden yaz kim Hulûsî cân duyar


Hulûsi Efendi
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
N'ideydim âlemi âlemde hayrânın olaydım yâr

N'ideydim âlemi âlemde hayrânın olaydım yâr
N'ideydim âdemi âdemde kurbânın olaydım yâr

N'ideydim hûr u gılmânı n'ideydim bâğ-ı Rıdvânı
N'ideydim başka seyrânı sana seyrân olaydım yâr

N'ideydim devlet-i câhı n'ideydim izzet-i şâhı
N'ideydim mihr ile mâhı sana mihmân olaydım yâr

N'ideydim yâr u ağyârı n'ideydim bülbül-i zârı
N'ideydim gül ü gül-zârı sana giryân olaydım yâr

N'ideydim yârın olsaydım n'ideydim varın olsaydım
N'ideydim zârın olsaydım sana nâlân olaydım yâr

N'ideydim zülf-i leylâyı n'ideydim çeşm-i şehlâyı
N'ideydim başka sevdâyı sana sûzân olaydım yâr

N'ideydim şânına lâyık Hulûsî'n olmasa âşık
N'ideydim olmayı ayık sana mestân olaydım yâr


Hulûsi Efendi
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Kûşe-i vahdetimiz halvetimiz yâr iledir
Sarmışız sînemize vuslatımız yâr iledir

Sorma zâhidlere bilmez "len terânî" sırrını
Tûr-ı Eymen'de nihân sohbetimiz yâr iledir

Okuduk Mushaf-ı hüsnündeki "ev ednâ"yı
Ol sebebden nazar-ı rü'yetimiz yâr iledir

Dağılıp varlığımız cümle tarîk-ı aşkda
Pây-mâl oldu olan rif'atımız yâr iledir

Nere baksa görünen dost yüzüdür dîdemize
Vechin âşüftesiyiz hayretimiz yâr iledir

Kapısı kulluğudur başda saâdet tâcı
Bir hakîr bendesiyiz izzetimiz yâr iledir

Nazar-ı himmetidir yoksa Hulûsî anın
Biz kimiz bu lutf-ı bî-minnetimiz yâr iledir


Hulûsi Efendi
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Şol cân ki bekâ mülküne azm-i sefer etmez
Aşkı dil ü cânında o yârın eser etmez

Bizden mi cürüm yoksa o dil-berde mi bilmem
Bak hayli zamân meclisimizde güzer etmez

Ten kal'asının burc u bârûsu söküldü
Gafletle yatan cân ki bu gamdan keder etmez

Aynın mı sönük nûru yüzün yâr mı kapatmış
Dil-ber mi küsük göz mü o yâra nazar etmez

Her kanda gözüm baksa görürken o nigârı
Şimdi ne için göz yüze yüz gözde yer etmez

Mihnetleri çekdim dil-i gül-şen şeref etdim
Bülbül gelip ol bâğda neden zâr-ı fer etmez

Beytü'l-Hazen-i gamde o Ya'kûb-ı belâ-keş
Yûsuf gama vâkıf ne için bir haber etmez

Kim aşka düşer aklı gider cismi harâbdır
Mümkün mü kime uğrasa aşk der-be-der etmez

Cân ver de Hulûsî var yürü şeyhini hak bil
Kim bilmedi hak pîrini Hak'dan hazer etmez


Hulûsi Efendi
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

'Aceb dünyâdır ey dostum safâ bulmak ne mümkündür
Eğer bir dem safâ sürsen bekâ bulmak ne mümkündür

Bugün dünyâda var olmak ganî olmak ne müşküldür
Cefâsını çeker âdem vefâ bulmak ne mümkündür

Ve ger her dem fakîr olsan zelîl olsan ne müşküldür
Bu dehr-i fânîde bir dem edâ bulmak ne mümkündür

Eğer sultân isen her dem sana düşmen ne müşküldür
Anınla taht-gâh üzre nümâ bulmak ne mümkündür

Bunı derk eyledin Nâtık bu dünyâ sırr-ı müşküldür
Tedârik eyle 'ukbâya fenâ bulmak ne mümkündür

NÂTIKÎ DÎVÂNI 16.VARAK A 15.sayfa
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Zihî devlet ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî
Visâlün lutf idüb savdı başumdan girü hicrânı

Severem sini cân bigi hatâ didüm ma’âza’llâh
Ne mikdârı ola cânun ki benzedem sana cânı

Yüce boyun kılur bende çemende serv-i âzâdı
Yüzün mihri ider tâbân felekde mâh-ı tâbânı

Egerçi cem’e şem’ isen bugün her cem’ arasında
Perîşân kılma saçunı esirge ben perîşânı

Bugün çün hüsn devrânı senündür eyü adıla
Süre gör devr-i hüsnüni ki geçer hüsn devrânı

Cemâlün iy büt-i Çînî cihânı dutdı ser-tâ-ser
Nite kim Rûm ilin şi’riyle bugün dutdı Dehhânî


Dehhânî
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

GAZEL

Ruhun gül-zâr-ı cennetten nişândır
Dilin cân bülbülünden tercemândır

Yüzünde dâne-i hâlinle zülfün
Gönül murgına dâm u âşiyândır

Şol iki mest gözden kopsa gavga
‘Aceb mi fitne-i âhir-zamândır

Eşiğin Ka‘bedir ehl-i safâya
Yüzün kıble kaşun mihrâb-ı cândır

Hayâlin leşkeri dil kişverinde
Resûl-i vahy şâh-ı kâmurândır

Bana rahm eyleye şol çeşm ü ebrû
K’elinde her zamân tîr ü kemândır

Helâk eylerdi halkı mâr-ı zülfün
Dehânın hokka-i tiryâk-dândır

Eger Şevkî’yi katl ederse gamzen
Ne hûb ihyâ ne ‘ömr-i câvidândır


Şevkî
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Sözü ağyâra imiş hayf ol tûtî-yi can-bahşın
Benim âyîne-veş mebhût ü hayrân olduğum kaldı

Budur dâd u sitâd-ı dehrden sûd u ziyân ancak
Hezârân ârzûdan bir peşîmân olduğum kaldı

Çıkardı gevher-i yek-dânemi gavvâs-ı endîşem
Hemân genc-i sadefde bunca pinhân olduğum kaldı

Züleyhâ-yı zemân ömr-i azîzim gasb edip Gâlib
Cüvânlık âleminde pîr-i Ken’ân olduğum kaldı

Açılmazmış meğer gül-gonce-i kâmım bu gülşende
Benim hasret-keş-i fasl-ı bahârân olduğum kaldı

Meğer Leylâ derûnum hânesinde eylemiş mesken
Benim Mecnûn gibi sahrâda pûyân olduğum kaldı

Süpürdüm künc-i dilden gerçi genc-i mâl-i hulyâyı
Misâl-i kenz-i köhne cây-i mârân olduğum kaldı


Keçecizâde İzzet Molla
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Derdi dile bigâne vü mahrem güler, ben ağlarım
Özge belâ kim halime âlem güler, ben ağlarım

Nazü niyaze vakit yok hayran olur görse gözüm
Ancak heman ol dilberi gülfem güler, ben ağlarım

Nadide bir divaneyim baştan başa efsaneyim
Hicranımın ahvaline matem güler, ben ağlarım

Dil sinede bir bahr-i hûn esrar bî sabr ü sükûn
Gerçi gül-i zahm-i derun her dem güler, ben ağlarım


Esrar Dede
 
Katılım
30 Ocak 2010
Ynt: Lezzet-i gazel

Gonce-i aşkız ki bu hurşîd şebnemdir bize
Gevher-i şevkiz ki bahr-ı bî-gerân nemdir bize.

Gerçi hâkız rûzgâr-ı gamda âteş-meşrebiz
Feyz-bahs-ı bâg-ı dil eşk-i dem-â-demdir bize.

Biz sadef-veş eyledik âyîne-i tab’ı celî
Âşinâ-yı hayretiz vehdet müsellemdir bize.

Zahm-ı şemşîr-i nigâh-ı merhametden hastayız
Hançer-i elmâs zehr-alûd-merhemdir bize.

Rüstemiz Hehnâme-i icâze verdik sûreti
Hâme-i câdû meger esb-i mutalsamdır bize.

Peyrev oldum ben de Gâlib vâlid-i zî-şânıma
Küm duâ vü medhi hem farz u hem elzemdir bize.

Mustafâ nâm u Reşîd ü mürşid-i üstâd-ı küll
Her nigâh-ı himmeti iksîr-i a’zamdır bize.

Farkımızda sâyesin Allâh memdûd eylesin
Âlem ancak zât-ı vâlâsıyla âlemdir bize.

Şeyh Gâlib
 
Katılım
30 Ocak 2010
Ynt: Lezzet-i gazel

Derler lebine halk Mesihâ küçücükten
Kim oldu Mesihâ gibi gûyâ küçücükten.

Dürler döker ol hokka dehen söze gelince
Atmışlar ana lü'lü'yi lâlâ küçücükten.

Öldürse vefâ dögse safâ sögse duâdır
Kişi güzeli sevmeye illâ küçücükten.

Artırdı cefâ kâ'idesin yâr egerçi
Bilmezdi vefâ şivesini tâ küçücükten.

Şimdengeri Allâh bilir nice olur hâl
Etdi hele âlemlere rusvâ küçücükten.

Bir toğru elif okumadan ey boyu şimşâd
Hâcen mi dedi fitneye başla küçücükten.

Öldür beni gel şimdi ki bir vaktin anasın
K'ittiğin unutmaz kişi aslâ küçücükten.

Ol gonca-dehen sırrını fâş etdi Necâti
Kim gizli haberler olur ifşâ küçücükten.
 
Katılım
13 Tem 2012
Ynt: Lezzet-i gazel

Fe‘ilâtün/fe‘ilâtün/fe‘ilâtün/fe‘ilün

Ḥāl-i ‘ālem ezelī böyle perīşān ancaḳ
Kimi ḫandān kimi giryān kimi nālān ancaḳ
Kimisi bülbül-i nālān-ı gül-i ‘ārıż-ı yār
Kimi pervāne-i şem‘-i ruḫ-ı cānān ancaḳ
Bu cihān kimine ḳaṣr-ı ṭarab u ‘ayş u ṣafā
Kiminüñ miḥnet ile başına zindān ancaḳ
Pāy-māl olmada āḫir şütür-i gerdūn
Pādişāh ile gedāsı hele yeksān ancaḳ
Bāḳıyā ḫānḳāh-ı ‘ālem-i ḥayretde hemān
Her gelen kimse bu esrār ile ḥayrān ancaḳ.
Bâkî
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Gördüğün âşık eder bir büt-i ra'âsın sen
Acep üftâdesi çok dilber-i yektâsın sen

Devr-i hüsnünde n'ola olsa cihân pür-gavgâ
Fitne-i devr-i zamân âfet-i dünyâsın sen

Zülfün âşûb-ı dil ü gamzelerin afet-i cân
Âleme turfa belâ özge temâşâsın sen

Belki Yûsuf da seni görse olurdu âşık
Ol kadar hüsn ile mümtâz u dil-ârâsın sen

Sana Nefî gibi icmâl edeyim evsâfın
Şâh-ı devrana sezâ dilber-i ra'nâsın sen

(Nefi)
 
Katılım
20 Haz 2018
Ynt: Lezzet-i gazel

Tabir -i câizse "sıradışı bi şair" Küfrî Bahâyi...

Tûtî-i mûcize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

matlâlı gazelini tehzil eden Bahâyî, Nef‘î’yi şöyle hicvetmiştir:

GAZEL

Yâve-gû zâğ-ı siyâhım der isen lâf değil
Tûtiyem dime ki mir'ât-ı dilin sâf değil

(Saçma zırvalarım der isen laf değil.
Papağanım deme ki dilinin aynası saf değil.)

Ulemâ düşmanı bir hâin - bî - dinsin sen
Ehl-i dildir denilirse sana insâf değil

(Ulema düşmanı dinsiz bir hainsin sen.
Sana ehli dildir denilirse insafsızlıktır.)

Dehr tutmazsa n’ola yâve kelâmın makbûl
Belli harmühre pesendîde- i sarrâf değil

(Zamane tutmazsa ne ola saçma sözlerini makbul.
Evet adi bir cilalı billur kabı sarraf makbul sayar değil.)

Girdi miftâh -ı der-i genci halâ çünkü eline
Âleme herzeni bezi eylesen itlâf değil

(Girdi çünkü hazine kapısını anahtarı eline
Aleme harzelerini bol bol versen telef değil.)

Doludur nüsha-i hicv ile derûn - ı Nef'î
Tab'ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

(Nefî’nin içi hiciv nüshaları ile doludur
Yaranın huyu gibi kitapçı dükkanı değil.)
 
Katılım
20 Haz 2018
Ölüyü diri kıldugın işitse leblerün
Togurmaz idi 'Îsî'yi Meryem didükleri

( Dudaklarının ölüyü dirilttigini işitse idi /Meryem ,İsa Peygamberi doğurmazdı.)

( Îsî : Hz.İsâdır.Camurdan yapılmış kuşlara üfürüp can verip uçurması , körlerin gözlerini açması ,ölüleri diriltmesi ,Hz.İsâ nin mucizelerindendir.Meryem ise İsâ Peygamberin annesidir.

Leb: dudak
Togurmaz: Doğurmaz )
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Top-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn hisârın görmüşüz

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâbük-süvârın görmüşüz

Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâh
Bî-aded mağrûrun sadr-ı i’tibârın görmüşüz

Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz

Açıklama:

Zaman bağının baharını da gördük güzünü de; üzerimizden neş’e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da.

Mevki sahibi olunca zafer sarhoşu oluverme; zîrâ böylesine mest (sarhoş) olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşlüğümüz var.

Gönlü kırık olanın atıverdiği âh topunun nice büyük sultanların muhkem kalelerini yıktığını biliriz.

Derd ehli olanların kırıklıkla döktükleri gözyaşlarının yaptığı seller önünde nice gösterişli kâşânelerin, mâlikânelerin yerle bir olduğunu biliriz.

O garipler ki, bütün sermâyeleri can yakıcı bir âh silâhından ibarettir ama, onu şöyle bir attıkları zaman, nice hızlı süvarilerin vurulup yere serildiklerini gördük.

Sadarette itibar üzere oturan nicelerini gördük ki; gün geldi de onlar el pençe vaziyette pabuçluğu mekân tuttular (yani hizmetçi oldular)

O elindeki –gururla kaldırıp kaldırıp- içtiğin kadeh var ya, gün gelir de dilenci çanağına döner; benzerlerini çok gördük.- Nâbi
 
Katılım
5 Ağu 2018
Yetiş ey keştibânım büsbütün deryada yangın var
Değil derya yalınız cümle hep sahrada yangın var

Açıldı bağ-ı vahdet gülleri mest oldu bülbüller
Zemîn ü âsumân dünyâ ve mâfîhâda yangın var

Erişti nev-bahâr vakti figâna başladı bülbül
Değil bülbül yalınız ol gül-i ranâda yangın var

Kaşınla kirpiğin zülfün beni mest etti ey dilber
Değil mestane gözler kâmet-i zîbâda yangın var

Muhabbetden yarattı Ol Habîb´i Hazret-i Mennân
Değil kim Ol Muhammed Hazret-i Mevlâ´da yangın var

Hitab-ı "kün fekân" erdi zuhura geldi akl-ı küll
Felekler gulgule düştü kamu esmada yangın var

Zemîne indi me´vâdan nice yıllar döküp kan yaş
Yalınız ağlayan Âdem değil Havva´da yangın var

Nice yıl hasret-i hicran oduyla yaktı Kenan´ı
Yanan Yakûb değil gör Yûsuf u Zelha´da yangın var

Cihan halk olalı göster bana âsûde ahvâlin
Ki yok bir istirahat esfel ü âlâda yangın var

Erişti Sâmî-yi Sultân beraber dilber-i rûhân
Değil yalınız Erzincan Yemen San'a'da yangın var

Bilinmez Salih'in rengi çalınır tablı gülbangı
Kurulmuş Kerbelâ cengi yaman gavgâda yangın var

SALİH BABA
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap