Lezzet-i gazel

Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Dil-şâd' Alıntı:
Başka bir Niyâzî? Bu şiiri "şu veya bu Niyâzî de yazmış olabilir" diyebilecek kadar çok 'Niyâzî' tanımıyorum malesef. Hoş Niyâzî-i Mısrî ile de "bu şiir kesinlikle ona aittir" şeklinde bir iddiada bulunabilecek kadar ayrıntılı ilgilenmedim. Fakat karşıma çıkmış olan kaynakların çoğunda, şairin biyorafisinden sonra sıralanan şiirler arasında "düştü" redifli gazel de genellikle yer alıyor. Ne yazıkki elimde şairin divanı mevcut değil, fakat bu şiir de dahil olmak üzere birçok şiiri notlarım arasında bulunuyor.
Bu sorunuzun, yani şüphenizin bir dayanağı olmalı diye düşünüyorum. Merakla bekliyorum.
Evet,şüphelendim.Niyâzî Mısrî'nin sesini alamadım bu şiirde...Dîvânını hatmetmiştim.Niyâzî'nin sesine âşina olduğumu sanıyorum...Şüphelerimi izâle etmek için dîvânı karıştırdım.Dîvânında böyle bir şiir bulamadım...Ama başka bir nüshasında bu şiir varsa bilemem.Ancak onun sesi bu şiirde yankılanmıyor gibi geldi bana...

Niyâzî isimli başka şairler var: Yıdırım Beyazıt devrinde yaşamış, üç dilde şiirler yazmış. Ahmet Paşa üzerinde etkisi olan büyük bir şair olduğu tezkirelerce söylenir...

Sultan Beyazıt(ikinci)'ın oğlu Şehzâde Sultan Abdullah'ın Koya Valiliği zamanında onun maiyetinde olan şairlerdendir...İyi bir şair olmasına rağmen pek tanınmamıştır.

16.yüzyılda yaşamıştır.Şiirleri şekilden ibarettir.İyi bir şair değildir...

Niyâzî Mısrî 'nin öfkeli bir sesinin olduğuan kâniyim.Tasavvufla beraber birilerine büyük bir öfkesi var gibi.Şiirlerinde bunu sezmek mümkün.Şikâyet ve eleştiri var:

" Cemâli zâhir olsa tez celâli yakalar anı
Görürsün bir gül açılsa yanında hâr olur peydâ "

Bu beyitin muhtevasıyla eş değerde birçok beyitle karşılaşabilirsiniz...
Onun için bu şiiriden şüphelendim...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Divan dışındaki kaynakları da bir araştırmak gerekir bu durumda. Kim bilir, belki de şüpheleriniz yerindedir. Açıklamalar için teşekkürler, emin olun sayenizde aydınlanıyoruz.
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Dil-şâd' Alıntı:
Divan dışındaki kaynakları da bir araştırmak gerekir bu durumda. Kim bilir, belki de şüpheleriniz yerindedir. Açıklamalar için teşekkürler, emin olun sayenizde aydınlanıyoruz.
Evet,başka kaynaklara da bakmak gerekir...
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
Ynt: Lezzet-i gazel

Zünnun-ı Mısri varmış bir de. Geçen gün otobüste Niyazî Mısrî ile ilgili bir yazı vardı elimde. Yaşlıca bir amca onu görünce; "Niyazî büyük adam. Bir de Zünnun-ı Mısri var onunla karıştırırlar genelde" dedi.

Zünnun-ı Mısri kimdir, şiir yazar mı, bilmem.
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

şeb-engiz' Alıntı:
Zünnun-ı Mısri varmış bir de. Geçen gün otobüste Niyazî Mısrî ile ilgili bir yazı vardı elimde. Yaşlıca bir amca onu görünce; "Niyazî büyük adam. Bir de Zünnun-ı Mısri var onunla karıştırırlar genelde" dedi.

Zünnun-ı Mısri kimdir, şiir yazar mı, bilmem.
Google amcama sordum söyledi.Linki burada:

http://www.siirlerlemenkibeler.com/SiirMenkibe/08BuharaEvliyalari/301/1%20(332).htm

Ancak bu zat bizim şuaramızdan değil galiba...Evliyaullahtan birisiymi...
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Lezzet-i gazel


Gazel

Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir
Aman dünyâyı yaktın âteş-i sûzan mısın kafir

Nedir bu gizli gizli ahlar çâk-ı girîbânlar
Acep bir şuha sen de âşık-ı nâlân mısın kâfir

Sana kimi cânım kimisi cânânım deyü söyler
Nesin sen doğru söyle cân mısın cânân mısın kâfir

Niçin sık sık bakarsın böyle mir'ât-ı mücellâya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir

Nedim-i zârı bir kâfir esir etmiş işitmiştim
Sen ol cellâd-ı dîn ol düşmen-i îman mısın kâfir


NEDİM
 

alperen

 
Katılım
11 Ara 2008
Ynt: Lezzet-i gazel

dedeefendi' Alıntı:
Evet,şüphelendim.Niyâzî Mısrî'nin sesini alamadım bu şiirde...Dîvânını hatmetmiştim.Niyâzî'nin sesine âşina olduğumu sanıyorum...Şüphelerimi izâle etmek için dîvânı karıştırdım.Dîvânında böyle bir şiir bulamadım...Ama başka bir nüshasında bu şiir varsa bilemem.Ancak onun sesi bu şiirde yankılanmıyor gibi geldi bana...
Bu gazelin düştü redifi ve muhtevâsı 15. asırdan beri rastlanan bir ilgi görmüştür. En mühim örneği; Ş. Galip'in

Yine zevrakı derunum kırılıp kenara düştü
Dayanır mı şişedir bu reh-i sengsaara düştü

matla'ıyla başlayan meşhur gazelidir.

Niyazi Mısri divanı ciddi bir edisyon kritikli metin değil. Halk tipi bir yayın... Sanırım nüshaları toplayıp da tekmil divan halinde yayınlama gayreti hiç kimse tarafından gösterilmedi.

Gazelde onun üslûbunu görmediğini söylemek çok iddialı bir cür'et. Bütün el yazmaları nüshaları görmeden evet veya hayır demek mümkün olmaz. Zira amatör yayınlara itibar edilmez. Gördüğün divanda bulunmayışı, bu şiirin ona ait olmadığına delil olarak ileri sürülemez. Bu tür yayınlar ucuz ve ticari kaygı taşıyan yayınlardır. Bilimsel bir çalışma yapılmadan, karar vermek zor değil imkansızdır.
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

alperen' Alıntı:
Bu gazelin düştü redifi ve muhtevâsı 15. asırdan beri rastlanan bir ilgi görmüştür. En mühim örneği; Ş. Galip'in

Yine zevrakı derunum kırılıp kenara düştü
Dayanır mı şişedir bu reh-i sengsaara düştü

matla'ıyla başlayan meşhur gazelidir.

Niyazi Mısri divanı ciddi bir edisyon kritikli metin değil. Halk tipi bir yayın... Sanırım nüshaları toplayıp da tekmil divan halinde yayınlama gayreti hiç kimse tarafından gösterilmedi.

Gazelde onun üslûbunu görmediğini söylemek çok iddialı bir cür'et. Bütün el yazmaları nüshaları görmeden evet veya hayır demek mümkün olmaz. Zira amatör yayınlara itibar edilmez. Gördüğün divanda bulunmayışı, bu şiirin ona ait olmadığına delil olarak ileri sürülemez. Bu tür yayınlar ucuz ve ticari kaygı taşıyan yayınlardır. Bilimsel bir çalışma yapılmadan, karar vermek zor değil imkansızdır.
Sayın Alperen,


Gazelde onun üslûbunu görmediğini söylemek çok iddialı bir cür’et ve bütün el yazmaları nüshaları görmeden evet veya hayır demek mümkün olmaz." Demişsiniz, fakat yanılıyorsunuz. Evvelâ sözlerimden alıntı yaptığınız bölümde okuduğum dîvanda bu şiire rastlamadığımı, fakat başka nüshalarda olup olmadığını bilmediğimi dile getirmişim. Alıntı yaptığınız bölüme bakabilirsiniz.

Diğer iddianıza gelince ki yine yanılıyorsunuz, hem de şeddeli cinsinden bir yanılgı.
Bir şairin üslûbu, şiir zevki ve anlayışı hakkında fikir yürütmek için, yazmış olduğu bütün şiirlerini, sağda solda bulunan yazma eserlerin kenarlarına iliştirilmiş gazellerini, kasîdelerini okumak mı gerekir? Ki ben Niyâzî Mısrî’nin günümüz harfleriyle basılmış bir dîvânını baştan sona okudum. Öyle ki bir şairin bir şiirini okumakla bile , o şair hakkında fikir sahibi olunur.

Eminim ki biyografi kitapları okumuşsunuzdur. Biyografilerde şairlerin hayatları ve sanatı ve eserleri hakkında bilgiler verilir.Sizin anlayışınıza göre bir biyografi yazarı bir şairin şiir anlayışını anlatabilmek için tam tekmil dîvânını ,yazdığı biyografiye eklemesi gerekir… Biyografilere bakalım ya da tezkirelere.Tezkirelerde üç beş satır yazıyla şairler hakkında bilgi veriliyor ve o şairin şiir anlayışına uygun bir iki beyit örnekle iktifa ediyorlar…Yani sizin fikrinize göre Tezkire yazılmaya çalışılsaydı,şu an elimizde bir tek tezkire olamazdı.Onları yazmaya ömür değil,ömürler yetmezdi.

Burada dîvan hazırlamak gibi bir iddiamız olsa dedikleriniz doğru. Bir şiirin bir şaire ait olup olmamasıyla ilgili bir görüş bildirmek neden iddialı bir cür’et olsun? İşte buna şaşarım.
Bir şairin ömrünün belli bir devrinde yazmış olduğu divanından sonra yazdığı şiirleri eklediği yeniden teşkîl edilmiş dîvânının ilk nüshaya göre daha çok şiir ihtiva edebileceği hakkında mâlûmâtımız vardır. Zaten yukarıda da bu durumu belirttik.
Çok kıymetli bir arkadaşımızın Lezzet-i Gazel bölümünde paylaştığı, Niyâzî Mısrî’ye ait olduğu belirtilen bir şiiri okudum, ister istemez kafamda şüpheler uyandı. Bu şiirinNiyâzî Mısrî’ye âit olamayacağı hissi uyandı zihnimde. Ben de bunun için dîvânını karıştırdım. Hakîkaten Niyâzî Mısrî’nin dîvanında yoktu bu şiir. Şiir Niyâzî Mısrî’nin bile olsa bunu söylemek neden iddialı olsun, hâlâ anlayabilmiş değilim. Hem “CÜR’ET” ne demek? Benim düşüncelerimi burada yazmak size karşı bir saygısızlıksa özür dilerim!
Unutulmamalıdır ki eski devirlerde benzer isimli şairlerin şiirleri ismi güçlü olana mâl ediliyordu. Yunus Emre, diğer bütün Yunuslara galebe çalmış, onların şiirini ölümünden yıllar sonra bir nevi sahiplenmiştir…
Niyâzî Mısrî için de aynı durum pek tabi olabilir…

Büyük bir ihtimâlle, 1960'lı yıllarda hazırlanıp basılmış, alfabetik sıraya göre tertip edilmiş bir Niyâzî Mısrî dîvânını başından sonuna kadar okudum. Hatta içinde ezbere bildiğim kısımları da var:

"Kûs-i rihlet çaldı mevt ammâ henüz cân bî-haber
Askerî â'zâya lerze düştü sultan bî-haber "

Necâtî'nin bir gazeline nazire olarak yazılmış bu gazeli ezberleyeli 13 ya da 14 sene oluyor.

Sarılıp çıkdı dıraht-ı ömrüne mâr-ı ecel
Âşiyân-ı tende yatur bülbül-i cân bî-haber NECÂTÎ


Bir gazelin Niyâzî Mısrî'ye âit olamayacağını söylemek neden iddialı olsun? Ben Niyâzî'nin şiirinde gördüğüm havayı, atmosferi mevzû edilen şiirde görmedim. Yanılabilirim. “Eslâf” içinde "Nâilî için öyle şiirleri vardır ki insanoğlu bunları kaleme alamaz, öyle şiirleri de vardır ki bu saçma şeyleri Nâilî mi yazmış dersiniz." Diyenler var. Bu benim kendi kanaatimdir. Kendi görüşümdür, beğenirsiniz beğenmezsiniz. Sizin bileceğiniz bir iş.

Okuduğumuz şiir ağzımızda bir tat bırakıyor. O tadı başka lezzetler arasında tefrik etmeye çalışmanın "İDDİALI BİR CÜR'ET" olarak tavsîf edilmesi bence iddialıdır.
Elbette beni tenkid edeceksiniz.Ama tenkid ederken kullandığımız kelimelere dikkat edeceğiz. Büyük birinin yanında konuşmaya ,fikirlerimizi beyât etmeye CÜR’ET etmeyiz elbet…

Bu arada "EDİSYON" kelimesini öğrenmiş oldum.Ama kullanmayacağım.
 

alperen

 
Katılım
11 Ara 2008
Ynt: Lezzet-i gazel

Efendim bizim sizi tenkid etmek gibi bir maksadımız yoktur. Acizane katıldığımız ve dahi katılmadığımız hususları ifade etmeye çalıştık.

Nüshaların karşılaştırılması konusunda sizin de belirttiğiniz gibi aleyhinizde değil sözlerinize ilave bir açıklamada bulunduk.

Bizim kanaatimizce divân edebiyatı bir derya denizdir. Niyazi Msri mutasavvıf bir şair velakin onun gibi bir çok mutasavvıf şairler var. Cür'etten kastımız bunun kolay bir iş olmadığıdır.

Eslâf Necip Fazıl'ın bohem dönemi şiirlerinin onun olmadığını söylese de o şiirleri de üstâd yazmıştır. Namık Kemal'in üç ayrı "Vatan" şiiri hakkında ne buyuracaksınız!

Kim bilir belki de yanılan benimdir...
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Bir şiirin Niyâzî Mısrî'ye mi yoksa başka Niyâzî'lere mi ait olduğu hakkında şüpheci bir yaklaşım ortaya koydum. Bu şüphemin sebebi de Niyâzî Mısrî'nin şiirlerini tecessüle okumamdır.Ben Niyâzî Mısrî'de bir öfke ve eleştiri gördüm. Çağları aşıp bugünlere kadar gelebilen ve kendisi hakkında tartışma yaptırabilen bir şair boş biri değil,hoş biridir.İşte bu hoş sedâlı şairin kendine mahsus bir üslûbu vardır.Yunus aşığı bir şairdir.Yunus yolundan giden şairi tasavvuf anlayışı zabt etse de diline hâkim olamaz.Tasavvuf erbâbı olmasaydı meşhur heccavlarımızdan biri olacağı muhakkaktı.İnancı onu bu yolda gitmesine mani oldu...
Niyâzî Mısrî'nin sesini duyup,yerinde duramayan bir insan olduğunu görmek için şu beyitlere bakmak kâfîdir.

Cemâli zâhir olsa tez celâli yakalar ânı
Görürsün bir gül açılsa yanında bir hâr olur peydâ NİYÂZÎ MISRÎ

Kûs- ı rihlet çaldı mevt ammâ henüz cân bîhaber
Askerî a’zâya lerze düştü sultân bîhaber NİYÂZÎ MISRÎ

Irz ü vekâr mâl ü menal yağma olundu çünkü
Soyunmuşum bu yolda ben ya o beni ya ben onu NİYÂZÎ MISRÎ


Her kimin şehrine uğradıysa aşkın askeri
Hep imârâtın anın bir demde vîrân eyledi NİYÂZÎ MISRÎ

Gün be gün eksilmede her ehl-i fazl ü ehl-i hâl
Gitmede zevk-i cihân gelmede dâim melâl NİYÂZÎ MISRÎ
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Ben sanurdum âlem içre bana hiç yâr kalmadı
Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Cümle eşyada göründüm hâr var gülzar yok
Hep gülistan oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı

Gece gündüz zâr u efgân eyleyüp inlerdi dil
Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı

Gitdi kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile
Hep Hak oldu cümle âlem şehr ü bazar kalmadı

Din diyanet adet ü şöhret kamu vardı yele
Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindar kalmadı


Niyâzî-i Mısrî
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Çok sade bir dili var.Sözlük namına hiçbirşeye ihtiyacınız yok.Berceste mısra denile bilir mi tüm bu gazele?Hatta tümüyle berceste gazel?
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Berceste gazel güzel bir yakıştırma olurdu evet. İlk etapta dildeki sadeliği dikkat çekiyor hakikaten ama aynı zamanda gazel,musiki tadında tabirini karşılayan ve okurken dili yormayan mısralara sahip. Bıraktığı tatla bu başlıkta yer almayı ziyadesiyle hak ediyor yani.
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Gazel oldukça hoş bir ahenge sahip.Kelimeler akıyor dilinizde...
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Dil-şâd' Alıntı:
Ben sanurdum âlem içre bana hiç yâr kalmadı
Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Cümle eşyada göründüm hâr var gülzar yok
Hep gülistan oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı

Gece gündüz zâr u efgân eyleyüp inlerdi dil
Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı

Gitdi kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile
Hep Hak oldu cümle âlem şehr ü bazar kalmadı

Din diyanet adet ü şöhret kamu vardı yele
Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindar kalmadı


Niyâzî-i Mısrî
Niyâzî Mısrî'nin dinmeyen bir öfkesi var.Sinirli olduğu,yatağından taşan bir akarsu olduğu besbelli...Ne güzel anlatmış duygularını.Kendinden besteli şiir.Yazık ki bu güzelliklerden mahrûmuz...Üç beş kelimelik bir dille konuşturuluyoruz.Dili nerden nereye getirdiler...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Zühdünü ko aşka düş ehl-i cenan etsin seni
Piyr-i aşka kulluk et canane can etsin seni

Bir zeman bülbül gibi efganın ağdır göklere
Şol kadar kıl naleyi kim gülistan etsin seni

Ar u namusun bırak şöhret kabasından soyun
Giy melamet hırkasın kim ol nihan etsin seni

Yüzünü yerler gibi ayaklar altında ko kim
Hak teala başlar üzre asüman etsin seni

Verme rahat nefsine daim gaza-yı ekber et
Ka'be-yi dil fetholup darül-eman etsin seni

Gel Niyâzinin elinden bir kadeh nûş eyle kim
Mahvedip nam u nişânın bi-nişan etsin seni


Niyazi-i Mısri
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Lezzet-i gazel

Dil-şâd' Alıntı:
Zühdünü ko aşka düş ehl-i cenan etsin seni
Piyr-i aşka kulluk et canane can etsin seni

Bir zeman bülbül gibi efganın ağdır göklere
Şol kadar kıl naleyi kim gülistan etsin seni

Ar u namusun bırak şöhret kabasından soyun
Giy melamet hırkasın kim ol nihan etsin seni

Yüzünü yerler gibi ayaklar altında ko kim
Hak teala başlar üzre asüman etsin seni

Verme rahat nefsine daim gaza-yı ekber et
Ka'be-yi dil fetholup darül-eman etsin seni

Gel Niyâzinin elinden bir kadeh nûş eyle kim
Mahvedip nam u nişânın bi-nişan etsin seni


Niyazi-i Mısri
Tutamayacağım kendimi;Dehşet bir şiir Ya Rabbi!!!
 

Lamia

 
Katılım
8 May 2007
Ynt: Lezzet-i gazel

PeJMüRDE' Alıntı:
Tutamayacağım kendimi;Dehşet bir şiir Ya Rabbi!!!
Dilşad ın arşivinde bunun gibi daha ne gazeller var kim bilir :)
 
Katılım
27 Eki 2007
Ynt: Lezzet-i gazel

nar-ı aşkınla yanarım

yanarsam nar-ı aşkınla yanayım ya resulallah
ezelden bağrı yanmış bir gedayım ya resulallah
heva-yı nefsime tabi olup pek çok günah ettim
huzura hangi yüz ile varayım ya resulallah
harim-i ravzana sürmüş iken ruy-ı siyahım ah
yine cürm ü günaha müptelayım ya resulallah
kapında boynu bağlı bir esirim dest ü payım ya resulallah
kulun leylaya şahım var iken dergah-ı ihsanın
varıp ben hangi şaha yalvarayım ya resulallah
leyla hanım 19 .yy
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Lezzet-i gazel

Ey fitnesi çok kavli yalân yandım elinden
Bir nâz ile bin gönül alân yandım elinden

Sen şem' gibi gayr ile mecliste gülersin
Ben akıtırım yaş ile kaan yandım elinden

Şol sunduğun âteş midir ey sâkî bana kim
Sen aldın ele câm hemân yandım elinden

Her hâr ile sen sohbet edersin dün ü gün ben
Derdin ederim mûnis-i cân yandım elinden

Ahmed çeke cevrini ve lûtfun göre agyar
Ey şefkati az şâh-i cihân yandım elinden


Ahmet Paşa