Mazmunlar...

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#1
Göz Mazmunu

Divan edebiyatında göz; seven ve sevilen yönünden her türlü karmaşık duyguyu ifşa eden bir motiftir. Âşık sevgilisini görmekle derin bir zevke dalar ve engin duygulara kapılır. Sevgilinin gözleri onun gözlerine ilişirse bu daha da anlamlı olur. Çünkü gerçek sevginin ancak gözle, yani bakışla anlatılabileceğine inanılır. Sevgisini gözleriyle sunan âşık, sevgilinin kendine karşı duygularını da onun gözlerinden okumaya çalışır. Bu amaçla sevgilinin göz mimiklerini özenle değerlendirir. Aslında sevgiliden, sevgisini anlatması beklenmez; içtenlikle bakması tercih edilir. Âşık daima sevgilinin gözlerini arar ve onunla tatmin olur. Bundan dolayı sevgilinin bakışları neşe ve hüzün kaynağı kabul edilir. Göz, divan edebiyatında genel olarak güzellik unsurudur  ve frekansı  en yüksek  unsurlardan biridir.

Biçim olarak tanımlamak gerekirse; klasik şiirin favori göz rengi siyah ve elâdır.Nergis  ve badem biçimli göz,arap alfabesindeki  sad harifini andırmaktadır.Sevgilinin gönlüne bir ok gibi girip onu yaralayan göz yeri geldiğinde şehlâ bazen de mahmur olmuştur.Sevgiliyi görmezden geldiği için zalim,kâtil,cellâd;büyülü bakışlar yüzünden cadı,sâhir,büyücü,dinsiz;  sarhoş edici olduğundan mest,mest-i harab,mahmurluğu nedeniyle bîmardır,hastadır.Kozmik alemdeki karşılığı Müşteri  yani  Jüpiter gezegenidir.Ceylanın iri  ve koyu siyah  gözlü olması ahû gözlü teşbihine neden olmuştur,ceylan avlanan bir hayvan olduğu için sevgilinin yüzü Kabe’ye benzetildiği  zaman göz ahusu orayla ilişkilendirilir,çünkü Kâbe’de avlanmak yasaktır.

Yavuz  Sultan Selim’in ‘’Şirler pençe-i  kahrımda olurken lerzân,beni bir gözleri ahûya zebûn etti  felek(Aslanlar kahır  dolu pençelerimde titrerken,kader beni bir ahu gözlüye karşı güçsüz kıldı)’’ dizelerinde  olduğu  gibi  sevgiliye duyulan aşkın hissedildiği dizelerin yanısıra,Yahya Bey’e ait  ‘’ Cihânı göz göre kılmazdı kendüye muhtâc ,müfid ü muhtasar olmasa çeşm-i âlem-bin(Alemi gören gözü kısa ve ifade edici olmasa,dünyayı göz göre göre kendine muhtaç kılmazdı[?])’’ dizelerde de  tasavvufî  anlayıştan ileri gelen kozmik ifadeleri de görmek mümkündür.

Alıntıdır.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#2
Ynt: Göz mazmunu...

Gözle ilgili bazı terkipler:

Çeşm-i Mest:Farsça mahmur göz;Tasavvufi terim olarak karşılığı Hakk’ın salikin kusurlarını hem salikden hem de halktan gizlemesi,Hakk’ın af ve mağrifet sahibi olması.

Çeşm-i Nergis : Farsça nergiz gözlü anlamında bir tamlama; terim anlamı salikin iyi hallerinin örtülü tutulmasıdır ,bazen salik veli olduğunu bilir ancak halk bilmez,bazen de halk bilir kendisi bilmez.

Çeşm-i Sihr-Engiz: Farsça sihirli göz demektir,tasavvufi terim olarak ‘’ilahi cezbe’’yi işaret eder.

Çeşm-i Şehlâ : Farsça şaşı göz demektir, bu terim salikin yüksek makamda olduğunun hem kendisi hem de hem de halk tarafından bilinmesini karşılar.

Çeşm-i Terek : Farsça yırtık göz; salikin sahip olduğu hal,kemal ve makamın hem kendisinden hem de halktan gizlenmesi.

Çeşm-i Bülbül : Bülbül gözü manasındaki bu kelime aynı zamanda Üçüncü Selim devrinde yaşamış bir mevlevî şeyhi olan Mehmed Dede adlı bir seramik sanatçısının sultana hediye ettiği eserinin adıdır.

Ayne-l-yakin : Göz kelimesinin eşanlamlılarından olan ‘’ayn’’ sözü ile yapılan bu terkip arapça isim tamlamasıdır.Göz ile görülür derecede müşahede ederek bilmek anlamına gelir.Tasavvuf terminolojisinde müşahede ve keşif ile elde edilen bu bilgi türü;bilginin ikinci ve en olgun şeklidir.Alt kademesinde ilme’l-yakin,üst kademesinde ise hakka’l-yakin türü bilgi vardır.

Ayn-ı Hayât : Ar. Hayat pınarı,ab-ı hayât.
 

evla

KEM ÂLÂT İLE KEMÂLÂT OLMAZ
#3
Ynt: Göz mazmunu...

Hocam bu yazının devamı gelecek değil mi?lütfen gelsin
yani diğerleri de anlatılırsa ne güzel olur!
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#4
Ynt: Göz mazmunu...

evla' Alıntı:
Hocam bu yazının devamı gelecek değil mi?lütfen gelsin
yani diğerleri de anlatılırsa ne güzel olur!

Göz ile ilgili yazılması gerekenleri bitirdikten sonra kısmetse diğer mazmunlara da geçeriz. Yeter ki sizler isteyin...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#5
Ynt: Göz mazmunu...

Göz ve Nergis

Nergis daima sevgilinin gözleri ile birlikte anılır ve ona benzetilir. İnce bir sap üzerinde boynu eğri olarak durur. Taç yaprakları daima açıktır ve bu yüzden onda bir uykusuzluk hâli var gibidir. Uykusuz ve mest olduğu için bazı sabahlar gözlerini zor açmaktadır ve bu konuda şebnem ile rüzgar ona yardım ederler. Bu özellikleri  düşünülerek mahmurluk, uykusuzluk, mest olma gibi hâller nergisin sembolü haline gelmiştir.  Bu çiçeğe mest ve mahmur gibi sıfatların verilmesinin nedeni ise, yapısında uyuşturucu bir madde taşımasıdır. Fakat, şark eserlerinde bu uyuşturucu hassasından hiçbir şekilde bahsedilmemiştir. Nergisin uykusuzluk hâlini Nedim:

"Aceb ne bezmde şeb-zinde-dâr-i sohbet idin
Henüz nerkis-i mestinde bûy-i hâb kokar"

"Acaba mecliste sohbet edip uyumadın, mahmur gözün de hâlâ uyku kokusu var."  diyerek anlatır ve sevgilinin gözlerindeki mahmurluğu uykulu oluşuna bağlar.

Nergise mest ve mahmur sıfatlarının verilmesi hususunda Sûdî'nin düşüncesi şöyledir:

"Çiçeğin ortasındaki yeşil kısım uzaktan siyaha benzetilir, işte şairlerimiz bu yuvarlaklıktan, siyahımsı görünmesinden dolayı çiçeği göze, yapraklarını da kirpiğe benzetmişlerdir."  Sûdî Efendi " Hâfız Şerhi"nde nergis ile ilgili olarak: "koyu ela gözlü dilberin çeşmi ki, ona şehlâ ve ahberî derler" mütalaasında bulunmuştur. Burada ahber nergis çiçeği ve elâ göz anlamına, şehlâ ise koyun gözlü ve tatlı şaşı anlamına gelmektedir

Nergisle yapılan bazı tamlamalar vardır ki, bunlardan ilki "nergis-i fettan" diğeri ise "nergis-i şehlâ" dır. Nergis-i fettan âşığın gönlünü allak bullak eder. Âşık bu gözü gördüğü zaman kendinden geçer ve ne yaptığını bilemez.Hekimler bu derde çare bulamayacaklarını bildiklerinden hastayı muayene etmeye gerek duymazlar.

"El çeküp kat'-i  nazar kılmış ilâcumdan tabîb
Bildi gûya kim harâb-ı nerkis-i fettânunam" ( Fuzûlî)

"Hekim benden ümidini kesip beni tedaviden el çekmiş, sanki senin fitneler koparan nergis gözün yüzünden harâb olduğumu bilmiş." Şair hastadır, mest ü harâbdır. Hastalığın sebebi nergistir. Bu yüzden de doktorlar bir çare bulamazlar.

Nergis-i şehlâ ise, güzel ve baygın göz anlamındadır. Bahçede hep baharın geleceği tarafa bakar ve zamanı geldiğinde sarı sarı açılır:

"Hatâ o nerkis-i şehlâdadır sözümde değil
Eğerçi her sühânım bî-bedel beğendiremem" (Şeyh Galip)

Şeyh Galip yukarıdaki beyitinde sözlerini beğendirememesindeki hatâyı, sözlerine değil; sevgilinin güzel ve baygın bakan şehlâ gözlerine bağlar.

Bazı beyitlerde nergis uykulu ve mest halinin yanında efsanedeki hikâyesiyle de yer alır.

"Çü devr-i lâledür ihlâs ile kadeh dutalım
Niteki nerkis  mest olur mest-i bî-riyâ  olalım”( Şeyhî)

"Lâle mevsiminde samimiyetle içki içelim. Nitekim nergis kendinden geçmiştir, biz de riyasız olalım." Burada nergisin hem mest olduğu hem de sever gibi görünüp sevmediği, samimi olmadığı, riyakâr olduğu ifade edilerek efsanedeki olaya telmih yapılır.

Çoğu zaman beyitlerde sevgilinin mahmur gözlerinin kederinden âşık hasta düşer. Bu da nergisin sebep olduğu başka bir olaydır:

"Bîmar tenün nerkis-i mestün eleminden
Hûnin ciğerün lâ'l-i dür efsânun içindür" (Fuzûlî)

"Tenim, sarhoş nergisin gözünün eleminden hastadır, ciğerim inci saçan dudağın yüzünden kanla doludur, muzdariptir."

Edebiyatımızda bazen göz ile nergis mukâyese edilir. Çoğunda göz üstün gelir, nergis sevgilinin gözlerine özenmektedir. Buna muvaffak olamayınca hasedinden hastalanır. Bir yandan da sevgiliye âşıktır. Böylece "alîl ü sakîm" (hasta ve sakat) birine benzetilir.

Âşık da sevgilinin gözlerine olan tutkunluğu sebebiyle nergis gibidir. Onun gibi hasta ve sakat, boynu eğri, gözleri uykusuzluktan ve  ağlamaktan kızarmıştır:

"Nergis asâya düştüğü dâim degül aceb
Sevdâ-yı çeşminün seherinden sakîmdür." (Ahmet Paşa)

"Nergis, deyneğe düştüğü zaman değil de gözlerinin sevdasının seherinden mi hastadır acaba?" 
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#6
Ynt: Göz mazmunu...

Sevgilinin güzellik unsurları içerisinde en başta gelenlerden biridir göz.Sevgilinin gözü zalimdir, kan dökücüdür. Göz, divan şiirine çeşm, dide, ayn, başar olarak adlandırılmaktadır. Şuh, şehla, mahmur, hışımlı, hilekar onun başta gelen özelliklerindendir.

Gören düşinda bir gice mestane gözlerin
Nergis gibi humar ile bir yılda uyanır”
(Necati)

Mestane (baygın ,sarhoş) gözlerini bir gece düşünde gören, Nergis gibi mahmurluk ile bir yılda (yılda bir kez) uyanır.(Necati)

Necati yukarıdaki şiirinde sevgilinin gözlerini nergise benzetmiştir. Nergis divan edebiyatında mahmurluk, uyuşturuculuk özelliği itibariyle ele alınır ve çeşitli benzetmelerde kullanılır. Yukarıdaki şiirde de sevgilinin gözlerinde ki mahmurluk ile nergis arasındaki ilişki kurulmuştur. Bu nedenle nergis gösterge ve nesnesi açısından simge değerindedir. İnsan tutumu açısından yasa değerindedir.

Divan edebiyatında göz;bademe, kömüre, cellata, düşmana ,.......v.s. benzetilmektedir.
Halk edebiyatında ise ahu, ceren gözlü sevgiliden bahsedilmektedir. Aynı zamanda sevgilinin gözleri güzellik itibarıyla şahine benzetilmektedir.

Hublığuna yoktur bahane
Gözlerin benzer şahana
(Köroğlu)

Köroğlu’nun bu dizelerinde şahin gözlerin sevgilisinin güzelliğine güzellik kattığını söylemektedir. Bu beyitte göz şahine benzetilmiştir. Şahin ve gözün ortak yanı vuruculuk, yaralayıcılıktır. Şahin gösterge ve nesnesi açısından simge, insan tutumu açısından yasa değerindedir.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#7
Ynt: Mazmunlar...

Saç ve onun etrafında oluşan mazmunlar

Saç sevgilinin güzellik unsurları içerisinde en zengin olanlarındandır. Divan şiirinde zülf, mü, kakül, perçem, gissu, turra adlarıyla anılmaktadır. Saç; rengi, şekli ve kokusu yönüyle dikkat çekmektedir.

Saç divan şiirinde şekil olarak uzun ve bukle bukledir. Bu buklelerin her biri aşığın gönlünü bağladığı için kara bir zincire benzetilmektedir.

Klasik şiirimizde sevgilinin yüzü ya da gördanı üzerine dökülen saçların da hazineyi bekleyen yılana, ejderhaya benzetilmesi, şekli ile kemende benzetilmesi, kokusu ile de anbere ve miske benzetilmesi sık sık baş vurulan mazmunlardır.

Dile her muyu bir ejder görünür ol zülfün
Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne belâ(Nefî)

Saçının her teli aşığın gönlüne biir ejder gibi görünür ve bin ejderi aynı yerde(yürekte)tahayyül etmek (hayal etmek, canlandırmak) aşık için ne büyük bir belâdır.

******

Düşelden bend-i zulfüne oşuhun
Cihan dil-berlerinden dil berüdür (Hayrati)

Gönül, o şuhun zülfünün bendine (zincirine) düşeli beri. Cihan dil-berlerinin (dünya güzelliklerinin) tümünden uzaktır.(elini eteğini çekmiştir.)
Hayrati yukarıdaki şiirde zülf zincirine bağlanmış gönlünün halini dile getirmektedir. Yani seyarlağın saçlarını zincire benzetmektedir. Benzetme şiirin sebebi ise siyah olması ve aşığın gönlünü bağlama görevi göstermesidir.

******

Sakın isteme sevdayı gam aşkta her an
Kim istedi sevdayı gamlı aşk ziyandır
Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanında bir zehirli yılandır (Fuzuli)

Sevgilinin zülüflerinin her bir teli siyah ve zehirli yılanlara teşbih edilir.

******
Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsa tarak
Yar zülfünün tellerine (Seyrani)


Bir âşık var. Sevgilinin hasretiyle aşk şehidi olmak üzere. Ve içinden şöyle geçiriyor: "Keşke ben öldükten sonra kemiğimden bir tarak yapsalar da onu sevgiliye sunsalar. Böylece hasretiyle can verdiğim zülfün tellerine dokunabilir, kokusunu alabilirim."

******
Kâkülün kavs-i anber Benzer giysûların ejder
Devşir zülüflerin dilber dökülüp gerdane geçti(Figanî)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#8
Ynt: Mazmunlar...

Saç Mazmunu

Divan şiirinde sevgilinin saçları dağınık olması nedeniyle şiirlere konu olmuştur. Aşıklar gönüllerinin perişanlığı ve dağınıklıklarıyla sevgilinin saçlarının dağınıklığı arasında ilişki kurmuşlardır.

Gice zülfün görüben düşte perişan oldum
Dostlar hayrola din bize bu rüya neiki. (Ahmet Paşa)

Gece düşümde zülfüne görüp (tıpkı zülfün gibi) perişan oldum. Dostlar bize “Hayır ola” (hayırdır inşallah )deyiniz. Acaba bu rüya nedir ki neye delalet ederki.
Ahmet Paşa yukarıdaki beyitinde, sevgilinin saçlarının dağınık olmasıyla, aşığın gönlünün perişan olması arasında bir bağıntı kurmuştur. Yani saç simgeleştirilmiştir. İnsan tutumu açısından ise yasa değerindedir.

Divan şiirinde saç; rengi ve şekli itibarıyla yılana benzetilmiştir.
Top top olmuş siyah zülfün mar gibi(Seyrani)

Seyrani bu beyitinde sevgilinin top top olmuş siyah zülfünü yılana benzetmiştir. Saç rengi itibarıyla, uzun ve incedir. Çöreklenmiş haliyle saç yılan (mar) arasında bir ilişki sözkonusudur. Yani mar hem renk hem de şekil olarak yılanı çağrıştırdığı için gösterge ve nesnesi açısından simge, insan tutumu açısından yasa değerindedir.

Saç kokusu itibarıyla misk, müşk, amber kokuludur. Koku itibarıyla halk ve divan şairlerinin en çok hoşlandıkları teşbih saç-sümbül teşbihidir.

Saçı sünbül, yüzü gül, dili bülbül
Ayda bir olsun bari yüzüne gül. (Kuloğlu)

Kuloğlu bu beyitinde saçın sünbül gibi bukle bukle ve hoş kokulu olduğunu belirtiyor. Sünbül, şekil ve koku olarak saçı çağrıştırdığı için gösterge ve nesnesi açısından simge, insan tutumu açısından ise yasa değerindedir.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#9
Ynt: Mazmunlar...

Saçın Uzunluğu:

İp, (Urgan, Tınâb, Resen, Rismân, Rişte):

Divân şiirinde sevgilinin saçı ve canı iplik gibi düşünülür. Saçın ipe teşbîhi “asmak, asılmak; çekmek, çekilmek vs.” gibi iple alâkalı tâbirler tarîkıyladır.Böylece âşıkın zülfü arzu etmekten vazgeçmeyeceği, zülfe bağlı olduğu ifâde edilir.

Baş koşup zülfüne gönlüm tolanur genc-i ruhun
Boynı bir gün ol asılasınun urgana geçer


Âşığın gönlü, sevgilinin ilgisizliğinden deliye döner, bu deliyi sevgilinin urgan saçları bağlar ve gönül ipe benzeyen saçlara dolanır.


Kemend:
Kemend ile cellâd kemendi ve av kemendi zikredilmektedir.Sevgilinin saç, zülüf veya kâkülü kemend olarak düşünülür. Bu mânâda zülfün, âşıkın gönlünü ve cânını avladığı ifade olunur.

Cân-ü-dil bend-i belâdan nice baş kurtara kim
Tolaşur zülfün kemendi âkıl-ü-şeyda dimez


Yılân(ılan), (Su’bân, Mâr, Ef’i, Ejder, Ejderha):
Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, uzunluğu, siyahlığı, özellikle de kıvrımlı oluşu bakımından yılana benzetilir.Âşığa göre sevgilinin zülfünü açıp yüzünü rakibe göstermesi, yılanın şeytana cennet kapısını açması gibidir.

Baş götürürken iki omuzında mâr-ı zülf
Dahhâk gibi lebleri nice aceb güler


Beyitte sevgilinin iki omzundaki saçı yılana gülen dudaklar Dahhâk’a benzetilir. Buradaki Dahhâk, zulmüyle tanınmış efsânevi bir İran hükümdarıdır.

Çektikçe kara saçlar kulac kulac sünerler
Ol iki ejderhâlar bir gün bana sunarlar



İki omuz üzerine uzanan saçlar, iki başlı ejderhâya benzetilir. Kara saç ile kara yılan arasında da bağlantı söz konusudur.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#10
Zülüf mazmuzu

Dağınık veya Bakımsız Saç:
Perîşân, (Şikeste-hâl, Bî-karâr, Âşufte, Der-hem, Gürah gürûh):

Zülfü perîşân eden, umûmiyetle, sabâ yelidir.Perîşân saç yüzde, yerde veya sevgilinin koynunda olur.
Zülfün perîşânlığı halinde, âşık veya gönlü de zülfe tutkunluğu veya zülüfte karar kılışı cihetiyle perîşân olur.

Haddünde görüp ben güni kara âşık
Âlemde perîşânlık bildim neden olmışdur

Meger serv-i bülendünden yire düşmişdür anunçün
Kararmış cümle endâmı şîkeste hâldür zülfün


Sevgilinin saçı, yüksek serviye benzeyen boyundan yere düştüğü için “cümle endâmı kararmış” olarak tasavvur edilir.

Dolaşık, (Pür-ham, Girih-gîr, Çîn, Ham, Girih girih, Pîç-âpîç, Şiken, Pür-çîn, Tâb-dâr, Gülâle, Halka halka):

Sevgilinin saçı büklüm büklüm olması yönüyle de ele alınır.Sevgilinin saçı, yanağı üzerinde büklümler oluşturur ve âşığın gönlü bu büklümlerin tellerine dolaşır.

Ruhlarun devinde Rum üstine leşkerler çeküb
Zülf-i pürçînün zırhlar geydi şâmiler gibi

Sevgilinin yanak üzerindeki kıvrım kıvrım saçı, Rûm üstüne akın eden Şâm askerlerinin giydiği zırha benzetilir.

Saçunla eglenürüz ey büt-i cefâ-pîşe
Ki halka halkadürür çün kilîdi endîşe

Sevgilinin halka halka saçı, âşığın eğlencesidir.O halkalar aynı zamanda sevgilinin güzellik kitabı(yüzü) üzerindeki süstür ve bu süs âşığın aklını başından alır.

İkide bir dil-i dîvânemi çeker çevirür
Benün olalı ser-i zülf-i tâb-dâr ile bir

Aşık gönlüne söz geçiremez, çünkü gönül sevgilinin büklümlü saçlarına dolanmıştır.

Çok başlu, (Ziyâde-ser), (Câdû, Tılsım, Fitne, Fitne-i Âhır zemân)
Zülfün çok başlılığı, ucundaki kıvrımlardan veya örgülerden kinayedir.Çok başlı tâbiri hîlekâr, dolandırıcı, yalancı, fitnekâr mânâlarını hâvi olmakla âşık gönlünü ondan sakınmak ister veya zülf gönlü kandırıp kendine çeker.


Kati çok başludürür zülfine dolaşma gönül
Sana bir bend geçer olma o tarrâra yakın

Çok başlı zülf,aşığın gönlünü bağlayan bir yan kesici (tarrâr)dır.

Yüzin görünce toğdı riyu magribden
Bu zülf-i fitne-i âhır zemânı gözlerler

Zülf fitnedir. Yüz magribden doğan güneş olunca , zülf de fitne-i âhır zemân olur.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#11
Ynt: Mazmunlar (dağ)

Dağ:

Dağ, insan ve hayvanın cismine kızgın demirle veya işaretli bir âletle vurulan nişâne ,damgadır. Yahut kızgın demirle -tedâvî için- bir yere vurulan yakı demektir.

İnsanın unutamayacağı derecede kalbi yakıcı bir ıstırap ve keder de dâğ sözü ile ifâde olunur:

Garip anam benim için ağlama
Ağlayıp da yüreğini dağlama


Baş ilâç perhiz olduğu gibi ,son çâre de keydir.Yani dağlamaktır:

Canımı yakmaktasın âhir devâ keydir diyü
Ey tabîbim tâbını bu âşık-ı ser-bâza dâğ
SÂBÎT


Bâtınî tarikatlara mensup olanlar,bilhassa abdal ve ışıkların baş,yüz ve göğüslerine dağ vurdukları açılan yaranın tesiriyle dünya zevklerine bîgâne yaşamak istedikleri mervîdir.

Ağardı berf ile yer yer çemende cism-i nihâl
Nite ki penbe-i dâğ ile sîne-i abdâl
BÂKÎ


Bu dağlar onulmaya başlayınca üzeri kara bir kabuk bağladığı için buna dâğ-ı siyeh denmiştir.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
#14
Ynt: Mazmunlar...

AYNA (âyîne) :

Aynanın edebiyatta kullanılış sebeplerinin başında bir süs eşyası oluşu gelir. Güzeller aynaya bakarak kendi güzelliklerinin farkına varırlar.Sevgili ayna karşısına geçince kendisini seyretmeye doyamaz ve uzun müddet aynanın karşısından kalkamaz.

Zinhâr eline âyîne vermem o kâfirin
Zîrâ görünce sûretini bütperest olur


Nef'î

(Sevgili aynaya bakıp sûretini gördüğünde, kendi güzelliği karşısında hayretlere düşüp ona (yani kendi güzelliğine) tapar.)

Edebiyatımızda daha çok Ayine-i İskender şeklinde geçer.Bu iskenderin aynasıdır. Bu aynayla ilgili çeşitli rivayetler mevcut olup çoğu efsane niteliği arzeder. Güya Aristo'nun icat ettiği bu aynada oraya gelmekte olan gemiler daha bir aylık yoldayken görülebilirmiş. Eğer gelen düşman gemisiyse bu aynadan güneş ışığı yansıtılarak gemi yakılabilirmiş.

Cila virmiş ise ayine-i iskender Risto
Benim sen saykal-ı ayine-i re'y-i savabımsın


Nedim

Cam lâlindir senin âyîne rûy-ı enverin
Adı var câm-ı Cem ü âyîne-i İskenderin


Bâkî
 

Muhammed Doruk

Bir,Mısraı berceste yeter!
#15
Ynt: Mazmunlar...

Hocam aman devamı gelsin :) Zira ben İslamî Türk Edebiyatını çok seviyorum. O alanda akademik çalışmalar yapmak istiyorum. Onun için bunlar bana çok lazım olacak :)
 
#16
Ynt: Mazmunlar...

Zinhâr eline âyîne vermen o kâfirin
Zîrâ görünce sûretini put-perest olur

Bu beyit arşivime ilk olarak Necâtî'nin beyiti olarak girmişti. Daha sonra Lâ-Edrî olmuştu. Şimdi Nef'î olarak görüyorum. Ama Bâkî Dîvânı'nı hatmeylerken bu beyti görünce sevinmiştim. Bu güzel beyit Bâkî'nin büyüklüğüne hakîkaten yakışıyor. Bâkî Dîvânı 97.Gazel 4.Beyit.
 
#17
Ynt: Mazmunlar...

Dedeefendi hocam mazmun demişken aklıma geldi. Dursun Ali Tökel Bey'in Divan Şiirinde Mitolojik Unsurlar deyu bir çalışması var, kitap satışta değil maalesef. Merak ettiğim bir çalışma.Bildiğiniz gibi mitoloji divan şiirinde oldukça önemli. Divanımızda da açıkcası Mitolojik Unsurlarla ilgili bir konu yer alması çok güzel olurdu. Elinizde bu konuda döküman yahut paylaşabilceğiniz bilgiler, örnekler, kendi kaleminizden örnekler varsa bizlerle paylaşırsanız istifade edebiliriz.

Teşekkür ederim...
 
#18
Ynt: Mazmunlar...

Estağfirullah. Elimde böyle bilgiler var. Fakat hastalıklarla mücadele ettiğim için kitap projemi bile tamamlayamadım. Divan şiirinde güvercin konulu bir kitabı bitirdim sayılır. Bazı açıklamaları kaldı. Fakat hastalıklardan ötürü maalesef bitiremedim. Zaman ayırmak gerekiyor.
Ama elimizden geldiğince yaparız inşallah.