mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

Katılım
15 Kas 2008
#1
AŞK vücûdu "bâki kılmak" için çırpınanların değil!!





Vücûdu "fâni kılmak" için çabalayanların mesleği..!

(ALINTIDIR)
 
Katılım
24 Eyl 2007
#2
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

Maddelemeye başlarsak hocam...
1.Tevbe
2.Rabıta diyebilir miyiz?
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#3
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

muhabbet ve teslimiyet de elzem değil midir?
 
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

Yanılma payım yüksek olsa da ...Tevbe ve Rabıtanın muhabbet ve teslimiyeti getirdiğini düşünüyorum.
"muratabasız musabara,musabarsız sabır olmaz" diyen büyüklerimiz.Bir an da olmayacağına işaret ediyor gibi geliyor.
Şeyh Muhammed Erbil hazretleri on üçüncü mektubatın da "Malum olduğu üzere rabıtadan maksat feyz almaktır.Feyiz verenin ise Cenab-ı Hak olduğu muhakkakdır" buyurmuşlardır.Şu halde "Allah'ın ahlakı ile âhlaklanınız" hadis-i şerifi greğince Allah yoluna girmek isteyen kimse ,önce Resûlü'nün (s.a.v)âhlakına tâbi olmalıdır.Bunun için de yolu Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v) gien kâmil bir zata ve onun emirlerine sadakatle uyarsa önce fenafişşeyh/ şeyhte fena olmak makamına ulaşır.Burada fena olmak demek,şeyhin ruhaniyetinde fani olup manen kaybolmak demektir.bundan sonra fenafirresul makamı gelir.
(mürşid ve mürid hukuku isimli kitabdan alıntıdır )
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#5
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

Eyvallah hocam. Fena için rabıta şarttır. Fakat muhabbet olmadan rabıtadan bahsetmek imkan dışı değil midir? Önce muhabbet etmek gerekmez mi? Muhabbet eden sâlik tam teslimiyettedir ve teslimiyet rabıtanın anahtarıdır.
 
Katılım
24 Eyl 2007
#6
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

İlk önce muhabbet dediğimiz şeyin(sandığımız) aslında taklid olduğunu anladığım için...Rabıtanın hakiki teslimiyeti ve muhabbeti geliştirdiğini düşünüyorum...Tabi benim kafam her zaman için şüphelidir...ehli cevap vermeli.
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#7
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

ecrin' Alıntı:
Eyvallah hocam. Fena için rabıta şarttır. Fakat muhabbet olmadan rabıtadan bahsetmek imkan dışı değil midir? Önce muhabbet etmek gerekmez mi? Muhabbet eden sâlik tam teslimiyettedir ve teslimiyet rabıtanın anahtarıdır.
Muhabbet, rabıta için şart değildir ama rabıtada alınan feyzi artırır. Muhabbet rabıtayı güzelleştirir, rabıtanın güzelliği de muhabbeti artırır.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#8
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

şeb-engiz' Alıntı:
Muhabbet, rabıta için şart değildir ama rabıtada alınan feyzi artırır. Muhabbet rabıtayı güzelleştirir, rabıtanın güzelliği de muhabbeti artırır.
sanki alt seviyede de olsa bir muhabbet olmadan -burada geçen muhabbet kelimesini ilgi, alaka, meyl, teveccüh manalarında kabul ediyorum- rabıta kurulamaz gibi. zira rabıtada gönlü bir başka şeye bağlamak yahut bağlamaya çabalamak vardır. muvaffak olunur veya olunmaz meselenin bu tarafı ayrı bir bahis. amma o şeye karşı bir muhabbet - mezkur manada bir muhabbet- olmaksızın rabıta yapılamaz gibi gelmekte. elbette bir edeb olarak rabıta ise ayrı bir bahistir. rabıta esnasında ister gönülü bağlamak mümkün olsun isterse gönül masiva ile uğraşıp dursun rabıta kuvvetli bir usuldur. ne için kuvvetli bir usul? icabında muhabbetin hasıl olması icabında muhabbetin güzelleşmesi için... bu babta ise sadat "bir edebi yerine getirdiği için müridin istifade edeceğini" ifade buyurmuştur.
 
Katılım
18 Mar 2009
#9
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

"Önce aşk vardı" diye son derece artistik bir tabir vardır.Güzel bir kitap ismi veya köşe yazısı başlığı veya film veya veya... ismi olabilir.Muhabbetten kasıt aşkın bir basamağı olsa gerek.Bunu böyle idrak ederek derimki muhabbet olmadan rabıta olmaz.İnsan muhabbetinin olmadığı birşeye nasıl rabıt olsun.Bence olmaz,olamaz.Zorla güzellik olmaz derler ya :DGünümüz insanında şöyle bir yaklaşım var:"(Kızım veya oğlum)Sevmiyorum sadece sempatim var"Aslında bu muhabbettir.Ve genellikle "sevmiyorum ama sempatim var" cümlesi sevmeye,bağlanmaya yönelik bir ifadedir.Kendini kandırmaca oyunundan başka birşey değildir.İnsanın sen aşıksın arkadaş diyesini getirtecek bir cüme.Aslında içten içe sevmiştir ve bağlanmıştır.Sempati dedikleri sevmeye giden yolun başıdır.Ve eğer severse rabıt olur.Sevmek niyetse rabıta fiildir diye düşünüyorum :D Gercekten önce aşk vardı ondan öncede muhabbet yani ilgi,alaka,meyil vs...Bütün bunlardan sonra aşk=rabıta=teslimiyet diyesi geliyor insanın,aslında herşeyi bırakalım sadece aşk diye bir şemsiye açalım altına rabıtayıda teslimiyetide yazalım.Aşktan önce ne vardı dersek ilk önce muhabbet vardı derim yani taleb etmek sonra talib olmak.Talib yerine ne dersin derseniz salik derim.Rabıta bir sergüzeşt ise eğer bunada seyr ü sulük derim,böyle düşündüm naçizane.
 
Katılım
24 Eyl 2007
#10
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

Ne zaman öleceğiz peki ?
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#11
Ynt: mecaz aşklardan hakiki aşklara akan duygu nehri midir..?

mehmet baki' Alıntı:
sanki alt seviyede de olsa bir muhabbet olmadan -burada geçen muhabbet kelimesini ilgi, alaka, meyl, teveccüh manalarında kabul ediyorum- rabıta kurulamaz gibi.
Muhabbet, yüksek bağlılığın ifadesidir bence. Meyl, ilgi vesaire ise muhabbeti sağlayabilecek ilk basamaklardır.
Rabıta bir vasıtadır. Meyl olmadan belki rabıta olmaz ama rabıta olmadan muhabbet mümkündür. Muhabbetin ardında da teslimiyet vardır.

mehmet baki' Alıntı:
elbette bir edeb olarak rabıta ise ayrı bir bahistir. rabıta esnasında ister gönülü bağlamak mümkün olsun isterse gönül masiva ile uğraşıp dursun rabıta kuvvetli bir usuldur. ne için kuvvetli bir usul? icabında muhabbetin hasıl olması icabında muhabbetin güzelleşmesi için... bu babta ise sadat "bir edebi yerine getirdiği için müridin istifade edeceğini" ifade buyurmuştur.
Böyleyse ne güzel. Ne mutlu müride...
Karpuz kendi olgunlaştığını bilmez, dışardan bakan da bir yeşil kabuk görür. Onun olgunlaştığını bilen ancak onu yetiştirendir.
 

Giriş yap