Medine'den Geçti Yüreklerimiz / A.Koçer

akocer

Kalem, kelimelerle dokunur yüreklere...
Katılım
15 Ocak 2012
Âh Medine !..

Hangi şehir bu kadar nehir olup akabilir yüreklere...
Güneşin ilk ışıklarıyla her gün yeniden yıkanan bir şehir... Sabahın ilk serinliğinde yürümek...
Rabbim, ne kadar bereketli bir ziyâret!.
....
Minârelerinden yankılanan ezân sesi ...
Hele Terâvih Namazı ve okunan uzunca sûrelerle imâmın yürekleri yumuşatan kırâati !..
Ve ..
Sabah namazının tatlı bir serinliği dokunur mü’minlerin yüzlerine.
Unutmak zor Medineyi!.
...
Serindir Kutlu Şehrin havası.. akşama kadar ısınır ve kemiklerinize işler.. Lakin, yüreklerimize dokunan hep bâd-ı sabâ rüzgârı!. Ve güneşinde bir serinlik iklimi..
İkindi vakti başlar Medine'de İftâr vaktinin hazırlığı.. Harem-i Şerif'e ulaşabilmek için kanatlanıp uçar gibiydik herbirimiz.
Yüreğimde şiir ateş gibi!.
Sokaklardan ne kadar da hızlı geçip giderdik.. Otelimizde özenle hazırlanmış iftar yemekleri umurumuzda bile olmazdı. Ve çekiyordu bizi.. alıp götürüyordu Mescid-i Haram’ın bahçesinde kurulu yer sofraları..
Her akşam iftâr vakti, ayrı bir heyecan içinde savruluyordu yüreklerimiz!.
Hele iftâra yakın, her sokak başında, elinde iftarlık, ikrãm için bekleyen Medinenin kutlu
sâkinleri, yarışıyordu birbirleriyle âdeta ..

Medine bizi, herbirimizi yakalamıştı yüreklerimizden. Ne kadar çok şey vardı, yüreklerimizde muştulanan ve birlikte olan.. Ve zihinlerimizde gezinen ... İfâdede yetersiz kalır kelimeler..
Sabahları rüzgâr, hafif hafif eser Medîne’de… Bir duâ gibi sarar, bir tüy kadar hafif okşar açıkta kalan tenlerimizi, ne soğuk ne sıcak; huzur verir vuslatı yudumlayan kutlu şehrin konuklarına...
Gün doğmadan Aşk kokar Ravzanın kutlu bahçesi!..
İşrak vakti buluşmak..
Yeşil Kubbe'nin etrafında, sohbet ve duâ halkalarında aramak ve aranmak.. soluklanmak ne güzeldi!.
Ve ..
Sohbetin ve duãnın ikliminde buluşmak.. Kubbe-i hadrâ’ya bakarken dalgın, yakalamak ve yakalanmak...

Ah Medine !
Bu şehir; kanayan gülün rengi gibi.. Yakan ve yakarken Ravza-ı kûyında Fuzûli'yi ve şâir Nâbîyi hatırlatan ince bir sızı!..
Unutulacak gibi değil!. Hele Onun, (...) yüreğimi sızlatan içli ağlama sesi!..
Sahi neden ağlamıştı?
Kimbilir?...
İçimizdeki Hirâ'ya çekiyordu bizi Medine... Babü'sselâm kapısından geçerken bile, tenlerin rengi ayrı, Lisanlar farklı.. her birimiz Kubbe-i hadra'nın konuklarıydık.
Şehirlerin kıymeti, sâkinleri ile bilinir, der eskiler. Bir şehir ki, bağrında; âlemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Efendimiz’i (S.A.V) taşır. O şehir, başımız gözümüz üstündedir. Ve O şehir, mübârek bir beldedir..
Ve Medine'nin taşı muhabbet..! Suyu muhabbet.. havası muhabbettir.
Hele Uhud...

Âh Uhud!..
Şahâdeti yudumlayan sahâbe kabirleri !..
Bu kabirler ki, meleklerin kanatlarında, kokusu ile baştan başa muhabbettir Uhud.
Titrek ve kısık bir sesle sordum:
- bu güzel kokuyu sen de farkettin mi?"
- Evet.
Uhud şehidlerinin kabirleri üzerinde tarifi imkansız güzel kokular hissediyorduk..
Ve..
Cennet'ül Bâki ..
Her bir kabir, Suûd eliyle isimsiz bırakılmış birer Cennet bahçesi!.
Uhud'daki şehitlerin kabirlerinde hissettiğimiz güzel koku, Cennetü'l Bâki'de de vardı..
Bu öyle bir Özlemdi ki, vuslatında Yürekler, o muhabbet hâlesi ile tarifsiz huzur buluyordu!..

Ah Medine !..
Yumuşak huylu Ensârın torunlarının Şehri..!
Medine'nin sıcağı dokunmaz, daha çok kendine çeker misafirlerini ..
Ne zaman girsek, Mescid-i Nebevî'nin avlusuna, Ravza’ya bakan kapılardan.. Ve başımızı hafif kaldırıversek; Serin serin esen klimaların gül kokan esintisi yüzümüze vurarak bizi karşılar..
Şöyle doya doya, giremedim Ravza'nın bahçesine..
Hele Efendimizin (S.A.V), Mübârek kabirleri.. Ve gül bahçesine Bâb-ı selâm kapısından girebilmek!. Anlatılmaz yüreklerde biriken duygular..
Ve hep içimde kaldı; orada da çekti, beni içine yalnızlık ..Ve Ben doğduğum günden beri araftayım. Bunu daha çok hissettim Medine' de. İçimde yanan meçhul bir ateş.. Taşınıyorum şiirlerin ülkesine!..

Efendimizi (S.A.V.) uzaktan selâmlamak ..
Özledim Yâhu!
Suûdlu görevli askerlerin:
" Yâ Hacıı!! " diye, uyarmalarını, Seslerini duymayı bile özledim!.

Ve Efendimiz’in yeşil kubbesi ve Mescid-i Nebevi'nin minâreleri, Nâbi'yi hatırlatır ünlü şiiriyle..
Fuzûli geçer, Su kasidesiyle Medine'nin sokaklarından....
Kubbe-i hadrâ'dan, samimiyetle, merhametle ve muhabbetle bakar size Nebilerin Sultanı .. Öylece bakamazsınız; mahcubiyetle hemen düşer başınız öne; boynunuz bükülür. Gönlünüzün pınarlarından gözünüze dökülür. İnce bir yaş olur, süzülür. Salavât getirirsiniz:

" Esselâtü Vesselâmü aleyke yâ Rasûlallâh! "

Ahh Medine !.
Yeşil Kubbenin altında milyonların ziyâretgâhı olan Sevgililer Sevgilisi !.

Mihrabının kûşesinde "Cennet bahçesinde" Yeşil Halıda namaz kılmak.. Ne büyük lütuf..!
Hele mütevazı iftar sofrasında Mescidi Nebevî'nin yanıbaşında dili başka, teni başka olanlarla buluşmak ..
Allah'ım! Saray sofralarından uzak, Cennet bahçesinde oruç açmak ve duã edebilmek ...

“Efendim!.."
Herkesin yüreğinde akıp giden ve duygu denizine dönüşen buluşma !."
Hele imkânı olanlar.. Uzak diyârlardan selâtı selâm getirenler.. bir bilebilseler ," geç kaldıklarını!.."
Ah keşke ! demeden..

Kubbe-i Hadrâda; beyaz tende siyâh bir yürek!.
Sevgiden, hasretten başka neyimiz kaldı ki, şu fâni dünyada? Sevmek ve ırmak olup akıp gitmekten başka.. kiminle? Nerede? ...
Ve Nasıl..?
Bâbü'sselâm kapısında hasret gidermek başkadır. Kubbe-i Hadrâ da Namaz kılmak..
Ve yüreklerimizin susuz vadisinde yankılanan O'nun sözleri:

“Kabrimi ziyarete gelen, gerçek hayatta beni görmüş gibi olur.”

Selât ve selâmın en güzeli; Efendim, Senin üzerine olsun!
(Sallallâhu aleyhi ve sellem)

Ve Mekke..
Kelimeler yetmez, anlatmakla bitmez Siyâhın Aşkını anlatmaya !..
Kim bilir belki bir gün..
Rabbim bilir!.
Ve ..


للهم صلى وسلم وبارك على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم

"Muhakkak ki Allah ve melekleri, Peygamber'e hep salât ederler. Ey iman edenler Siz de ona salât edin ve tam bir teslîmiyetle selam verin."
(Ahzab Sûresi, 56)


20.07.2014 /Medine
 
Son düzenleme:

EnesBey

NesBey
Katılım
28 Ara 2007
Dayı bi şey soracagım acaba profil resmini yúrürken yanlíşlıkla mı cektin :rolleyes::D