meyâl/hayal

Katılım
16 Eyl 2009
#1
meyâl/hayal

Yağmur geçeli sadece dakikalar olmuştu.
Çocuk, yağmurun geride bıraktığı su birikintileri üzerinde tek tek sıçrayarak ve etrafa sayısız su damlacığı sıçratarak taşlık boyunca ilerledi.
Son su birikintisine sıra geldiğinde aniden durdu.
Minik su birikintisinin bittiği yerde bir çift enteresan ayakkabı başlıyordu çünkü.
İçinde de iki ayak…
Kafasını kaldırdı çocuk…
Orada daha önce hiç görmediği bir adam vardı ve ona bakıyordu.
Boyu sanki ulu bir çınar ağacı kadar uzundu.
Uzun beyaz sakalı, o yükseklikten çocuğun göz hizasına kadar iniyordu.
Yutkundu çocuk.
Hiç korkmamıştı ama çok şaşırmıştı.
O şaşkınlıkla dilinden döküldü kelimeler:
-Sen gerçek değilsin biliyorum, dedi adama. Seni ben hayal ediyorum!
Adam bütün heybetiyle eğildi.
Eliyle çocuğun başını okşadı.
Sonra:
-Yanılıyorsun küçüğüm, dedi gülümseyerek. Gerçeğim ve ben hayal ediyorum seni.


Gökhan Özcan
 
Katılım
16 Eyl 2009
#2
Ynt: meyâl/hayal

Bir adam gördüm, bir kapının önünde oturmuş düşünüyordu.
Saçı sakalı birbirine karışmıştı.
Üstü başı perişandı.
Kafasını belli bir ritimle iki yana sallıyor, arada bir kimsenin anlamadığı bir şeyler mırıldanıyordu.
-Kim bu adam, diye sordum.
-O bir meczup, dediler ve anlattılar hikâyesini.
Şimdi önünde oturduğu o kapıyı çalmış günlerden bir gün.
İçeriden bir ses “Kim o?” diye sormuş.
Ciddiye almış soruyu.
O günden beri cevabını düşünüyormuş.


Gökhan Özcan
 
Katılım
16 Eyl 2009
#3
Ynt: meyâl/hayal

-Seni seviyorum Serap!
-Ben de seni seviyorum Vaha!
Dediler ve bir anda gözden kayboldular.
Etraf kompile çöldü.


....


Bir gün bir adam bir çölün ortasında bir vaha gördü. Önce sevindi, sonra “Bu olsa olsa bir seraptır” diye düşünerek endişelendi. Yine de o tarafa doğru koşmaktan kendini alamadı. Koştu koştu. Siz deyin kırk dakika, ben diyeyim 40 yıl boyunca… Nihayet varması gereken yere vardı. Heyhat, orada gerçekten bir vaha vardı. Serap olan adamdı.

Gökhan Özcan
 
Katılım
16 Eyl 2009
#4
Ynt: meyâl/hayal

Hiçbir yere bakmıyormuş gibi görünen bir adam vardı.

Herkes kör olduğunu düşünüyordu onun.

O ise itiraz ediyordu buna:

“Ben kör değilim, sadece karanlığı eksiksiz görmeye çalışıyorum.”
 
Katılım
16 Eyl 2009
#5
Ynt: meyâl/hayal

Bir şehir dolusu insan görebiliyordu, içlerinden sadece biri kördü.
Ya da…
Bir şehir dolusu insan kördü, içlerinden sadece biri görebiliyordu.
Doğrusu neydi?
Hiç bilemedik!
 
Katılım
30 Ocak 2010
#6
Ynt: meyâl/hayal

Bir lokmanın senin tarafından yenilmesi, lokmanın miracıdır. Yenilince, "insan katı"na çıkar ekmek, su, et, meyve vs. "İnsan katı"na çıkan lokma, seninle de "Allah katı"na çıkmalı ki miracını tamam eylesin. Secdenle "Allah katı"na çıkarmadığın her lokmaya haksızlık ediyorsun, o halde.

Senai Demirci
 

Giriş yap