monolog yahut....

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
-merhaba bakiciğim
-ooo....merhaba gözüm. nasılsın?
-çok şükür? sen nasılsın?
-iç güveysinden hallice mirim...
-hayırdır baki can. canın sıkkın gibi?
-yok bre...her zaman ki haller işte.
- üstad uzun zamandır halleşemiyoruz ki her zamanki halini bileyim..
-haklısın mirim...
-de hadi..anlat hele.
-nereden başlasam ki?
-elif'den başla ye'ye kadar yolu var..
-mirim yol pek uzun olur. yanımızda katık yok..
-kelimeleri katık ederiz! olmaz mı?
-olur elbet..
-bak mesela benim en sevdiğim kelime keyfiyet.
-bilirim
-bilirsin tabii..senden öğrendik mirim.
-estağfirullah üstad. haddimiz mi sana bir şey öğretmek. belki sen bizde birşeyler görmüşsündür o kadar!
-eyvallah! tatlı kelamını özlemişim vesselam...
-eyvallah üstad! üstad bak ne diyeceğim?
-buyur..
-estağfirullah! sence gitmek nedir?
-gitmek?
-evet gitmek. nedir gitmek?
-zor yerden sual ettin mirim
-hayırdır üstad. sebeb-i hikmeti ne ola ki?
-gitmenin ne olduğu gelmek ile anlaşılır.
-nasıl?
-siyah olmasaydı beyazı bilirmiydin yahut çirkin olmasa idi güzeli?
-hmmm
-hmmm ya....tezatlar birdir ama birleşemez mi demiş bir büyük.
-muhyiddin-i arabi idi değil mi?
-kuvvetle muhtemel.
-gelmek nedir pekiyi?
-gitmenin zıttı :)
-üstad kelimelere takla attırmakta üstüne yok..
-taklacı güvercinleri pek severim...
-bende severim ama mevzua avdet etsek
-mevzua birilerini davet etsek..
-kimi üstad?
-kim olursa...
-nasıl yani...
-gelirlerse gitmenin ne olduğunu anlatacak birileri.
-halen anlamadım..
-tezat işte...anlamaya çalışmak belki de boşuna..hele bir gelsinler.
-kim gelecek üstad...
-gidenler...
-onlar kim...
-biz olmayanlar...
-üstad müphem kelamlar etmektesin..
-şüphem yok mirim...
-neyden ?
-gidip gelmelerden...
-nasıl yani?
-her insan bir kez gelir bir kez gider...hayatında en az bir kez bu iki fiilin faili olur
-doğmak ve ölmek...
-evet mirim...
-ya diğer gidiş gelişler?
-hepsinin gidişi ve gelişi helezoniktir.
-ne zonik...
-helezonik
-üstad böyle kelimeler senin lügatinde yer bulabiliyor mu artık?
-lügati dar tutmamak lazım..
-pekiyi senin lügatinde ne yok?
-yok yok...
-iddialı olmadı mı?
-iddia iyidir mirim. yeter ki isbat edebilesin..
-gitmenin isbatı nedir?
-gelmektir.
-nasıl?
-giden gelir gelen gider...gelişsiz gidiş olmaz?
-iyi de üstad şimdi de sende tezat oldu..
-olsun hatta olması da lazım. ama merak ettim nasıl bir tezatmış olan?
-giden ya gittiği yere gelmezse yani başka bir yere vasıl olmuşşsa?
-tezat değil ki bu?
-üstad basbayağı tezat
-mirim ben dedimmi ki giden terk ettiği yere gelir?
-demedin...
-o halde...
-yani giden gider diyorsun..
-onu da demiyorum...
-ya ne diyorsun üstad?
-bende bilmiyorum...

...
"Gitmenin ne olduğu gelmek ile anlaşılır"
"Siyah olmasaydı beyazı bilir miydin"

Bana çagristirilan...

Var ,yok ile anlaşılır.
Hani bir şeyin kıymetini kaybedince anlarız meselî.Men lem yezuk lem ya'rif (tatmayan bilmez )deniyor .Bir şeyi bilmek için o şeyin var olmasi mi gerek.Var olmadan bilinmez mi?Yokluk varlıktan daha görkemlidir zannımca.Zarif şâir demiyor mu hem var'ı anlarsın yok ile.Yokluk acıtır ,yokluk aratır.

Edebi edepsizlerden öğrendim diyor kim diyor bilmiyorum.Yürege batan edebin yokluğudur ona edebi bildiren,öğreten.Bu arada bildiğimiz,öğrendiğimiz midir?Ya da her ögrendigimizi biliyor muyuz?

Hürmetle..