muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Katılım
3 Ağu 2008
#1
efendim hayırlı sabahlar ve dahi hayırlı cumalar...

bendeniz bu saatten sonra memleketin ve dahi dünyanın mühim mevzularına ve meselelerine "alakaya çam demlemek" kabilinden bu sahifelerde kendimce teviller getireceğim...bütün birinci ikinci üçüncü hatta dördüncü şahıslara, marsda yuvalanan elyinlara, müstefi başkan "potine", potinini çıkaranda çorabının deliği faş olan "volfıvize" ve bilumum dünya sakinlerine ve sakin olmayanlarına ilan ve beyan edilir...

baki muhabbetler...

hamiş:Aklınıza takılan her suale cevab verilir...sormaktan çekinmeyesuz zira ilim istimal edilmedikçe körelir ve dahi merkebin sırtındaki semer gibi insan ezer..... :)

hamişin kardeşi haşiye: tabii celalli ve gözüpek generalimiz uluğbey kumandanımız müsaade ederse.. :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#2
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...


mehmet baki' Alıntı:
hamiş:Aklınıza takılan her suale cevab verilir...sormaktan çekinmeyesuz zira ilim istimal edilmedikçe körelir ve dahi merkebin sırtındaki semer gibi insan ezer..... :)
Hayırlı cumalar hocam ...
şahsi fikrimdir büyük ihtimalle çay demlenir ...hocam paşa çayınız kaç şeker:):):)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

hımm bu başlığa abone olmak istiyorum, evvela bu başlığa abonelik içün ne gibi aşamalardan geçmek gerekir, her isteyen abone olabilir mi ve dahi bedeli nedir ?

bir de soru sormanın adabı olur mu, soru sormak içün nasıl bir yol izlenmelidir ?
 
Katılım
3 Ağu 2008
#4
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

evla' Alıntı:
Hayırlı cumalar hocam ...
şahsi fikrimdir büyük ihtimalle çay demlenir ...hocam paşa çayınız kaç şeker:):):)
muhterem evla;
çay demleneceğini ve de çayımızın paşa çayı olduğunu bildiniz ve fakat bendeniz kıtlama içerim...huyum kurusun..

UluğBey' Alıntı:
hımm bu başlığa abone olmak istiyorum, evvela bu başlığa abonelik içün ne gibi aşamalardan geçmek gerekir, her isteyen abone olabilir mi ve dahi bedeli nedir ?
muhterem uyanıksiporun fırsatçı golcüsü uluğbey kumandanım;
her suale cevab vereceğiz dediysek tek cümlede üç sual mi tevcih edin dedik yahu? ama bu seferliğe mahsus ve dahi azalığımın selameti çün cevab vereyim:
abonelik için bir parça akıldan geçmek kafi...başka bir şeye lüzum yok..
abandone olmayan herkes abone olabilir...
abonelik bedava! yapmanız gereken hayata biraz farklı bakmak.. o kadder.

ayriyyeten soru sormanın adabı yoktur hele bu sahifede hiç yoktur...manasız sualin luzumsuz cevabı verilir hem de büyük bir keyifle..

hürmetler efendim...
 
Katılım
13 Mar 2008
#5
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

zulfikar omurgali demektir... peki hz. ali gibi bir fetanin o harika seyfinin ismi nerden geliyor biliyor musunuz agabey?
 
Katılım
20 Nis 2008
#6
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Baki bir başlıkta öncülük ederse ben bunun altında bişiy ararım.
öyle ararımki bulduğumda bana birşey eklenmiş olur.
sabırla izliyorum nereye varacak?
 
Katılım
13 Mar 2008
#7
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Mahşer' Alıntı:
Baki bir başlıkta öncülük ederse ben bunun altında bişiy ararım.
öyle ararımki bulduğumda bana birşey eklenmiş olur.
sabırla izliyorum nereye varacak?
belkide sadece sinerjik bir harekettir..?!
 
Katılım
20 Nis 2008
#8
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Yahu bırakta nereye "sin" e ceğimi kestireyim beni çekme koltuktan :)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#9
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Mahşer' Alıntı:
Yahu bırakta nereye "sin" e ceğimi kestireyim beni çekme koltuktan :)
hım bakinin kapsama alanına girdin, artık bir yere "sin"sende fark etmez, baki seni "sin"direcektir, koltuk hakkı bakinindir burada, bir de levha ayarlayacağım buraya, "her derde deva olunur ve her soruya cevap bulunur " yalnız ağabeyim baki bilet gişesinde ben oturacağım, sen bedavaya çalışıyormuşsun zaten, iyi maliyetten düşüş demek bu, ben keserim biletleri :)

yaşasın kötülük, pardon iyilik ;)
 
Katılım
20 Nis 2008
#10
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Hiçbir sorunum yok benim tamammı :D gayet iyiym hayata barışığım. sadece merak ediyorum ne olacak ? şey tabi bunu soru olarak algılamayın tabi.:)
eyvaahhhh naptım yaaa :(
 
Katılım
3 Ağu 2008
#11
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

malum asrımızın en büyük meselelerinden biri de çevre kirliliği! beşerden başka hiç bir mahlukun artığı zayi olmuyor.işbu sebebten lugatinde hz. insan tabiri olan bizlerin sair mahlukattan sayılmamamız ve dahi bir tutulmamamız için çevre kirliliğine sebebiyet vermememiz elzemdir! bu nükte ne içindi? el cevab:baktık ki sualler epey birikmiş her suale ayrı bir ileti yolu ile cevab verip meşveret divanını kirletmeyeceğimizi ifade etmek içindi.

Yunus U. Eser' Alıntı:
zulfikar omurgali demektir... peki hz. ali gibi bir fetanin o harika seyfinin ismi nerden geliyor biliyor musunuz agabey?
ismini bilemem ama manası "işte ocak şimdi kızıştı!" dan geliyor zahir!

Mahşer' Alıntı:
sabırla izliyorum nereye varacak?
muhterem sabırlı halin aklıma bir şarkıyı getirdi..
modern zamanlarda aşk..dıpdıdıpdıdıpdıdıp...bu mudur?(makamı ile kıraat eyleyiniz) bu şarkıyı icra eden hanımefendi vakti zamanında ciesem reklamında ben özgürüm diyordu ve ne hikmetse özgürlük için canım memleketimin doğu vilayetlerine sefer halinde idi...özünü mi bulmuştu bilemiyorum ama bir şeyler aradığı muhakkaktı.millet olarak aranıyoruz. hadi hayırlısı...

Yunus U. Eser' Alıntı:
belkide sadece sinerjik bir harekettir..?!
yunus bey kardeşim sinerji nedir bilmediğim için sinerjik nedir hiç bilmem..affediniz...sinerji ile alakalı olarak tek bildiğim (aslında duyduğum) "şey" 2x2=5 kaidesi. hatta mekteb yıllarımda muhterem bir hocam bu mefhumla alakalı bir sual sormuştu da -ki imtihanda zaten iki tanecik sual vardı ve birine cevab verecektik ve ben tahmin ettiğiniz üzere her iki suale de epey yabancı idim- sınavın ilk yarım saati kağıda boş boş bakıp ne yazacağımı bilememiştim sonra ne olduysa oldu talebe arkadaşların gayretkar tavırlarını görende bendeniz de gayrete gelip epey bir şeyler döktürmüştüm. hiç bir fikrim olmayan bir mevzua verdiğim 2 koca yaprak dolusu cevabdan ayıptır söylemesi 70 yahut 80 almıştım. işte o gün bugündür en güzel yolun kombinasyon ve binom ile münasebet kurmaksızın sallamasyon olduğunu keşfettim...
bir sallamasyon çabası daha:2x2=5 eder de ne için 6 etmez? yahut 5 yerine ne için 6 koymuyoruz?
bu sallamasyona bir izolasyon cevab:zira beşerin ufku dardır! bu münasebetle ifade edelim ki sinerji yolu ile hayatı daha yaşanılır kılmak çabası yerine; beşer ve hayat nedir? sualine cevab bulmak lazımdır...

muhterem ihvanlar gördüğünüz gibi suale cevab vermek demek sualin doğru cevabını bilmek demek değildir...

hepinize kucak dolusu sevgiler... :)
 
Katılım
20 Nis 2008
#12
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

İzninle cüppe giyip mimbere çıkayım, keza içleştirmek ve dışlaştırmak kaygısından muhafım.

Meğer Baki elinde süpürge, Divanın "ilmi kırıntılar ansiklopedisine" dönmemesi için seferber olmuş. Yada "meşhur Edvard Munch'un "scream" tablosu imgesi gibi, ilmi çığılıklar çıkaran ağızları kalıplara sokma çabasındaymış. Fakat bu başlık ses yalıtımı noktasında akustik ilminide çöpe çevirecek ve kulaklardan, beyne,ordan kalbe inmek suretiyle bilgi edinme ve öğrenme terkibinin gişelerini zormayacaksa iki elim yakandadır.

Benim tevekkülle seni seyir halimi o kızcağıza benzetmen aklıma şunu getirdi.

“Hiçbir şey bilmeyen hiçbir şeyi sevemez.

Hiçbir şey yapamayan hiçbir şeyden anlayamaz.

Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.

Oysa anlayan hem sever hem her şeye duyarlı olur, hem de görür.

Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa, o kadar büyük, sevgi vardır.

Bütün meyvelerin çileklerle aynı anda olgunlaştığını sananlar, üzümleri hiç tanımıyor demektir.”

bir Maturidi sözü daha "Hakikatin hoş görüsü olmaz"

neyse "teferruat fitnedir" görelim Bakii ne eyler.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#13
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Mahşer' Alıntı:
İzninle cüppe giyip mimbere çıkayım, keza içleştirmek ve dışlaştırmak kaygısından muhafım.
cübbeyi giydikten sonra izin almakta ne olaki? :)
latife yapıyorum elbet muhterem. müsaade ne demek paşa gönlün ne zaman dilerse buyur giy zira devir kürk devri yani devran yine aynı devran tek fark seyelanın ciheti o kadar!

"taklid dahi tahkike vesiledir"...

bukalemunları pek severim.samimidir kendileri. hoş hayvanad cemad ve nebad her unsuru ile samimi iken bu ahenki bozan tek "şey" insanmış gibi gelmekte acize.
asrımızın en möhüm meselesi kanaatimce samimi olamamaktır yahut olmamaktır.düşünüyorumda samimiyetimiz olsa idi pirinç fiyatları tavan yapmaz hatta para dediğimiz mübadele unsuruna dahi hacet kalmazdı.
mesela arz cazibesi kanunu yani yer çekimi :) epey samimidir. yalan dolan riya nedir bilmez.fıtratının tabii neticesini ifa eder. 10 kulaç mesafeden atlanırsa ya kol ya bacak yahut bel tarafından incinmek gayet tabiidir.demek ki neymiş kanunlara uyacakmışız yoksa olan yine bize olur.
insan aleme ibret nazarı ile nazar etmeli ki aleme ibret olmasın...

samimiyet..her şeyden evvel samimiyet...her şeyin samimisi makbuldur..samimi tevbe, samimi sevgi,samimi aşk, samimi heves, samimi fikir..samimi vs...
tabii bir de samime sanay vardır. bendeniz "unutamam seni"yi samime ablamızın ağzından dinlemeyi pek severim.eğer samime ablam yoksa safiye ablam da makbule geçer tabii. samimiye yakın olsun da ne olursa olsun işte...dedik ya (belki de demedik) insan samimi yahut samiminin türevi olsunda ne olursa olsun..

"kalb ile tasdik, dil ile ikrar"

neyse efendim hepinize hayırlı sabahlar...bütün samimiyetimle siz samim dostlarıma hayırlı günler dilerim...

baki selamlar...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#14
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Hocam Sabahın bereketi üstünüzde olsun...

Sabahın samimiyeti olsa gerek uzun zamandır site de gördüğüm en çok samimi geçen sözlerdi ki- samimiydi-
Benim Merak ettiğim egonun samimiyete verdiği eza nedir ki...
Kalb tasdik ederken ikrar ve inkarın aynı kökte olması ve kimsenin yapamayacağına yakın zaman da kanaat getireceğim bu zaman da ilmin hepsinden almak ve zararlı olanları kenera atmak...Kimi neden yapamaz ya da bu samimiyetin yukarda belirttiğiniz gibi ....
ve dikkat edilmesi gereken yer çekimi kanunu ...
Mutlak ve mutlak yukardaki armutun bir gün yere düşeceği:):)
yani bu aklıma gelmişken hani Armut ağaçın en tepesinde dir hani illa da yenmek istemektedir onu yemek için kırk laf eder onu almak için ağaçlar da ordan oraya atlar da hani armut gene de onun olmaz yere düşer o yüzden demiştim
Armut piş ağzıma düş tabiri de her halde ağaçın altına bekleyenler için denmiştir:):)
Egonun içinde hapsedilenler kendine mi zarar verir yoksa zarar verdiklerini mi düşünür:):):)
anladığım kadarı ile birinde eylem diğerinde zahir vardır:):):)

hocam iyice kalabodur döşemişsiniz zemine dikkat etmek lazım:)
 
Katılım
3 Ağu 2008
#16
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

"muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur..."

evet budur!

yukarıda yazdığım ve mahşerden alıntılayarak başladığım karalamaları tekrar okuyunca sanki mahşeri samimiyetsizlikle itham etmiş gibi bir mana aksettiğini fark ettim.
evlad-ı beşerin niyeti halis dahi olsa fiileri her zaman için doğru olmayabilir.bu tıpkı bir veledin sobaya yaklaşması gibi bir haldir.veled kendince halis bir niyet ile hareket eder amma neticesini kestiremez. denilebilir ki "yahu sen veled misin?" el cevab:"hayır". "pekiyi o halde nasıl olur?" denilebilir elbette..işte zurnanın zırt dediği yer: "aklın payına yanılmakta düşer"..karalamalarımda yanıldığımı düşünmüyorum ama uslubda hata ettiğimi farkettim...
mahşeri samimiyetsizlikle itham etme gibi bir hakkım yok ve açıkcası kimsenin yok..bu mahşere has değil herkese şamil bir kaidedir.
bu kaideyi bilen ben, nasıl olurda samimiyetsizlikten dem vururum o halde?
işte bu sualin cevabı başka bir karalamadır...

her ne olursa olsun yanlışda ısrar şeytan mesleğidir. şeytanla meslekdaş olmak istemem...
 
Katılım
20 Nis 2008
#17
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

"ilim İlim dedikleri ancak bir dedikodu imiş" ne demektir acep ?
 

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#18
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

“İlm kesbiyle paye-i rıf’at arzû-yı muhalmiş ancak
Aşk imiş her ne var alemde ilm bir kıyl u kal imiş ancak” (Fuzuli)

Mahşer' Alıntı:
"ilim İlim dedikleri ancak bir dedikodu imiş" ne demektir acep ?
 
Katılım
3 Ağu 2008
#19
bir mısraın düşündürdükleri...

esselam;

insan!

iki hecelik tek kelime! mana itibari ile büyük cüsse itibari ile küçük mahluk!
sevk-i ilahi icabı belli cihazlar ile mücehhez kılınmış olması insanı sair mahlukattan ayırmakta. en büyük ve ayırıcı vasfı irade. sair mahlukatta irade hep aynı yöne müteveccih iken insan, iradesi ile yer ve yön tayini ve tesbiti yapabilmekte. irade, insanın "ne" tarafına dairken; irade beyanı işin "kim" tarafına bakmakta.

ne ve kim suali mühim iki sualdir.
ne suali tarif gayesi; kim suali ise tasnif çabası ile münasebetlidir.
mehmed baki kimdir diye sorulursa verilecek cevab onun mümeyyiz vasfına dair olur; mehmed baki nedir diye sorulursa verilecek cevab daha derin bir manayı ihata eder. nedir o mana? şudur: insaniyet!
evet; kimdir sualine envai cevablar verilebilir. mehmed baki şu uzun boylu olan; mehmed baki şu şaşı olan; mehmed baki şu yerde oturan; şu.... vs; ne sualine ise bu çapta kolay cevab verilemez.
zira "ne" suali mehmed bakinin mümeyyiz evsafı ile değil künhü ile münasebetlidir.künh yani öz, yani cevher... insanı insan yapan hassa! "ne" suali işte bu künhü arama ve anlama cehdine mütealliktir.
beşerin irade beyanı işte bu arama ve anlama cehdine "kim" sualini de alarak bir şekil verir. ya odun gibi yontulunur ve yahut su gibi kabın şekli alınır.

"kim" ve "ne" sualine bağlı irade beyanının has ismi şahsiyettir. dikkat buyurun karakter değil şahsiyet. şimdilerde karaktersiz demek şahsiyetsiz demek olarak anlaşılmakta. halbuki şahsiyet farklı bir davadır. şahsiyet, beşerin kendine mahsus ahvalidir.
işte; insanı insan yapan melekelerin başında şahsiyet gelir. (nev-i şahsına münhasır olmak sözünü burada zikredip manasını kamuslara havale edelim.)
her insan bir diğerinden farklıdır. 10 tavuğu alıp tüylerinin rengine göre tasnif edebilirsiniz ama insanı rengine göre tasnif edemezsiniz; insanı ne şekilde tasnif etmeye kalkarsanız kalkın neticesi müflisdir zira herkesin bir şahsiyeti vardır ve bu şahsiyet insanı sair insanlardan ayıran biricik unsurdur.
körleri biribirinin aynı olarak görmek ne kadar doğru olur? eşyaya vukufiyetleri farklı iken aynilikten bahsedilebilir mi?

asrımızın en büyük belalarından birisi "kim" sualini haddinden fazla istimal etmektir. "ne" suali lugatlerimizde kullanılacağı günü hüzünle beklemekte. hangi dem "ne" sualine iltica ederiz bilemiyorum ama "ne" sualini ilkin kendi merkezimize daha sonra muhitimize tevcih ettiğimiz an şahsiyet sahibi olduğumuz andır.

şairin dediği gibi:

"soruverse; ben neyim ve bu hal neyin nesi
yetiş ey ulvi sonsuz varlık muhasebesi"
necib fazıl....

baki selamlar....
 
Katılım
20 Nis 2008
#20
Ynt: muhabbete turp sıkmak; her şeye maydanoz olmak aceb bu mudur...

Determinizmin mutlak kaidesi neden-sonuç ilişkisinin değişmezliğidir, aynı neden aynı sonucu verir.
Bu değişmez bir kuraldır. Bizdeki "günah" ile müeyyidesi olan şer i hükümler bu bağlamda öngörü içindedir. Günahın sonunda ne olacağı herkesce bilinir çünkü bildirilmiştir.Tersi durum sevap lar içinde geçerlidir.

demekki determinizmde bir öngörü vardır " nedenleri ver sonra neolcak sana gösteriyim"

Bir diğer başlıkta (İhvan)lardan biri şu cümleyi ısrarla söylemiş.
farklılık yarattığını zannettiği cümle şöyle; "Modern Fizik kurallarına göre ve bütün felsefi kuramcıların iddasına göre kainatın bir sonraki hamlesi hesaplana bile ceği gibi, yıllar sonraki hadiselerin vukuu şeklide bilinebilir ,fakat ben bu görüşe katılmıyorum" demiş.

Ciddi rahatsızlık duyduğum görüş "felsefe ve pozitif bilimlerin illaki -Hakkı-yalanmak ve O'na hep anti tez olarak kurulmuş olması zannıdir."

Rabbül Alemin alemleri "ol"dururken tam tekamüliyet , noksansızlık ve (bilinebilir)bir denge üzerine kurduğu şüphesizliği ,kayıtsız şartsız imanımızın bir parçası iken, nasıl oluyorda bu düzenin kendi iradesinde hareket edebileceği Yadda Rabbül Alemin "ol" dedikten sonra başka bir oluşa gerek duyacağı fikri ortaya atılarak ,alemin dengesinde yapacağı değişiklikler zannı hasıl olur?
Nasıl olur bu? İmkan varmıdır?

Tekamül Alemin yaratılışın kemal noktasıdır süreç değil sonuçtur.
Çünkü RabbülAleminin "Kün" deyiş mecazı Noksansızlık ve Tam tekamüliyet içerir.
Onun "Ol" demesi ile meydana gelecek (oluşum) noksansız ve bir düzen içindedir.


Foto sentez ve iklimi ayarlamış bir bitkinin, mevcut yeşerme imkanları sağlanmışsa neden yeşermesin? Ve bir Tohumun Kırk yılda çınar ağacına dönüşmesi 400 toğumun 40 yıl sonra orman olma sonucuna varacağını göstermezmi? keza "siz tohumu gördünüz ben ormanı".

Ve Müsbet ilimlerde henüz tez aşamasında olan bir deneyin, sonuçları beklenen gibi olmuyorsa gerekli nedenlere ulaşılmadığını göstermezmi?

Deney soçları değil nedenleri keşf etmek için yapılır.
Fakat karıştırılan husu şudur.
Dünyevi iradesi olan bir başka varlık ; hırsları ,zaafları ve sınırsız ihtiyaçları nedeni ile elbetteki mutlak sonucun gerçekleşmesini engellemeye yada değiştirmeye bilinçli yada bilinçsizce sebep olabilir. mesela ormana dönmesini düşündüğünüz tohumların başına diktiğiniz adam tohumları sulamayı verir ve hayyaller suya düşer,ama bu durm başka bir neden sonuç ilişkisi doğurur "sulamazsan yeşermez".

*(Mucizeleri muhatapları çerçevesine sokun lütfen, İslam kerameti değil istikameti işaret eder.)

Nedenleri bir araya getirip sonucun farklı olacağını düşünmek iman eksikliğine işaret değilmidir?.

Bu bağlamda felsefeyi ve pozitif diğer ilimleri -dışlamadan iyi tetkik etmek gerekirliliği bir nedeni , aksi durumda ise ortaya çıkacak Bilim ve din çıkmazı da sonucu teşkil eder.

Dedikodu bahsine gelince;
Fuzuli doğru demiş "kendi ilmi içerisinde" kimse ortadaki aşkı edinmeye kalkmadı da,boş boş konuştu :)
mecnun Allahı bulmuş peki leylaya ne olduğunu bilen varmı?
Neden sonuç ilişkisi olarak irdelenmişmi? Allaha yönelişin nedenleri neler imiş tespit edilmişmi?

çağlar boyu şunlar söylendi "Mecnun aslında güdük boyluymuş,leylada şaşıymış sonra çeşmede karşılaşmışlar mecnun leylayı tanımaış" Bakii'nin işaretini buraya yöneltsem desemki mecnun'un "ne" olduğu değilde "kim" olduğuyla ilgilenilmiş.
edebiyatın (avukatlarınca) yıllardır ortaya serpiştirilmiş ilmi dedikoduya çeviren, o bunu dedi , bu bunu dedi ,aslında bu beyitte bu denmek istenmiş şu denmemeiş vs... elbette dedikodu dur.

(Bakii kızacak ama accıkta muziplik olsun :)

Cüüüzz canlarım :D
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap