Narkoz Edebiyatı / Emrah Serbes

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#1
İki türlü edebiyat var, bir narkoz edebiyatı bir de adamı yakadan tutup silkeleyen edebiyat. İkincisinin tanımı yok, kanıtları var. Narkoz edebiyatınınsa belli başlı temaları var, misal, mühim olan insanın içine yaptığı yolculuktur, herkes kendi yolunu kendi bulur. 500 lira asgari ücretle çalışıyorsan kendi yolunu bekle,bulursun! Güzel bir aşk yaşayın, aşk sizi kurtarır. Bu düsturla yola çıkıp dayak yemiş çok adam tanıyorum.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#2
Manevi Yükseliş


Maddi bir kayıp olmadan manevi bir yükselişin imkânı yok. Yoga kurslarının aylık ücretlerine bakın en basitinden.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#3
Ynt: Narkoz Edebiyatı / Emrah Serbes

inci' Alıntı:
Maddi bir kayıp olmadan manevi bir yükselişin imkânı yok. Yoga kurslarının aylık ücretlerine bakın en basitinden.
kadim tasavvuf irfanında manevi terakki için madde ile sıkı sıkıya irtibat kurmak yok muydu? hem madde de bir şeylerden feragat etmenin "kayıb" olarak tesmiye edilmesi ne çapta doğru?
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#4
Ynt: Narkoz Edebiyatı / Emrah Serbes

Ah Baki hocam, ne iyi ki yorum yapmışsınız. Bana neler kazandırır bilemezsiniz... Soruya çevrilmiş doğrular mı diyeyim sizinkilere.
Tasavvufu bilmem amma ilk cümleyi okuyunca namaz geldi aklıma. Namazda tadil-i erkana uymadan manevi havayı yakalamamız da güçleşir değil mi? Ona benzer bir şey mi?
İkinci cümle ise gerçekten çok hoşuma gitti ama hiç o açıdan bakmamıştım. Düşüneyim...
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#5
İyi yazar veli yarısıdır.

Bir öğretmen arkadaşım var, okullarını depreme dayanıklı hale getirmek için yıkıp yeniden yapacaklarmış. Öğrenciler müdürün kapısına dayanmış, “Biz yıkalım hocam!” diye. İşte okul sevgisi. Okul böyle bir yer, orada öğrenilen her şeyi nefret ederek öğrendik. Milli eğitim bakanı olsam, bütün iyi yazarları müfredattan çıkarırdım. Edebiyat hocası kazma olduktan sonra ders kitabına Sait Faik koymanın anlamı yok. İyi yazar veli yarısıdır zaten. Bir hadise olmadıktan sonra okula gelmesine gerek yoktur.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#6
Yazarları ciddiye almayın!


Şunu çok sık duydum. Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum. Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#7
Kâbus


Herkes kendi kâbusunu görür. Bir kâbusu kâbus yapan ondaki aktarılamayan noktalardır. Başkasına anlattığın şey kâbus değildir artık.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#8
Karambolun Adaleti


Karambol adildir çünkü top herkesin önüne düşebilir.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#9
Bir körü yumruklamak


Gören bir adamı herkes yumruklayabilir. Esas cesaret bir körü yumruklayabilmekte. Bir kör yumruk yediğinde bunu karanlığın içinden gelen bir mesaj olarak algılar çünkü, kader gibi, gerçek hayatın gerçek sillesi gibi. Kimin için yazıyoruz? Şuuru körleşmişler için. Şuurlardaki kör bölgeler için.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#10
Jargonmonoksit


Bazen kiminle konuşsam bilmediğim bir konunun uzmanıyla konuşuyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Fıkrayı anlamadığı halde gülmeye çalışan biri gibi, otuz yıldır yaşadığı dünyaya sanki dün gelmiş gibi. Böyle anlarda nefes almakta güçlük çekiyorum.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#11
spartakist yaklaşım


BBC belgeselinde seyretmiştim. Spartaküs son savaştan önce ordusunu topluyor, “Bugüne kadar sahiplerimiz için yaşadık, yarın kendimiz için öleceğiz,” diyor. Bugün yaşasaydı şöyle derdi sanırım, “Bugüne kadar hep başkalarının yaptığı yanlışları yaptık, şimdi biraz da başkalarının yaptığı doğruları yapalım.”
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#12
Ühü ühü ühü


Fiziksel acıları (sobayı elleme merakı gibi) bir yana bırakırsak çocuklukta çektiğimiz acıların iki kaynağı var. İlki, başkası olma isteği. İkincisi, gerçekten başka biri olduğunu hissetmeye başladığın anlar. Önce bu kırılma eşiğini geçiyorsun. Sonra birkaç level daha atlıyorsun sanırım. Artık acıları maddi ve manevi olarak ikiye ayırmak yerine şiddet derecesine göre tasnif etmeye başlıyorsun. Örneğin ben bu son cümleyi omzum çıktıktan sonra tek elle yazdım.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#13
Ynt: Narkoz Edebiyatı / Emrah Serbes

geçmiş olsun ablacım ...sol omzun bile neler döktürüyor :) ama bana kalırsa (tamamen izafidir).ömrümüz boyunca sadece çocukluğumuzu yaşıyoruz.Aslında tüm ömür 0/7 yaş arası yaş büyüdükçe mesela 2.level 1.kısım gibi :p
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#14
Ynt: Narkoz Edebiyatı / Emrah Serbes

Mustafa'nın* o saçma sapan oyunu ısrarla neden oynadığını şimdi anlıyorum. Level atlamak için... :)

*Kardeşim
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#15
Karanlıkta nüfus sayımı


Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır. Yaşayanlar bir sigara yakar.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#16
İnsanız affet!


Kazancakis’in Zorba’sının en sevdiğim cümlesi, ''İnsanız affet'' Madam Ortans ölüm döşeğindeyken Girit’in ileri gelenlerinden biri geliyor, ''Bugüne kadar senin hakkında ileri geri konuştuysam kusura bakma, insanız affet,'' diyor. Onun affetmesi mühim çünkü. Tanrı zaten affeder, konsepti bu, bağışlayıcı olmak. Ama en güçsüz olanın konsepti bu değil, onun elinde tek silah var, affetmemek.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#17
Özgürlük


Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#18
Toza Dumana


Toza dumana gidelim yine, şenliğin kalbine. Çünkü ölüm döşeğinde bir ihtiyar tanımıştım. İnsanlara gerçekten bakmak istiyorsan oğlum, onların sana bakamayacağı bir yere git demişti. Kıyametin ortasına git. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil toplu mezar. On bir yıldır sabah yatıp öğlen kalkıyorum. Hava kararana kadar geçmiyor dalgınlığım. Belki de uykuda kaybettiğim bir şeyleri arıyorum. Kimi görsem rüyalardan bahsediyorum. Oysaki hatıralardan konuşmak lazım. Rüyalardan daha karanlık hatıralar var. Daha çok fikir verir biri hakkında. Şekeri bitmiş sakızı, toz şekere batırıp çiğnemeye devam etmen gibi senin. Ben de tüpte satılan çokokremi diş macunu tüpüyle değiştirmiştim bir sabah. Gülmüşlerdi sadece. Oysa bir çocuk numara çekiyorsa gerçekten yemek lazım, yemiş gibi yapmak değil. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine, olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#19
Trajik hatamız


Bir sıkıntıyı anlatmak istedim. Ama bir şeyi başka bir şeye benzetmekten başka bir şey gelmedi elimden. Kaybettiği savaştan sonra yakıp yıkarak geri çekilen ordular gibi. Mağlup olduğu oranda zalim. Trajik hatamız: Kendimizle ilgilenmeye alıştık, başka bir şeyle ilgilenemiyoruz artık.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#20
trajik hata

ikinici trajik hata ise had bilmez oluşumuz.Hakikaten kendime de bakıyorum haddimizi bilmiyoruz.Aşıyoruz ama sınırları,bilinç altımızın bilinç üstümüzün nasıl da ırzına geçmişler.Rabbim merhamet etsin bize.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap